
Esas No: 2014/4582
Karar No: 2014/4582
Karar Tarihi: 20/11/2019
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
MUSA ZORBAY BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2014/4582) |
|
Karar Tarihi: 20/11/2019 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Recep KÖMÜRCÜ |
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM |
|
|
Celal Mümtaz AKINCI |
|
|
Rıdvan GÜLEÇ |
|
|
Recai AKYEL |
Raportör |
: |
Ömer MENCİK |
Başvurucu |
: |
Musa ZORBAY |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, anayasal haklar kapsamında koruma altında bulunan
bazı eylemlerinin terör örgütüne üye olmak suçundan mahkûmiyetinde delil olarak
kullanılmasının başvurucunun ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü
düzenleme hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 31/3/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön
incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm
tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar
özetle şöyledir:
6. Başvurucu 1962 doğumlu olup olayların meydana geldiği tarihte
Barış ve Demokrasi Partisinin (BDP) Ağrı ili Diyadin ilçesi başkanıdır.
7. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 11/1/2012 tarihli
iddianamesi ile başvurucunun terör örgütüne üye olmak ve terör örgütünün
propagandasını yapmak suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası
açılmıştır. Başvurucu, kamu davası açıldıktan sonra terör örgütüne üye olmak
suçundan 1/2/2012 tarihinde tutuklanmıştır.
8. Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 1/8/2012 tarihinde
başvurucunun terör örgütüne üye olmak suçundan mahkûmiyetine hükmetmiş ve 10
yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Terör örgütü propagandası
yapmak suçu yönünden ise 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin
Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın
Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun
uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine hükmedilmiştir.
9. Mahkemenin başvurucunun terör örgütü üyeliği suçundan
mahkûmiyetinde dikkate aldığı delillerin bazıları şu şekildedir:
i. Mahkeme; bir tanığın beyanından yola çıkarak başvurucunun,
BDP Diyadin İlçe Başkanlığı binasında gençlere PKK"nın silahlı yapılanması
olduğu belirtilen HPG ve terör örgütü mensuplarıyla ilgili görüntüler
izlettiğini, PKK ile ilgili olarak "PKK
bizim kurtuluşumuzdur." ve "Hepimiz gerillayız." şeklinde beyanlarda bulunduğunu
tespit etmiştir. Tanığın beyanına göre başvurucunun bu eylemleri sonrasında
Diyadin"de şiddet olayları yaşanmıştır.
ii. Başvurucunun BDP Diyadin İlçe Teşkilatı organizesinde
düzenlenen Kürt dili ile ilgili
basın açıklamalarına katıldığı, bazı basın açıklamalarında konuşma yaptığı,
bazı basın açıklamaları sırasında ise PKK lehine slogan atan grubun içinde yer
aldığı ve grubu yönlendirdiği ileri sürülmüştür. Mahkemeye göre başvurucu,
katıldığı basın açıklamalarıyla PKK"nın demokratik özerklik projesi kapsamında hayata
geçirmeye çalıştığı iki dilli yaşam
kararını desteklemekte, söz konusu kararın hayata geçmesi için faaliyetlerde
bulunmaktadır.
iii. Mahkeme 8/10/2010 tarihinde BDP Diyadin İlçe Teşkilatı
tarafından düzenlenen ve PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan"ın (A.Ö.)
Suriye"den çıkarılışını protesto mahiyetinde yapılan basın açıklamasına
başvurucunun katıldığını belirtmiştir. Mahkemeye göre başvurucu, basın
açıklaması öncesinde terör örgütü ve lideri lehine slogan atan grubun önünde
yürümüş ve gruba alkışlarıyla destek vermiştir.
iv. Bundan başka Mahkeme, başvurucunun PKK terör örgütü
üyelerine yönelik yürütülen adli soruşturmayı protesto etmek amacıyla
düzenlenen basın açıklamasına katıldığını ve basın açıklamasına katılan
kişileri yönlendirdiğini ifade etmiştir. Mahkeme ayrıca başvurucunun H.A. ile
yaptığı konuşma içeriklerinden yola çıkarak adli soruşturmaya uğrayan kişileri
sahiplendiğini ileri sürmüştür. Kararda, telefon sinyal bilgileri
değerlendirilmek suretiyle PKK terör örgütü üyelerine yönelik olarak yürütülen
yargılamaları takip amacıyla başvurucunun Diyarbakır"a gittiği
değerlendirmesinde de bulunulmuştur.
v. Başvurucunun Kürt dili
ve kadın hakları ile ilgili
olarak BDP Diyadin İlçe Teşkilatı organizesinde düzenlenen basın açıklamasına
katıldığı ve basın açıklamasına katılan grupla birlikte hareket ettiği ileri
sürülmüştür. Mahkemeye göre basın açıklamasına katılan grup, basın açıklaması
öncesinde PKK"nın silahlı kanadı olduğu belirtilen HPG ile ilgili bir marş
söyleyerek basın açıklamasının olduğu alana gelmiştir. Mahkemeye göre ayrıca
başvurucunun basın açıklamasına katılmasındaki amacının PKK"nın demokratik
özerklik projesi kapsamında hayata geçirmeye çalıştığı iki dilli yaşam kararının desteklenmesidir.
vi. Başvurucunun olayların yaşandığı tarihlerde BDP Ağrı İl
Başkanı H.A. ile yaptığı bir telefon görüşmesine dayanılarak BDP Diyadin İlçe
Başkanlığı binası parti tabelasının Kürtçe olarak değiştirilmesi hususunda
talimat aldığı ifade edilmiştir. Mahkeme, PKK"nın demokratik özerklik projesi
kapsamında Kürt dilinin toplumsal alanda yaygınlaştırılması kararı kapsamında
bu eylemin icra edildiği hususuna ayrıca vurgu yapmıştır. Öte yandan
başvurucunun bahse konu karar kapsamında açılan imza stantları hakkında S.Y.den bilgi aldığı da tespit edilmiştir.
vii. Mahkeme, başvurucunun L.D. ile yaptığı telefon görüşmesine
dayanarak çatışmalarda ölen örgüt üyelerinden şehit
olarak bahsettiğini ve bahsi geçen ifadelerle örgütsel bir kararı icra ettiğini
belirtmiştir.
viii. Bundan başka Mahkeme, başvurucu ile M.H.D.nin
yapmış oldukları bir telefon görüşmesine dayanarak başvurucu ve M.H.D.nin, bombalı bir eylem yaptığı sırada kendini
yaralayan örgüt mensubu E.A. hakkında konuştuklarını ifade etmiştir. Mahkemeye
göre konuşma içerikleri incelendiğinde başvurucu örgüt mensupları tarafından
gerçekleştirilen şiddet olaylarını desteklemektedir.
ix. Mahkeme, başvurucunun Ş.S. ile örgütün gençlik yapılanması
hakkında yaptığı bir görüşmeyi de mahkûmiyet kararına esas almıştır. Mahkemeye
göre başvurucu, konuşmasında örgütün gençlik yapılanmasından bahsetmekte ve
bahse konu yapılanmayı sahiplenir tarzda açıklamalarda bulunmaktadır.
x. Bundan başka başvurucunun telefonuna gönderilen terör örgütü
liderinin ve örgüt mensuplarının övüldüğü mesajlara da delil olarak
dayanılmıştır.
xi. Mahkeme, terör örgütü lideri A.Ö.nün
yakalanışını protesto etmek amacıyla düzenlenen bir gösteride başvurucunun
eylemlerine de delil olarak dayanmıştır. Bahse konu gösteri 13/2/2011 tarihinde
BDP Diyadin İlçe Başkanlığı binasından çıkan 100-120 kişilik, yüzleri puşili ve maskeli grubun yürüyüşe geçmesiyle başlamıştır.
Gösteri sırasında grubun ön kısmında "Kimse
güneşimizi karartamaz." şeklinde ifade içeren pankartın
taşındığı ve HPG marşının söylendiği belirtilmiştir. Gösterinin devamında,
grupta yer alanlar tarafından kolluk görevlilerine yönelik olarak taşlı ve
sopalı saldırıda bulunulduğu ve PKK terör örgütü lideri adına sloganlar
atıldığı ileri sürülmüştür. Mahkemeye göre başvurucu bahse konu gösteriye
katılan ve şiddete bulaşan grup içinde yer almış ve gruptakilerle konuşarak
onları yönlendirmiştir.
xii. Başvurucunun başkanlığını yaptığı BDP Diyadin İlçe
Başkanlığı binasında hakkında toplatma kararı bulunan birçok yayının ele
geçirilmiş olması da mahkûmiyet hükmünde değerlendirmeye alınmıştır.
