Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2019/5018
Karar No: 2020/695
Karar Tarihi: 06.02.2020

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2019/5018 Esas 2020/695 Karar Sayılı İlamı

Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)


Davanın konusu, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğidir. Davacı, davalıya ait olan taşınmazı bankadan kredi kullanabilmesi için sonradan iade şartıyla devrettiğini ancak davalının mal ayrılığı davası açarak tapusunun iptalini istediğini iddia ederek, tapunun iptalini ve adına tescilini istemiştir. Davalılar ise taşınmazın kendilerine ait olduğunu savunmuşlardır. Mahkeme, taraflar arasında inançlı işlem olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, Dairece bu karar onanmıştır. Ancak, davalıların mahkeme önünde yaptığı ikrarlar ve davalı ...'ın boşanma davasında yaptığı beyanlar dikkate alındığında, davacı ile davalı arasındaki temlikin inançlı işlemden kaynaklandığı, davanın kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu nedenle, karar düzeltme isteği kabul edilerek, yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Kanun maddeleri ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 188/1 ve Borçlar Kanunu'nun 97. maddeleridir.
1. Hukuk Dairesi         2019/5018 E.  ,  2020/695 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

    Taraflar arasındaki davadan dolayı ...10. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 22.03.2016 gün ve 2015/411 Esas - 2016/96 Karar sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan 07.10.2019 gün ve 9797-5094 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:

    -KARAR-

    Dava, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
    Davacı, 12726 parsel sayılı taşınmazdaki 2 no’lu bağımsız bölümünü davalı ...’e bankadan kredi kullanabilmesi için sonradan iade şartıyla devrettiğini, davalının temin ettiği kredilerin tarafından ödendiğini, dava konusu taşınmazda 2004 yılından bu yana oturduğunu, diğer davalı ...’nın da durumu bildiğini ancak kötüniyetli olarak bu taşınmaz için diğer davalıya karşı kesinleşen boşanma davasının sonucunda mal ayrılığı davası açarak taşınmazın 1/2’sinin tapusunun iptali ile adına tescilini istediğini ileri sürerek, davalı ... adına olan tapunun iptali ile adına tescilini istemiştir.
    Davalı ..., dava konusu taşınmazın, kullandığı krediye karşılık iade edilmek üzere temlik edildiğini, kredi ödemelerinin davacıyla eşi tarafından yapıldığını, diğer davalının durumu bildiğini, ancak boşanma davasında hükmedilen tazminatları ödeyemediği için taşınmazın 1/2’sini talep ettiğini bildirmiştir.
    Davalı ..., dava konusu taşınmazın davalı ...’a ait olduğunu, kendisinden mal kaçırmak için davacıyla birlikte hareket ettiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece, taraflar arasında inançlı işlem olduğunun yazılı delil ile kanıtlanamadığı, yazılı delil sunulmadığı, davacı tarafça açıkça yemin deliline de dayanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin karar, Dairece onanmış, davacı vekili tarafından süresi içerisinde karar düzeltme isteğinde bulunulmuştur.
    Dosya içeriğinden, davacı ...’in maliki olduğu dava konusu 2 no’lu bağımsız bölümünü 30.03.2006 tarihinde arkadaşı olan davalı ...’e satış yoluyla devrettiği, ... tarafından Türkiye İş Bankası’ndan 30.03.2006 tarihinde 89.000,00 TL’lik konut kredisi kullanıldığı, kredi nedeniyle 2 no’lu bağımsız bölüm üzerine ipotek tesis edildiği, davalılar Ramazan ile Selda’nın karı-koca oldukları, Selda tarafından Ramazan aleyhine 05.02.2010 tarihinde Bakırköy 3. Aile Mahkemesi’nin 2010/107 esas sayılı dosyası üzerinde boşanma davası açıldığı anlaşılmıştır.
    Bilindiği üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunun (HMK) 188/1 maddesinde “Tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez” düzenlemesine yer verilmiştir.
    Somut olayda, davalı ...’in cevap dilekçesi ve yargılama sırasındaki beyanlarında; dava konusu 2 no’lu bağımsız bölümün gerçekte davacıya ait olduğunu, aralarında yaptıkları inançlı işlem ile kendisine devredildiğini ikrar ettiği tespit edilmiştir.
    Öte yandan, Bakırköy 3. Aile Mahkemesi’nin 2010/107 esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı ...’nın eldeki davanın konusu 2 no’lu bağımsız bölümün ½ payını da talep ettiği, davalı ...’ın verdiği cevap dilekçesi ve sonraki beyanlarında; 2 no’lu bağımsız bölümün gerçekte dava dışı arkadaşı ...’e ait olduğunu, İbrahim’in paraya ihtiyacı nedeniyle konut kredisi çekebilmek amacıyla devrin yapıldığını, kredi ödendiğinde taşınmazı İbrahim’e iade etmek üzere anlaştıklarını ifade ettiği, aynı dosyada davalı ...’ın tanığı olarak 27.09.2013 tarihli celsede dinlenen ...’in de, 2 no’lu bağımsız bölümün gerçekte kendisine ait olduğunu beyan ettiği görülmüştür.
    O halde, davacı ... ile davalı ... arasındaki temlikin inançlı işlemden kaynaklandığı hem eldeki davada hem de boşanma davasında yapılan ikrar ile sabittir.
    Hal böyle olunca, 6098 sayılı BK’nın 97. maddesi de değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
    Anılan bu hususlar karar düzeltme isteği üzerine, yeniden yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından, davacı vekilinin bu yöne değinen karar düzeltme isteğinin (6100 sayılı HMK’nun geçici 3. maddesi yollamasıyla) 1086 sayılı HUMK’nun 440. maddesi gereğince kabulüne, Dairenin 07.10.2019 gün ve 2016/9797 Esas, 2019/5094 Karar sayılı onama kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, yerel mahkemenin 22.03.2016 gün ve 2015/411 Esas, 2016/96 Karar sayılı kararının yukarıda açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 06.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
















    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi