
Esas No: 2018/2529
Karar No: 2022/2741
Karar Tarihi: 07.04.2022
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2018/2529 Esas 2022/2741 Karar Sayılı İlamı
Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)
Sanık, İzmir'de bir taşınmazda sit alanında inşai ve fiziki müdahalede bulunmuştur. İki keşif sonucunda, müdahalelerin zarar doğurup doğurmadığı ve suça konu uygulamaların dava zamanaşımı süresi içerisinde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği belirlenerek, sanığın cezalandırılması veya 2863 sayılı Kanunun 65/4. maddesi gereğince cezalandırılması kararı verilmelidir. Hükmün, Anayasa Mahkemesince iptal edilen kanun maddesi yerine suç tarihinden sonra yürürlüğe giren kanun maddesi dayanak gösterilerek verilmesi ve çelişkili cezalandırma kararı gibi hukuka aykırı hususlar nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
Kanun Maddeleri:
- 2863 sayılı Kanunun 65/b, TCK’nın 62/1, 52/2, 51/1-3-7-8, 53. maddeleri: İnşai ve fiziki müdahale suçlarını düzenlemektedir.
- 3194 sayılı İmar Kanunu, geçici 16. madde: Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla yapı kayıt belgesi verilebileceğini düzenlemektedir.
- Anayasa Mahkemesince iptal edilen 65/b maddesi: Uygulamanın iptal edildiği için hükümde dayanak olarak gösterilememiştir.
- 6498 say
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 2863 sayılı Kanunun 65/b, TCK’nın 62/1, 52/2, 51/1-3-7-8, 53. maddeleri gereğince mahkumiyet
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Tebliğnamede, katılan ... tarafından da temyiz talebinde bulunduğu belirtilmiş ise de, dosya kapsamında ve UYAP’ta yapılan incelemede katılan kurum vekili tarafından herhangi bir temyiz dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.
2863 sayılı Kanunun 9. maddesinde, Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşai ve fiziki müdahalede bulunulmayacağının düzenlendiği, anılan düzenlemeye aykırı olarak, izin alınmaksızın inşai ve fiziki müdahalede bulunulmasının ise, aynı Kanunun 65. maddesi ile yaptırım altına alındığı, buna karşılık, 3194 sayılı İmar Kanununa 11/05/2018 tarih ve 7143 sayılı Kanunun 16. maddesi ile eklenen geçici 16. maddede, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla yapı kayıt belgesi verilebileceği hükme bağlanmış olup, 2863 sayılı Kanuna tezahürü bulunmayan bahse konu düzenlemenin, anılan Kanunun 65. maddesinde tanımlanan inşai ve fiziki müdahale suçlarının unsurlarını etkilemeyeceği, zira, yapı kayıt belgesi verilmesinin, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınmasını sağlamakla birlikte, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında, kültür varlıkları yönünden koruma bölge kurullarından, tabiat varlıkları ve doğal sit alanları yönünden Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinden izin alınmaksızın gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleleri hukuka uygun hale getirmeyeceği değerlendirilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında, İzmir I numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulunun 17/07/1998 tarih ve 7454 sayılı kararı ile kentsel ve arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen ve bu sit sınırlarında değişiklik yapılmadan İzmir II numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 05/05/2004 tarih 12693 sayılı kararı ile kentsel ve III. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenen yerde, İzmir ili, Dikili ilçesi Çandarlı beldesi İslamlı Mahallesinde, tapunun 2605 parselinde kayıtlı taşınmazın, batısında kalan ana yapının dış cephesinin sıvanarak boyandığı, pencere ve kapı doğramalarının yenilenmiş olduğu, pencerelerine demir korkuluk yapılmış olduğu, taşınmazın arka cephesinde avluya bakan bölümün iki katlı olduğu, tek yöne eğimli çatı olduğu, taşınmazın doğusunda kalan ikinci yapının dış cephesinin boyandığı, teras çatının bir bölümünün kapatıldığı, bir bölümünün teras olarak bırakılarak üzerinin sundurma ile örtüldüğü, kapı ve pencere doğramalarının PVC malzemeli olarak yenilendiği, pencerelerine panjur yapıldığı iddiasıyla açılan kamu davasında; suça konu taşınmazın tapuda sanık ve hakkında beraat kararı verilen eşi adına kayıtlı olduğu, tapunun beyanlar hanesinde taşınmazın kentsel arkeolojik sit alanında kaldığına dair şerh bulunması karşısında sanığın taşınmazın sit alanında kaldığını bildiğinin kabulünün gerektiği, sanığın aşamalardaki savunmasında suça konu tadilatları 2009 yılında yaptığını, o tarihten sonra hiç tadilat yapmadığını belirttiği, mahallinde icra edilen keşif sonucu arkeolog bilirkişi raporunda, konutun içinde ve dışında basit onarım sınırını aşan çok sayıda fiziki müdahalenin olduğu, bunların büyük kısmının 2013-2014 yılları arasında yapılmış olduğunun belirtilmesine karşın inşaat mühendisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda yapılan tadilatların 2009 yılında yapıldığının belirtildiği, 28/05/2014 tarihli olay yeri görgü ve tespit tutanağında ise tadilat işlemlerinin devam ettiğinin belirtildiği anlaşılmakla;
Mahallinde, önceki bilirkişilerden farklı inşaat mühendisi, fen ve arkeolog bilirkişiler eşliğinde yeniden keşif yapılıp, tek yapı ölçeğinde tescilli olmamasına rağmen sit alanlarında bulunan yapıların iç kısmında ve dışa yansımayan nitelikteki müdahalelerin 2863 sayılı Kanun kapsamında suç oluşturmayacağı, sadece dışa yansıyan izinsiz müdahalelerin suç teşkil edeceği hususu da dikkate alınarak sadece dışa yansıyan müdahalelerle sınırlı olarak suça konu uygulamalar tek tek belirlenip, kullanılan malzemelerin eskiliği, renkteki solmalar, karbonlaşma, yıpranma durumu gibi teknik veriler dikkate alınıp yapılış tarihleri tereddüte yer vermeyecek şekilde saptanarak ve bu şekilde dava konusu uygulamaların dava zamanaşımı süresi içerisinde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
1- Suça konu müdahaleler nedeniyle sit alanında zarar doğup doğmadığının tereddütsüz şekilde belirlenmesi, buna göre sit alanında bu nitelikte bir zarar doğduğunun anlaşılması durumunda, başka herhangi bir husus araştırılmaksızın sanığın, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1-1. cümlesi uyarınca cezalandırılması, dava konusu uygulamalar sebebiyle zarar doğmadığının belirlenmesi durumunda, bünyesinde koruma, uygulama denetim büroları kurulan idarelerden izin almaksızın veya izne aykırı olarak izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunanların, 2863 sayılı Kanunun 65/4. maddesi gereğince cezalandırılması gerekeceğinden, bu kapsamda, suça konu taşınmazın bulunduğu ilde suç tarihi itibariyle Büyükşehir Belediye Başkanlığı, İl Özel İdaresi veya İlçe Belediye Başkanlığı bünyesinde koruma, uygulama denetim bürosu kurulup kurulmadığı ve eğer kurulmuş ise suça konu taşınmazın bulunduğu yerin, koruma uygulama ve denetim bürosunun yetki alanı kapsamında kalıp kalmadığı araştırılarak, sonucuna göre 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/4. maddesi veya aynı Kanunun 65/1-2. cümlesi uyarınca sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Sanık hakkında tesis edilen mahkumiyet hükmünde, 2863 sayılı Kanunun 5728 sayılı Kanun ile değişik ve Anayasa Mahkemesince iptal edilen 65/b maddesi yerine, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1. maddesinin dayanak gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında sanık hakkında verilen cezanın ertelenmesine karar verilirken, gerekçe kısmında hükmolunan hapis cezaası yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinin belirtilmesi suretiyle hükümde çelişki yaratılması,
4- T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olması nedeniyle, iptal kararı doğrultusunda TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesi gerekliliğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 07/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.