
Esas No: 2016/12044
Karar No: 2016/12044
Karar Tarihi: 20/11/2019
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
AHMET EDİP AKSUNGUR VE ASAF UĞUR AKSUNGUR
BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2016/12044) |
|
Karar Tarihi: 20/11/2019 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Recep KÖMÜRCÜ |
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM |
|
|
Celal Mümtaz AKINCI |
|
|
Rıdvan GÜLEÇ |
|
|
Recai AKYEL |
Raportör |
: |
Heysem KOCAÇİNAR |
Başvurucular |
: |
1. Ahmet Edip AKSUNGUR |
|
|
2. Asaf Uğur
AKSUNGUR |
Vekilleri |
: |
1. Av. Adil AKTAY |
|
|
2. Av. İlkay MAHANOĞLU |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; işyeri tahsisinin iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının,
yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal
edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 22/6/2016 ve 19/8/2016 tarihlerinde yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden
yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin
Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. 2016/12044 ve 2016/15167 numaralı bireysel başvuru dosyalarının
aralarındaki hukuki bağlantı nedeniyle birleştirilmesine, incelemenin
2016/12044 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine karar
verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve
esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına
(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Bakanlık, görüş
bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Uyuşmazlığın Arka
Planı
8. Başvuruculara -başvuru formu ve eklerinde belirtilmeyen bir
tarihte- Tarsus Belediyesince (Belediye) yeni hal kompleksinde (meyve sebze
hali) 54 numaralı komisyonevi
tahsis edilmiştir.
9. Belediye Meclisi 5/9/2005 ve 1/10/2009 tarihlerinde bu hal
kompleksi içindeki işyerlerinin satışına karar vermiştir. Yapılan ilk kısmi
ihalede isteklilerin olmaması üzerine ihale iptal edildikten sonra 2/12/2009
tarihinde Belediye Meclisi yeni bir karar almıştır. Buna göre Belediye Meclisi;
ihalenin yeniden yapılmasına, ihalede istekli çıkmaması durumunda daha önce
yapılan tahsislerin kaldırılmasına, tahsisi kaldırılan yerlerin ise
kiralanmasına karar vermiştir. Anılan karar doğrultusunda 17/2/2010-19/2/2010
tarihlerinde satış için ihale yapılmış ancak istekli çıkmaması ve pazarlık
sürecinde de teklif verilmemesi üzerine ihale iptal edilmiştir.
10. Bunun üzerine kiralama yöntemine dönüleceği gerekçesiyle
Belediye Encümeninin 17/3/2010 tarihli kararı ile başvurucuların 54 numaralı
işyerine ilişkin tahsis iptal edilmiştir.
B. Encümen Kararının
İptaline İlişkin Yargılama Süreci
11. Başvurucular, kiralama ve tahsis işleminin iptaline ilişkin
idari işlemlere karşı Belediye aleyhine Mersin 2. İdare Mahkemesinde 11/6/2010
tarihinde iptal davası açmıştır.
12. Başvurucular dava dilekçesinde, idarenin uzun yıllar önce
yapılmış olan bir tahsisi herhangi bir gerekçe belirtmeden iptal etmesinin
ölçülü olmadığını ve kazanılmış haklara saygı ilkesinin ihlal edildiğini iddia
etmiş ve her iki işlemin de hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüşlerdir.
13. Mersin 2. İdare Mahkemesi 21/12/2010 tarihinde davanın
reddine karar vermiştir. Mahkeme kararında; belediyelerin toptancı hallerinin
satış, tahsis ya da kiralama yöntemiyle işletilmesi hususunda seçimlik yetkiye
sahip olduğu belirtilmiştir. Mahkemeye göre Belediyenin bu yetki kapsamında
meyve ve sebze hali içindeki işyerlerini kiralama yöntemiyle işletmeyi seçmesi
nedeniyle Encümenin daha önceki tahsisleri kaldırması hukuka aykırı değildir.
