
Esas No: 2014/13863
Karar No: 2014/13863
Karar Tarihi: 20/11/2019
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
NEVZAT TEKEL BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2014/13863) |
|
Karar Tarihi: 20/11/2019 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Recep KÖMÜRCÜ |
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM |
|
|
Celal Mümtaz AKINCI |
|
|
Rıdvan GÜLEÇ |
|
|
Recai AKYEL |
Raportör |
: |
Ömer MENCİK |
Başvurucu |
: |
Nevzat TEKEL |
Vekili |
: |
Av. Kadir AKGÜNEŞ |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, anayasal haklar kapsamında koruma altında bulunan
eylemlerinin terör örgütüne üye olmak suçundan mahkûmiyetinde delil olarak
kullanılmasının başvurucunun örgütlenme özgürlüğü ile toplantı ve gösteri
yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda ayrıca
yargılamayı yapan özel yetkili mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmadığı ve bu
sebeple de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iler sürülmüştür.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 14/8/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden
sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm
tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar
özetle şöyledir:
6. Başvurucu, olayların meydana geldiği tarihte İnönü
Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü öğrencisidir.
7. Başvurucu; PKK terör örgütüne üye olduğu gerekçesiyle üç gün
gözaltında tutulduktan sonra 12/5/2011 tarihinde tutuklanmıştır. Cumhuriyet
savcısı 13/7/2011 tarihli iddianamesi ile başvurucunun terör örgütüne üye olmak
ve terör örgütünün propagandasını yapmak suçlarından cezalandırılmasını talep
etmiştir. Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 17/10/2012 tarihinde
başvurucunun terör örgütüne üye olmak ve terör örgütünün propagandasını yapmak
suçlarından mahkûmiyetine hükmetmiştir. Mahkeme ayrıca başvurucunun hükümle
birlikte tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir.
8. Mahkemenin başvurucunun terör örgütüne üye olmak ve terör
örgütünün propagandasını yapmak suçlarından mahkûmiyetinde dikkate aldığı
delillerin bazıları şu şekildedir:
i. Mahkeme, başvurucunun PKK"nın gençlik örgütlenmesi olduğunu
belirttiği Demokratik Yurtsever Gençlik Meclisi (DYG-M) içinde sorumlu düzeyde
görev yaptığını belirtmiştir. Mahkemeye göre PKK terör örgütünün yasal olmayan
gençlik faaliyetleri DYG-M çatısı altında gerçekleştirilmektedir. Bundan başka
Mahkeme, DYG-M"nin faaliyet gösterdiği illerde hücre tipi komiteler oluşturarak
komitelerde yer alan kişilere örgütsel eğitim verdiğini, örgütün silahlı
eylemlerde bulunan kısmına eleman temin ettiğini, birçok basın açıklaması ve
gösteri düzenlediğini, bazı etkinliklerde şiddet olaylarının yaşanmasını
sağladığını ve örgütsel nitelikteki yayınların satımını sağlayıp örgüte gelir
temin ettiğini ileri sürmüştür.
ii. Başvurucunun Demokratik Öğrenci Derneğinde (DÖDER) sayman
olarak görev yaptığı belirtilmiştir. Mahkemeye göre DÖDER, PKK terör örgütünün
Malatya"daki birçok faaliyetinin organize edildiği yerdir.
iii. Ayrıca başvurucunun PKK terör örgütünün propagandasının
yapıldığı yayınları gerçek ismini gizleyip başka bir isimle temin ettiği ileri
sürülmüştür.
iv. Mahkeme, başvurucunun örgütsel nitelikli bir toplantıya örgütün
talimatı üzerine katıldığını ifade etmiştir.
v. Mahkeme, başvurucunun Diyarbakır"da düzenlenen nevruz
etkinliğine katılmasını da delil olarak değerlendirmeye almıştır. Mahkemeye
göre adı geçen etkinlik PKK terör örgütünce sahiplenilen bir toplantıdır.
