
Esas No: 2017/2276
Karar No: 2018/1965
Karar Tarihi: 20.12.2018
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/2276 Esas 2018/1965 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki “alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara 10. Tüketici Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 02.10.2014 tarihli ve 2013/3112 E., 2014/2220 K. sayılı karar davalı ASKİ vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 21.04.2016 tarihli ve 2016/6118 E., 2016/6218 K. sayılı kararı ile;
"...Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin bağımsız bölüm halindeki mesken için, davalı idare nezdinde su akışının sağlanması amacı ile ferdi su abonesi olmak istediğini, bu aşamada davalı idare (ASKİ) görevlileri tarafından müvekkilinden haksız olarak toplam 3.193,58 TL kanal katılım payı ve şebeke hisse bedeli talep ve tahsil edildiğini, oysa kanal katılım ve şebeke payının emsal dairelerden 220,00 TL alındığını ileri sürerek; haksız tutar olan 2.973,58 TL nin 25/10/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tarafına iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; yapılan işlemin usul ve yasaya uygun olduğunu 2464 sayılı Yasanın 87 ve 88. maddeleri ile, Aski Tarifeler Yönetmeliğinin 39. maddesi gereği davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; dosya kapsamına göre; davacının ödediği katılım payının yasaya uygun olarak talep edildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 2.973,58 TL"nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık; maliki bulunduğu bağımsız bölüme ilişkin ferdi su aboneliğinin tesisi nedeniyle, davacının; davalı idareye kanal katılım ve şebeke tesis bedeli ödemekle yükümlü olup olmadığına ilişkindir.
01/07/1981 tarihinde yürürlüğe giren 2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanununun Kanalizasyon Harcamalarına Katılma Payı başlığı altında 87. maddesi “Belediyelerce ve belediyelere bağlı müesseselerce, aşağıdaki şekilde kanalizasyon tesisi yapılması halinde, bunlardan faydalanan gayrimenkullerin sahiplerinden, kanalizasyon harcamalarına katılma payı alınır:
a-Kanalizasyon tesisi yapılması,
b-Mevcut tesislerin sıhhi ve fenni şartlara göre ıslah edilmesi iki ve daha fazla yol kenarında bulunan gayrimenkuller hangi yoldaki kanalizasyona bağlanmış ise, payın hesabında yola ait kanalizasyon giderleri nazara alınır.” düzenlemesi getirmiştir. Aynı yasanın 88.maddesi ile de su tesisleri için 87. maddeye paralel bir düzenleme öngörülmüştür.
2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanununa dayalı olarak çıkarılan ASKİ Tarifeler Yönetmeliğinin 39. maddesi ise “2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanunun 87. ve 88. maddeleri gereği bir programa göre yapılacak yani; içme, kullanma, endüstri suyu ve kanalizasyon yatırımları ile mevcutların genişletilmesi (tevzi), iyileştirilmesi (ıslahı) amacıyla yapılan harcamalar ve istek üzerine ASKİ Genel Müdürlüğünce yapılacak işlerin toplam yatırım giderleri tesislerin hizmet edeceği saha dâhilindeki gayrimenkullerin sahiplerinden su ve kanalizasyon tesisleri harcamalarına katılma payı alınır.
Su ve kanalizasyon şebekelerine katılma paylarının binasız arsanın vergi değeri payına isabet eden kısmı, inşaat ruhsatının alınması aşamasında avans olarak tahsil edilir.
Bina tamamlandıktan sonra bağımsız bölümlere veya binanın tamamına tahsis aboneliği verilmesi sırasında arsa değeri üzerinden alınan avans düşülerek, yapı değerinin emlak vergi beyanı üzerinden ayrıca %2 oranından fazla olmamak üzere katılım payı tahsil edilir” düzenlemesini içermektedir.
