3. Hukuk Dairesi 2020/10229 E. , 2020/8004 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı ve davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar; 355 parsel sayılı taşınmazın önce babaları, ardından da kendileri tarafından kullanıldığını, davalı idare talep ettiği sürece ecrimisil bedeli ödediklerini, taşınmazı imar ve ihya ederek zeytin ve muhtelif meyve ağaçları diktiklerini, sulama havuzu yaptıklarını, taşınmazın üzerine yol açtıklarını, yamaçta yer alan taşınmaza hafriyat yaptıklarını, ancak 14/06/2013 tarihinde taşınmazın trampa yolu ile dava dışı kurum adına tescil edildiğini ileri sürerek ektikleri ağaçlar ile imar, ihya, hafriyat, sulama havuzu ve yol yapmak suretiyle kendileri tarafından ödenen bedellerin davalı idareden tahsilini talep etmişler, bilahare verdikleri ıslah dilekçesi ile taleplerini 34.182 TL’ye arttırmışlardır.
Davalı; davacıların, 01/04/2012 tarihinden itibaren muhtelif meyve ağaçları ekmek suretiyle davaya konu taşınmazı işgal ettikleri tespit edildiğinden kendilerine ecrimisil ihbarnamesi ve tahliye yazısı gönderildiğini, ancak davacıların taşınmazı tahliye etmeyerek kullanmaya devam ettiklerini, 16/04/2013 tarihine kadar olan dönem için kendilerine yeniden ecrimisil ihbarnamesi gönderildiğini, bu arada Maliye Bakanlığının 14/05/2013 tarihli yazısı ile söz konusu taşınmazın Hatay İl Özel İdaresi adına, mülkiyeti Hatay İl Özel İdaresine ait bir kısım taşınmazın ise Hazine adına tescil(trampa) edilmesinin uygun görülerek takas işleminin gerçekleştirildiğini, husumetin Hatay İl Özel İdaresi’ne yöneltilmesi gerektiğini, ayrıca 4706 sayılı Kanunun 5. maddesine göre davacıların herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davaya konu taşınmazın üçüncü kişiye satış tarihi itibari ile muhtesatlı değeri ile muhtesatsız değeri arasındaki bedel farkı kadar davalının sebepsiz zenginleştiği gerekçesi ile; davanın kısmen kabulüne, davacı ... için 11.392 TL, davacı ... için 5.188 TL alacağın davalıdan tahsiline dair verilen karar tarafların temyizi üzerine Dairece verilen 08/11/2017 tarihli ve 2016/8938 E./ 2017/15480 K sayılı kararla “ davacıların Hazine adına
kayıtlı olduğunu taşınmaza muhtesat ve masraf yaptıkları, taşınmazı geçerli bir sözleşmeye dayalı olarak kullandıklarını ispat edemeyen davacıların iyiniyetli olduklarının kabul edilemeyeceği, malzeme sökülüp alınmadığına göre hükmedilecek miktarın taşınmazın muhtesatlı değeri ile muhtesatsız değeri arasındaki fark olmayıp, bu malzemeler nedeniyle taşınmaz malikinin zenginleştiği miktar olduğu, bu miktarın da TMK"nun 723/son maddesinde belirtildiği üzere, malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri ifade ettiği, bu miktar üzerinden alınacak rapora göre karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle, davalı yararına bozulmuştur.
Mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda dosya, ek rapor almak üzere önceki bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, hazırlanan 19/10/2018 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak; davanın kısmen kabulüne, davacı ... için 6.505 TL, davacı ... için 4.697 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; davacıların tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Türk Medeni Kanunu"nun 723.maddesi; “Malzeme sökülüp alınamazsa arazi maliki, malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür... Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyi niyetli değilse, hâkimin hükmedeceği miktar, bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir.” hükmünü içermektedir. Anılan hüküm, esas itibariyle (BK"nın 61 ve devamı maddelerinde) TBK"nın 77 ve devamı maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmenin özel bir halidir.
Dairece verilen bozma kararaıyla, davacıların, kendilerine ait olmayan taşınmaz üzerine bilerek yapı inşa ettiği ve ağaç diktiği için iyiniyetli olmadığı, buna göre TMK"nın 723/son maddesinde belirtildiği şekilde malzemenin, arazi maliki için taşıdığı en az değeri talep edebileceklerinin kabul edildiği açıktır. Hükümde belirtilen “en az değer” ifadesi ise; inşa edilen bina ve muhtesat için asgari levazım bedeli, yetiştirilen ağaçlar içinse odun bedelini ifade etmektedir.
Gerek öğretide gerekse sapma göstermeyen uygulama ile asgari levazım değeri; yapı ve eklentilerinin yapımında kullanılan tüm malzemelerin işçilik ve yapımcı kârı gibi unsurlar gözetilmeksizin piyasadaki en düşük değerlerinden, yapım yılı veya yıllarına göre yıpranma payı düşüldükten sonra elde edilecek miktar şeklinde benimsenmiş bulunmaktadır.
Dikilen ağaçlar yönünden de; işçilik ve bakım giderleri gözetilmeksizin, odun değerine göre teknik inceleme yapılmalıdır.
Ne var ki hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda, yukarıda açıklanan ilkeler göz ardı edilerek, hafriyat bedelinin hesaba dahil edilmemesi gerektiği açıklandıktan sonra, bozmadan önce alınmış olan 09/06/2015 tarihli bilirkişi raporunda sulama havuzu ve ağaçlar için belirlenmiş olan bedeller esas alınmak suretiyle hesaplama yapılmıştır.
Buna göre; mahkemece; uyulan bozma kararı gereğince, davacılar tarafından yaptırılan sulama havuzunun asgari lazım bedeli dikilen ağaçlar yönünden ise; odun bedelini belirleyen bilirkişi raporu alınması, ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; bozma kararının gereği tam olarak yerine getirilmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hazırlanmış olan ek bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacıların tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK"nın 428. maddesi gereğince temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 6100 sayılı HMK"nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nın 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 21/12/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.