vi. Bazı öğrencilerin okuldan uzaklaştırılmasını protesto etmek
amacıyla üniversite kampüsünde yapılan basın açıklaması metnini başvurucunun
okuduğu ileri sürülmüştür. Mahkemeye göre okuldan uzaklaştırma cezası alan
öğrencilerin cezalarının bittiği tarihte üniversite kampüsü içinde iki kavga
olayı meydana gelmiş, kavga olayını başlattığı ve yönlendirdiği belirtilen
M.Ç., başvurucununacil olarak Malatya"ya gelmesi için
talimat vermiş ve başvurucu da talimat üzerine bir gün sonra Malatya"ya
gelmiştir. Malatya"ya gelen başvurucunun kavga olayları hakkında DYG-M Malatya
il sorumlusuna rapor verdiği, kavga olayı ile ilgili gözaltına alınıp adliyeye
götürülen kişilere destek amacıyla adliye önüne gittiği ve serbest bırakılan
kişilere yakın ilgi gösterdiği belirtilmiştir.
vii. Başvurucunun terör örgütünün kırsal alanına gittikleri
değerlendirilen M.D. ve M.Ç. hakkında yapmış olduğu bir telefon görüşmesine
dayanılmıştır. İletişim kayıtlarından yola çıkan Mahkeme, başvurucunun adı geçen
kişilerle irtibatlı olduğu ve görüşme yaptığı kişiyle bahse konu kişilerin
kırsal alana gitmeleri konusunda bir değerlendirmede bulunduğu sonucuna
varmıştır.
viii. Mahkeme, başvurucunun örgüt tarafından verilen talimatlara
istinaden PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan"ın (A.Ö.) doğum günü
nedeniyle Şanlıurfa"nın Halfeti ilçesinde düzenlenecek olan etkinliğe
Malatya"dan katılımı organize ettiğini ve adı geçen etkinliğe katıldığını ifade
etmiştir.
ix. Mahkemeye göre PKK terör örgütü tarafından verilen talimat
doğrultusunda çeşitli illerde Demokratik Çözüm Çadırı adı verilen çadırlar
kurulmuştur. Başvurucunun da Malatya"da kurulan, terör örgütünün talimatlarının
okunduğu, örgüt faaliyetlerinin düzenlendiği ve terör örgütü mensuplarının
fotoğraflarının asıldığı bu çadırı sahiplendiği; çadır eylemi olarak ifade
edilen bazı etkinliklerin organizasyonunda görev aldığı ve yapılan bir basın
açıklamasına katıldığı belirtilmiştir. Malatya"da kurulu bulanan demokratik
çözüm çadırında 26/3/2011 tarihinde Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı
ile arama yapıldığı,ölen terör örgütü mensuplarına
ait fotoğraflar ve örgütsel dokümanların arama neticesinde ele geçirildiği
ileri sürülmüştür. Bundan başka Batman, İstanbul ve Diyarbakır’da açılan
çadırlarda yapılan aramalarda da bol miktarda örgütsel doküman ile molotof kokteyli, havai fişek ve el yapımı bomba yapmaya
müsait malzemeler ele geçirildiği ifade edilmiştir.
x. Başvurucunun telefonuna,
örgütsel faaliyetlerini bilen şahıslar tarafından terör örgütü propagandası
içeren ve örgütsel bilinci artırmaya yönelik mesaj gönderildiği kabul
edilmiştir. Ayrıca başvurucunun yapmış olduğu bir telefon görüşmesinde örgüte
yakın bir kişiden yurtsever olarak bahsetmesi ve adı geçen kişiye yardım etmeye
çalışması da delil olarak dikkate alınmıştır.
xi. Mahkeme, başvurucunun silahlı
çatışmada öldürülen örgüt mensupları H.A. ve Z.D.nin
taziye ziyaretine örgüt talimatı doğrultusunda gittiğini belirtmiştir. İlaveten
Mahkeme, başvurucunun örgüt talimatları doğrultusunda E.D. isimli örgüt
mensubunun mezarını ziyaret ettiğini ifade etmiştir. Mahkeme ayrıca
başvurucunun ziyaret esnasında tanınmamak amacıyla yüzünü kapadığını, E.D.nin resminin yer aldığı pankartı ve "şehit namırın (şehitler ölmez)"
yazısı olan posteri taşıdığını, "Ey
şehit senin yolun bizim yolumuzdur." şeklinde slogan attığını
ve güvenlik güçlerine yüzü kapalı bir şekilde taş attığını ileri sürmüştür.
