
Esas No: 2015/2331
Karar No: 2015/2331
Karar Tarihi: 20/11/2019
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
DİYADİN ABAK VE MEHMET YİĞİT BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2015/2331) |
|
Karar Tarihi: 20/11/2019 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Recep KÖMÜRCÜ |
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM |
|
|
Celal Mümtaz AKINCI |
|
|
Rıdvan GÜLEÇ |
|
|
Recai AKYEL |
Raportör |
: |
Ömer MENCİK |
Başvurucular |
: |
1. Diyadin ABAK |
|
|
2. Mehmet YİĞİT |
Vekili |
: |
Av. Hasan DOĞAN |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, anayasal haklar kapsamında koruma altında bulunan
bazı eylemlerinin terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetlerinde delil
olarak kullanılmasının başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme
hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda ayrıca kanuni hâkim
güvencesine aykırı olarak kurulmuş özel yetkili bir mahkemede yargılamanın
yapılmış olması nedeniyle adil yargılanma hakkının; tutuklamanın hukuka aykırı
olması nedeniyle de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği ileri
sürülmüştür.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 9/2/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön
incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm
tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar
özetle şöyledir:
6. Başvurucular, olayların meydana geldiği tarihte Fırat
Üniversitesi Mühendislik Fakültesinde öğrencidirler.
7. Başvurucular; PKK terör örgütüne üye oldukları gerekçesiyle
iki gün gözaltında tutulduktan sonra 18/5/2011 tarihinde tutuklanmışlardır.
Cumhuriyet savcısı 1/8/2011 tarihli iddianamesi ile başvurucuların terör
örgütüne üye olmak ve terör örgütünün propagandasını yapmak suçlarından
cezalandırılmasını talep etmiştir. Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme)
30/5/2013 tarihinde başvurucuların PKK terör örgütüne üye olma suçundan
mahkûmiyetlerine hükmetmiştir. Terör örgütünün propagandasını yapma suçu
yönünden ise 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin
Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın
Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun
uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine hükmedilmiştir. Mahkeme ayrıca
başvurucuların hükümle birlikte tutukluluk hâllerinin devamına da karar
vermiştir.
8. Mahkeme, terör örgütüne üye olmak suçundan mahkûmiyette
dikkate aldığı delilleri her bir başvurucu yönünden ayrı ayrı sıralamıştır.
Başvurucu Mehmet Yiğit"in terör örgütüne üye olmak suçundan mahkûmiyetinde
dikkate alınan delillerin bazıları şu şekildedir:
i. Mahkeme; başvurucunun, PKK"nın gençlik yapılanması olduğunu
belirttiği Yurtsever Demokratik Gençlik Hareketi (YDGH) içinde yer aldığını
ifade etmiştir. Mahkemeye göre YDGH, gençlerin kitlesel eylemlere
yönlendirilerek daha güçlü bir eylemlilik sürecinin başlatılmasını
amaçlamaktadır. YDGH"nin amacını bu şekilde açıklayan
Mahkeme, bu örgütün PKK ile ilişkisi hususunda bazı haberlere de kararında yer
vermiştir.
ii. Başvurucunun terör örgütüne bir kitle oluşturmak ya da
sempatizan kazandırmak amacıyla Gökkuşağı Kültür ve Sanat Derneğinde, çeşitli
tarihlerde izinsiz bir şekilde Kürtçe ve Zazaca dil
kursları, folklor çalışmaları, müzik ve bağlama kursu organize ettiği veya adı
geçen faaliyetlere katıldığı kabul edilmiştir. Bahsi geçen etkinliklerin PKK
terör örgütünün olay tarihlerindeki stratejisi doğrultusunda gerçekleştirildiği
de özellikle vurgulanmıştır.
iii. Mahkeme, başvurucunun 20/3/2011 tarihinde Barış ve
Demokrasi Partisi (BDP) Elazığ İl Teşkilatınca organize edilen nevruz
etkinliğine katılmasını ve etkinlikteki faaliyetlerini de delil olarak
değerlendirmiştir. Mahkemeye göre başvurucu, nevruz etkinliğinin düzenleneceği
alana üniversite öğrencilerini getirmiş ve etkinlik alanına bazı pankartların
asılmasını sağlamıştır. Mahkeme ayrıca etkinlik alanında PKK"yı ve terör örgütü
lideri Abdullah Öcalan"ı (A.Ö.) övücü sloganlar atıldığını belirttikten sonra
başvurucunun ölen terör örgüt mensupları adına düzenlenen saygı duruşu
sırasında grubu yönlendirdiğini ve saygı duruşunun akabinde diğer başvurucu ile
birlikte toplanan kalabalığa "biji serok apo"
(yaşasın başkan apo) şeklinde slogan attırdıklarını
kabul etmiştir. Bundan başka Mahkeme, başvurucunun "PKK halktır, halk burada." şeklinde
slogan attığını ve toplanan kalabalığın da başvurucunun bahsi geçen sloganı
atması ile birlikte aynı sloganı attıklarını ifade etmiştir.
