14. Hukuk Dairesi 2019/4141 E. , 2020/4517 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 08/02/2013 gününde verilen dilekçe ile asıl davada elatmanın önlenmesi kal ve ecrimisil, birleştirilen davada geçit hakkı kurulması ve tazminat talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davaya ilişkin kurulan hükmün kesinleşmiş olması sebebiyle yeniden karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davada, tazminat talebine ilişkin kurulan hükmün kesinleşmiş olması sebebiyle yeniden karar verilmesine yer olmadığına, geçit hakkı tesisi talebinin kabulüne dair verilen 14/03/2019 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi asıl dava davacısı, birleştirilen dava davalısı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava elatmanın önlenmesi kal ve ecrimisil, birleştirilen dava geçit hakkı ve tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili, davacıya ait 3934 sayılı taşınmazın komşu parsel maliki davalı tarafından sera yapılmak suretiyle haksız olarak işgal edildiğini, bu sebeplerle müvekkilinin taşınmazını kullanamaması sebebiyle davalı tarafından yapılan müdahalenin önlenmesini ve geriye dönük beş yıl için tespit edilen ecrimisilin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının dava konusu 3934 parsel sayılı taşınmazın bir kısmını bedeli karşılığında davalının babası ..."ya haricen sattığını, parasını nakden aldığını, bu sebeple davalı tarafından haksız bir müdahalenin bulunmadığını, geçit hakkı için ayrıca dava açacaklarını bu sebeplerle davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Birleştirilen davada davacı vekili, davacının babasının 3934 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının geçit hakkı tesisi için bedeli mukabilinde haricen satın aldığını, parasının ödendiğini, bedeli ödenen yerin bir kısmının kullanılamaz ve atıl halde olduğunu, müvekkilinin geçit için başkaca kullanabileceği herhangi bir yolun bulunmadığını, bu nedenle geçit hakkı için tesis edilen taşınmazın bedelsiz veya bedeli mukabilinde müvekkilinin maliki olduğu 1802 parsel sayılı taşınmaz lehine geçit hakkı tesisini ayrıca sözleşmeye aykırılık nedeniyle 5.000,00 TL tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.
Birleştirilen davada davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece “Davacı ..."nın açtığı davanın, meni müdahale ve kal talepleri yönünden davanın kabulü ile; 3934 parsel sayılı taşınmazda fen bilirkişisinin 26/12/2013 havale tarihli raporunda A ve B harfi ile gösterdiği toplam 100,34 m2"lik alana davalının yapmış olduğu müdahalenin önlenmesine, müdahale edilen alanda bulunan ve fen bilirkişinin raporunda A harfi ile gösterilen 27,30 m2 ve B harfi ile gösterilen 73,04 m2 alana sahip sera ve çiçekliğin yıkımına, davacının ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile 598,44 TL"nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleştirilen dosyada davacı ..."nın davasının, geçit hakkı tesisisi yönünden kabulü ile, 1802 parsel lehine, davalı adına kayıtlı 3934 parsel sayılı taşınmazda fen bilirkişisi"nin 26/12/2013 havale tarihli raporunda C harfi ile gösterilen 146,32 m2"lik yerden bedelsiz olarak geçit hakkı tesisine, davacının tazminat talebinin reddine” karar verilmiştir.
