
Esas No: 2016/1008
Karar No: 2016/1008
Karar Tarihi: 19/11/2019
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
TÜRKİYE İŞ BANKASI A.Ş. BAŞVURUSU (10) |
(Başvuru Numarası: 2016/1008) |
|
Karar Tarihi: 19/11/2019 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Hasan Tahsin GÖKCAN |
Üyeler |
: |
Burhan ÜSTÜN |
|
|
Hicabi DURSUN |
|
|
Kadir ÖZKAYA |
|
|
Selahaddin MENTEŞ |
Raportörler |
: |
Özgür DUMAN |
|
|
Yunus Emre YILMAZOĞLU |
Başvurucu |
: |
Türkiye İş Bankası A.Ş. |
Vekilleri |
: |
Av. Levent GEYHAN |
|
|
Av. Filiz KESKİN |
|
|
Av. Gülçin DOĞAN |
|
|
Av. Bahar KOSOVALI ÜNAL |
|
|
Av. Medar ACAR |
|
|
Av. Özgür DALKILIÇ |
|
|
Av. Zerrin Deniz KÖKTÜRKSUVARLI |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, çalışanlar adına yapılan katkı payı ödemelerinin
ücret olarak kabul edilmesi sonucu bu ödemeler üzerinden gelir ve damga
vergileri tahsil edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına
ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular ekli tablonun (C) sütununda belirtilen tarihlerde
yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan
ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin
Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Konularının aynı olması sebebiyle ekli tablonun (A) sütununda
belirtilen bireysel başvuru dosyalarının 2016/1008 numaralı bireysel başvuru
dosyası ile birleştirilmesine; incelemenin 2016/1008 numaralı dosya üzerinden
yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve
esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına
(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuru hakkında görüş sunulmayacağını
bildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar
özetle şöyledir:
A. Uyuşmazlığın Arka
Planı
9. Vergi İdaresince Türkiye İş Bankası A.Ş. (Banka) nezdinde
2007-2011 yılları arasındaki dönem için yapılan vergi incelemesi sonucunda 23/11/2012
ve 1/4/2013 tarihli vergi inceleme raporları düzenlenmiştir.
10. Bu raporlarda özetle;
i. Vakfın personele ek haklar sağladığı, bu sebeple özel sigorta
fonksiyonu gördüğü, Vakfın ana finansman kaynağının ise çalışanlardan ve
Bankadan sağlanan katkı payları olduğu vurgulanmıştır.
ii. Vakıf tarafından çalışanlara sağlanan menfaatlerin bir
kısmının Banka tarafından finanse edildiği, bu yönüyle Bankaca ödenen katkı
paylarının işçilere sağlanan menfaatlere ilişkin işveren payı olarak
algılanması gerektiği ifade edilmiştir.
iii. Bunun yanında Banka katkı payının hesaplanmasında
çalışanların emekliliğe esas maaş ve ikramiye paylarının dikkate alındığı,
bundaki amacın ise her bir çalışanın elde edeceği menfaatin net tutarının
belirlenmesi olduğu belirtilmiştir. Rapora göre Banka katkı payı ödemelerinden
esas yararlananlar çalışanlar olup Vakıf ise sadece buna aracılık etmektedir.
iv. Sonuç olarak Bankanın muhtelif şubeleri tarafından çalışanları
adına yapılan ödemelerin ücret mahiyetinde olduğu, bu ödemelerin ise 31/12/1960
tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu"nun 63. maddesinde yazılı şartları
taşımaması nedeniyle ücret matrahından indirilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
11. Vergi İdaresince raporlardaki tespitler doğrultusunda, bu
ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkif edilerek beyan edilip ödenmediği
gerekçesiyle vergi ziyaı cezalı gelir vergisi tarhiyatları yapılmıştır. Ayrıca
bu katılım payları ödemelere ilişkin belgelerde gösterilmediğinden damga
vergisi matrahının eksik hesaplandığı gerekçesiyle de cezalı damga vergisi tarh
edilmiştir.