iv. Mahkeme, girdiği bir çatışmada ölü olarak ele geçirilen M.K.
adlı örgüt mensubunun ölüm yıl dönümü nedeniyle Siirt"te düzenlenen eyleme
Elazığ ilinden katılımı başvurucunun organize ettiğini belirtmiştir. Mahkemeye
göre adı geçen eylem, terör örgütünün ölen örgüt mensuplarının sahiplenilmesi
talimatları doğrultusunda icra edilmiş olup eylem sırasında kolluk güçlerine
yönelik taşlı, sopalı ve ses bombalı saldırılar gerçekleşmiş; dört kolluk
personeli yaralanmış ve kamu araçları zarar görmüştür. Kararda ayrıca eylem
sırasında başvurucunun tanınmamak amacıyla yüzünü kapattığı tespitine de yer
verilmiştir. Mahkeme ayrıca M.D. adlı örgüt mensubu hakkında da bazı
açıklamalarda bulunmuştur. Mahkemeye göre M.D., PKK terör örgütünün "Büyük Zafer Atılımı" diye
nitelendirdiği Eruh ve Şemdinli baskınlarının planlayıcısı ve uygulayıcısıdır.
Bundan başka Mahkeme, M.D.nin 1985’ten öldürüldüğü
1986 yılının Mart ayı sonuna kadar birçok askerî ve sivil hedeflere yönelik her
türlü terör ve şiddet eylemlerinin sorumlusu olduğunu ve PKK terör örgütü
içinde sembolik bir önem taşıdığını ifade etmiştir.
v. Başvurucunun 1/5/2011 tarihinde Eğitim ve Bilim Emekçileri
Sendikası (Eğitim Sen) Elazığ Şube Başkanlığınca organize edilen 1 Mayıs İşçi
Bayramı etkinliğine katılması ve etkinlikteki faaliyetleri de delil olarak
değerlendirilmiştir. Mahkeme, başvurucunun haklarında dava açılan başka
kişilerle birlikte 10-15 kişilik bir grubun adı geçen etkinliğe katılımlarını
organize ettiğini; etkinlikte terör örgütünü ve liderini övücü sloganlar
atıldığını tespit etmiştir. Başvurucunun da"Be
Serok Jiyan Nabe" (Başkansız Yaşam Olmaz) sloganına
ıslıkla eşlik ettiği belirtilmiştir.
vi. Mahkeme, başvurucunun "piknik
düzenleme etkinliği" adı altında, Fırat Üniversitesinde öğrenim
gören Kürt kökenli öğrencilerin Pembe Köşk Mesire Alanı"na götürülmesini
organize etmesini mahkûmiyet kararında delil olarak değerlendirmiştir. Mahkeme,
bahsi geçen etkinliğin PKK terör örgütüne sempatizan toplamak ve müzahir kitle
oluşturmak amacıyla düzenlendiğini belirttikten sonra etkinlik sırasında
başvurucunun da aralarında olduğu kişilerce terör örgütü liderini övücü
sloganların atıldığını ve ölen örgüt mensupları adına saygı duruşunda
bulunulduğunu ifade etmiştir.
vii. Bundan başka Mahkeme, başvurucunun "Halepçe Katliamı" adı altında
düzenlenen etkinliğe katılımı organize ettiğini ifade etmiştir. Mahkemeye göre
adı geçen etkinlik PKK terör örgütünün olay tarihlerindeki stratejisi
doğrultusunda gerçekleştirilmiştir.