10. Mahkûmiyet hükmünde, dosya kapsamında bulunan ve yukarıda
sıralanan tüm deliller birlikte değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme şu şekildedir:
"...Sanığın yukarıda 23 bölüm halinde
anlatıldığı üzere gerçekleştirmiş olduğu eylemleri terör amaçlı oluşturdukları
planlı yapılanma çerçevesinde terör örgütünce alınan kararların uygulanmasına
yönelik basın açıklamaları, mitingleri, sözde barış, kardeşlik, insan hakları,
demokratikleşme gibi kamufle edilmiş kavramlar adı altında gerçekleştirilen
kampanyalarla terör örgütünce alınan kararları uyguladığı, kararların
uygulanmasında küçük yaşta çocuklar kullanılmak sureti ile güvenlik güçleri ile
halkı karşı karşıya getirmek amacı ile faaliyet yürüttüğü, amaçladığı şiddet
ortamını etnik milliyetçilik temelinde propaganda yaparak yapılanmalarını
ayakta tutmaya çalıştığı, sanığın böylece terör örgütünün hiyerarşisi
içerisinde görev alarak katılmış olduğu eylemlerdeki süreklilik ve çeşitlilik
de dikkate alındığında silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği
konusunda mahkememizde tam bir kanaat oluştuğu anlaşılmış...."
11. Terör örgütü üyeliğinden mahkûmiyetine ilişkin kararı
başvurucunun temyiz etmesi üzerine karar,Yargıtay 9.
Ceza Dairesi tarafından 28/11/2013 tarihinde onanmıştır. Yargıtay 9. Ceza
Dairesi onama kararında; başvurucunun da aralarında bulunduğu bazı sanıkların
siyasi parti binasını PKK terör örgütünün örgütsel faaliyetlerinde kullandırdıkları,
bazı eylemleri sevk ve idare ettikleri ve örgütün silahlı faaliyetlerine eleman
kazandırdıkları belirtilmiş ve yapılan bu eylemlerin siyasi parti faaliyeti
kapsamında değerlendirilmeyeceği özellikle vurgulanmıştır.
12. Başvurucu, karardan 14/3/2014 tarihinde haberdar olduğunu
belirtmiştir.
13. Başvurucu 31/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda
bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
14. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Metin Birdal ([GK] B. No: 2014/15440, 22/5/2019, §§ 28-39)
başvurusu hakkında verilen karar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
15. Mahkemenin 20/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
16. Başvurucu; yaptığı basın açıklamalarının barışçıl amaçlar
taşıdığını ve meşru bir zeminde gerçekleştiğini, gerçekleşen etkinliklerin
mensubu olduğu siyasi partinin talimatlarıyla icra edildiğini, bu etkinliklerde
millî güvenliği ve kamu düzenini bozucu bir faaliyetin gerçekleşmediğini iddia
etmiştir.
17. Başvurucu ayrıca bir siyasi partinin ilçe teşkilatının
başkanı olduğunu, siyasi kişiliği nedeniyle toplumsal meseleler hakkında
açıklamalarda bulunmasının doğal bir durum olduğunu belirtmiştir. Bu
açıklamaların devamında başvurucu, çatışmalarda ölen kişilere şehit olarak
hitap etmesinin insani bir davranış niteliğini taşıdığını ve tüm eylemlerinde
yasal sınırlar içinde hareket ettiğini ifade etmiş ve tüm bu nedenlerle ifade
özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini
ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
18. Katıldığı veya yönettiği toplantılar ile bu toplantılarda
açıklanan düşüncelerin ve bazı yayınların niteliğinin terör örgütüne üye olmak suçundan
verilen mahkûmiyet kararının delili olarak kullanılması başvurucunun ifade
özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı üzerinde caydırıcı
etki doğurabilir. Dolayısıyla başvurucunun Anayasa"nın 26. ve 34. maddelerinde
koruma altına alınan hakkına müdahalede bulunulduğu kabul edilmelidir (Metin Birdal, § 48).