B. Başvuru Öncesi Açılan
Davalar Süreci
12. Başvurucuya ait bazı şubeler yönünden vergi ziyaı cezalı
gelir stopaj vergisi ve damga vergisi tarhiyatı üzerine başvurucu bu işlemlere
karşı çeşitli vergi mahkemelerinde davalar açmıştır. Bu davalar vergi
mahkemelerince reddedilmiştir. Kararların gerekçesi özetle şöyledir:
i. Mahkemelere göre bir ödemenin ücret sayılabilmesi için bir
işyerinde bir işverene bağlı olarak çalışma yapılması ve bunun karşılığında
menfaat elde edilmesi gerekir. Buradaki ana unsurun çalışılan bir iş
karşılığında menfaat elde edilmesi olduğu belirtilmiş ve vergisel olarak
değerlendirilebilmesi için ise bunun maddi bir menfaat olmasının ve kişinin tasarrufuna
bırakılmasının gerekliliğine vurgu yapılmıştır.
ii. Kararlarda yapılan ödemeler sonucunda Vakıf tarafından
çalışanlara çalışma hayatı boyunca ve emeklilikte ek bir menfaat sağlandığı ve
bu menfaatin ise sadece çalışanların maaşları üzerinden ödeme yapılması
nedeniyle bu kişilere münhasır olduğu belirtilmiştir. Mahkemelere göre ödemenin
bir hukuksal yükümlülük olup olmadığı değil ödemenin kişi bazında bir menfaat
sağlayıp sağlamadığı ve dolayısıyla bu menfaatin ücret kapsamında olup olmadığı
önem taşımaktadır. Bu bağlamda çalışanlara yapılan ölüm aylığı, emeklilik
aylığı gibi ödemelerde yine çalışan için ödenen prim sayısına göre hesaplama
yapıldığı ifade edilmektedir.
iii. Kararlarda ayrıca, işçi-işveren ilişkisinin Banka ile
çalışan arasında bir ilişki olduğu ve Vakfın görevinin ise Bankanın ödediği
tutarı belli şartlar altında çalışan kişiye ödemekten ibaret olduğu
belirtilmiştir. Mahkemeler, iç ilişkide Bankanın sorumluluğunun işçiye değil
Vakfa ait olmasının bu gerçeği değiştirmeyeceğini kabul etmişlerdir.
iv. Diğer taraftan Banka tarafından ödenen tutarın anlık olarak
işçinin tasarrufuna bırakılmadığı kabul edilmekle birlikte bu ödemelerin ayrı
bir hesapta kişi bazında izlenmesi ve sonuçta şartlar gerçekleştiğinde çalışan
kişiye ödenmesi nedeniyle geniş anlamda tasarruf hakkının mevcut olduğu
değerlendirilmiştir.
v. Mahkemeler bu gerekçelerle başvurucu Bankanın çalışanları
adına Vakfa ödediği katkı payının çalışanlara verilen ücret unsuru içinde
mütalaa edilmesi gerektiği kanaatiyle ihtirazi
kayıtla verilen beyanname üzerine yapılan gelir ve damga vergileri tahakkuk ve
tahsilatlarında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varmışlardır.
13. İstanbul 3. Vergi Mahkemesinin E.2014/2738 numaralı
dosyasında, taraflarca uzlaşmaya varılan dava konusu vergi ve cezaların uzlaşma
tutanağına uygun olarak tahakkuk ettirildiği belirtilerek davanın reddi
gerektiği sonucuna varılmıştır.
14. Diğer taraftan başvurucu tarafından ekli tablonun (F)
sütununda gösterilen vergilendirme dönemlerine ait muhtasar beyannameler ile
Munzam Sandık Vakfına çalışanları adlarına ödenen katkı paylarına ilişkin
olarak pişmanlıkla beyan edilen gelir ve damga vergileri tutarları ihtirazi kayıtla ödenmiştir. Ancak başvurucu, bu katkı
paylarının ücret sayılamayacağı iddiasıyla ekli tablonun (E) sütununda
gösterilen vergi mahkemelerinde dava açmıştır.