14. Başvurucular hükmü temyiz etmiştir. Danıştay Sekizinci
Dairesi 10/11/2015 tarihinde ilk derece mahkemesi kararını onamış, karar
düzeltme isteğini de 22/4/2016 tarihinde reddetmiştir.
15. Nihai karar 27/5/2016 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ
edilmiştir.
C. Yapılan İhalenin
İptaline İlişkin Yargılama Süreci
16. Tahsisin iptalinden sonra Meclis tarafından aralarında 54
numaralı dükkânın da bulunduğu hal kompleksi içinde kalan işyerlerinin satışı
konusunda Encümene yetki verilmiştir. Belediye Encümeni, bu yetkiye dayalı
olarak 13/1/2010 tarihinde 54 numaralı dükkânın 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı
Devlet İhale Kanunu"nun 35/A maddesi uyarınca satılmasına karar vermiştir.
17. Başvurucular 22/4/2010 tarihinde, satış ve ihaleye çıkarma
işlemlerinin iptali amacıyla dava açmıştır. Mersin 2. İdare Mahkemesi
28/12/2010 tarihinde mülkiyeti idareye ait taşınmazların satışa çıkarılması
işleminde hukuka aykırılık bulunmadığından satışa ilişkin kararların iptali
isteğinin reddine ve ihale sonuçlanmadığından bu işleme yönelik olarakkarar verilmesine yer olmadığına dair hüküm tesis
etmiştir.
18. Hüküm 2/6/2017 tarihinde Danıştay Onüçüncü
Dairesi tarafından onanmıştır.
D. Maddi ve Manevi
Tazminat Davasına İlişkin Yargılama Süreci
19. Başvurucular; 54 numaralı dükkânın tahsisinin iptaline,
satılmasına ve tahliyesine ilişkin işlemler nedeniyle uğradıkları zararın
tazmini talebiyle tam yargı davası açmıştır.
20. Mersin 1. İdare Mahkemesi 30/1/2015 tarihli karar ile davayı
reddetmiştir. Mahkeme, başvurucuların tahsisin iptali ve dükkanın
zabıta vasıtasıyla boşaltılması işlemlerine karşı açtıkları davaların
reddedildiği ve tahsisin iptalinden sonra 54 numaralı dükkanın 11/5/2011 tarihinde
üçüncü bir kişiye satıldığı nazara alındığında davalı idarenin tazmin
sorumluluğunu gerektiren kusurlu bir işlem bulunmadığı kanaatindedir.
21. Başvurucular karara itiraz etmiştir. Adana Bölge İdare
Mahkemesi 22/12/2015 tarihinde ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar
vermiş, karar düzeltme isteğini de17/5/2016 tarihinde reddetmiştir.
22. Nihai karar 20/7/2016 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ
edilmiştir.
23. Başvurucular 22/6/2016 ve 19/8/2016 tarihlerinde bireysel
başvuruda bulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
24. 27/6/1995 tarihli ve 22326 sayılı Resmî Gazete"de
yayımlanan 552 sayılı Yaş Sebze Ve Meyve Ticaretinin
Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname"nin (KHK)
5/5/2007 tarihli ve 5652 sayılı Kanun"un 3. maddesiyle değiştirilmeden önceki
hâlinin "Tahsis" kenar
başlıklı 21. maddesi şöyledir:
"Toptancı hallerde işyeri tahsisi,
üretici birliklerine öncelik verilerek yapılır.
Kamu emlakinden sayılan toptancı hallerde
işyeri tahsisi ilgili belediyece yapılır ve 1580 sayılı Belediye
Kanununun 70 inci maddesinin (8) numaralı bendine göre ücret tahsil
edilir. Bu yerler kiraya verilemez.
Belediyelerin yapacağı işyeri tahsisinin usul
ve esasları, Bakanlıkça belirlenecek ilkeler çerçevesinde, belediye
meclislerince çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir."
25. 552 sayılı KHK"nın yürürlükteki hâliyle "Kiralama, satış ve tahsis" kenar
başlıklı 21. maddesi şöyledir:
“Belediyeler
toptancı hallerini tahsis yoluyla işletebilecekleri gibi kiralama veya satış
yoluyla da işletir veya işlettirir.