Yine, 3194 sayılı İmar Kanununun “Yapı Kullanma İzni” başlıklı 30. maddesinin 3. fıkrasında “Bu maddeye göre verilen izin yapı sahibini kanuna, ruhsat ve eklerine riayetsizlikten doğacak mesuliyetten kurtarmayacağı gibi her türlü vergi, resim ve harç ödeme mükellefiyetinden de kurtarmaz.” hükmü yer almaktadır.
Yukarıda belirtilen yasa ve tarifeler yönetmeliği hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davalı idarece yasanın yürürlük tarihinden sonra yeni kanalizasyon ve içme suyu tesisleri yapılmış olması veya mevcutların iyileştirilmesinin yapılması halinde, tesislerin hizmet edeceği saha dâhilindeki gayrimenkul sahiplerinden yönetmelikte belirlenen ilkelere göre su ve kanalizasyon tesisleri katılım payı talebe hakkı vardır. Ancak bu katılım payı davalı tarafça hizmet götürülmesi koşuluna bağlı olarak alınır. Bu durumda hizmet götürüldüğünün davalı tarafça kanıtlanması hâlinde davacı katılım payının yüklenici veya kendisi tarafından ödendiğini kanıtlamakla yükümlüdür. Ayrıca İmar Kanununun 30/3. maddesi uyarınca iskân ruhsatının alınmış olması davalı idarenin kanal katılım payı istemesine engel teşkil etmez.
Somut olayda; davalı idarece, davacıya ait taşınmazın bulunduğu bölgede kanalizasyon ve içme suyu tesislerinin yapıldığı ve davacının bu hizmetten yararlandığı sabittir.
Öyle ise mahkemece; bu hizmetten yararlanan bağımsız bölümün ilk maliki olan davacının ödemekle yükümlü bulunduğu kanal katılım ve şebeke tesis bedelinin, abonelik başvuru tarihinde yürürlükte bulunan tarife hükümlerine göre bilirkişi marifetiyle belirlenen miktar dikkate alınmak suretiyle uyuşmazlığın çözümlenmesi ve sonucu dairesinde bir hüküm tesis edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir..."
gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava ferdi su aboneliği sözleşmesinden kaynaklanan kanalizasyon ve su tesisleri harcamalarına katılım payının iadesi istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin maliki olduğu taşınmazın su aboneliğini yaptırmak üzere davalı kuruma başvurması sırasında kanal katılım payı ve şebeke hisse bedeli adı altında haksız tahsilat yapıldığını, tahsil edilen bedelin dayanağı olan ASKİ Tarifeler Yönetmeliğinin 39’uncu maddesinin vergi mahkemesi kararı ile iptal edildiğini ileri sürerek, hukuken davalı tarafından istenmesi mümkün bedelin tespiti ile müvekkilinden bu değerden fazla yapılan tahsilatın iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ASKİ vekili, şebeke bedeli ve katılım payının 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu uyarınca sunulan hizmet karşılığı bir kez alınan bir bedel olduğunu, davacıdan katılım bedelinin tahakkuku sırasında ilgili tarifeler yönetmeliğinin henüz iptal edilmemiş ve yürürlükte olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ASKİ Tarifeler Yönetmeliğinin 39’uncu maddesinin "Kurumun bu konuda yönetmelik çıkarma yetkisi olmadığı" gerekçesi ile Ankara 2. Vergi Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olması karşısında yönetmelik hükümlerinin iptal edilinceye kadarki dönemde dahi hukuk düzeni içerisinde sonuç doğuramayacağının kabulünün gerektiği, bu hâlde 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 91, 92 ve 93’üncü maddelerindeki usulün uygulanmasının zorunlu olduğu, Belediyenin hizmeti tamamladığı tarihte taşınmaz maliklerini belirleyip mükellef olarak katılma payı tahakkuk ettirip, taşınmaz sonradan el değiştirse bile mükellefiyet eski malikten yeni malike geçemeyeceğinden eski maliki usulüne uygun olarak takip etmesi gerekirken abonelik sırasında zorunlu olarak kendisinden istenen tutarı ödeyeceği bilinen aboneden katılım payı almasının yasaya uygun olmadığı, somut olayda kanalizasyon şebeke hattının davacının abonelik başvurusundan önce tamamlandığı, bu tarihten sonra şebeke ve kanalın ıslah edildiğine dair bir iddia ortaya konulmadığı, davacıdan yapılan tahsilâtın ıslah çalışmasıyla ilgili olmadığı ve davacının kamu hizmetlerinin tamamlanıp halkın istifadesine sunulduktan yıllar sonra taşınmazı tapuda devraldığı gözetildiğinde davacıdan katılım payı alınamayacağı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı ASKİ vekilinin temyiz itirazları üzerine hüküm Özel Dairece yukarıda karar başlığında yazılı gerekçeler ile bozulmuştur.