15. Yapılan yargılamalar sonunda açılan davalar -İstanbul 6.
Vergi Mahkemesinin E.2014/428 numaralı dava dosyası hariç olmak üzere- esas
yönünden yukarıda değinilen gerekçelerle (bkz. § 12) reddedilerek kesinleşmiş
ve yargılamaları sona erdiren nihai kararlar ekli tablonun (B) sütununda
belirtilen tarihlerde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
16. İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin E.2014/428 numaralı
dosyasında davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir. Kararın
gerekçesinde, ihtirazi kaydın, mükelleflerce, kanuni
gerekçe gösterilerek, beyan edilen matrah veya matrah kısmı üzerinden tarhedilen vergi karşı dava haklarının saklı tutulduğu
yolunda beyannameye yazılı not konulması veya ayrı bir dilekçe ile söz konusu
hakkın saklı tutulduğunun vergi dairesine bildirilmesi olduğu açıklanmıştır.
Buna göre beyannameye konulan ihtirazi kaydın,
beyanın hukuki sonuç doğurabilmesi için mükellefçe ileri sürülen bir koşul
olduğu açıklanmıştır. Mahkeme pişmanlıkla beyanda bulunularak pişmanlık
müessesesinin hukuki sonuçlarından, yani sağlamış olduğu cezai avantajlardan
yararlanan başvurucu Bankanın, beyannameye koymuş olduğu ihtirazi
kaydın geçerliliğinin kabulüne olanak bulunmadığını belirtmiştir.
17. Başvurucu, ekli tablonun (C) sütununda gösterilen tarihlerde
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
18. Konu hakkında ilgili hukuk için bkz. Türkiye İş Bankası A.Ş. (9), B. No:
2016/2400, 3/4/2019, §§ 17-29.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 19/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mülkiyet Hakkının
İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. 2017/16481 ve
2017/32742 Numaralı Bireysel Başvurular Yönünden
a. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu, pişmanlık hükümlerine göre verilen beyannamelere ihtirazi kayıt şerhi konulmasında hukuki bir engel
bulunmadığı gibi uzlaşma hükümlerinden yararlanılması hâlinde de dava açılabileceğini
belirterek derece mahkemelerince bu şekilde açılan davaların esası incelenmeden
reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
21. Anayasa Mahkemesi daha önce aynı başvurucunun benzer bir
şikâyetini incelemiş ve pişmanlıkla verilen beyannamelere ihtirazi
kayıt konularak dava açılamayacağının kabul edilmesi yönünde kanuni dayanağı ve
meşru amacı bulunan müdahalenin somut olay bağlamında başvurucuya şahsi olarak
aşırı bir külfet yüklemediği değerlendirilmiştir. Ayrıca söz konusu şikâyet ile
ilgili olarak gerekli usul güvencelerinin de sağlandığı tespit edilerek
mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin meşru amacının dayandığı kamu yararı ile
başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengenin
bozulmadığı sonucuna varılmıştır (Türkiye İş
Bankası A.Ş. (9), §§ 32-36).
22. Mevcut başvuruda da bu ilkelerden ayrılmayı gerektir bir
durum bulunmamaktadır. Diğer taraftan uzlaşma hükümlerinden kendi isteğiyle
yararlanan başvurucu, uzlaşma sonrası açılan davanın yalnızca tahakkukun
uzlaşma tutanağına uygun olup olmadığı ile sınırlı görüleceğini öngörebilir
durumdadır. Başvurucunun uzlaşma ile elde ettiği yarar da dikkate alındığında
kanuni dayanağı ve meşru amacı bulunan mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin
yeterli usul güvencelerini içerdiği ve başvurucuya şahsi olarak aşırı bir
külfet yüklemediği değerlendirilmiştir. Bu durumda somut olayın koşulları
altında başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edilmediği açıktır.
23. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle
kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. 2017/29671,
2017/29677, 2017/29679, 2017/29681, 2017/32753 ve 2017/33760 Numaralı Bireysel
Başvurular Yönünden
a. Başvurucunun İddiaları
24. Başvurucu 193 sayılı Kanun"un 61. maddesinde ücretin
tanımının yapıldığını ve hangi ödemelerin ücret sayılabileceğinin
belirtildiğini, buna göre Vakfa işveren payı olarak ödenen tutarların ücretin
unsurlarını taşımadığını ifade etmiştir. Başvurucuya göre söz konusu ödemeler
anılan Kanun maddesinde sayılmamıştır. Başvurucu ayrıca 193 sayılı Kanun"un 94.
maddesi çerçevesinde ücret gelirlerinin stopaj yoluyla vergilendirilmesi
bakımından vergiyi doğuran olayın hukuki, ekonomik ve fiilî tasarrufa
bağlandığını vurgulamıştır. Başvurucu somut olayda ise Vakfa yapılan ödemenin
ücretin unsurlarını içermediği gibi ödeme yapıldığı anda üye açısından elde etme koşulunun da gerçekleşmediğini
belirtmiştir. Başvurucu buna rağmen belirtilen katkı payları üzerinden gelir ve
damga vergileri ödemek zorunda kaldığını belirtmiştir.
25. Başvurucu ayrıca benzer bir bireysel başvuruda Anayasa
Mahkemesi tarafından kanunilik ölçütü yönünden mülkiyet hakkının ihlal
edildiğine karar verildiğine işaret etmiştir. Başvurucu bunun yanında konuya
ilişkin Maliye Bakanlığı özelgesi ile Yargıtay
Dairesi kararının gözönüne alınmadan karar
verildiğinden yakınmıştır. Başvurucu, sonuç olarak Vakfa yaptığı katkı payı
ödemeleri üzerinden vergi ve ceza tahsil edilmesi nedeniyle mülkiyet ve adil
yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
26. Anayasa’nın
"Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
“Herkes,
mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla
sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına
aykırı olamaz.”
27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan
hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini
kendisi takdir eder (Tahir Canan,
B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, konuya ilişkin özelge ile Yargıtay Dairesi kararının gözönüne
alınmadan karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının da ihlal
edildiğini ileri sürmektedir. Ancak başvurucunun çalışanlar adına Vakfa ödediği
katkı paylarının ücret olarak kabul edilip bunlar üzerinden gelir vergisi ve
cezaları tahsil edilmesi esas itibarıyla mülkiyet hakkını ilgilendirmektedir.
Bu sebeple başvurucunun yukarıda belirtilen şikâyetinin mülkiyet hakkının
ihlali iddiası kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
28. Anayasa Mahkemesi daha önce aynı başvurucunun benzer yöndeki
şikâyetlerini incelemiştir. Buna göre vergilendirme işleminin mülkiyet hakkına
müdahale teşkil ettiğini kabul eden Anayasa Mahkemesi müdahaleyi mülkiyetin kamu yararına kullanımının düzenlenmesi
çerçevesinde incelemiştir (Türkiye İş
Bankası A.Ş. (9), §§ 43-44). Bu doğrultuda yapılan değerlendirme
neticesinde başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ulaşılabilir,
belirli ve öngörülebilir bir kanuni dayanağının olduğu kanaatine ulaşmıştır.
Özellikle başvurucu Bankanın ekli tabloda gösterilen vergilendirme dönemleri
yönünden 2014 ve 2015 yıllarında ihtirazi kayıtla
düzenlediği beyannameler ile gelir ve damga vergilerini ödediği vurgulanmış,
başvurucunun 2012 yılı Aralık ayı itibarıyla bu inceleme sonuçlarından haberdar
olduğu ve bu işlemlere karşı 2013 yılında çeşitli vergi mahkemelerinde davalar
açtığı, yapılan yargılamalar neticesinde yine 2013 yılında verilen Danıştay
kararları ile katkı payı ödemelerinin ücret
sayılması gerektiği yönündeki idari işlemlerin hukuka uygun bulunduğu
açıklanmıştır. Bu sebeple müdahalenin öngörülebilir olduğu tespit edilmiş,
ayrıca kamu yararına dayalı meşru amacının olduğu açık olan vergilendirme
suretiyle yapılan müdahalenin başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet
yüklediğinin ortaya konulamadığı belirtilerek müdahalenin ölçülü olduğu
sonucuna varılmıştır (Türkiye İş Bankası
A.Ş. (9), §§ 47-78).