xii. Mahkeme, örgüt talimatı doğrultusunda düzenlendiği ifade
edilen basın açıklamasına başvurucunun katılmasını ve burada Kürtçe olarak basın açıklaması metnini
okumasını mahkûmiyet hükmüne gerekçe yapmıştır. Mahkeme ayrıca örgüt talimatı
doğrultusunda düzenlendiğini ileri sürdüğü bir etkinliğe başvurucunun
katılmasını da mahkûmiyette delil olarak kullanmıştır.
xiii. Bundan başka Mahkeme, aramalar sonucunda ele geçirilen
başvurucuya ait dokümanlarda birçok örgütsel veri bulunduğunu belirtmiştir. Bu
kapsamda Mahkeme, PKK"nın gençlik örgütlenmesi olduğunu belirttiği DYG-M"ye
eleman temini amacıyla düzenlenen etkinliklerde satılan biletlere ilişkin bazı
bilgilerin ve bir harddiskte yapılan incelemede PKK
terör örgütünü simgeleyen marş, fotoğraf ve müziklerin ele geçirilmiş olmasını
başvurucunun örgüt üyeliğini açıklayan deliller olarak kullanmıştır.
9. Mahkûmiyete ilişkin kararı başvurucunun temyiz etmesi üzerine
karar, Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından 22/4/2014 tarihinde onanmıştır.
10. Başvurucu, karardan 22/7/2014 tarihinde haberdar olduğunu
belirtmiştir.
11. Başvurucu 14/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda
bulunmuştur. Ancak başvurucu, terör örgütüne üye olmak suçundan verilen
mahkûmiyeti bireysel başvuruya konu etmiştir. Başvurucu, terör örgütünün
propagandasını yapmak suçu yönünden ise herhangi bir şikâyette bulunmamıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
12. İlgili ulusal ve uluslararası için bkz. Metin Birdal ([GK] B. No: 2014/15440, 22/5/2019, §§ 28-39)
başvurusu hakkında verilen karar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
13. Mahkemenin 20/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adil Yargılanma
Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
14. Başvurucu; bağımsız ve tarafsız olmayan özel yetkili bir
mahkemede yargılandığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini
ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi Hikmet
Kopar ve diğerleri ([GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, § 109, 110,
114) kararında benzer nitelikteki şikâyetlerin açıkça dayanaktan yoksun olması
nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Mevcut başvuruda, bahsi
geçen karardaki ilkelerden ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.
15. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle
kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Örgütlenme Özgürlüğü
ile Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin
İddia
1. Başvurucunun İddiaları
16. Başvurucu; yasal bir dernek olan DÖDER"de
görev almasının ve katılmış olduğu bazı etkinliklerin mahkûmiyetinde delil
olarak değerlendirildiğini, dinî inancının gereği olarak gerçekleştirdiği
taziye ziyaretlerinin de mahkûmiyetinde dikkate alındığını belirtmiştir.
Başvurucu, herhangi bir suç unsuru oluşturmayan bahsi geçen eylemlerinin mahkûmiyetinde
delil olarak değerlendirmeye alınmış olması nedeniyle örgütlenme özgürlüğü ile
toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini ileri
sürmüştür.
2. Değerlendirme
17. Katıldığı veya organize ettiği toplantılar ile toplantılarda
açıklanan bazı düşüncelerin ve bir dernekte görev almanın terör örgütüne üye
olmak suçundan verilen mahkûmiyet kararının delili olarak kullanılması
başvurucunun örgütlenme özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme
hakkı üzerinde caydırıcı etki doğurabilir. Dolayısıyla başvurucunun Anayasa"nın
33. ve 34. maddesinde koruma altına alınan haklarına müdahalede bulunulduğu
kabul edilmelidir (Metin Birdal,
§ 48).
