10. Hukuk Dairesi 2015/19089 E. , 2015/19504 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ve davalılar ... ile ... avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı Kurum, 02.04.2006 tarihli iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahibine bağlanan gelir ve sosyal yardım zammı tutarından oluşan Kurum zararının teselsüle dayalı olarak rücuan tahsilini talep etmiş olup; Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, muris ...’ın mirasını reddeden davalı mirasçılar aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, verilen karar yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.
1- Birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen BK. nun 50. maddesi, ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen BK. nun 51. maddesi uyarınca (TBK’nun 61. Maddesi) ve aynı Yasanın 142. (TBK’nun 163.) maddesi hükmüne dayanarak alacaklı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı bir dava ile de talep edebilir.
Müteselsil borcun sona erme nedenlerini düzenleyen 818 sayılı Borçlar Kanunu"nun 145. maddesine göre, (6098 sayılı TBK"nun 166. maddesi) “Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. Borçlulardan biri; alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Müteselsil borç, hak düşürücü sürenin işleyip geçmesi, ibra, alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi, zamanaşımı ve kusursuz sonraki imkansızlık hallerinde alacaklı tatmin edilmeksizin sona erer. Ancak bu gibi hallerde diğer borçluların borcu ilke olarak devam eder. (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 14.baskı, syf. 123 vd.)
506 sayılı Kanun’da teselsüle ilişkin herhangi bir hüküm yer almadığından, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 50 ve 51’inci (6098 sayılı ... Borçlar Kanunu’nun 61 ve 62) maddelerinin uygulanmasında yasal bir engel bulunmamaktadır. Buna göre, teselsüle dayanan davalarda, Kurum, zararının tümünün tazminini bütün sorumlulardan birlikte veya sorumluların her birinden ayrı ayrı ya da sadece birinden istemek hakkına sahiptir. Tazmin sorumlularından her biri Kuruma karşı zararın tamamından, fakat birbirlerine karşı ise kendi kusurları oranında sorumludurlar.
Dosya kapsamına göre, hükme esas alınan kusur raporunda, davalı ... %10, Hatice %10, davalı mirasçılar murisi ... %45, sigortalının ise %35 kusurlu olduğu kanaati bildirilmiştir. Mahkemece, davalı mirasçıların, muris ...’ın mirasını reddetmeleri nedeniyle haklarında açılan davanın reddine, diğer davalıların ise kendilerine atfedilen %20 kusur payı karşılığı tazmin sorumluluğu bulunduğuna karar verilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, teselsüle dayanılarak açılan eldeki davada, mirasın reddi nedeniyle sorumluluktan kurtulan davalı mirasçılara atfedilen kusur payından, diğer davalıların da teselsül hükümlerine göre kendilerine atfedilen kusur payı ile birlikte sorumlu oldukları gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirme sonucu %20 kusur oranı esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 26’ncı maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile 26. maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkının, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, ilk peşin değerli gelirlerin tazminat hesabında esas alınması gereklidir.
Mahkemece, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahibine bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelir ve sosyal yardım zammı tutarından oluşan Kurum zararına kusur uygulanıp, taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek, rücu edilebilecek Kurum alacağının belirlenmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum ve davalılar Nurten Diken ile ... avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ...(Diken) ve ..."e iadesine, 16.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.