29. Somut olayda da bu ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durum
bulunmayıp başvuruya konu ekli tabloda yer alan 2013, 2014 ve 2015 yıllarının
çeşitli aylarına ait vergilendirme dönemleri itibarıyla başvurucunun mülkiyet
hakkına yapılan müdahalenin ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir bir kanuni
dayanağının olduğu, kamu yararına dayalı meşru bir amacının bulunduğu ve ölçülü
olduğu sonucuna varılmıştır. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlal edilmediği
açıktır.
30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul
edilebilirlik nedenleri incelenmeksizin
açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilmez olduğuna
karar verilmesi gerekir.
3. Diğer Bireysel
Başvurular Yönünden
a. Başvurucunun İddiaları
31. Başvurucu, çalışanları adına Vakfa yapılan katkı payı
ödemelerinin vergiye tabi ücret
niteliği taşıdığı gerekçesiyle öngörülebilir ve belirli olmayacak bir biçimde
tahsil edilmesinden yakınmakta olup mülkiyet ve adil yargılanma haklarının
ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
32. Başvuru konusu ile ilgili ilkeler daha önce Anayasa
Mahkemesi tarafından 12/11/2014 tarihli kararda ortaya konulmuştur (Türkiye İş Bankası A.Ş., §§ 34-61). Buna
göre her ne kadar başvurucu adil yargılanma hakkının da ihlal edildiğini ileri
sürmüşlerse de başvurucuların belirtilen şikâyetleri ilgili olduğu mülkiyet
hakkı kapsamında incelenmiştir.
33. Anayasa Mahkemesince Vakfa ödenen katkı paylarının ücret
olarak kabul edilip edilemeyeceği hususunun kural olarak kamu makamlarının
takdirinde olduğu belirtilmiş ancak Vakfın kurulmuş olduğu tarihten vergi
incelemesinin yapıldığı 2012 yılına kadar Banka tarafından Vakfa ödenen katkı
paylarının vergilendirilmediğine vurgu yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi başvuruya
konu edilen vergilendirme dönemleri itibarıyla başvuruculardan bu ödemelerin
vergiye tabi olacağını öngörmelerini beklemenin mümkün bulunmadığını kabul
etmiştir (Türkiye İş Bankası A.Ş., §§
58-60). Sonuç olarak Vakfa ödenen katkı paylarının ücret sayılarak
vergilendirilmesine ilişkin işlemlerin vergilendirme dönemi itibarıyla
öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunmadığı anlaşıldığından Vakfa yapılan
katkı payı ödemeleri üzerinden vergi tahsil edilmesi nedeniyle başvurucunun
Anayasa"nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet haklarının ihlal
edildiğine karar verilmiştir (Türkiye İş
Bankası A.Ş., § 61).
34. Diğer bireysel başvuru dosyalarına konu vergilendirme
dönemleri sırasıyla 2009, 2010 ve 2011 yıllarının çeşitli aylarıdır.
Dolayısıyla yine yukarıda da değinildiği üzere ilk defa 2012 yılı Aralık ayı
itibarıyla söz konusu katkı paylarının ücret olarak kabul edilmesi gerektiği
tespit edildiğine göre somut olay bağlamında bu tarihten önceki söz konusu
vergilendirme dönemleri yönünden müdahalenin dayandığı kanun hükümlerinin öngörülebilir olmadığı açıktır. Sonuç
olarak belirtilen ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durumun bulunmadığı
anlaşıldığından bu başvurulara konu vergileme dönemleri itibarıyla başvurucunun
mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin öngörülebilir
bir kanuni dayanağının bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
35.
Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına
alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
B. Mahkemeye Erişim Hakkının
İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
36. Başvurucu 2017/16481 ve 2017/32742 numaralı bireysel
başvurularda pişmanlıkla verilen beyannameler üzerine vergi mahkemelerinde
açılan davaların esasının incelenmemesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının
ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
37. Başvurucunun bu şikâyeti mülkiyet hakkı bağlamında
incelenmiş ve açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur (bkz. §§ 21-23). Mahkemeye
erişim hakkı yönünden de farklı bir sonuca ulaşılmasını gerektiren bir durum
bulunmadığından müdahalenin ihlal oluşturmadığı açıktır.
