14. Hukuk Dairesi 2012/6827 E. , 2012/7558 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 03.11.2009 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.02.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine "mutlak geçit ihtiyacı" veya "geçit yoksunluğu", ikincisine de "nispi geçit ihtiyacı" ya da "geçit yetersizliği" denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu
olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyannca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya gelindiğinde;
Davacılar, 126 ada 9 ve 10 parsel sayılı taşınmazları lehine davalılara ait 126 ada 20 parsel üzerinden geçit hakkı istemişlerdir. Davalılar, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece 17.08.2010 tarihinde verilen karar dairemizce; "Geçit davalarında amaç genel yolla bağlantısı olmayan taşınmazların bu yola bağlantısının sağlanmasıdır. Geçit ihtiyacı içerisinde bulunduğu kabul edilen taşınmazlar genel yolla bağlantısı bulunmayan taşınmazlardır. Oysa dosya
içerisindeki pafta örneğine göre 10 parsel sayılı taşınmazın kuzeyinde kadastrol yol mevcut olduğu görülmektedir. Davacıya ait 10 parsel sayılı taşınmazın kuzeyindeki kadastrol yola kısmen cephesi bulunduğu görülmektedir. Bu durumda mahkemece yeniden keşif yapılarak, taşınmazlara ait pafta örnekleri de incelenerek öncelikle 10 sayılı parselin kuzeyinde geçişe elverişli bir yolun bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. Ayrıca 9 ve 10 sayılı parsellerin maliki davacılar mecburi dava arkadaşı olmadığından, gerektiği takdirde dava dosyalarının tefrik edilerek her iki parsel için farklı güzergahlardan geçit kurulabileceği de göz önüne alınarak keşif sırasında bilirkişiler vasıtasıyla tespit edilecek başkaca alternatifler varsa belirlenip değerlendirilerek uygun güzergah saptandıktan sonra yukarıda açıklanan ilkeler de gözetilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak davanın kabulü ile 127 ada 10 parsel ve 127 ada 9 parsel no"lu taşınmazlar lehine, 126 ada 20 parsel no"lu taşınmazın fen bilirkişilerinin 26/01/2012 tarihli ek raporda (B) harfi ile kırmızı renkle gösterilen kısım üzerinden geçit hakkı tesis edilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Geçit hakkı kurulması davalarında amaç, genel yola bağlantısı olmayan taşınmazların yolla bağlantısının sağlanmasıdır. Bundan dolayı, geçit kurulurken ihtiyaç içinde olan parsel kesintisiz olarak genel yola bağlanmalıdır. Buna uygulamada "kesintisizlik ilkesi" denilir. Öncelikle belirtilmelidir ki mahkemece kurulan geçitte bu ilke zedelenmiş, davacılara ait 9 ve 10 parsel sayılı taşınmazlar arazide mevcut dere ve tespit harici yerler sebebiyle genel yola kesintili olarak bağlanmıştır. O halde, davacıların geçit ihtiyacı kesintisizlik ilkesine uygun olarak başka alternatifler üzerinden de aranmalı bu konuda gerekli inceleme ve araştırma yapılmalıdır.
Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın yazılı olduğu şekilde ve uygun olmayan güzergahtan kabulü doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatıranlara geri verilmesine, 28.05.2012 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi