3. Hukuk Dairesi 2020/1394 E. , 2020/8017 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen menfi tespit davasının reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalı kurum ile aralarında özel sağlık hizmeti sunucularından sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi imzaladığını, davalı kurumun 29/12/2016 gün ve 7060831 sayılı yazısıyla 2012 yılı özel sağlık hizmeti sunucularından satın alma sözleşmesinin (11.1.16) maddesine istinaden tesis edilen 126.000 TL cezai şart bedelinin mevzuata aykırı olduğunu ileri sürerek; söz konusu cezai işlemin iptali ile davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
Davalı; Sosyal Güvenlik Merkezince düzenlenen 27/10/2016 tarih ve 11085 sayılı Sağlık Hizmet Sunucusu İnceleme Raporu ile; davacı şirkete ait hastanede çalışan 23 sigortalıya aynı tarihte farklı şikayetleri olmasına rağmen aynı tetkiklerin istenildiği, tetkiklerin tedavi amacı dışında ağır ve tehlikeli işlerde çalışacaklara ait işe giriş periodik muayene formu düzenleme amaçlı yapıldığı, davacının kurumca finansmanı karşılanmayan sağlık hizmetlerini, kurumca finansmanı karşılanan sağlık hizmetleri gibi göstererek kuruma fatura ettiği tespit edildiğinden, dava konusu işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince; davacı şirkete ait sağlık hizmeti sunucusu tarafından muayene edilen 23 kişinin 04/05/2012 tarihinde hastanenin kadın hastalıkları ve doğum bölümüne başvurdukları, bu 23 kişiden 2 hastanın epikrizlerinde belirtildiği üzere, "gebelik" durumlarının söz konusu olduğu, geri kalan 21 hastaya konulan tanı ve hasta şikayetlerinin benzer olduğu, her hastaya aynı tetkiklerin yapıldığı ve verilen hizmet karşılığı olarak Sosyal Güvenlik Kurumu"na 811,30 TL fatura edildiği, istenilen ELİSA tetkiklerinin (Anti HBS ab-Anti Hİ-HBsAg-Anti HCV), söz konusu 21 hastanın başvurularında geçen demir eksikliği
anemisi, sistit, vajinit, düzensiz menstruasyon ve benzeri tanılarda istenme endikasyonlarının bulunmadığı, yapılan tetkiklerin, işçilerin işe devam süresince çalıştırılmalarında bir sakınca olmadığının en az yılda bir defa hekim raporu ile tespitinde istenilen laboratuvar tetkikleri ile aynı olduğu, bu bağlamda Sosyal Güvenlik Kurumu ile yapılan sözleşme hükmünün 11.1.16 maddesine aykırılık nedeniyle uygulanan 126.000 TL cezai şart ve 811,30 TL yersiz ödeme işleminin mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince; kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, taraflarca temyiz edilmiştir.
Dava; davalı kurum tarafından davacı ... hizmeti sunucusu hakkında 2012 yılı sözleşmesinin (11.1.16) maddesine istinaden tesis edilen cezai işlemin iptali ile davacının davalı kuruma borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
1-6100 sayılı HMK"nın 266. maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir.
Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.
Somut olayda, hükme esas alınan Sayıştay emekli uzman denetçisi, emekli hastane müdürü ve göğüs hastalıkları uzmanından oluşan bilirkişi heyeti; 23 kişinin aynı tarihte benzer şikayetler ile hastanenin kadın hastalıkları bölümüne başvurduğu, 2 hastanın epikrizlerinde belirtildiği üzere gebelik durumu olduğu, ancak 21 hastaya konulan tanı ve hasta şikayetlerinin benzer olduğu, her hastaya aynı tetkiklerin yapıldığı, istenilen elisa tetkiklerinin (Anti HBS Ab-Anti HİV-HBsAg-Anti HCV) belirtilen demir eksikliği anemisi, sistit, vajinit, düzensiz menstürasyon vb. tanılarda istenme endikasyonlarının bulunmadığı, yapılan tetkiklerin işçilerin işe devam süresince çalıştırılmalarında bir sakınca olmadığının en az yılda 1 defa hekim raporu ile tespitinde istenilen labratuvar tetkikleri ile aynı olduğu ve SGK ile yapılan sözleşme hükmünün 11.1.16 maddesine aykırı olduğu için uygulanan 126.000 TL cezai şart ve 811,30 TL yersiz ödeme işleminin mevzuata uygun olduğu yönünde görüş bildirilmiş ise de, dosya arasında yer alan hasta muayene kayıtlarından ve hasta epikrizlerinden davacı ... hizmet sunucusuna başvuran hastalardan ... TC nolu ... ile ... TC nolu Günay HAPİP isimli hastalardan tetkik istenmediği, ... TC nolu ... isimli hastadan diğer tetkiklerin yanısıra talesemi nedeniyle hemoglobin elektrofezi tetkikinin de istendiği, hastaların bir kısmından akciğer grafisi istenmediği halde hükme esas alınan bilirkişi raporunda 23 hastanın tamamından aynı tetkiklerin istendiğinin belirtildiği görülmüştür. Bu durumda, hükme esas alınan bilirkişi raporu; heyette yer alan bilirkişilerin uzmanlık alanları ve rapor içeriği itibariyle, hüküm kurmaya elverişli değildir.
Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesince; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, önceki bilirkişiler dışında aralarında kadın hastalıkları uzmanı ve işyeri hekiminin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden, davacı tarafın itirazlarını da karşılar şekilde, Yargıtay ve taraf denetimine elverişli bilirkişi raporu alınması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken; gerek heyet teşkili gerekse içeriği itibariyle yetersiz bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK"nın 373/1 maddesi uyarınca, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.
2-Bozma nedenine göre; davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK"nın 373/1. maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanun"un 371. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 21/12/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.