38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle
kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun"un
50. Maddesi Yönünden
39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)
numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)
Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da
edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve
sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir...
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından
kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama
yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında
hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya
genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama
yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı
ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar
verir.”
40. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetin
ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan
kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle
getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise
öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işlemin ve
bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu
maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer
tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet
Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, § 55).
41. Başvurucu, yeniden yargılamaya karar verilmesi ve maddi
tazminat talebinde bulunmuştur.
42. Başvuruda vergilendirme ile ilgili idari işlemlerden dolayı
mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte idare
tarafından yol açılan ihlale yönelik olarak etkili bir hukuk yolunun mevcut
olduğu ancak başvurucunun açtığı davanın reddedilmekle ihlalin sonuçlarının
giderilmemiş olduğu görülmektedir.
43. Bu durumda ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için
yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden
yargılama ise usul hukukunda yer alan benzer kurumlardan farklı ve bireysel
başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2)
numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına
yöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılama sürecinde mahkemelerce yapılması
gereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açan mahkeme kararının ortadan
kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri
gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden
ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere
ilgili mahkemelere gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
44. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın yetkili yargı
merciine gönderilmesine karar verilmesinin ihlal iddiası açısından yeterli bir
giderim oluşturduğu anlaşıldığından başvurucuların tazminat taleplerinin
reddine karar verilmesi gerekir.
45. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 2.946 TL harç ile Avukat
Levent Geyhan, Avukat Medar Acar, Avukat Özgür
Dalkılıç ve Avukat Zerrin Deniz Köktürksuvarlı"nin
temsil ettiği ihlal sonucuna varılan başvurular yönünden toplam 9.900 TL vekâlet
ücretinden oluşan 12.846 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine, diğer
yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına karar verilmesi
gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimlik bilgilerinin gizli
tutulması talebinin REDDİNE,
B. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması
nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
2017/16481, 2017/29671, 2017/29677, 2017/29679, 2017/29681,2017/32742,
2017/32753 ve 2017/33760 numaralı bireysel başvurular yönünden açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle
KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
2016/1008, 2016/1010, 2016/1014, 2016/1015, 2016/1017, 2016/1816, 2016/4540,
2016/4793, 2017/14503, 2017/16335, 2017/16366 ve 2017/16371 numaralı diğer