İşyerlerinin kiralanması veya satılmasına
ilişkin işlemler, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre yapılır.
Toptancı hallerinde bulunan işyerlerinin yüzde
onu üretici birliklerine kontenjan olarak ayrılır ve Ankara, İstanbul ve İzmir
Büyükşehir belediyesi sınırlarındaki haller hariç, halin bulunduğu il
sınırlarındaki üretici birlikleri arasında yapılacak ihale ile kiraya verilir.
Üretici birliklerine kiralanmış işyerlerinin herhangi bir nedenle boşalması
durumunda, toptancı halinde işyeri bulunmayan diğer üretici birliklerine tahsis
yapılır. Üretici birliklerine ayrılan işyeri sayısı kadar talep olmaması
halinde, diğer talep sahiplerine kiralama yapılabilir.
Toptancı hallerinde bulunan işyerlerinin
kiralanması veya satılması durumunda, gerçek ve tüzel kişiler en fazla bir
işyeri kiralayabilir veya satın alabilir. Doğrudan veya dolaylı olarak birden
fazla işyerinin aynı kişi tarafından kiralandığının veya satın alındığının
tespit edilmesi durumunda, kira sözleşmesi feshedilir, satış işlemi ise iptal
edilir. Ayrıca, bu kişilere belediye encümeni kararı ile 25.000 YTL idarî para
cezası verilir.
Kira süresi en fazla 10 yıldır. Kira süresi
sona erenler açılacak kiralama ihalelerine tekrar katılabilir. Kira bedeli her
yıl aylık olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer
298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme
katsayısı oranında artırılarak uygulanır.
Toptancı hallerinin tahsis yoluyla
işletilmesine karar verilmesi durumunda, tahsis ücreti, 3/7/2005 tarihli ve
5393 sayılı Belediye Kanununun 18 inci maddesinin
birinci fıkrasının (f) bendine göre belediye meclisince belirlenir. Tahsisin usûl ve esasları Sanayi ve Ticaret Bakanlığının görüşü
alınarak İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Bu Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine ve
kira sözleşmesine aykırı hareket ettikleri tespit edilenler yazılı olarak
uyarılır. Tespit edilen eksiklik ve aykırılık en fazla 20 gün içinde giderilmez
ise kira sözleşmeleri feshedilir.
İlgililer, sözleşmenin fesih bildiriminden
itibaren işyerini 30 gün içinde tahliye etmek zorundadır. Tahliye, öngörülen
sürede yapılmadığı takdirde belediye tarafından yapılır.
Kendilerine işyeri tahsis edilenlerin,
yönetmelikte öngörülen şartları taşımadıkları veya sonradan kaybettiklerinin
tespiti durumunda, belediye encümeni tarafından tahsisin iptaline ve haldeki
işyerinden çıkarılmasına karar verilir.
İlgililer kararın tebliği tarihinden itibaren
haldeki yerini 30 gün içinde tahliye etmeye mecburdur. Bu süre sonunda tahliye
edilmeyen yerler, belediye zabıtası tarafından tahliye edilir.”
26. 552 sayılı KHK"nın 5652 sayılı Kanun"un 4. maddesi ile ilga
edilen "Tahsisin iptali" kenar
başlıklı 23. maddesi şöyledir:
"Bu Kanun Hükmünde Kararnameye
dayanılarak çıkarılacak yönetmeliklerdeki şartları taşımadıkları veya sonradan
kaybettikleri tesbit olunanlar ile yönetmeliklerde
gösterilen diğer hükümler gereğince tahsisleri iptal edilenlerin toptancı
hallerdeki yerlerinden çıkarılmasına belediye encümenince karar verilir.
İlgililer kararın tebliği tarihinden itibaren
haldeki yerlerini 30 gün içerisinde tahliye etmeye mecburdurlar. Bu süre
sonunda tahliye edilmeyen yerler belediye zabıtasınca tahliye edilir."