viii. Mahkeme başvurucunun E.D.nin
mezarının ziyaret edilmesi etkinliğine katılmasını delil olarak değerlendirmeye
almıştır. Mahkemeye göre E.D. isimli şahıs, terör örgütünün lideri A.Ö.nün ülkemize getirilişini protesto etmek amacıyla
kendisini yakan sembol bir kişidir. Mahkeme, adı geçen etkinlikte terör örgütü
liderini ve E.D.yi övücü sloganlar atıldığını da
ayrıca vurgulamıştır. Mahkeme ayrıca bu etkinliğin ölen örgüt mensuplarından
"şehit" diye
bahsedilmesi ve ölen kişilerin cenazelerine ve ailelerine sahip çıkılması
yönündeki PKK terör örgütünün talimatlarına uyularak icra edildiğini
belirtmiştir.
ix. Mahkeme başvurucunun PKK terör örgütünün Öz Savunma Birliği
(ÖSB) yapılanması içinde Malatya, Elazığ ve Tunceli"nin bölge sorumlusu olduğu
belirtilen H.B. ile Elazığ"daki Gökkuşağı Kültür ve Sanat Derneğinde buluşmuş
olmasını da delil olarak değerlendirmiştir. Mahkeme, H.B.nin
sorumlu olduğu bölgede, PKK terör örgütünün eylem ve faaliyetlerini organize
ettiğini belirtmiştir. Mahkeme, ÖSB hakkında da bazı açıklamalarda bulunmuştur.
Mahkemeye göre ÖSB, PKK"nın silahlı kanadı olan HPG altında faaliyette bulunan
şehir yapılanmasını ifade etmektedir.
x. Başvurucunun 19/3/2011 tarihinde Elazığ"ın Karakoçan
ilçesinde BDP Karakoçan İlçe Teşkilatınca organize edilen alternatif nevruz
kutlamasına Elazığ"dan katılımı organize ettiği tespit edilmiştir. Ölen terör
örgütü mensubu M.D.nin fotoğrafının ve bazı
pankartların etkinlik alanına kurulan platforma asıldığı ve etkinliğe katılan
kişilerin terör örgütü liderini öven sloganlar attıkları ifade edilmiştir.
Başvurucunun katılımlarını organize ettiği gruba "biji serok apo" (yaşasın başkan apo)
ve "be serok jiyan nabe"
(başkansız yaşam olmaz) şeklinde slogan attırdığı kabul edilmiştir.
Başvurucunun ayrıca hem "be serok jiyan nabe"
(başkansız yaşam olmaz) şeklinde slogan attığı hem de terör örgütünün marşı
niteliğinde olduğu ifade edilen "oramar" marşı eşliğinde halay
çektiği belirtilmiştir. Bunlardan başka başvurucunun aynı gün içinde, organize
ettiği grubu M.D. isimli örgüt mensubunun mezarını ziyarete götürdüğü de ifade
edilmiştir.
xi. Bundan başka başvurucunun telefonuna gönderilen örgütsel
içerikli bir mesaja da delil olarak dayanılmıştır.
xii. Mahkeme, başvurucunun BDP Elazığ İl Teşkilatınca Yüksek
Seçim Kurulunun (YSK) bir kararını protesto etmek amacıyla düzenlenen basın
açıklamasına katılımı organize etmesini delil olarak dikkate almıştır. Adı
geçen etkinlikte, YSK kararını protesto amaçlı atılan bazı sloganların yanında
"şehit namırın"
(şehitler ölmez) şeklinde bir sloganın atıldığı ifade edildikten sonra toplanan
kalabalığın içine başvurucunun organize ettiği 6-7 kişilik grubun da katıldığı
ve başvurucunun bahsi geçen gruba bazı sloganlar attırdığı belirtilmiş ancak
başvurucunun attırdığı sloganların içeriği hususunda bir bilgiye yer
verilmemiştir. Kararda, başvurucunun etkinliğin bitmesinin akabinde organize
ettiği grubu Gökkuşağı Kültür ve Sanat Derneğine götürdüğü de kabul edilmiştir.
xiii. Başvurucunun ikametgâhında yapılan aramada örgütsel
nitelikli bazı dokümanların ele geçirildiği ifade edilmiştir. Yapılan aramada
ele geçirilen örgütsel nitelikli bazı dokümanlar kararda şöyle sıralanmıştır:
-İçinde, PKK terör örgütü mensuplarının örgütün propagandasını
yapmak amacıyla kırsal alanda çektikleri "Beritan" isimli film olan 6
adet CD
- Bir adet sarı, kırmızı, yeşil bez
- Üç adet siyah, beyaz puşi
- Bir adet A-4 kâğıda mavi tükenmez kalemle yazılmış ve içinde
örgütsel bazı bilgiler bulunan el yazması doküman.