bireysel başvurular yönünden KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa"nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin
sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere
Eskişehir 1. Vergi Mahkemesine (E.2014/748, E.2014/941, E.2014/942, E.2014/944,
E.2014/945), Sivas Vergi Mahkemesine (E.2014/235, E.2014/237, E.2014/240,
E.2014/242, E.2014/302, E.2014/302) ve Manisa Vergi Mahkemesine (E.2013/59)
GÖNDERİLMESİNE,
E. 2.946 TL harç ile Avukat Levent GEYHAN, Avukat Medar ACAR,
Avukat Özgür DALKILIÇ ve Avukat Zerrin Deniz KÖKTÜRKSUVARLI"nin
temsil ettiği ihlal sonucuna varılan başvurular yönünden toplam 9.900 TL
vekâlet ücretinden oluşan 12.846 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
diğer yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve
Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına;
ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine
kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
19/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
(A) |
(B) |
(C) |
(D) |
(E) |
(F) |
(G) |
Bireysel Başvuru Numarası |
Nihai Karar Tebliğ Tarihi |
Bireysel Başvuru Tarihi |
Banka Şubesi- Davanın Reddi Gerekçesi |
İlk Derece Mahkemesi |
Dönem |
İlk Derece Mahkemesi Esas Numarası |
2016/1008 |
7/1/2016 |
14/1/2016 |
Sivas- Esas Yönünden |
Sivas Vergi Mahkemesi |
2009/1.-12. Aylar arası |
2014/240 |
2016/1010 |
8/1/2016 |
14/1/2016 |
Kızılırmak/Sivas-Esas Yönünden |
Sivas Vergi Mahkemesi |
2010/1.-12. Aylar arası |
2014/237 |
2016/1014 |
8/1/2016 |
14/1/2016 |
Zile/Tokat-Esas Yönünden |
Sivas Vergi Mahkemesi |
2011/1.-.12. Aylar arası |
2014/303 |
2016/1015 |
7/1/2016 |
14/1/2016 |
Kızılırmak/Sivas-Esas Yönünden |
Sivas Vergi Mahkemesi |
2010/1.-12. Aylar arası |
2014/235 |
2016/1017 |
28/12/2015 |
14/1/2016 |
Kızılırmak/Sivas-Esas Yönünden |
Sivas Vergi Mahkemesi |
2011/1.-12. Aylar arası |
2014/242 |
2016/1816 |
4/1/2016 |
25/1/2016 |
Organize Sanayi Bölgesi/Manisa-Esas
Yönünden |
Manisa Vergi Mahkemesi |
2008 Yılı |
2013/59 |
2016/4540 |
17/2/2016 |
2/3/2016 |
Zile/Tokat-Esas Yönünden |
Sivas Vergi Mahkemesi |
2010/1.-12. Aylar arası |
2014/302 |
2016/4793 |
12/2/2016 |
8/3/2016 |
Eskişehir Ticari- Esas Yönünden |
Eskişehir 1. Vergi Mahkemesi |
2011/1.-12. Aylar arası |
2014/748 |
2017/14503 |
27/1/2017 |
20/2/2017 |
Tavşanlı Şubesi- Esas |
Eskişehir 1. Vergi Mahkemesi |
2010/1.-.12. Aylar arası |
2014/942 |
2017/16335 |
27/1/2017 |
20/2/2017 |
Tavşanlı Şubesi (Devralınan Tunçbilek Şubesi)- Esas Yönünden |
Eskişehir 1. Vergi Mahkemesi |
2011/1.-11. Aylar arası |
2014/941 |
2017/16366 |
27/1/2017 |
20/2/2017 |
Tavşanlı Şubesi (Devralınan Tunçbilek Şubesi)- Esas Yönünden |
Eskişehir 1. Vergi Mahkemesi |
2009/1.-12. Aylar arası |
2014/944 |
2017/16371 |
27/1/2017 |
20/2/2017 |
Tavşanlı Şubesi-Esas Yönünden |
Eskişehir 1. Vergi Mahkemesi |
2011/1.-12. Aylar arası |
2014/945 |
2017/16481 |
26/12/2016 |
16/1/2017 |
Bahçelievler/İstanbul- Uzlaşmaya Tabi
Usul Yönünden |
İstanbul 3. Vergi Mahkemesi |
2010-3.-12. Aylar arası |
2014/2738 |
2017/29671 |
19/6/2017 |
20/6/2017 |
Genel Müdürlük-Esas Yönünden |
İstanbul 4. Vergi Mahkemesi |
2014-3. Ay |
2014/1343 |
2017/29677 |
15/6/2017 |
20/6/2017 |
Genel Müdürlük-Esas Yönünden |
İstanbul 9. Vergi Mahkemesi |
2014-9. Ay |
2014/2389 |
2017/29679 |
15/6/2017 |
20/6/2017 |
Genel Müdürlük-Esas Yönünden |
İstanbul 10. Vergi Mahkemesi |
2015/1. Ay |
2015/814 |
2017/29681 |
15/6/2017 |
20/6/2017 |
Genel Müdürlük-Esas Yönünden |
İstanbul 8. Vergi Mahkemesi |
2014/4. Ay |
2014/1411 |
2017/32742 |
20/7/2017 |
28/7/2017 |
Genel Müdürlük-Usul Yönünden |
İstanbul 6. Vergi Mahkemesi |
2013/5. Ay |
2014/428 |
2017/32753 |
24/7/2017 |
28/7/2017 |
Genel Müdürlük-Esas Yönünden |
İstanbul 6. Vergi Mahkemesi |
2014/8. Ay |
2014/2232 |
2017/33760 |
31/7/2017 |
25/8/2017 |
Genel Müdürlük-Esas Yönünden |
İstanbul 11. Vergi Mahkemesi |
2014/6. Ay |
2014/1782 |
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.