7. Hukuk Dairesi 2015/6660 E. , 2016/7218 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay"ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1- Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı, iş akdini ücretlerinin ödenmemesi nedeni ile haklı olarak feshettiğini iddia ederek kıdem tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının istifa ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde davalı nezdinde 04.09.2008-13.12.2012 tarihleri arasında 4 yıl 3 ay 9 gün çalıştığını beyan ve kabul ettiği halde, HMK"nun 26.maddesine aykırı biçimde talep aşılarak bilirkişi raporunda davacının 04.09.2008-14.12.2012 tarihleri arasında 4 yıl 3 ay 11 gün çalıştığı kabul edilerek hizmet süresi ve buna bağlı hakların hesap edilmesi ve bu rapora göre karar verilmesi hatalı olmuştur.
3- Davacı dava dilekçesinde tüm alacaklara fesih tarihinden itibaren faiz yürütülmesini talep etmiş, artırım dilekçesi ile kıdem tazminatı dışındaki alacaklara temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmesini talep etmiştir.. Mahkemece kıdem tazminatı dışındaki alacaklara dava ve ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmüştür. Tahsil talepli belirsiz alacak davasında faiz başlangıcı, davadan önce temerrüt söz konusu değilse dava tarihi olmalıdır. Alacak belirlendikten sonra arttırılan kısım için faiz başlangıcı temerrüt ya da dava tarihidir. Belirsiz alacak davası olarak açılan davada kıdem tazminatı dışında kalan fazla mesai ve hafta tatili alacaklarına temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğinin gözetilmemesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4- Fazla çalışma ücretlerinin hesabı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır
Fazla çalışmaların aylık ücret içinde ödendiğinin öngörülmesi ve buna uygun ödeme yapılması halinde, yıllık 270 saatlik fazla çalışma süresinin ispatlanan fazla çalışmalardan indirilmesi gerekir.
Somut olayda, bilirkişi dosyada iş sözleşmesinin bulunmadığını tespit edip 2 seçenekli hesaplama yapmış, mahkemece yıllık 270 saatlik fazla mesai ücretinin aylık ücretin içerisinde olduğu kabulü ile yapılan hesaplamaya itibarla hüküm kurulmuştur. Dosyada taraflar arasında imzalanmış fazla mesai ücretinin aylık ücretin içinde olduğuna ilişkin bir iş sözleşmesi bulunmadığından davalı tarafça yıllık 270 saatlik fazla mesai ücretinin aylık ücretin içinde olduğu ve buna uygun olarak ödeme yapıldığı ispatlanamadığı halde, Mahkemece yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
5- Davacı işçinin hafta tatili ücretine hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 46 ncı maddesinde, işçinin tatil gününden önce aynı Yasanın 63 üncü maddesine göre belirlenmiş olan iş günlerinde çalışmış olması koşuluyla, yedi günlük zaman dilimi içinde yirmidört saat dinlenme hakkının bulunduğu belirtilmiş, işçinin hafta tatili gününde çalışma karşılığı olmaksızın bir günlük ücrete hak kazanacağı da 46 ncı maddenin ikinci fıkrasında hüküm altına alınmıştır.
Hafta tatili izni kesintisiz en az yirmidört saattir. Bunun altında bir süre haftalık izin verilmesi durumunda, usulüne uygun şekilde hafta tatili izni kullandığından söz edilemez. Hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta tatilinin yirmidört saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır.
2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 3 üncü maddesine göre, hafta tatili Pazar günüdür. Bu genel kural mutlak nitelikte olmayıp, hafta tatili izninin Pazar günü dışında da kullandırılması mümkündür.
Hafta tatili gününde çalıştığını iddia eden işçi, norm kuramı uyarınca bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan hafta tatili ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde, işçi hafta tatilinde çalışma yaptığını her türlü delille ispat edebilir.
Hafta tatillerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. Hafta tatili çalışmalarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
İmzalı ücret bordrolarında hafta tatili ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin hafta tatili alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydının bulunması halinde, hafta tatili çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin bordroda yazılı olanın dışında hafta tatillerinde çalışmaların yazılı delille kanıtlaması mümkündür. Hafta tatili ücretlerinin tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt yoksa ödenen tutarın dışında hafta tatili çalışması yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerekir.
Somut olayda, davacı ve davalı tanıkları Pazar günü çalışılmadığını beyan etmiş olup davacı hafta tatillerinde çalışıldığını ispatlayamamıştır. Söz konusu alacağın reddi gerekirken mahkemece sırf davacı iddiasına dayalı olarak yılda 15 hafta tatilinde çalıştığının kabulü ile alacağın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
6-Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının davalıya ait işyerinde hafta içi 09:00-21:00 saatleri arasında, Cumartesi günleri ise 10:00-16:00 saatleri arasında çalıştığı kabul edilmesine rağmen haftanın 6 günü günde 3 saat fazla mesai yaptığı kabul edilerek hesap yapılması ve bu hesaba göre fazla mesai alacağının hüküm altına alınması isabetli olmamıştır. Öncelikle fazla mesai alacağının haftalık olarak hesaplanması esas olup davacının hafta içi ve Cumartesi günü çalışmaları ara dinlenmeleri düşülerek haftalık çalışma süresi ve haftalık kaç saat fazla mesai yaptığı tespit edilmelidir. Davacının Cumartesi günü mesai saatlerinin hafta içi mesai saatleri ile aynı olmadığı da göz önünde bulundurulmalıdır. Mahkemece yanılgılı değerlendirmeler içeren bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 28/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.