19. Başvuru konusu müdahalenin Anayasa"nın 13. maddesinde
öngörülen kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı ve Anayasa"nın 26. ve 34.
maddesinin ikinci fıkrasında yer alan millî güvenlik ve kamu düzeninin
korunması meşru amaçları kapsamında kaldığı anlaşılmıştır (Metin Birdal, §§ 52, 53). Bu nedenle başvuru konusu müdahalenin demokratik
toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığı değerlendirilecektir.
1. Müdahalenin Demokratik
Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması
20. Temel hak ve özgürlüklerin koruması altında bulunan bir
eylemin terör örgütüne üye olmak suçunun mahkûmiyetinde delil olarak
kullanılması suretiyle temel hak ve özgürlüklere yapılan bir müdahalenin
demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu
bir toplumsal ihtiyacı karşılaması gerekir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan bir
müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir
(zorunlu toplumsal ihtiyaç testine ilişkin açıklamalar için bkz. Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,
4/6/2015, §§ 51, 53-55, 57; Mehmet Ali Aydın
[GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68;Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, §§ 45, 46; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,
7/7/2015, § 51).
2. Somut Olayın
Değerlendirilmesi
21. Terör örgütüne üye olmak suçu, üye ve hatta örgüt henüz bir
suç işlememiş olsa dahi örgütün toplum için yarattığı tehlikeyi cezalandıran ve
bu yönüyle bir yandan da örgüt faaliyetleri kapsamında suç işlenmesini
engelleme amacı taşıyan bir suç türüdür (Metin
Birdal, §§ 60, 61).
22. Bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi bir
yargılamanın sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir.
Dolayısıyla başvurucu hakkında isnat edilen terör örgütünün üyesi olmak suçunun
sübuta erip ermediği veya toplanan delillerin suçun sübutu için yeterli olup
olmadığı meselesi, ilkesel olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır (Metin Birdal, § 47; ayrıca bkz. Yılmaz
Çelik [GK], B. No: 2014/13117, 19/7/2018, § 45; krş. Ferhat Üstündağ, § 65). Bundan başka bir
ceza yargılamasında hangi delillerin hükme esas alınabileceği meselesi de esas
itibarıyla Anayasa Mahkemesinin görev alanının dışındadır (Türk ceza hukuku
uygulamasına ilişkin bazı değerlendirmeler için bkz. Metin Birdal, §§ 67-71).
23. Bir kişinin henüz başka bir suç işlemeden yalnızca terör
örgütüne üye olması nedeniyle cezalandırılabilmesi için yargılama makamlarının
o kişinin terör örgütüyle olan bağlarını ortaya koyması gerekir. Henüz ceza
kanunlarında tanımlanan bir suçu işlememiş olsa bile bir terör örgütü ile örgüt üyeliği olarak kabul edilecek
kuvvette bir bağın varlığının araştırılması bireylerin sahip olduğu fikirlerin,
bağlı oldukları toplumsal grupların ve ideolojilerinin, davranışlarının
anlamlarının ve bunların altında yatan saiklerin de
değerlendirilmesini gerektirebilir. Böyle bir değerlendirmenin örgütlere üye
olmak, toplantılara katılmak veya düşünce açıklamaları yapmak gibi kişilerin
anayasal haklar kapsamında koruma altında bulunan eylemlerini de kapsadığı
durumlarda başta ifade, örgütlenme, din ve vicdan özgürlükleri ile toplantı ve
gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı olmak üzere temel haklar üzerinde ciddi bir
baskı oluşturabilecek potansiyele sahip olduğu açıktır (Metin Birdal, §§ 63, 64).
24. Kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan
faaliyetlerinin terör örgütünün üyesi olmak suçundan verilen mahkûmiyet
kararlarının delili olarak kullanılmasının temel haklar üzerinde yaratacağı
caydırıcı etki nedeniyle -devletin toplumu terör örgütlerinin faaliyetlerine
karşı korumak şeklindeki pozitif yükümlülüğünün bir sonucu olarak- insanların
terörsüz bir ortamda yaşama hakkı ile bu süreçte bireylerin potansiyel olarak
etkilenebilecek temel hakları arasında adil bir denge kurulmalıdır (Metin Birdal, § 65).
