17. Hukuk Dairesi 2016/6075 E. , 2019/1350 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Davacı vekili; davalıların trafik sigortacısı ve maliki olduğu davacı ...’nun sevk ve idaresindeki kamyonetin lastiğinin patlaması ile aracın takla atması neticesinde meydana elen trafik kazasında araç içerisinde bulunan davacıların murisi İlknur Modanlıoğlu’nun kafatası kırığı ve genel beden travması nedeniyle yaşamını yitirdiğini, müteveffanın üniversiteden yeni mezun olduğunu, davacıların onun desteğinden yoksun kaldıklarını ve derin üzüntü yaşadıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacı anne ... için 5.000,00 TL, baba İbrahim için 5.000,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile anne ... 30.000,00 TL, baba ... için 30.000,00 TL, davacı kardeşler ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 90.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’den tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini davacı ... için 122.875,00 TL; ... için 122.875,00 TL olmak üzere toplamda 245.750,00 TL"ye yükseltmiştir.
Davalı ... vekili; kazaya karışan aracın müvekkili şirket nezdinde trafik sigortasının olduğunu,müvekkilinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu,kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olmadığını,dava konusu kazada hatır taşıması olduğunu,bu sebeple müvekkili şirketin sorumluluğu kanaatine varılırsa tazminattan indirime gidilmesi gerektiğini, davacının müvekkiline başvurmadan ve temerrüde düşürmeden dava açtığını bu nedenle dava tarihinden önceki bir tarihten faiz istenmesinin mümkün olmadığını, ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili; kazaya konu aracı davacı ...’nun ihtiyacı olması nedeniyle davalıdan istemesi, davalının da önceden davacıyı tanıdığı ve uzun zamandır araba kullandığını bilmesi nedeniyle kendisine hatırı için karşılıksız olarak aracını teslim ettiğini ancak teslim ettikten sonra bu olayın meydana geldiğini, 32.000,00 TL bedelle satın aldığı aracın ağır hasara uğradığı için ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/411 Esas sayılı dosyası ile tazminat davası açıldığını,birleştirilmesini talep ettiklerini, meydana gelen kazanın davacı sürücü ...’nun kusurundan meydana geldiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; kazanın ödünç alınan araç ile meydana gelmesi nedeni ile davalı işletenin sorumluğuna gidilirken taşıtın ödünç olması hususları göz önüne alınarak hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından takdiren %50 oranında hatır taşımacılığı indirimi yapılarak davanın kısmen kabulü ile; maddi tazminat yönünden davacı ... için 66.435,00 TL, ... için 66.435,00 TL olmak üzere toplam 132.870,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline manevi tazminat yönünden ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL ... için 2.000,00 TL, ... için 2.000,00 TL, ... için 2.000,00 TL olmak üzere toplam 26.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...’den tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinde “66.435,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan, dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ...’na verilmesine” şeklinde iki kere hüküm kurulmuş ise de maddi hata olduğu kabul edilmiş ve bozma nedeni yapılmamıştır.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda davacı araç sürücüsü ile davalı işletenin arkadaş oldukları, olay günü, davacı sürücünün, davalıdan aracını hatır için alması neticesinde trafikte seyir halinde iken müteveffa kızının da araçta olduğu esnada teker patlaması nedeniyle tek taraflı trafik kazası meydana gelmiş ise de mahkemece, %50 olarak yüksek oranda hakkaniyet indirimi yapılması doğru olmamıştır. Dairemizin yerleşik kararları dikkate alındığında uygulanması gereken hatır indirimi oranı %20 olmalıdır.
3-6098 sayılı TBK."nın 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, davacılar için takdir olunan manevi tazminatların bir miktar az olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
4-Kabule göre, Mahkemece aktüer bilirkişi tarafından hesaplanan tazminat miktarından hatır taşıması nedeniyle takdiri indirim yapılarak maddi tazminatın kısmen reddine karar verilmiş, reddedilen miktar üzerinden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmiştir. BK"nın 43. ve 44. maddesinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle mahkemece davacının istediği miktardan daha az bir miktara hükmedilmesi halinde indirimden dolayı reddedilen kısım yönünden davalı yararına vekalet ücreti taktir edilemeyeceği gözönüne alınması gerekirken yazılı olduğu şekilde hatır taşıması nedeniyle yapılan indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2),(3),(4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 12/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.