12. Ceza Dairesi 2021/2140 E. , 2021/6187 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ceza Dairesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : TCK nın 85/2, 22/3, 53/6, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda 21.12.2020 tarihli, 2020/4594 Esas, 2020/4643 Karar sayılı ""istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine" ilişkin karar, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
24 Aralık 2017 tarihli Resmi Gazete"de yayınlanan 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 100. maddesi ile CMK"nın 299. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde, her ne kadar sanık müdafii duruşmalı temyiz isteminde bulunmuş ise de, duruşma açılmaksızın, dosya üzerinden yapılan incelemede:
Sanık hakkında aynı eylem nedeniyle taksirle öldürme suçu yanında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan da kamu davası açılmış olup, Bakırköy 20. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 08.09.2020 tarihli ve 2019/59-2020/180 sayı ile taksirle öldürme ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerinin istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan kurulan hüküm yönünden istinaf istemleri yerinde görülmekle, sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan verilen hüküm kaldırılarak yerine bu suçtan hüküm verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olduğu anlaşılmakla; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.03.2021 tarihli ve 2019/12-457-2021/103 sayılı olup Dairemiz"ce de benimsenen kararında açıklandığı üzere; CMK"nın 223. maddesinde "beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi veya düşmesi" şeklinde sınırlı olarak sayılan hüküm niteliği taşıyan kararlar dışında, "karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde bir hüküm çeşidine yer verilmemesi ve anılan madde uyarınca verilmiş bir hüküm veya temyize konu olabilecek bir karar bulunmaması nedeniyle, bu hususun temyiz incelemesine konu edilemeyeceği kabul edildiğinden, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan verilen hüküm verilmesine yer olmadığına ilişkin kararın temyiz incelemesine konu edilemeyeceği; ayrıca sanık müdafinin trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan verilen hüküm verilmesine yer olmadığına ilişkin kararı temyiz etmekte hukuki menfaatinin bulunmadığı kabul edilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın olay gecesi sevk ve idaresindeki otomobille, aydınlatmanın bulunduğu ve hız sınırının 80 km olduğu meskun mahalde, D 100 kara yolundan seyirle olay yeri yaklaşımındaki bağlantı noktasından yan yola girdiğinde, yan yola katılmak için yolun sağ tarafına doğrultu değiştirmesi akabinde, yan yol üzerinde aynı istikamete seyir halinde olan ve trafik nedeniyle duracak kadar yavaşlayan araçlara çarpmamak için yolun en sağına yöneldiği, bu sırada, tek yönlü, 3 şeritli ve 12 metre genişliğindeki bağlantı yolunda seyirle geldiği otobüs durağı önünde aracını park eden katılan ..."ın bulunduğu otomobili 4 metre mesafe kala gören sanığın, aracının sağ ön çamurluk teker kısımları ile, katılanın otomobilinin sol arka teker ve çamurluğuna çarpmasının etkisi ile, katılanın aracının sol arka tekeri koparak sağ kaldırıma ve korkuluklara çarptığı, sanığın ise geldiği istikamete dönüp geri geri gitmek suretiyle 39 metre sürüklenerek otobüs durağında kaldırım alanında bulunan yayalara çarparak, devamında metrobüs üst geçit demir kolon ayağına çarpıp durabildiği, kovuşturma aşamasında icra edilen keşifte sanığın yer gösterimi ile yapılan incelemede, sanığın katılanın aracını gördüğü noktanın yolun ikinci şeridi olduğu ve bu alanın otobüs durağı alanı içerisinde olmadığının tespit edildiği, kontrolsüz şekilde doğrultu değiştirip yan yola giren ve önünde seyreden araçlar ile güvenli seyir mesafesini koruyamayan sanığın olayın gerçekleşmesinde tamamen kusurlu olduğu kabul edilmiş olup;
1-Yukarıda açıklandığı şekilde gerçekleşen ve sanığın tamamen kusurlu eylemi ile 1 kişinin ölümü ile birlikte tamamı kendisinden şikayetçi olan ve biri nitelikli olmak üzere 10 kişinin yaralanmasına sebebiyet verdiği olayda, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; TCK"nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekmekte olup, dava konusu olayda sanık tamamen kusurlu olmakla birlikte ölen ve yaralanan kişi sayısı, yaralanmaların niteliği, maddede öngörülen cezanın alt sınırı nazara alınmak ve alt sınırdan bir miktar uzaklaşmak suretiyle, cezada orantılılık ilkesi ile adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, alt sınırdan çok fazla uzaklaşılarak teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini;
2-Olaydan 1 saat 20 dakika sonra yapılan ölçümde 1.42 promil alkollü olduğu tespit edilen sanık hakkında TCK"nın 22/3. maddesi gereğince doğru uygulama yapılarak bilinçli taksir hükümlerinin tatbikine karar verilmiş ise de, sanığın bilinçli taksir kabul edilen kural ihlâlinin alkollü araç kullanmaktan ibaret olması ve bilinçli taksire esas kabul edilebilecek başkaca kural ihlâlinin bulunmaması karşısında, sanık hakkında bilinçli taksir hükümleri gereğince temel cezada arttırıma gidilirken teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek en üst sınırdan arttırım yapılması;
3-5237 sayılı TCK"nın 53/6. maddesinde, belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceğinin düzenlendiği; sanık hakkında bu madde hükümlerinin uygulanmasına karar verilirken, aynı gerekçelerle ilgili maddedeki üst sınırın 3 yıl olduğu nazara alınarak, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca uygulama yapılması gerekirken, alt sınırdan çok fazla uzaklaşılarak TCK"nın 53/6. maddesi uyarınca sürücü belgesinin en üst sınırdan olmak üzere 3 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda 21.12.2020 tarihli, 2020/4594 Esas, 2020/4643 Karar sayılı "istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine" dair hükmünün 5271 sayılı CMK"nın 302/2. madde ve fıkrası uyarınca BOZULMASINA; bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere 5271 sayılı CMK"nın 7165 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 8. maddesi ile değişik 304/2. maddesi uyarınca, dosyanın gereği için Bakırköy 20. Ağır Ceza Mahkemesine; kararın bir örneğinin de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE; 23.09.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.