9. Mahkeme, başvurucu Diyadin Abak
yönünden ise terör örgütüne üye olmak suçuna ilişkin mahkûmiyette dikkate
alınan delillerden bazılarını şu şekilde sıralamıştır:
i. Mahkeme, bu başvurucunun da PKK"nın gençlik yapılanması olan
YDGH içinde yer aldığını ifade etmiştir.
ii. Başvurucunun PKK terör örgütü içindeki faaliyetlerinden
dolayı hakkında kovuşturma bulunan ve Diyarbakır"da yargılanan bazı şahıslara
destek vermek amacıyla duruşma gününde, organize ettiği kişilerle Diyarbakır"a
gittiği kabul edilmiştir.
iii. Başvurucunun
19/3/2011 tarihinde Elazığ"ın Karakoçan ilçesinde BDP Karakoçan İlçe
Teşkilatınca organize edilen alternatif nevruz kutlamasına Elazığ"dan katılımı
organize ettiği tespit edilmiştir. Ölen terör örgütü mensubu M.D.nin fotoğrafının ve bazı pankartların etkinlik alanına
kurulan platforma asıldığı ve etkinliğe katılan kişilerin terör örgütü liderini
öven sloganlar attıkları ifade edilmiştir. Başvurucunun katılımlarını organize
ettiği gruba "biji serok apo"
(yaşasın başkan apo) ve "be serok jiyan nabe"
(başkansız yaşam olmaz) şeklinde slogan söylettirdiği kabul edilmiştir.
Başvurucunun ayrıca terör örgütünün marşı niteliğinde olduğu ifade edilen
"oramar"
marşı eşliğinde boynundaki sarı, kırmızı ve yeşil renklerden oluşan puşi ile halay çektiği belirtilmiştir. Bunlardan başka
başvurucunun aynı gün içinde, organize ettiği grubu M.D. isimli örgüt
mensubunun mezarını ziyarete götürdüğü de ifade edilmiştir.
iv. Mahkeme başvurucunun PKK terör örgütünün ÖSB yapılanması
içinde Malatya, Elazığ ve Tunceli"nin bölge sorumlusu olduğu belirtilen H.B.
ile Elazığ"daki Gökkuşağı Kültür ve Sanat Derneğinde iki farklı tarihte
buluşmuş olmasını da delil olarak değerlendirmiştir. Mahkeme; H.B.nin sorumlu olduğu bölgede, PKK terör örgütünün eylem
ve faaliyetlerini organize ettiğini belirtmiştir. Mahkeme, ÖSB hakkında da bazı
açıklamalarda bulunmuştur. Mahkemeye göre ÖSB, PKK"nın silahlı kanadı olan HPG
altında faaliyette bulunan şehir yapılanmasını ifade etmektedir.
v. Bundan başka Mahkeme, girdiği bir çatışmada ölü olarak ele
geçirilen M.K. adlı örgüt mensubunun ölüm yıl dönümü nedeniyle Siirt"te
düzenlenen eyleme Elazığ"dan katılımı başvurucunun organize ettiğini
belirtmiştir. Mahkemeye göre adı geçen eylem, terör örgütünün ölen örgün
mensuplarının sahiplenilmesi talimatları doğrultusunda icra edilmiş olup eylem
sırasında kolluk güçlerine yönelik taşlı, sopalı ve ses bombalı saldırılar
gerçekleşmiş; dört kolluk personeli yaralanmış ve kamu araçları zarar
görmüştür. Kararda ayrıca eylem sırasında başvurucunun tanınmamak amacıyla
yüzünü kapattığı tespitine de yer verilmiştir.
vi. Mahkeme, başvurucunun E.D.nin
mezarının ziyaret edilmesi etkinliğine katılmasını delil olarak değerlendirmeye
almıştır. Mahkeme, adı geçen etkinlikte terör örgütü liderini ve E.D.yi övücü sloganlar atıldığını ve başvurucunun etkinlik
sırasında tanınmamak amacıyla yüzünü puşi ile
kapattığını da ayrıca vurgulamıştır. Mahkeme ayrıca adı geçen etkinliğin ölen
örgüt mensuplarından "şehit"
diye bahsedilmesi ve ölen kişilerin cenazelerine ve ailelerine sahip çıkılması
yönündeki PKK terör örgütünün talimatlarına uyularak icra edildiğini
belirtmiştir.