Hükmü taraf vekillerinin temyiz etmesi üzerine Dairemizin 21.03.2017 tarih 2016/12580 Esas 2017/2179 Karar sayılı ilamı ile’’Asıl davada verilen karar yönünden, elatmanın önlenmesi kal ve ecrimisil taleplerine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, davacı ...’nın geçit hakkı tesisine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; 22.01.1977 tarihinde yapılan adi yazılı sözleşmeye dayanarak davalının davacıya ait taşınmazlar üzerinde geçit hakkının bulunmadığından 3934 parsel sayılı taşınmazdan bedelsiz olarak geçit kurulmasının doğru olmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tek bir seçenek üzerinde durulduğu ve alternatif güzergahların araştırılmadığı, yüzölçümü itibariyle küçük olan 3934 parsel sayılı taşınmazdan geçit kurulduğu, başka geçit alternatifleri araştırılarak başkaca güzergahların tespiti halinde bu güzergahlardaki parsel maliklerinin davaya katılmaları sağlanarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği’’ gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda mahkemece, “Davacı ..."nın açtığı asıl davaya ilişkin kurulan hükmün kesinleşmiş olması sebebiyle yeniden karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen dosya davacısı ..."nın açtığı birleşen davada, tazminat talebine ilişkin kurulan hükmün kesinleşmiş olması sebebiyle yeniden karar verilmesine yer olmadığına, geçit hakkı tesisi talebinin kabulü ile, 1802 parsel sayılı taşınmaz lehine, davalıya ait 3934 parsel sayılı taşınmazın 19/04/2018 havale tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide A harfi ile gösterilen 146,86 m2"lik kısmında geçit irtifakı tesisine,” karar verilmiştir.
Hükmü asıl dava davacısı birleştirilen dava davalısı ... vekili temyiz etmiştir.
Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır, geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Bu bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının 4721 Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu kaydının beyanlar hanesine şerhi de gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Somut olaya gelince, hükmün hangi hususları kapsayacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 297. maddesinde belirtilmiştir. Ayrıca hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik presibinin gereğidir.Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitirir. Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür ve hüküm bir bütündür.
Mahkemece, davacı ..."nın açtığı asıl davaya ilişkin kurulan hükmün kesinleşmiş olması sebebiyle yeniden karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen dosya davacısı ..."nın açtığı davada, tazminat talebine ilişkin kurulan hükmün kesinleşmiş olması sebebiyle yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek söz konusu talepler açısından Dairemizin bozma ilamından sonra hüküm tekrarı ile yeniden bir hüküm kurulmaması doğru görülmemiş, bu durum 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 297. maddesine aykırı görülmüştür.
Kabule göre de; hükmün temyizi üzerine dairemizin yukarıda belirtilen ilamı ile 3934 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün küçük olduğu, büyük parsellerin geçit alternatifi olarak değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur; mahkemece; bozmaya uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmeden ve yeterli araştırmalar yapılmadan, aleyhine geçit tesisine karar verilen davalıya ait 3934 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü itibariyle başkaca bir kullanım olanağı olmadığı gerekçesi ile, bozma öncesi geçit tesis edilen güzergahtan geçit hakkı tesisine karar verilmiştir. Mahkemece aleyhine geçit tesis edilen 3934 parsel sayılı taşınmazın tarla vasfında 423 m2 olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece; dosya içerisindeki tapu kaydı ve kadastro krokisinden, aleyhine geçit tesis edilen davalıya ait 3934 parsel sayılı taşınmazdan yüzölçümünün daha büyük olduğu anlaşılan 1800 parsel sayılı taşınmazın güncel tapu kaydı dosya arasına alınıp, maliklerinin davada taraf kılınması için davacı tarafa süre verilerek, taşınmazın tüm maliklerinin davada taraf olması sağlandıktan sonra, 19/04/2018 havale tarihli fen bilirkişi raporunda 2. geçit seçeneği olarak belirlenen alanın geçit bedelinin tespiti için bilirkişilerden yeniden rapor alınarak hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapıldıktan sonra bu alternatiften geçit tesisine karar verilmesi gerekirken 3934 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü itibariyle başkaca bir kullanım olanağı olmadığı şeklinde hukuki olmayan bir gerekçe ile, taşınmazın ekonomik kullanımını sona erdirecek şekilde yüzölçüm itibari ile çok küçük olan taşınmazdan geçit tesisine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Açıklanan hususlar gözardı edilerek bozmaya uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle asıl dava davacısı birleştirilen dava davalısı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.