25. Söz konusu dengenin sağlandığının kabul edilebilmesi için
derece mahkemelerinin kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan
faaliyetlerinin terör örgütünün üyesi olmak suçundan verilen mahkûmiyet
kararlarında delil olarak kullanılmalarının zorunlu bir ihtiyacı karşıladığını
göstermeleri gerekir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaki
denetimi temel haklara bu şekilde yapılan müdahalenin zorunlu bir ihtiyacı
karşıladığının ilgili ve yeterli bir gerekçeyle gösterilip gösterilemediği ile
sınırlı olacaktır(Metin Birdal, §
72).
26. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi mevcut başvuruda başvurucunun
toplantı ve ifade özgürlüklerine yapılan müdahalelerin gerçekten toplumsal bir ihtiyaca cevap verip
vermediği sorusuna yanıt bulacaktır.
27. Başvuru konusu olayda ilk derece mahkemesi; süreklilik,
çeşitlilik ve yoğunluk gösterdiği kabul edilen eylem ve davranışlarıyla şiddeti
ve demokratik olmayan yöntemleri benimseyen başvurucunun PKK terör örgütünün
üyesi olduğu kanaatine ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucu tarafından
sunulan bilgi ve belgeler ile derece mahkemelerince başvurucunun mahkûm
edilmesi için benimsenen gerekçeleri yukarıda yer verilen ilkeler uyarınca bir
bütün olarak ve dikkatle incelemiştir.
28. Somut olayın koşullarında ilk derece mahkemesinin
başvurucuyu suç oluşturmadığı ve anayasal hakların kullanımından ibaret olduğu
ileri sürülen eylemleri nedeniyle mahkûm ettiği kabul edilmemiştir. İlk derece
mahkemesi; diğer bazı deliller yanında PKK"yı, terör örgütü mensuplarını veya
terör eylemlerini yücelten sloganların atıldığı, pankartların açıldığı veya
marşların söylendiği, terör örgütünün propagandasına dönüştürülen gösterilere
katılmış olmasını, şiddet olayının yaşandığı bir toplantıyı yönlendirmesini,
çatışmalarda ölen örgüt mensupları hakkında "şehit" şeklinde beyanda bulunmasını ve başkanı olduğu
BDP Diyadin İlçe Başkanlığı binasında bulunan yayınların niteliğini
başvurucunun örgüt üyeliğini açıklayan ve eylemlerinin sürekliliğini gösteren
deliller olarak kullanmıştır (krş. Metin
Birdal, § 76).
29. İlk derece mahkemesi; başvurucunun söz konusu toplantı ve
gösterileri yönetmek veya bunlara katılmak biçimindeki rolünün, gençlere
yönelik örgütsel faaliyetlerinin, başkanı olduğu BDP Diyadin İlçe Başkanlığı
binasında bulunan yayınların niteliğinin ve diğer davranışlarının onun PKK
terör örgütünün hiyerarşik yapılanmasına kendi isteğiyle ve bilerek dâhil
olduğuna dair bilgileri doğrular ve tamamlar nitelikte olduğunu ikna edici
biçimde ortaya koymuştur. Bu bağlamda ilk derece mahkemesi, başvurucunun
şikâyete konu eylemlerinin mahkûmiyet hükmünde delil olarak kullanılmasının bir
toplumsal ihtiyacı karşıladığını ilgili ve yeterli bir gerekçe ile göstermiştir.
30. Sonuç olarak başvurucunun ifade özgürlüğü ile toplantı ve
gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahale demokratik toplum düzeninin
gereklerine aykırı bir müdahale olarak değerlendirilemez.
31. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı
fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul
edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda müdahalenin
meşru olduğu açık olan başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,
B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
32. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun ifade özgürlüğü ile
toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine dair
başvurusunun bir ihlal bulunmadığı açık olduğundan açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul
edilemezliğine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme
hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça
dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
20/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.