27. 7/7/2012 tarihli ve 28346 sayılı Resmî Gazete"de
yayımlanarak yürürlüğe giren Sebze ve Meyve Ticareti ve Toptancı Halleri
Hakkında Yönetmelik"in (Yönetmelik) geçici 1. maddesinin (12) numaralı fıkrası
şöyledir:
"1/1/2012 tarihinden önce kurulmuş
toptancı hallerindeki tahsisli işyerleri, mevcut tahsis sahiplerine Kanunun
yürürlüğe girdiği 1/1/2012 tarihinden itibaren hiçbir işleme gerek kalmaksızın
on iki yıl süreyle kiralanmış sayılır. Bu şekilde kiralanmış sayılan işyerleri
için sözleşmeler, bu Yönetmelik hükümleri ile son tahsis ücretleri esas
alınarak üç ay içinde yapılır."
28. Anayasa Mahkemesinin 25/2/2010 tarihli ve E.2007/65,
K.2010/43 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...
5652 sayılı Yasa"nın 3. maddesiyle
değiştirilen 552 sayılı KHK."nin 21. maddesinin
birinci fıkrasında yer alan "" tahsis yoluyla işletebilecekleri gibi"" ibaresi
ile belediyelere, belediye sınırları içindeki toptancı hallerini işletmeleri
bakımından kiralama ve satış yöntemleri yanında "tahsis yöntemi"ni
de kullanabilecekleri konusunda yetki tanınmaktadır. Maddenin altıncı
fıkrasında toptancı hallerinin tahsis yoluyla işletilmesine karar verilmesi
durumunda tahsis ücretinin 3.7.2005 günlü, 5393 sayılı Belediye Kanunu"nun 18.
maddesinin birinci fıkrasının (f) bendine göre belediye meclisince
belirleneceği, tahsisin usûl ve esaslarının Sanayi ve
Ticaret Bakanlığının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak
yönetmelikle düzenleneceği belirtilmektedir. Dokuzuncu fıkrada ise kendilerine
toptancı hâlinde işyeri tahsis edilenlerin, yönetmelikte öngörülen şartları
taşımadıklarının veya sonradan kaybettiklerinin tespit edilmesi durumunda
belediye encümenince, bu tahsisin iptaline ve toptancı halindeki işyerinden
çıkarılmasına karar verileceği hükmü getirilmiştir.
Yaş sebze ve meyvelerin toptan alım ve
satımının yapıldığı toptancı hallerinin maddenin birinci fıkrası gereğince kamu
mallarının kullanım yöntemlerinden birisi olan tahsis yoluyla da
işletilebilmesi konusunda belediyelere yetki verilmesi, tahsisin usul ve
esasları ile tahsis ücretinin belirlenmesi konularında temel ilkeler ile bunun
amaç ve çerçevesi yasama organınca belirlendikten sonra, toptancı hallerinin
yapı ve işleyişinde başta ekonomik gelişmeler olmak üzere, çevre ve günün
koşullarına uygun olarak ayrıntılı düzenleme yapma yetkisinin yönetmeliğe
bırakılması, yasama yetkisinin devri ya da idareye Anayasa"dan kaynaklanmayan
bir yetkinin kullandırılması şeklinde nitelendirilemez.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kurallar,
Anayasa"nın 2., 6., 7. ve 8. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi
gerekir.
Kuralların Anayasa"nın 11. maddesi ile ilgisi
görülmemiştir."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
29. Mahkemenin 20/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru
incelenip gereği düşünüldü:
A. Makul Sürede
Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
30. Başvurucular, makul sürede yargılanma haklarının ihlal
edildiğini ileri sürmüşlerdir.
31. Bireysel başvurular sonrasında 25/7/2018 tarihli ve 7145
sayılı Kanun"un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle
Çözümüne Dair Kanun"a geçici madde eklenmiştir.
32. 6384 sayılı Kanun"a eklenen geçici maddeye göre
yargılamaların uzun sürmesi, yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi ya
da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan
bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul
edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat
üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat
Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.
33. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828,
12/9/2018)kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede
sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da
hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen
bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının
getirilmesine ilişkin yolu başarı şansı sunan, yeterli giderim sağlama
kapasitesi bulunan, ulaşılabilir bir yol olduğunu tespit etmiştir (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler
doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal
iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi
olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan
başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil
niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının
tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).
34. Mevcut başvuruda, söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren
bir durum bulunmamaktadır.
35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul
edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez
olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Mülkiyet Hakkının
İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucuların
İddiaları ve Bakanlık Görüşü
36. Başvurucular, mülkiyeti Belediyeye ait hal kompleksi içinde
bulunan 54 numaralı dükkânın uzun bir süre önce kendilerine tahsis edildiğini
ve tahsis tarihinden itibaren bu dükkânda yaş sebze ve meyve komisyonculuğu
yaptıklarını bildirmişlerdir. Başvurucular, bu yöndeki faaliyetlerini
sürdürmekte iken tahsis işleminin herhangi bir gerekçe belirtilmeden idare
tarafından iptal edilmesiyle kendilerine aşırı bir külfet yüklendiğini ve iptal
işleminin aynı zamanda kazanılmış haklara saygı ilkesini de ihlal ettiğini
ileri sürmüşlerdir. Başvurucular, tahsisin iptali ve dükkânın üçüncü kişiye
satılması nedeniyle uğradıkları zararın karşılanması için açtıkları maddi ve
manevi tazminat davasının idarenin hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle
Mahkemece reddedildiğini de belirterek mülkiyet hakkı ile adil yargılanma
hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
2. Değerlendirme
a. Kabul Edilebilirlik
Yönünden
37. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine
karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişi
hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul
edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
38. Anayasa"nın
"Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına
sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla
sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına
aykırı olamaz."
39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı
fıkrasında, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul
edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun
ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin
olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya
zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul
edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,
B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
40. Anayasa"nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir."
denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa"nın anılan
maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve
parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39,
K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda, mülk olarak değerlendirilmesi
gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların
üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikri hakların yanı sıra icrası
kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve diğerleri, B. No:
2014/11441, 1/2/2017, § 60).
41. Somut olayda öncelikle işyerinin başvuruculara tahsis
edildiği tarih açıkça belirtilmemekle birlikte Belediye Encümeninin aynı
kompleks içinde bulunan başka bir dükkâna ilişkin olarak bireysel başvuruya
sunmuş olduğu belge uyarınca 54 numaralı dükkânın da en geç 20/8/1992
tarihinden itibaren başvuruculara tahsis edildiği sonucuna varılmıştır. Tahsis
17/3/2010 tarihinde iptal edildiğine göre başvurucular yaklaşık on sekiz yılboyunca kesintisiz olarak belirli bir ücret karşılığında
bu işyerini kullanmıştır. İşyerinin tahsisinin süresi ve kesintisiz oluşu
dikkate alındığında somut olay bakımından tahsisin başvuruculara bir müşteri
çevresi ve ticari itibar sağladığı, bunun ise başvurucular açısından şahsi bir
hak ve ekonomik bir mal varlığı değeri ifade ettiği değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla başvuru konusu olayın koşulları altında işyerinin tahsisinin
başvurucular yönünden Anayasa"nın 35. maddesi anlamında mülkiyet hakkı
kapsamında mülk teşkil ettiği
hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
42. Başvurucuların mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen
işyeri tahsisinin iptal edilmesinin ticari itibarı ve faaliyetiyle bu kapsamda
müşteri çevresi ve gelirleri üzerinde gerçekleşebilecek olumsuz etkileri
gözetildiğinde, mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır. Başvurucular
işyerinin maliki olmadığından mülkten yoksun bırakılma söz konusu olmayıp
müdahale mülkiyetin kamu yararına kullanılmasının kontrolü veya düzenlenmesi
amacı da taşımamaktadır. Bu sebeple başvuruya konu müdahalenin mülkiyetten
barışçıl yararlanma hakkına ilişkin birinci kural çerçevesinde incelenmesi
gerekir.
43. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi
gereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Müdahalenin kanuna dayalı olması,
müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kanun
hükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye
İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company,
B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye
Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Somut
olayda derece mahkemeleri, tahsisin 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu"nun 1.
maddesi ile belediyelere tanınan genel yetki çerçevesinde iptal edilebileceğini
kabul etmişlerdir. Buna göre müdahalenin kanuni bir dayanağı bulunmaktadır.
44. Anayasa"nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı
ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir (Nusrat Külah,B. No:
2013/6151, 21/4/2016, §§ 53, 56; Yunis Ağlar,
B. No: 2013/1239, 20/3/2014, §§ 28, 29). Başvuru konusu olayda 552 sayılı
KHK"nın 21. maddesiyle yaş sebze ve meyvelerin toptan alım ve satımının
yapıldığı toptancı hallerinin kamu mallarının kullanım yöntemlerinden olan
tahsis, kira veya satış yoluyla işletilebilmesi konusunda belediyelere yetki
verilmiştir. Bu işletim yöntemlerinden hangisinin tercih edileceği de kural
olarak belediyelerin takdir yetkisinde olup kiralama yönteminin tercih edilmesi
sebebiyle işyeri tahsisin iptal edilmesinin kamu yararına dayalı meşru bir
amacının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
45. Son olarak kamu makamlarınca başvurucuların mülkiyet hakkına
yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacın
gerçekleştirilmesi için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük
ilişkisinin olup olmadığı değerlendirilmelidir.
46.
Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin
ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç
bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale
ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık
ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç
arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM,
E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13,
K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan
ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).
47. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının
sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları
arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun
şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş
olacaktır. Müdahalenin orantılılığını değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; bir
taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahalenin
niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate
alacaktır (Arif Güven, B. No:
2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60; Osman Ukav, B. No: 2014/12501, 6/7/2017, § 71).
48. Somut olayda Belediye Meclisi öncelikle 5/9/2005 ve
1/10/2009 tarihlerindehal kompleksi içindeki
işyerlerinin satışına karar vermiştir. Ancak bu işyerlerinin satılamaması
üzerine bu defa kiralama yöntemine dönüleceği gerekçesiyle Belediye Encümeninin
17/3/2010 tarihli kararı ile başvurucuların 54 numaralı işyerine ilişkin
tahsisi iptal edilmiştir. Tahsisin iptalinden sonra Meclis tarafından
aralarında 54 numaralı dükkânın da bulunduğu hal kompleksi içinde kalan
işyerlerinin satışı konusunda Encümene verilen yetkiye dayalı olarak 13/1/2010
tarihinde 54 numaralı dükkânın 2886 sayılı Kanun uyarınca satılmasına karar
verilmiştir.
49. Bu durumda hal kompleksi içindeki işyerlerinin satışına
ilişkin olarak Belediye Meclisince 2005 ve 2009 yıllarında alınan kararlar
dikkate alındığında başvurucular açısından işyeri tahsisinin iptal
edilebileceğinin öngörülebilir olduğu açıktır. Diğer taraftan başvurucuların
anılan kararlarla birlikte 13/1/2010 tarihli karara istinaden yapılan ihalelere
girerek işyerinin mülkiyetini kazanma imkânları bulunmaktayken hiçbir ihalede
istekli sıfatıyla yer almadıkları anlaşılmaktadır. Ayrıca işyeri tahsisinin
iptali işleminin başvuruculara özgü olmayıp hal kompleksi içinde kalan
işyerlerini işleten kişilere yönelik genel bir uygulama niteliğinde olduğu da
dikkate alınmalıdır.
50. Dolayısıyla işyeri tahsisinin iptali yönündeki müdahalenin
başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemediği
değerlendirilmiştir. Buna göre başvuruya konu müdahalenin kamu yararı ile
başvurucuların mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengeyi
bozmadığı ve ölçülü olduğu sonucuna varılmıştır.
51. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence
altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin
iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi
nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
20/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.