vii. Başvurucunun Diyarbakır"daki Ciğerhun
Kültür Sanat ve Gençlik Merkezinde "Kürt
Ulusal Gençlik Konferansı" adı altında düzenlenen etkinliğe
katılması da delil olarak değerlendirmeye alınmıştır. Adı geçen etkinlikte A.Ö.nün görüşme notlarından bazı kısımların okunduğu ve
terör örgütünün olay tarihlerindeki stratejisine uygun bazı kararların alındığı
tespit edilmiştir.
viii. Bundan başka başvurucunun 1/5/2011 tarihinde, Eğitim Sen
Elazığ Şube Başkanlığınca organize edilen 1 Mayıs İşçi Bayramı etkinliğine
katılması ve etkinlikteki faaliyetleri de mahkûmiyet kararında delil olarak
değerlendirilmiştir. Etkinliğin yapıldığı gün başvurucunun diğer bazı
sanıklarla birlikte 10-15 kişilik bir grubun adı geçen etkinliğe katılımlarını
organize ettikleri ifade edilmiştir. Başvurucu ile diğer bazı sanıkların
organize ettiği bahsi geçen grup tarafından terör örgütünü ve liderini övücü
sloganlar atıldığı tespit edilmiştir.
ix. Mahkeme, başvurucunun 20/3/2011 tarihinde BDP Elazığ İl
Teşkilatınca organize edilen nevruz etkinliğine katılmasını ve etkinlikteki
faaliyetlerini de delil olarak değerlendirmiştir. Mahkemeye göre başvurucu,
nevruz etkinliğinin düzenleneceği alana üniversite öğrencilerini getirmiş ve
etkinlik alanına bazı pankartların asılmasını sağlamıştır. Mahkeme ayrıca
etkinlik alanında PKK"yı ve terör örgütü lideri A.Ö.yü
övücü sloganlar atıldığını belirtmiştir. Bunlardan başka Mahkeme; bu
etkinlikte, ölen terör örgütü mensupları adına saygı duruşu düzenlendiğini ve
saygı duruşunun akabinde başvurucunun diğer başvurucu ile birlikte toplanan
kalabalığa "biji serok apo"
(yaşasın başkan apo) şeklinde slogan attırdıklarını
kabul etmiştir.
x. Mahkeme, başvurucunun PKK"nın olay tarihlerindeki stratejisi
doğrultusunda düzenlendiğini belirttiği "çift
dilli eğitim hakkı" konulu etkinliğe katıldığını belirtmiştir.
xi. Mahkeme, başvurucunun terör örgütüne bir kitle oluşturmak ya
da sempatizan kazandırmak amacıyla Gökkuşağı Kültür ve Sanat Derneğinde çeşitli
tarihlerde izinsiz bir şekilde Kürtçe ve Zazaca dil
kursları, folklor çalışmaları, müzik ve bağlama kursu organize ettiğini veya
adı geçen faaliyetlere katıldığını ifade etmiştir. Mahkeme ayrıca bahsi geçen
etkinliklerin PKK terör örgütünün olay tarihlerindeki stratejisi doğrultusunda
gerçekleştirildiğini de özellikle vurgulamıştır.
xii. Bundan başka başvurucunun telefonuna gönderilen örgütsel
içerikli bir adet mesaja da delil olarak dayanılmıştır.
10. Temyiz üzerine mahkûmiyet kararı Yargıtay 9. Ceza Dairesi
tarafından 20/11/2014 tarihinde onanmıştır. Başvurucular, nihai karardan
12/1/2015 ve 13/1/2015 tarihlerinde haberdar olduğunu belirtmişler; 9/2/2015
tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
11. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Metin Birdal ([GK] B. No: 2014/15440, 22/5/2019, §§ 28-39)
başvurusu hakkında verilen karar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
12. Mahkemenin 20/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adil Yargılanma
Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Kanuni Hâkim
Güvencesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
13. Başvurucular; özel olarak yetkilendirilmiş bir mahkemede
yargılandıklarını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri
sürmüşlerdir. Anayasa Mahkemesi Hikmet Kopar
ve diğerleri ([GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 109, 110, 114)
kararında benzer nitelikteki şikâyetlerin açıkça dayanaktan yoksun olması
nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Mevcut başvuruda, bahsi
geçen karardaki ilkelerden ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.
14. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle
kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Yargılamanın Sonucunun
Adil Olmadığına İlişkin İddia
15. Başvurucular; yargılama aşamasında delillerin sıhhati
hususunda bir tartışma yapılmadığını belirtmişlerdir. Başvurucular ayrıca ana
dilde savunma yapmaları nedeniyle haklarında hem fazla ceza tayin edildiğini
hem de takdirî indirim nedeninin şartları oluşmasına
rağmen uygulanmadığını ileri sürmüşlerdir. Bundan başka başvurucular, terör
örgütü lideri A.Ö.nün bazı görüşme notlarının talimat
olarak addedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu ifade etmişler ve tüm bu
nedenlerle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini savunmuşlardır.
16. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun
yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda
incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava
konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin
değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile
uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu
olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil
eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik
içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).
17. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucuların iddiaları
incelendiğinde, iddiaların özünün derece mahkemeleri tarafından hukuk
kurallarının ile delillerin değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet
olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu
anlaşılmaktadır.
18. Açıklanan gerekçelerle kanun yolu şikâyeti niteliğinde
olduğu anlaşılan başvurunun bu kısmının açıkça
dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar
verilmesi gerekir.
3. Diğer İhlal İddiaları
19. Başvurucular, hukuki gerekliliği olmadığı hâlde olağanüstü
yöntemlerle delil toplandığını ve gerekçesiz kararlarla iletişimin dinlenmesine
ve teknik takip yapılmasına izin verildiğini ifade ederek adil yargılanma
hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
20. Somut olayda başvurucular, bu başlık altındaki iddialarını
soyut bir şekilde ileri sürmüşler; başvuru konusu olaylarla ilgili delilleri
sunarak olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlama ve dayanılan Anayasa hükmünün
kendilerine göre ihlal edildiğine dair hukuki iddialarını ortaya koyma
yükümlülüğünü yerine getirmemişlerdir (Sabah
Yıldızı Radyo ve Televizyon Yayın İletişim Reklam Sanayi ve Ticaret Anonim
Şirketi [GK], B. No: 2014/12727, 25/5/2017, § 19). Başvurucular, ne
hangi delillerin olağanüstü yöntemlerle toplandığı hususunda bir
değerlendirmede bulunmuşlar ne de olağanüstü yöntem diye bahsettikleri hususun
ne olduğu hakkında bir açıklama yapmışlardır. Bundan başka başvurucular,
gerekçesiz olduğunu iddia ettikleri iletişimin dinlenmesine ve teknik takip
yapılmasına izin verilmesine dair kararlar hususunda herhangi bir bilgi ya da
belge sunmadıkları gibi bahsi geçen kararların gerekçesinin ne olduğu ve bu
gerekçenin neden yeterli olmadığı hakkında da bir değerlendirme yapmamışlardır.
21. Açıklanan gerekçelerle bu bölümdeki iddiaların
temellendirilememiş olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle
kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Toplantı ve Gösteri
Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucuların
İddiaları
22. Başvurucular; mahkûmiyet kararına dayanak alınan
toplantıların ve toplantılarda atılan sloganlar ile taşınan pankartların cebir,
şiddet ya da tehdit içermediğini ve tamamen ifade özgürlüğü kapsamında kalan
eylemler olduğunu belirtmiş ve ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü
düzenleme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
2. Değerlendirme
23. Katıldıkları veya organize ettikleri toplantılar ile bu
toplantılarda yapılan bazı düşünce açıklamalarının terör örgütüne üye olmak suçundan
verilen mahkûmiyet kararının delili olarak kullanılması, başvurucuların
toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı üzerinde caydırıcı etki
doğurabilir. Dolayısıyla başvurucuların Anayasa"nın 34. maddesinde koruma
altına alınan hakkına müdahalede bulunulduğu kabul edilmelidir (Metin Birdal, § 48).
24. Başvuru konusu müdahalenin Anayasa"nın 13. maddesinde
öngörülen kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı ve Anayasa"nın 34. maddesinde
yer alan millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması meşru amaçları kapsamında
kaldığı anlaşılmıştır (Metin Birdal,
§§ 52, 53). Bu nedenle başvuru
konusu müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığı
değerlendirilecektir.
a. Müdahalenin Demokratik
Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması
25. Temel hak ve özgürlüklerin koruması altında bulunan bir
eylemin terör örgütüne üye olmak suçunun mahkûmiyetinde delil olarak
kullanılması suretiyle temel hak ve özgürlüklere yapılan bir müdahalenin
demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu
bir toplumsal ihtiyacı karşılaması gerekir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan bir
müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir
(zorunlu toplumsal ihtiyaç testine ilişkin açıklamalar için bkz. Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,
4/6/2015, §§ 51, 53-55, 57; Mehmet Ali Aydın
[GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68;Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, §§ 45, 46; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,
7/7/2015, § 51).
b. Somut Olayın
Değerlendirilmesi
26. Terör örgütüne üye olma suçu, üye ve hatta örgüt henüz bir
suç işlememiş olsa dahi örgütün toplum için yarattığı tehlikeyi cezalandıran ve
bu yönüyle bir yandan da örgüt faaliyetleri kapsamında suç işlenmesini
engelleme amacı taşıyan bir suç türüdür (Metin
Birdal, §§ 60, 61).
27. Bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi bir
yargılamanın sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir.
Dolayısıyla başvurucular hakkında isnat edilen terör örgütünün üyesi olmak suçunun
sübuta erip ermediği veya toplanan delillerin suçun sübutu için yeterli olup
olmadığı meselesi, ilkesel olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır (Metin Birdal, § 47; ayrıca bkz. Yılmaz
Çelik [GK], B. No: 2014/13117, 19/7/2018, § 45; krş. Ferhat Üstündağ, § 65). Bundan başka bir
ceza yargılamasında hangi delillerin hükme esas alınabileceği meselesi de esas
itibarıyla Anayasa Mahkemesinin görev alanının dışındadır (Türk ceza hukuku
uygulamasına ilişkin bazı değerlendirmeler için bkz. Metin Birdal, §§ 67-71).
28. Bir kişinin henüz başka bir suç işlemeden yalnızca terör
örgütüne üye olması nedeniyle cezalandırılabilmesi için yargılama makamlarının
o kişinin terör örgütüyle olan bağlarını ortaya koyması gerekir. Henüz ceza
kanunlarında tanımlanan bir suçu işlememiş olsa bile bir terör örgütü ile örgüt üyeliği olarak kabul edilecek
kuvvette bir bağın varlığının araştırılması bireylerin sahip olduğu fikirlerin,
bağlı oldukları toplumsal grupların ve ideolojilerinin, davranışlarının anlamlarının
ve bunların altında yatan saiklerin de
değerlendirilmesini gerektirebilir. Böyle bir değerlendirmenin örgütlere üye
olmak, toplantılara katılmak veya düşünce açıklamaları yapmak gibi kişilerin
anayasal haklar kapsamında koruma altında bulunan eylemlerini de kapsadığı
durumlarda başta ifade, örgütlenme, din ve vicdan özgürlükleri ile toplantı ve
gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı olmak üzere temel haklar üzerinde ciddi bir
baskı oluşturabilecek potansiyele sahip olduğu açıktır (Metin Birdal, §§ 63, 64).
29. Kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan
faaliyetlerinin terör örgütünün üyesi olmak suçundan verilen mahkûmiyet
kararlarının delili olarak kullanılmasının temel haklar üzerinde yaratacağı
caydırıcı etki nedeniyle -devletin toplumu terör örgütlerinin faaliyetlerine
karşı korumak şeklindeki pozitif yükümlülüğünün bir sonucu olarak- insanların
terörsüz bir ortamda yaşama hakkı ile bu süreçte bireylerin potansiyel olarak
etkilenebilecek temel hakları arasında adil bir denge kurulmalıdır (Metin Birdal, § 65).
30. Söz konusu dengenin sağlandığının kabul edilebilmesi için
derece mahkemelerinin kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan
faaliyetlerini terör örgütünün üyesi olmak suçundan verilen mahkûmiyet
kararlarında delil olarak kullanılmalarının zorunlu bir ihtiyacı karşıladığını
göstermeleri gerekir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaki
denetimi temel haklara bu şekilde yapılan müdahalenin zorunlu bir ihtiyacı
karşıladığının ilgili ve yeterli bir gerekçeyle gösterilip gösterilemediği ile
sınırlı olacaktır(Metin Birdal, §
72).
31. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi mevcut başvuruda
başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan
müdahalenin gerçekten toplumsal bir ihtiyaca
cevap verip vermediği sorusuna yanıt bulacaktır.
32. Başvuru konusu olayda ilk derece mahkemesi; süreklilik,
çeşitlilik ve yoğunluk gösterdiği kabul edilen eylem ve davranışlarıyla şiddeti
ve demokratik olmayan yöntemleri benimseyen başvurucuların PKK terör örgütünün
üyesi oldukları kanaatine ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucular
tarafından sunulan bilgi ve belgeler ile derece mahkemelerince başvurucuların
mahkûm edilmesi için benimsenen gerekçeleri yukarıda yer verilen ilkeler
uyarınca bir bütün olarak ve dikkatle incelemiştir.