Bozma kararına karşı yerel mahkemece önceki karar gerekçeleri tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararı davalı ASKİ vekilince temyiz edilmiştir.
Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık: tüketiciden su aboneliğinin tesisi sırasında tahsil edilen kanalizasyon ve su tesisleri harcamalarına katkı payının hesaplanmasında, kanun gereği düzenleme yetkisinin İçişleri Bakanlığında bulunmasına rağmen Belediye tarafından çıkarılmış olması nedeniyle iptaline karar verilen ASKİ Tarifeler Yönetmeliğinin 39’uncu maddesinin uygulanmasının mümkün olup olmadığı, burada varılacak sonuca göre, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu çerçevesinde yapılacak hesaplamada gider nispetinde katılım payı tahsili kuralı doğrultusunda bu tesise ilişkin harcamalar ve buna karşılık tüketicilerden tahsil edilen toplam katılım payı tutarının miktarlarının tespit edilmesi ve bu değerin de hizmetten istifade eden taşınmazların hizmetin verildiği tarihteki maliklerinden tahsil edilmesi gerektiğini kabul eden yerel mahkeme kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkeme ve Özel Daire arasındaki uyuşmazlığın çözümünde öncelikle konu ile ilgili mevzuat hükümlerinin açıklanması yerinde olacaktır.
01.07.1981 tarihinde yürürlüğe giren 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nda uyuşmazlık ile ilgili düzenlemeler aynen şu şekildedir:
“ Kanalizasyon harcamalarına katılma payı:
Madde 87 – Belediyelerce ve belediyelere bağlı müesseselerce, aşağıdaki şekilde kanalizasyon tesisi yapılması halinde, bunlardan faydalanan gayrimenkullerin sahiplerinden, Kanalizasyon Harcamalarına Katılma Payı alınır:
a) Yeni kanalizasyon tesisi yapılması,
b) Mevcut tesislerin sıhhi ve fenni şartlara göre ıslah edilmesi.
İki ve daha fazla yol kenarında bulunan gayrimenkuller, hangi yoldaki kanalizasyona bağlanmış ise, payın hesabında o yola ait kanalizasyon giderleri nazara alınır.
Su tesisleri harcamalarına katılma payı:
Madde 88 – Belediyelerce veya belediyelere bağlı müesseselerce beldede aşağıdaki şekillerde su tesisleri yapılması halinde, dağıtımın yapıldığı saha dahilindeki gayrimenkullerin sahiplerinden, Su Tesisleri Harcamalarına Katılma Payı alınır:
a) Yeni içme suyu şebeke tesisleri yapılması,
b) Mevcut şebeke tesislerinin tevsii ve ıslahı.
Birden fazla yol kenarında bulunan gayrimenkullere ait payın hesabında, bunların yalnız suya bağlandıkları yol üzerindeki uzunlukları esas alınır.
