
Esas No: 2021/2446
Karar No: 2022/4185
Karar Tarihi: 30.05.2022
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/2446 Esas 2022/4185 Karar Sayılı İlamı
Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)
Davacının, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan tutuklu kaldığı ve daha sonra beraat ettiği bir dava sonrası 10.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminat talebi reddedilmiş. Ancak, davacının dava süresince tutukluluk süresi ve beraat kararının kesinleşme tarihinin incelenmesi gerektiği belirtilerek, hükmün bozulması sonrası davacının açtığı tazminat davasının açma süresinin geçtiği gerekçesiyle reddedilmesi kararı verilmiş. Kararda, davalı kurum lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinin kanuna aykırı olduğu belirtilmiş ve yeniden yargılamayı gerektirmeyecek şekilde hüküm bozulmuştur. Kararda, davada uygulanan kanun maddeleri şu şekildedir: 466 sayılı Kanun, CMK'nın 142/1, 231/3-232/6, 321 ve 322. maddeleri, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi. Ayrıca, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 4.500 TL vekalet ücreti davacıdan alınarak hazineye verilmesine karar verilmiştir.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : 466 sayılı kanun gereğince tazminat
Hüküm : Davanın reddi
Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Tazminat talebinin dayanağı olan Erzurum(kapatılan) 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/23 Esas – 2006/118 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 16.07.2004–09.12.2004 tarihleri arasında 146 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 29.09.2006 tarihinde kesinleştiği, davanın tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 466 sayılı kanun hükümlerine tabi olduğu;
Davacının 10.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesi talebine ilişkin söz konusu davada, yerel mahkemece; davanın süresinde açılmadığından davanın reddine hükmedilmesi üzerine dairemizce yapılan incelemede; Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında tutuklama ve tahliyeye ilişkin tüm müzekkere ve belgelerin Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde aslı ya da onaylı örnekleri dosya içine alınarak, tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde, infaz tarihleri ve infaz edilen sürenin tereddüde mahal vermeyecek şekilde tespiti ile kesinleşme şerhli karar örneğinin davacıya (sanığa) tebliğ edilip edilmediğinin veya davacının (sanığın) hakkında verilen beraat hükmünün kesinleştiğini dosyadan belge almak, mahsup ya da sair talepte bulunmak ve benzeri yollarla öğrenip öğrenmediğinin davanın beraat hükmünün kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıl ve beraat hükmünün kesinleştiğinin öğrenilmesinden itibaren 3 ay içinde açılıp açılmadığının şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerektiği gerekçesi ile hükmün bozulması üzerine yerel mahkemece duruşma açılıp, davanın süresinde açılmadığından davanın reddine karar verildiği anlaşılmakla;
Dosya içeriğine göre; tazminat davasının dayanağı olan Erzurum(kapatılan) 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/23 Esas – 2006/118 Karar sayılı beraat hükmünde CMK'nın 231/3-232/6. maddeleri gereğince tazminat hakkının bulunduğunun ayrıntılı olarak hatırlatıldığı ve kesinleşme şerhli beraat hükmünün davacının (sanığın) beraber oturan oğluna 09.11.2006 tarihinde tebliğ edildiği, tazminat davasının ise 26.05.2014 tarihinde, 3 aylık yasal süreden sonra açıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, CMK’nın 142/1. maddesi gereğince 1 yıllık süre geçtikten sonra davanın açıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi sonucu itibariyle doğru olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır. Gerekçeli karar başlığında “466 sayılı Kanun gereğince tazminat” olan dava türünün “Yakalama veya tutuklama sonrası KYO veya beraat karar verilmesi halinde tazminat” olarak yazılması mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım yanlışlığı olarak kabul edilmiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin dava açma sürenin dolmadığına yönelik temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Davanın tümüyle reddedilmesi karşısında, yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiren davalı kurum lehine, yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, vekalet ücretine hükmedilmemesi,
Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden, hükme bir paragraf eklenerek “Yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 4.500 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, hazineye verilmesine” ibaresinin eklenmek suretiyle, sair yönleri usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.05.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.