10. Hukuk Dairesi 2015/14294 E. , 2015/19490 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı Kurum, 04.02.1994 tarihli trafik kazası sonucu vefat eden Bağ-Kur sigortalısının hak sahibine davacı Kurumca bağlanan aylığın, ilk peşin değerinin; 1479 sayılı Kanunun 63. maddesi uyarınca davalıdan rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davalının kazaya karışan araç işleteni olmadığı, alınan raporlarda da kusurunun bulunmadığının tespit edildiğinden bahisle açılan davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
1-1479 sayılı Kanunun 63. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “... araç sahiplerine...” ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 27.03.2002 tarih 2001/343 Esas, 2002/41 sayılı Kararı ile Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermesi karşısında, kanunun 63. maddesindeki şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması gerekir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı karşısında; araç malikinin işleten sıfatı yoksa sorumlu tutulamayacak, araç maliki aynı zamanda işleten ise, sorumlu tutulacaktır. Burada değerlendirilmesi gereken husus davalının işleten sıfatı ile sorumlu olup olamayacağına ilişkindir. Trafik sicilinde adı kayıtlı bulunan kişi aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere kullanıyor ve araçtan çıkar sağlıyor ise, karşılığında hem şekli, hem de maddi anlamda işletenlik sıfatı birleşmiş olur. 2918 sayılı Yasanın 3. maddesinde; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatı ile sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişinin işleten olduğu, ancak ilgilisi tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikenin kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu olduğu ispat edilirse, bu kişinin, işleten sayılabileceği hükme bağlanmıştır.
Somut olayda, vefat eden sigortalının kullandığı aracın trafik kaydında malik görünen davalının, 1479 sayılı Kanunun 63. ve 2918 sayılı Kanunun 3. maddesi kapsamında işleten sıfatının varlığı taşıyıp taşımadığı yöntemince araştırılmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz bulunmuştur.
2-Davalının kaza tarihi itibariyle işleten sıfatının varlığının belirlenmesi halinde;
1479 sayılı Kanunun 63. maddesine dayanılarak açılan davada, kusur oranlarının saptanmasından öncelikle, maddi olayın ne şekilde oluştuğunun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmiş olması gerekir. İhlal edilen mevzuat hükümleri belirlenirken, zararlı sonuçların önlenmesi için durum ve koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkatinde neler olduğunun eksiksiz bilinmesinde, kusur raporuna ve dava dosyasına yansıtılmasında yasal zorunluluk vardır.
Bununla birlikte, 2918 sayılı Kanunun 36. maddesinde “Motorlu araçların, sürücü belgesi sahibi olmayan kişiler tarafından karayollarında sürülmesi ve sürülmesine izin verilmesi yasaktır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda, öncelikle vefat eden sigoratlının kaza tarihi itibariyle geçerli sürücü belgesi bulunup bulunmadığı araştırılmalı, bulunmaması halinde, davalının tazminle sorumlu tutulup tutulmayacağı yönünün, sürücü belgesi bulunmayan sigortalı tarafından aracının sürülmesine izin vermek biçimindeki eylemin kazanın oluşumu üzerindeki etki oranı üzerinde durulmalı, ayrıca, aracın şanzımanın patladıktan sonra fren tertibatının çalışmaması nedeniyle hızlanan aracı durdurmak isterken sürüklenip devrilmesi suretiyle kazanın meydana geldiği gözetilerek, aracın trafiğe elverişli olup olmadığının saptanması bakımından aracın fenni muayenesine ilişkin istasyon kayıtları, bakımının düzenli olarak yapılıp yapılmadığına ilişkin kayıtlar, kaza anında taşıma kapasitesinden fazla yük yüklenip yüklenmediği araştırılmak suretiyle, trafik kazasının meydana gelmesinde araçta teknik arıza olup olmadığı, bakım noksanlığı bulunup bulunmadığı yöntemince incelenip, araştırılarak, belirlenmeli; anılan hususları irdeleyen uzman bilirkişi kurulundan ayrıntılı değerlendirme içerir çelişkiyi giderir kusur raporu alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir
O halde, davacı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.