Payların hesaplanması:
Madde 89/a- Katılma payları bir program dahilinde veya istek üzerine doğrudan doğruya yapılan işlerde, bu hizmetlerden dolayı yapılan giderlerin tamamıdır. Şu kadar ki yapılacak giderler peşin ödendiği takdirde bu paylar ilgililerden % 25 noksanıyla alınır. Ancak bu tür hizmet giderleri bayındırlık ve iskan bakanlığı ile iller bankası tarafından tespit edilen ve yayınlanan rayiç ve birim fiyatlara göre hesaplanan tutarları aşamaz.
Özel devlet yardımları, karşılıksız fon tahsisleri, bu işler için yapılacak bağış ve yardımlar ve istimlak bedelleri giderler tutarından indirilir.
Payların tahakkuk şekli:
Madde 90- Yol Harcamalarına Katılma Payı, bu hizmetin yapıldığı yollardan faydalanan, Su Tesisleri İle Kanalizasyon Harcamalarına Katılma Payları ise hizmetten faydalanma şekillerine göre ilgili gayrimenkul sahipleri arasında ve 89"uncu maddeye göre hesaplanan katılma payları toplamının ilgili gayrimenkullerin vergi değerleri toplamına oranlanarak dağıtılması suretiyle hesaplanıp tahakkuk ettirilir. Şu kadar ki, ibadet yerleri hakkında harcamalara katılma payı tahakkuku yapılmaz.
Tahakkuk zamanı:
Madde 91- Harcamalara katılma paylarının tahakkuku, işler hangi ihale usulü ile yapılmış olursa olsun, hizmetin tamamlanarak halkın istifadesine sunulmuş olmasından sonra yapılır.
Ancak, yapılacak yazılı tebliğ ile verilecek süre içinde ilgililerin harcamalara katılma paylarını peşin ödemeyi kabul etmeleri halinde, bu paylar, kabule ilişkin yazılı başvuru tarihinden itibaren bir ay içinde tahakkuk ettirilir.
Payların ilanı:
Madde 92- Yukarıdaki maddelerde yazılı esaslar dairesinde hesaplanan paylar, mükelleflerin soyadları, adları, adresleri ve kendilerine isabet eden pay miktarını gösteren ve mahiyetlerine göre mahalle, cadde ve sokak itibariyle düzenlenecek tahakkuk cetvellerinin bir ay süre ile belediye ilan yerlerine asılması suretiyle ilan olunur.
Katılma payları tutarları mükelleflere ayrıca tebliğ olunur.
Tahsil şekli:
Madde 93- Harcamalara katılma payları belediyelerce veya bunlara bağlı müesseselerce, 92 nci maddeye göre payların ilan ve tebliğ edildiği yılı takip eden yıldan itibaren iki yılda ve dört eşit taksitte, peşin ödemelerle tahakkuk tarihinden itibaren bir ay içinde tahsil olunur. Ancak, yukarıda yazılı ödeme sürelerini, ilgili belediyelerin teklifi üzerine, 5 yıla (peşin ödemelerde bir yıla) kadar uzatmaya ve buna göre taksit sürelerini tespit etmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. Bakanlar Kurulunca bu yetkinin kullanılması halinde, uzatılan ödeme süreleri için belediyeler, belediye meclislerinin kararı üzerine ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca alınan tecil faizi oranını aşmamak üzere faiz alabilirler.
Satış, hibe ve trampa gibi devir hallerinde ferağ sırasında o tarihe kadar ödenmemiş taksitler peşin olarak tahsil olunur.
Harcamalara katılma payına tabi gayrimenkullerin listesi belediyelerce ilgili tapu dairelerine bildirilir. Bu gayrimenkullerin satış, hibe ve trampaları halinde tapu dairesi payın tahsilini sağlamak üzere, belediyeyi haberdar eder ve pay ödenmedikçe intikal işlemi yapılmaz.
Yönetmelikle tespit olunacak hususlar:
Madde 94- Harcamalara Katılma Paylarının uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye, Bayındırlık ve İmar ve İskan Bakanlıklarının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığınca düzenlenecek bir yönetmelikte belirtilir.”
