17. Hukuk Dairesi 2013/15071 E. , 2014/3523 K.
"İçtihat Metni"
Davacı ... A.Ş ile davalı ...arasındaki dava hakkında ....Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 14.06.2011 gün ve 2010/649-2011/293 sayılı hükmün Dairenin 15.02.2013 gün ve 2011/9549-2013/1688 sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiş olup, süresi içinde davacı ... A.Ş vekilince kararın düzeltilmesi istenilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dosya içeriğine, Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre 6100 Sayılı HMK.nin geçici 3.maddesinin 2.fıkrası delaletiyle 1086 Sayılı HUMK.nin 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Yasanın 442. maddesi uyarınca 228,00 TL para cezasının davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydettirilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 1,95 TL kalan red harcının karar düzeltme isteyen davacıdan alınmasına 13.3.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY-
Somut alayda, davacı kasko sigorta şirketine sigortalı araç ile davalı ZMSS şirketine sigortalı aracın çarpışması sonucu araçta hasar meydana gelmiştir. Her iki aracın işleteni ....Finansal Kiralama AŞ. olup her iki araç Cinerler Turizm İnş. ve Taah. Tic. Ltd. Şti"ne kiraya verilmiş, kiralanan araçların birisi kasko sigorta poliçesi ile davacı ... AŞ."ne, diğer araç ise ZMSS poliçesi ile davalı ... AŞ.ne sigorta yaptırılmıştır.
Dava, TTK’nin 1301. maddesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Yargılama sonucunda mahkemece, talebin teminat kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin vaki temyizi üzerine, Dairemizce; alacaklılık ve borçluluk sıfatlarının bir şahısta birleştiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Davacı vekilinin karar düzeltme talebi, sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda reddedilmiştir.
Sayın çoğunluğun karar düzeltme talebinin reddi yönündeki görüşüne katılamıyorum.
Bir borç bakımından alacaklı ve borçlu sıfatının birleşmesi borcu sona erdiren sebep olarak BK’nin 116.maddesinde düzenlenmiştir.
BK’nin 116/1. (TBK 135/1) maddesinde; alacaklılık ve borçluluk sıfatlarının bir şahısta içtimaiyle borcun sakıt olacağı (f/1), Bu içtimaın zevaliyle borç avdet edeceği (f/2), Gayrimenkul rehni ile kıymetli evrak hakkındaki hususi hükümler baki olduğu (f/3), düzenlemesine yer verilmiştir.
2918 sayılı KTK"nin 85/1 maddesinde "bir motorlu aracın işletilmesi ile bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müşterek ve müteselsilen sorumlu olacağı", 85/son fıkra ile de "işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurlarından kendi kusuru gibi sorumlu" bulunduğu,
2918 sayılı KTK"nin 91/1.maddesinde "işletenlerin bu Kanunun 85/1 fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu" olduğu,
2918 sayılı KTK"nin 92.maddesinde de ZMSS"nin teminat dışında kalan haller sayılarak, ZMSS Genel Şartları 1.maddesi ile yapılan düzenlemelerle ölüm veya cismani zararlar yanında bir şeyin zarara uğraması halinin de teminat kapsamında olduğu öngörülmüştür. Kısaca belirtmek gerekir ise ZMSS"nin amacı, trafik kazaları sonucu 3.kişilere verilecek zararların güvence altına alınmasıdır. Ancak ZMSS Genel Şartları A.3.b. maddesinde de işleten tarafından ileri sürülecek tazminat taleplerinin teminat kapsamı dışında olduğu belirlenmiştir.
Somut olayda her iki aracın da işleteni, dava dışı Teknik Finansal Kiralama AŞ.dir.
Uyuşmazlık, aynı işletene ait iki aracın karıştığı trafik kazasında, işleten yönünden alacak ve borçluluk sıfatının birleşip birleşmeyeceği(mülga BK.md. 116/1- yeni TBK.md.135/1) noktasında toplanmaktadır.
BK’nin 116/1. (TBK 135/1) maddesi, alacaklı ve borçlu sıfatının aynı mal varlığı kesimi içinde, aynı kişide birleşmesinin yarattığı "borcun sona ermesi" sonucu, artık ifadan beklenen amaca ulaşılmasının imkansız oluşu olgusuna dayalıdır. Yani kişi kendisinin hem alacaklısı hem de borçlusu olamaz. Böyle bir yasal düzenleme olmasaydı bile böyle bir ilişkinin doğal sonucu olarak borcun sona erdiği kabul edilebilirdi.
BK’nin 116. maddesine göre birleşmenin var olabilmesi için bir "borcun" varlığı şarttır. Ayrıca borçlu ve alacaklı sıfatlarının aynı kişide toplanması gerekir. Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide borcun doğumundan sonra gerçekleşen bir birleştirici olay nedeniyle gerçekleşmesi gerekir. En önemlisi birleşmenin alacak hakkı ve edimsel yüküm yönünden aynı mal varlığı kesimi içerisinde bir araya gelmesi şarttır. Bu koşulların gerçekleşmesi halinde birleşmenin sonucu olarak ancak borç sona erer.
Somut olayda, her iki aracın da işleteni-maliki aynı olsa da gerek zarar gören ve gerekse zarar veren araçlar farklı araçlar olup, her bir araç hakkında ayrı kasko ve ZMSS poliçesi düzenlenmiştir.
Bu durumda, yukarıda açıklanan BK’nin 116. maddesindeki alacak ve borçlu sıfatının aynı kişide ve aynı mal varlığında birleşmesinin gerçekleştiğinden bahsedilemeyeceği için birleşmenin şartlarının oluştuğu söylenemez.
Kaldı ki, bu tür olaylarda birleşmenin varlığını düşünmek, işletenin sorumluluğunu 3.kişilere karşı üstlenen ZMSS"nin mal varlığında haksız bir kazanç yaratılması, zarar görenin zararını üstlenen kasko sigortasında ise mal varlığının azalması sonucunu doğurur. Bu durumu hukukun korumayacağı açıktır.
Diğer yandan aynı işletenin farklı araçları; sonuçları, kapsamları, amaçları farklı olan iki ayrı sigorta poliçesi ile sigorta edilmiştir. Aynı işletenin araçlarından sadece biri davacıya kaskolu, bir diğeri de sadece davalı ... şirketine trafik sigortalıdır. Davacının asıl zarar gören durumundaki sigortalısının, 3. kişi olarak başka bir aracı zarar görmüş olup, bu zararı, davalı ..., aynı işletenin diğer bir aracının ZMSS poliçesi nedeniyle üstlenmiştir. BK.’nun 116 ncı maddesindeki alacaklılık ve borçluluk sıfatı şeklen işleten üzerinde toplanmış ise de; özünde bu şirket bir araç yönünden zarar gören, diğer bir araç yönünden zarar veren durumunda olup, aynı araç ve menfaat üzerinde bu sıfatlar birleşmemiştir. ZMSS Genel Şartları’nın A.3.b maddesinde, istemi teminat dışı olarak kabul edilen işleten, trafik sigortacısının işleteni olan sigorta ettiren olup, somut olayda olduğu gibi davacı kasko şirketinin selefi olan işleten değildir.
Davacının selefi olan işleten, başka bir aracın ve menfaatin sahibi olup, davalı ..., başka bir aracın hukuki sorumluluğunu üstlenmiştir. Aksi halde, bir şirketin bir aracını kasko poliçesi ile sigorta eden kasko şirketinin, bu araca yine aynı şirketin bir başka aracının hasar vermesi durumunda, halefiyet hakkının doğmadığının kabulü gerekir ki, bu doğru değildir (aynı ilkeler Dairemizin 06.07.2009 tarih ve 2009/1246 E.- 4999 K. sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir).
Bütün bu açıklamalardan sonra somut olayda, sigortalısına zararını ödeyen davacı kasko sigortasının, davalı işletenin 3.kişilere verdiği zararı üstlenen ZMSS sigortasına karşı açtığı TTK 1301.maddesinden kaynaklanan rücu davasında, aynı işletenin farklı araçlarını sonuçları, kapsamları, amaçları farklı şirketler olarak farklı poliçe ile sigortaladıkları, BK 116 maddesindeki birleşme koşullarının aynı kişi ve aynı mal varlığı üzerinde gerçekleşmediği anlaşılmakla, davacının karar düzeltme isteminin kabulü gerektiği görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun karar düzeltme talebinin reddi yönündeki görüşüne katılmıyorum.
-KARŞI OY-
15.2.2013 tarihli sayın heyetin kararının bozulması yönündeki görüşüne aynı tarihli karşı görüşümde belirttiğim hukuki gerekçeler nedeni ile bu kez davacının karar düzeltme isteminin yerinde olup kabulü gerektiğinden, reddi şeklindeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.