
Esas No: 2021/3339
Karar No: 2022/2999
Karar Tarihi: 18.04.2022
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/3339 Esas 2022/2999 Karar Sayılı İlamı
Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)
Davacının tazminat talebi, 466 sayılı Kanun gereği reddedilmiştir. Davacı, yasa dışı silahlı örgüt kurmak veya katılmaktan beraat etmiştir. Davanın 466 sayılı Kanuna tabi olduğu anlaşılmaktadır. Yerel mahkeme, davacının tazminat talebini açtığı tarihin yasal süresinin geçtiğini belirterek, davanın reddine karar vermiştir. Ancak, dava açılma süresi değerlendirilirken eksik inceleme ve araştırma yapılmıştır. Davacının beraat ettiği suçun daha ağır olan Anayasal düzeni değiştirmeye kalkışmak suçu içerisinde eridiği, bu sebeple de tazminat hakkı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir. Kararda, davacı hakkında yapılan gözaltı ve tutuklama işlemlerinin yapıldığı tarihte yürürlükte olmayan 5271 sayılı CMK'nın 142/1. maddesi gereğince tazminat davasının açılma süresinin dolması anlatılmıştır. Ancak, davacının tazminat taleplerinin belirtilmemesi ve davacı hakkındaki tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği gibi konular hakkında detaylı araştırma ve inceleme yapılmaması, hükümdeki eksiklikleri oluşturmaktadır. Kararda, davacının tazminat talebinin dayandığı 466 sayılı Kanun, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli H
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : 466 sayılı Kanun gereğince tazminat
Hüküm : Davanın reddine
Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/393 Esas – 2009/390 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının yasa dışı silahlı örgüt kurmak veya katılmak suçundan 22.07.1980 – 26.07.1986 tarihleri arasında 2165 gün gözaltına ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda yasa dışı silahlı örgüt kurmak veya katılmak suçundan beraatine; anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışmak suçundan zamanaşımı süresinin dolması sebebiyle düşme kararı verildiği, her iki hükmünde 30.06.2011 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle davanın yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanuna tabi olduğu anlaşılmakla;
Davacının 494,424 TL maddi, 2.500.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesi talebine ilişkin söz konusu davada, yerel mahkemece; 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesi uyarınca tazminat davasının karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren 3 ay ve herhalde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen 1 yıl içerisinde açılması gerektiğine dair amir hükmün bulunduğu, yukarıda da belirtildiği üzere tazminata esas hükmün 30.06.2011 tarihinde kesinleştiği davacının ise davasını 05.02.2016 tarihinde yasal süresinden sonra açtığı anlaşılmakla davacının davasının reddine hükmedilmesi üzerine dairemizce yapılan incelemede;
Davacının tazminat talebine konu miktarların belirtilmemesi üzerine, davacı tarafa bu hususun açıklatılması gerektiği,
Ayrıca davacı hakkındaki gözaltı ve tutuklama işlemi, 01/06/2005 tarihinden önce gerçekleştiğinden 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 6. maddesine göre, tazminat talebinin 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümlerine tabi olduğu, tazminat talebinin dayanağı olan kararların kesinleşme tarihinden itibaren her halükarda 10 yıl, kesinleşmiş kararların tebliğinden itibaren ise 3 ay içinde tazminat davalarının açılması gerektiği, bu kapsamda davacı hakkında Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/12/2009 tarih, 2004/393 Esas, 2009/390 sayılı kararı ile bir kısım suçlardan beraat, bir kısım suçlardan ise zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle düşme kararı verildiği, kararın 30/06/2011 tarihinde kesinleştiği, tazminat davasının ise 05/02/2016 tarihinde açıldığı dikkate alınarak, öncelikle kararın kesinleşme şerhli örneğinin davacıya tebliğ edilip edilmediği veya davacının kararın kesinleştiğini dosyadan belge almak ya da benzeri yollarla öğrenip öğrenmediği, dolayısıyla tazminat davasının 466 sayılı Kanunun 2. maddesinde öngörülen 3 aylık sürede açılıp açılmadığı belirlenerek, bir kısım suçlardan beraat, bir kısım suçlardan ise düşme kararı verildiği nazara alınarak, davacı ile ilgili olarak düzenlenen gözaltı, tutuklama ve tahliyeye ilişkin tüm tutanak, müzekkere ve belgelerin, iddianame ya da iddianamelerin, davacı hakkında ceza yargılaması sürecinde verilen tüm kararların ve Yargıtay ilamlarının davacı ile ilgili kısımlarının onaylı birer sureti de dosya içine alınarak, davacı hakkında tefrik kararı verilip verilmediği, davacının, beraat kararı verilen suçlardan tutuklanıp tutuklanmadığı, tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği araştırılıp, 466 sayılı Kanunda öngörülen tazminat isteme koşullarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile ve gözaltı ve tutuklama işlemlerinin yapıldığı tarihte yürürlükte olmayan 5271 sayılı CMK'nın 142/1. maddesinde öngörülen sürede açılmadığından bahisle davanın reddine karar verildiği gerekçesi ile hükmün bozulması üzerine yerel mahkemece duruşma açılıp,
Davacının tazminata konu ettiği ceza dosyasında, bir kısım suçlar yönünden beraatine; ''Anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışmak'' suçundan ise zamanaşımı nedeniyle düşmeye konu olduğu, beraate konu suçun ise ''Yasa dışı silahlı örgüt kurmak veya katılmak'' olduğunun anlaşılması karşısında; anılan bu iki suçun geçitli suçlar olup beraate konu edilen suçun daha ağır olan ve düşme kararı verilen Anayasal düzeni değiştirmeye kalkışmak suçu içerisinde eriyeceği, bu sebeple de her ne kadar beraat kararı verilmiş ve temyiz edilmediğinden kesinleşmiş ise de düşme kararı verilen eylemler içinde değerlendirilmesi gerektiği, bu sebeple de davacının yargılanmasına konu suçun ''Anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışmak'' suçu olup zamanaşımı nedeniyle davanın düşürülmesi durumunda Ceza Muhakemesi Kanunu 141. ve devamı maddeleri uyarınca tazminat hakkı bulunmadığından davanın reddine karar verildiği anlaşılmakla;
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre;
1-Davacının tutuklama konu edilen yasa dışı silahlı örgüt kurmak veya katılmak suçundan beraat ettiğinin bu suç bakımından mahkumiyetinin bulunmadığının anlaşılması karşısında, davacının 466 sayılı Kanunun 1. maddesinde de tazminata hak kazanacaklar arasında sayıldığı anlaşılmakla, davanın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi,
2-Davacı hakkındaki 06.08.1980 tarihli tevkif müzekkeresinin infaz görüp görmediğinin ilgili ceza infaz kurumlarından sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Dava konusunun ‘’466 sayılı Kanun gereğince tazminat’’ olarak yazılması gerekirken ‘’Tazminat’’ olarak yazılması,
Kanuna aykırı olup, davacı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 18.04.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.