Kanun koyucu 94’üncü maddede konu ile ilgili yönetmelik çıkarma yetkisini İçişleri Bakanlığına vermiş olup, bu yetkiye istinaden İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu"nun Harcamalara Katılma Payları ile İlgili Hükümlerin Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik 21.08.1981 tarihli 17435 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanmış ve 01.07.1981 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe girmiştir.
Bu Yönetmelik hükümlerine göre;
“Kanalizasyon Harcamalarına Katılma Payı
Madde 8- Belediye veya bağlı kuruluşlarınca, belediye sınırları ve mücavir alanlar içerisinde,
a) Yeni kanalizasyon tesisi yapılması,
b) Mevcut tesislerin sıhhi ve fenni şartlara göre ıslah edilmesi hallerinde, bu tesislerden faydalanacak gayrimenkullerin sahiplerinden Kanalizasyon Harcamalarına katılma payı alınır. İki veya daha fazla yol kenarlarında bulunan gayrimenkuller hangi yoldaki kanalizasyona bağlanmış iseler, payın hesabından o yola ait kanalizasyon giderleri nazara alınır.”
Katılma payının hesabında Yönetmeliğin yol harcamalarına katılma payı ile ilgili 5’inci maddesinde düzenlenen usulün izlenmesi gerektiği, 9’uncu maddede “Kanalizasyon Harcamalarına Katılma Payı bu yönetmeliğin 5"inci maddesinde belirtilen esaslar dahilinde hesaplanır” denilmek suretiyle belirlenmiştir.
Yönetmeliğin bahsi geçen 5’inci maddesinde “Bayındırlık Bakanlığı ve İller Bankası Genel Müdürlüğünün o yıllar için tespit ederek yayınlandığı birim fiyatlar ve rayiçlere göre hesaplanan gerçek bedeli” geçmemesi kaydıyla yapılan işin giderinden, özel Devlet yardımları, karşılıksız fon tahsisleri, bu işlem için yapılan bağış ve yardımlar ile istimlak bedelleri düşüldükten sonra kalan tutarın üçte birinin hizmetten yararlanan gayrimenkul taşınmaz sahibi mükellefler adına Belediye Encümeninin kararını müteakip tahakkuk ettirileceği düzenlenmiştir.
Aynı usulün, 12’nci maddeye göre yeni içme suyu şebeke tesislerinin yapılması veya mevcut şebeke tesislerinin tevsii ve ıslahı hâllerinde, dağıtımın yapıldığı saha dâhilindeki gayrimenkul sahiplerinden tahsil edilecek su tesisleri harcamalarına katılma payının belirlenmesinde de uygulanacağı 13’üncü maddede hükme bağlanmıştır.
Devam eden maddelere göre harcamalara katılma payının üst sınırı bina ve arsaların vergi değerinin yüzde birini geçemez (m.16). Bu esaslara göre hesaplanan tahakkuk cetvelleri bir ay süre ile Belediye ilan tahtasında ve varsa belediye ses yayın aracı ile ilan edilir ve tutarlar mükelleflere ayrıca tebliğ olunacağı gibi tahsilde de bu tebliğ tarihi esas alınır (m. 19).
Yönetmeliğin açıklanan bu ayrıntılı düzenlemeleri, dayanağı olan 2464 sayılı Kanunla örtüşmektedir.
Uyuşmazlığa konu olayda ise, davalı ASKİ bu düzenlemeler yerine, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 02.12.1991 tarih, 474 sayılı kararı ile kabul edilen ve Başkanlığın 03.12.1991 tarih ve 5658 sayılı onayı ile 04.01.1992 tarihinde yürürlüğe giren Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Tarifeler Yönetmeliğinin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 14.03.2008 tarih ve 778 sayılı kararıyla değiştirilen 39’uncu maddesine dayanarak pay bedeli tahakkukunda bulunmuştur.