33. Somut olayın koşullarında ilk derece mahkemesinin
başvurucuları suç oluşturmadığı ve anayasal hakların kullanımından ibaret
olduğu ileri sürülen eylemleri nedeniyle mahkûm ettiği kabul edilmemiştir. İlk
derece mahkemesi, diğer bazı deliller yanında terör örgütünün propagandasına
dönüştürülen gösterilere katılımı organize etmelerini veya katılmış olmalarını
ve bu toplantılarda açıkladıkları bazı düşünceleri başvurucuların örgüt
üyeliğini açıklayan ve eylemlerinin sürekliliğini gösteren deliller olarak
kullanmıştır (krş. Metin Birdal,
§ 76).
34. İlk derece mahkemesi başvurucuların, bazılarında şiddet
olaylarının yaşandığı terör örgütünün propagandasına dönüştürülen söz konusu
toplantı ve gösterilere katılımı organize etmek veya katılmak biçimindeki
rollerinin, YDGH yapılanması içinde yer almalarının ve diğer davranışlarının
onların PKK terör örgütünün hiyerarşik yapılanmasına kendi istekleriyle ve
bilerek dâhil olduklarına dair bilgileri doğrular ve tamamlar nitelikte
olduğunu ikna edici biçimde ortaya koymuştur. Bu bağlamda ilk derece mahkemesi,
başvurucuların şikâyete konu eylemlerinin delil olarak kullanılmasının bir
toplumsal ihtiyacı karşıladığını ilgili ve yeterli bir gerekçe ile göstermiştir.
35. Sonuç olarak başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü
düzenleme hakkına yapılan müdahale demokratik toplum düzeninin gereklerine
aykırı bir müdahale olarak değerlendirilemez.
36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı
fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul
edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda müdahalenin
meşru olduğu açık olan başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,
B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
37. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların toplantı ve gösteri
yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine dair başvurusunun bir ihlal
bulunmadığı açık olduğundan açıkça
dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezliğine karar
verilmesi gerekir.
C. Kişi Hürriyeti ve
Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
38. Başvurucular; kuvvetli suç şüphesi olmadan soyut iddialarla
haklarında tutuklama tedbirine başvurulduğunu ve yargılamalarının tutuklu devam
ettirilmesi nedeniyle eğitimlerini devam ettiremediklerini belirterek kişi
hürriyeti ve güvenliği ile eğitim haklarının ihlal edildiğini ileri
sürmüşlerdir.
39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan
hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki nitelendirmesini
kendisi takdir eder (Tahir Canan,
B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucuların şikâyeti
tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasıdır. Bu nedenle başvurucuların şikâyetinin
kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
40. Bir suç isnadına bağlı olarak tutuklulukla ilgili
şikâyetleri içeren bireysel başvurunun hükümle birlikte verilen tutukluluğun
devamı kararı sonrasında yapılması hâlinde tutukluluğun devamı kararına itiraz
edilmemiş ise kararın verildiğinin öğrenildiği tarihten itibaren, itiraz
edilmiş ise itiraz merciince verilen kararın öğrenildiği tarihten itibaren otuz
gün içinde yapılması gerekmektedir (Fırat İşgören, B. No: 2014/6425, 17/11/2016, § 34).
41. Somut olayda tutuklu başvurucular, ilk derece mahkemesince
30/5/2013 tarihindeki hükümle birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına
itiraz ettiklerine yönelik bir bilgi ve/veya belge sunmamışlardır. Bu
nedenlerle başvurunun ilk derece mahkemesinin nihai kararı tefhim ettiği
30/5/2013 tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir. Buna
göre 9/2/2015 tarihinde yapılan bireysel başvuruda süre aşımı olduğu sonucuna
varılmıştır.
42. Açıklanan gerekçelerle kararın öğrenilmesinden itibaren otuz
gün içinde yapılmayan bireysel başvurunun bu kısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemez
olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kanuni hâkim güvencesine aykırı olan bir mahkemede
yargılama yapılması dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine
ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun
olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Yargılamanın sonucunun adil olmaması dolayısıyla adil yargılanma
hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça
dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki diğer ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle
KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal
edildiğine ilişkin iddianın açıkça
dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin
iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL
EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
20/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.