18. Başvuru konusu müdahalenin Anayasa"nın 13. maddesinde
öngörülen kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı ve Anayasa"nın 33. ve 34.
maddelerinde yer alan millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması meşru amaçları
kapsamında kaldığı anlaşılmıştır (Metin
Birdal, §§ 52, 53). Bu
nedenle başvuru konusu müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine
uygun olup olmadığı değerlendirilecektir.
a. Müdahalenin Demokratik
Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması
19. Temel hak ve özgürlüklerin koruması altında bulunan bir
eylemin terör örgütüne üye olmak suçunun mahkûmiyetinde delil olarak
kullanılması suretiyle temel hak ve özgürlüklere yapılan bir müdahalenin
demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu
bir toplumsal ihtiyacı karşılaması gerekir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan bir
müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir
(zorunlu toplumsal ihtiyaç testine ilişkin açıklamalar için bkz. Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,
4/6/2015, §§ 51, 53-55, 57; Mehmet Ali Aydın
[GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68;Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, §§ 45, 46; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,
7/7/2015, § 51).
b. Somut Olayın
Değerlendirilmesi
20. Terör örgütüne üye olmak suçu, üye ve hatta örgüt henüz bir
suç işlememiş olsa dahi örgütün toplum için yarattığı tehlikeyi cezalandıran ve
bu yönüyle bir yandan da örgüt faaliyetleri kapsamında suç işlenmesini
engelleme amacı taşıyan bir suç türüdür (Metin
Birdal, §§ 60, 61).
21. Bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi, bir
yargılamanın sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir.
Dolayısıyla başvurucu hakkında isnat edilen terör örgütü üyesi olmak suçunun
sübuta erip ermediği veya toplanan delillerin suçun sübutu için yeterli olup
olmadığı meselesi, ilkesel olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır (Metin Birdal, § 47; ayrıca bkz. Yılmaz
Çelik [GK], B. No: 2014/13117, 19/7/2018, § 45; krş. Ferhat Üstündağ, § 65). Bundan başka bir
ceza yargılamasında hangi delillerin hükme esas alınabileceği meselesi de esas
itibarıyla Anayasa Mahkemesinin görev alanının dışındadır (Türk ceza hukuku
uygulamasına ilişkin bazı değerlendirmeler için bkz. Metin Birdal, §§ 67-71).
22. Bir kişinin henüz başka bir suç işlemeden yalnızca terör
örgütüne üye olması nedeniyle cezalandırılabilmesi için yargılama makamlarının
o kişinin terör örgütüyle olan bağlarını ortaya koyması gerekir. Henüz ceza
kanunlarında tanımlanan bir suçu işlememiş olsa bile bir terör örgütü ile örgüt üyeliği olarak kabul edilecek
kuvvette bir bağın varlığının araştırılması bireylerin sahip olduğu fikirlerin,
bağlı oldukları toplumsal grupların ve ideolojilerinin, davranışlarının
anlamlarının ve bunların altında yatan saiklerin de
değerlendirilmesini gerektirebilir. Böyle bir değerlendirmenin örgütlere üye
olmak, toplantılara katılmak veya düşünce açıklamaları yapmak gibi kişilerin
anayasal haklar kapsamında koruma altında bulunan eylemlerini de kapsadığı durumlarda
başta ifade, örgütlenme, din ve vicdan özgürlükleri ile toplantı ve gösteri
yürüyüşü düzenleme hakkı olmak üzere temel haklar üzerinde ciddi bir baskı
oluşturabilecek potansiyele sahip olduğu açıktır (Metin Birdal, §§ 63,
64).
23. Kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan
faaliyetlerinin terör örgütünün üyesi olmak suçundan verilen mahkûmiyet
kararlarının delili olarak kullanılmasının temel haklar üzerinde yaratacağı
caydırıcı etki nedeniyle -devletin toplumu terör örgütlerinin faaliyetlerine
karşı korumak şeklindeki pozitif yükümlülüğünün bir sonucu olarak- insanların
terörsüz bir ortamda yaşama hakkı ile bu süreçte bireylerin potansiyel olarak
etkilenebilecek temel hakları arasında adil bir denge kurulmalıdır (Metin Birdal, § 65).