Bu maddede aynen:
“Yapılacak yeni; içme, kullanma, endüstri suyu ve kanalizasyon yatırımları ile mevcutların genişletilmesi (tevsi), iyileştirilmesi (ıslahı) amacıyla yapılan harcamalar ve istek üzerine ASKİ Genel Müdürlüğünce yapılacak işlerin toplam yatırım giderleri tesislerin hizmet edeceği saha dâhilindeki gayrimenkullerin sahiplerinden su ve kanalizasyon tesisleri harcamalarına katılma payı alınır.
Su ve kanalizasyon tesisleri harcamalarına katılma payı = KP
Tesislerden yararlanacak gayrimenkulün yola nazaran arsa cephesi = L
Gayrimenkulün yararlanacağı su veya kanal hattına metre / tûl maliyeti = T
Gayrimenkulün toplam inşaat alanı = S
Adil bir katılımın sağlanmasına yönelik katsayı :
N = S/1000 Olmak üzere;
Su ve kanalizasyon harcamalarına katılma payları:
KP =(LxT)/2 x N
Formülüne göre hesaplanan değerdir. Bu değer gayrimenkulün vergi değerinin %2’sini geçemez.” düzenlemesi mevcuttur.
Maddenin devamında su ve kanalizasyon şebekelerine katılım paylarının binasız arsanın vergi değeri payına isabet eden kısmının, inşaat ruhsatının alınması aşamasında avans olarak tahsil edileceği; ayrıca Büyükşehir Belediye Meclisinin 15.10.2010 tarih ve 3007 nolu kararıyla kabul edilen yönetmelik gereği, bina tamamlandıktan sonra bağımsız bölümlere veya binanın tamamına tek su aboneliği verilmesi sırasında arsa değeri üzerinden alınan avans düşülerek, yapı değerinin emlak vergi beyanı üzerinden ayrıca %2 oranından fazla olmamak üzere kanal vizesi verilmesi aşamasından önce binada o bağımsız bölümde lehine kat irtifakı tesis edilen veya kat irtifakı tesis edilmemiş ise, arsa payı karşılığı malik olarak görünen kişiden katılım payı tahsil edileceği ve bu payların tahsili yapılmadan binaya kanal vizesi verilemeyeceği öngörülmüştür.
Yerel Mahkeme, ASKİ Tarifeler Yönetmeliğinin açıklanan 39’uncu maddesinin vergi mahkemesi kararı ile iptal edilmiş olması nedeniyle İdarenin ancak Belediye Gelirleri Kanunu çerçevesinde yapılacak hesaplama ile belirlenecek katılım payını, bu Kanunda düzenlenen sınırlamaları aşmamak ve kanuni prosedürü uygulamak kaydıyla, tahakkuk ve tahsil edebileceğini kararına gerekçe kılmıştır.
Oysa Özel Daire bozma kararında sonradan iptal edilmiş olsa bile somut uyuşmazlık tarihi itibari ile yürürlükte olan 39’uncu madde düzenlemesine dayanılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı değerlendirmesinde bulunmuştur.
Hâl böyle olunca önce ASKİ Tarifeler Yönetmeliğinin 39’uncu maddesinin iptaline ilişkin yargılama süreci üzerinde durulması gerekir.
Ankara 2. Vergi Mahkemesinin 02.05.2012 tarih ve 2011/543 E., 2012/963 K. sayılı kararı ile “... Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Tarifeler Yönetmeliğinin 1. maddesinde belirtildiği üzere, Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün; su satışı, kanalizasyon tesisi bulunan yerlerdeki kullanılmış suların uzaklaştırılması, septik çukurlarının boşaltılması ile bu işlemlere ilişkin hizmetlerle ilgili tarifelerin hangi esaslara göre saptanacağını ve uygulanacağını belirtmek amacıyla yayınlandığı ve Yönetmeliğin yayınlanmasına dayanak gösterilen 2560 sayılı Yasanın 23. maddesinde de Belediye Gelirleri Kanunu ile getirilen su tesisleri harcamalarına katılma payı ile ilgili olarak Yönetmelik yayınlayarak tarife belirleme yetkisi tanınmadığı açık olduğundan, Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünce yayınlanan Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Tarifeler Yönetmeliğinin 39. maddesinde su tesisleri harcamalarına katılma payı ile ilgili olarak tarifeye ilişkin düzenleme yapılmasında hukuka uyarlılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davanın kabulüne ve dava konusu Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Tarifeler Yönetmeliği"nin 39.maddesinin iptaline” karar verildiği, bu kararın Danıştay 9. Dairesinin 26.11.2015 tarih, 2012/6360 E., 2015/14481 K. sayılı kararı ile onandığı; İdare tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine aynı Dairenin 23.11.2017 tarih ve 2016/15553 E.-2017/8514 K. sayılı kararı ile karar düzeltme başvurusunun reddine karar verilerek iptal kararının 23.11.2017 tarihi itibari ile kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Eldeki uyuşmazlığın doğduğu tarih itibari ile ASKİ Tarifeler Yönetmeliğinin mahkeme kararı ile iptal edilmemiş olduğu çekişmesizdir. Çekişme, iptal edilmemiş olduğu dönemde dahi bu yönetmeliğin uygulanmasının mümkün olup olmadığı noktasındadır.
Bu aşamada konuya idare hukuku açısından da bakılması gerekir. Bilindiği üzere idarenin genel, objektif, bireysel nitelikte olmayan kural işlemler yapma yetkisine “düzenleme yetkisi”, bu yetkinin kullanılması sonucu yapılan işlemlerine de düzenleyici işlemler denilmektedir (Gözübüyük, Ş./Tan, T.: İdare Hukuku- Genel Esaslar, C.I, 7.b., Ankara 2010, s.111).
İdarenin düzenleme yetkisi sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Bu nedenle Anayasa’da öngörülen ayrık durumlar dışında, kanunlarla düzenlenmemiş bir alanda, kanun ile yürütmeye genel nitelikte kural koyma yetkisi verilemeyeceği gibi (Anayasa Mahkemesinin 06.07.1993 tarih ve 1993/5 E., 1993/25 K. sayılı kararı), idarenin yasallığı ilkesi gereği kanuna dayanılmaksızın, başka bir anlatımla kanun koyucu yasama organının yürütmeye tanıdığı ve kanun ile sınırlarını çizdiği düzenleme yapma yetkisini aşarak, düzenleyici idari işlem yapılamayacaktır.
Eldeki uyuşmazlıkta 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nda konu ile ilgili düzenleyici idari işlem yapma yetkisi İçişleri Bakanlığına verilmiş ve Bakanlık da bu doğrultuda yukarıda sözü edilen yönetmeliği yürürlüğe koymuş olup, Belediyenin yetkisi olmadığı hâlde tarifeler ile ilgili düzenleyici işlem yapması nedeniyle 39’uncu madde mahkeme kararı ile iptal edilmiş, yargılama sürecinde bu karar kesinleşmiştir.
Bu durumda, iptal kararının kesinleşmesinden önce doğan uyuşmazlıklarda bu madde hükümlerinin uygulanmasının mümkün olup olmadığı tartışılmalıdır.
Bir idari işlemin yargı kararıyla iptal edilmesi hâlinde, söz konusu kararın dava konusu işlemin tesis edilmesi sırasında unsurlarında bulunan sakatlıkları saptadığı, işlemi yapıldığı andan başlayarak ortadan kaldırdığı, bu özelliği nedeniyle geriye yürüyen sonuçlar doğurduğu idare hukukunun ilkelerindendir. Dolayısıyla iptal kararları, iptali istenilen idari tasarrufu ve ona bağlı işlemleri tesis edildikleri tarihten itibaren ortadan kaldırarak bu tasarruf ve işlemlerin tesisinden ve icrasından önceki hukuki durumun yürürlüğünü sağlar. Diğer bir deyimle iptal edilmiş olan işlemi hukuk aleminde hiç doğmamış hâle getirir.