24. Söz konusu dengenin sağlandığının kabul edilebilmesi için
derece mahkemelerinin kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan
faaliyetlerini terör örgütünün üyesi olmak suçundan verilen mahkûmiyet
kararlarında delil olarak kullanılmalarının zorunlu bir ihtiyacı karşıladığını
göstermeleri gerekir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaki
denetimi, temel haklara bu şekilde yapılan müdahalenin zorunlu bir ihtiyacı
karşıladığının ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterilip gösterilemediği ile
sınırlı olacaktır(Metin Birdal, §
72).
25. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi mevcut başvuruda başvurucunun
toplantı ve örgütlenme özgürlüklerine yapılan müdahalelerin gerçekten toplumsal bir ihtiyaca cevap verip
vermediği sorusuna cevap bulacaktır.
26. Başvuru konusu olayda ilk derece mahkemesi; süreklilik,
çeşitlilik ve yoğunluk gösterdiği kabul edilen eylem ve davranışlarıyla şiddeti
ve demokratik olmayan yöntemleri benimseyen başvurucunun PKK terör örgütünün
üyesi olduğu kanaatine ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucu tarafından
sunulan bilgi ve belgeler ile derece mahkemelerince başvurucunun mahkûm
edilmesi için benimsenen gerekçeleri yukarıda yer verilen ilkeler uyarınca bir
bütün olarak ve dikkatle incelemiştir.
27. Somut olayın koşullarında ilk derece mahkemesinin
başvurucuyu suç oluşturmadığı ve anayasal hakların kullanımından ibaret olduğu
ileri sürülen eylemleri nedeniyle mahkûm ettiği kabul edilmemiştir. İlk derece
mahkemesi diğer bazı deliller yanında terör örgütünün talimatına istinaden icra
edilen ve terör örgütünün propagandasına dönüştürülen gösterileri organize
etmesini, söz konusu gösterilere katılmış olmasını, bahsi geçen gösterilerin
birinde şiddete başvurmasını, terör örgütünün gençlik yapılanması olduğu kabul
edilen DYG-M içinde sorumlu düzeyde görev almasını ve çatısı altında örgütsel
faaliyetlerin yapıldığı kabul edilen DÖDER"de sayman
olarak görev yapmasını başvurucunun örgüt üyeliğini açıklayan ve eylemlerinin
sürekliliğini gösteren deliller olarak kullanmıştır (krş. Metin Birdal, § 76).
28. İlk derece mahkemesi, başvurucunun söz konusu toplantı ve
gösterileri organize etmek veya katılmak biçimindeki rolünün, DYG-M yapılanması
içinde yer almasının, DÖDER"de sayman olarak görev
icra etmesinin ve diğer davranışlarının onun PKK terör örgütünün hiyerarşik
yapılanmasına kendi isteğiyle ve bilerek dâhil olduğuna dair bilgileri doğrular
ve tamamlar nitelikte olduğunu ikna edici biçimde ortaya koymuştur. Bu bağlamda
ilk derece mahkemesi, başvurucunun şikâyete konu eylemlerinin delil olarak
kullanılmasının bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını ilgili ve yeterli bir
gerekçe ile göstermiştir.
29. Sonuç olarak başvurucunun örgütlenme özgürlüğü ile toplantı
ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahale demokratik toplum
düzeninin gereklerine aykırı bir müdahale olarak değerlendirilemez.
30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı
fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul
edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda müdahalenin
meşru olduğu açık olan başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,
B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
31. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun örgütlenme özgürlüğü ile
toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine dair
başvurusunun bir ihlal bulunmadığı açık olduğundan açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul
edilemezliğine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılama yapılmaması
dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle
KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Örgütlenme özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü
düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ
OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
20/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.