Her ikisi de objektif hukuk düzenine aykırılık oluşturan hukuksal işlemleri iptal ederek onu koruyan bir işlev yerine getirmesine karşın, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararları Anayasa’nın 153’üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince geriye yürümediği hâlde, idari yargı yerlerince verilen iptal kararları geriye yahut geçmişe yürümektedir. İdari yargı yerlerince verilen iptal kararlarına tanınan bu etki ve sonuç tamamen içtihadîdir (Kaplan, G.: İptal Kararlarının Etki ve Sonuçlarının Zaman Yönünden Yargıç Tarafından Sınırlandırılması, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.III, 2013,S.2, s.30-38).
Bu prensip Danıştay kararlarında “iptal hükümlerinin davanın tevcih edildiği idari muamele ve kararın ittihaz edildiği tarihe kadar tesirde bulunması, hukuk idarenin maruf bir kaidesidir” şeklinde ifadesini bulmaktadır (Danıştay Dava Daireleri Umumi Heyetinin 25.01.1938 tarih, 1937/202 E., 1938/14 K. sayılı kararı). Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 30.09.1994 tarih ve 1993/247 E., 1994/559 K. sayılı kararında da ifade edildiği gibi sakat bir idari işlemin hukuk düzenine girmesi ile hukuka aykırı bir durum doğar. Bu durumun giderilebilmesi için, iptal kararı hukuken sakat idari işlemi geriye yürür biçimde ortadan kaldırır ve hukuka aykırı işlem yapılmasından önceki hâle dönülür.
Bu hâlde idare iptal kararının amaç ve kapsamına göre yeni bir işlem ya da işlemler yapmak, iptal edilen idari işlemden doğan tüm sonuçları ortadan kaldırmak görevi ile yükümlüdür. Aksi düşünüş tarzı, idari yargı kararlarının uygulanmaması gibi hukukun kabul edemeyeceği bir sonuç doğurur (Danıştay 12. Dairesinin 02.04.2014 tarih, 2013/795 E., 2014/2164 K. sayılı kararı ve benzer mahiyette Danıştay 8. Dairesinin 23.03.2015 tarih, 2015/1996 E.-2015/2057 K. sayılı, 5. Dairesinin 25.02.1998 tarih, 1997/13 E.-1998/515 K.sayılı kararları).
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; düzenleyici işlem yapma yetkisine sahip olmadığı açık olan idarenin uygulamaya koyduğu ASKİ Tarifeler Yönetmeliği’nin 39’uncu maddesinin eldeki uyuşmazlıkta uygulanması mümkün olmayıp, yerel mahkemenin 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu ile belediyelere tanınan yol, su, kanalizasyon hizmetleri giderlerini hizmetten yararlananlardan tahsil etme yetkisinin ancak iptal edilen bu düzenleme dışında kalan yasal düzenlemeler çerçevesinde kullanılabileceği; bu doğrultuda, katılım paylarının hizmetten istifade eden taşınmazların şebeke veya kanalın tamamlanarak hizmete sunulduğu yahut mevcut şebeke tesislerinin tevsii ve ıslahı tarihinde maliki olan kişilerden Belediye Gelirleri Kanunu’nun belirlediği usul ve sınırlar dâhilinde tahsil edilmesi gerektiği yönündeki kabulünde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Sonuç itibariyle yerel mahkemenin yazılı şekilde karar vermesinde bir isabetsizlik görülmediğinden usul ve yasaya uygun direnme kararının onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı ASKİ vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile yukarıda açıklanan nedenlerle direnme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun Geçici 3’üncü maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 429’uncu maddesi gereğince ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından başka harç alınmasına yer olmadığına, aynı Kanun’un 440’ıncı maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 20.12.2018 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.