Abaküs Yazılım
19. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/793
Karar No: 2018/6136
Karar Tarihi: 27.11.2018

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2018/793 Esas 2018/6136 Karar Sayılı İlamı

19. Hukuk Dairesi         2018/793 E.  ,  2018/6136 K.

    "İçtihat Metni"

    19. HUKUK DAİRESİ
    YARGITAY KARARI
    MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

    Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

    - K A R A R -

    Davacı vekili, davacı şirket tarafından ...’daki bir savunma projesi kapsamında davalı şirkete proforma faturada belirtilen bedeller ve ödeme koşulları dahilinde 550.000,00 USD tutarlı bir takım ürünler sipariş verildiğini, ürün bedellerinin banka kanalı ile ödendiğini, ekipman ve malzemelerin yapılan testler sonucunda uygun bulunmaması nedeniyle kabul edilmediğini ve bu nedenle davacı müşterisinin malzemeleri satın almaktan vazgeçtiğini, davalının yaptığı bir kısım masraflar düşülerek 261.000 USD"nin iadesi konusunda 29/06/2011 tarihli davalı şirket yetkilisinin mektubu ile mutabık kalındığını, iadenin yapılmaması üzerine ihtar çekildiğini, ancak ödeme yapılmaması üzerine başlatılan takibe davalının haksız şekilde itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve inkar tazminatına hükmedilmesini dava ve talep etmiştir.
    Davalı vekili, proforma faturaya konu siparişlerin hazır hale getirildiğini, ancak davacı şirket tarafından teslim alınmadığını, davacının kusuru sebebiyle malların davalı şirket elinde kaldığını, davacının gecikmeli olarak 13/05/2010 tarihinde akreditif açabildiğini, bu nedenle işin sekteye uğradığını, davacı şirketin bu gecikmesi nedeniyle malzemelerin başka firmalara satılmak zorunda kaldığını, buna rağmen ürünlerin teslim edilebilir hale geldiğinde davacının almaktan vazgeçtiğini, ... Sınır Güvenlik Güçlerinin ürünleri beğenmemesi veya hatalı bulmasının tarafları ilgilendirmediğini, bu nedenle anılan birimlerin raporunun kendilerini bağlamadığını, davacı tarafın dayandığı maillere göre geri ödemeye ilişkin teklifin ancak ürünlerin satılmasının kabul edilmesi ve bu satım bedellerinin davacı şirkete iadesi şartına bağlı bulunduğunu, ancak davacı şirketçe kabul edilmediğinden ürünün satışının gerçekleşmediğini, e-mail yazan satış müdürü ..."nın borç ve yükümlülük altına girme yetkisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
    Mahkemece, yapılan yargılama, alınan bilirkişi raporları ve toplanan delillere göre, davalının satış müdürü olan ..."nın dava konusu işlemler sırasında davacıyla davalı adına görüşmelerde bulunduğu ve anlaşmayı sağladığı, bu suretle davalı şirket adına işlem yapma yetkisini haiz olduğu, yazışmalarda davalı şirketin yapmış olduğu bir kısım masraflardan sonra davacının ödemiş olduğu tutardan 261.000,00 USD bedelin iade edileceğinin kabul edildiği ve yazışmadaki "bu miktar ürünleri tek tek sattıkça parça parça ya da toptan satarsak hepsi birden ödenebilecektir" ifadesi ile ödeme planı sunulduğu, ancak ödeme planının davacı tarafça kabul edildiğine dair yazılı belge sunulmaması sebebiyle bu hususun davacıyı bağlamayacağı, sonuç olarak davalı şirketin dava konusu malzemeleri teslim edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne ve davacı yararına icra inkar tazminatı verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
    1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
    2- Taraflar arasında ihtilafa konu olan hukuki ilişkiden doğan alacak kalemi muayyen(belirli) nitelikte değildir. Alacak, yapılan yargılama ile sübuta ermiştir. Bu durumda davacı lehine ayrıca inkar tazminatına karar verilmesi doğru olmamışsa da bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 Sayılı HUMK.nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm fıkrasının inkar tazminatına dair 2. bendinin hüküm fıkrasından çıkartılarak hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan (1) nolu bend uyarınca davalı vekilinin öteki temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 2. bendinde yer alan “ Hükmedilen alacak üzerinden hesaplanan 92.263,50 TL inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine” şeklindeki cümlesinin hükümden çıkarılmak suretiyle hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 27/11/2018 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

    KARŞI OY YAZISI

    Dava taraflar arasındaki ticari satım ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
    Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ve davacı yararına icra inkar tazminatı verilmesine karar verilmiştir.
    Mahkemece verilen karar “Taraflar arasındaki ihtilafa konu olan hukuki ilişkiden doğan alacak kalemi muayyen ( belirli ) nitelikte değildir. Alacak, yapılan yargılama ile sübuta ermiştir. Bu durumda davacı lehine ayrıca icra inkar tazminatına karar verilmesi doğru olmayıp hüküm fıkrasının inkar tazminatına dair 2. bendinin hüküm fıkrasından çıkartılarak hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.” şeklindeki sayın çoğunluğun görüşü yerinde değildir.
    Şöyle ki: İİK’nın 67/2. maddesinde öngörülen icra inkar tazminatının şartlarından birisi de alacağın likit (belirlenilebilir) olmasıdır.
    Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve belli olduğunun kabulü gerekir. Alacağın mutlaka bir belgeye bağlı olmasıda şart değildir. ( 13. Hukuk Dairesi 27.10.2010 gün 2010/1864 E. - 2010/1394. K. )
    Faturaya dayalı satım sözleşmesinde borçlu satıcıya olan borcunu biliryorsa veya bilebilecek durumda ise alacak likittir. ( 19. H.D. 24/06/2015 gün 2004/12180 E. - 2005/7150 K. - HGK 07/06/2016 tarih 2016/19-295 E. 2016/341 K. )
    Alım-satım ilişkisi nedeniyle düzenlenen faturadan kaynaklanan alacak likittir. ( 19. H.D. 24/06/2010 tarih 2009/13160 E. - 2010/8025 K. ) ( 19. H.D. 20/10/2009 tarih 2009/681 E. - 2009/9614 K. )
    Abonelik sözleşmesi hükümleri çerçevesinde düzenlenen faturada yer alacak likit (belirlenebilir) nitelikte olduğundan İİK’nın 67/2. maddesi uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. ( HGK 31/05/2017 gün 2017/19-1304 E. 2017/1050 K. )
    Faturaya dayalı alacak likit (bilinebilir, hesap edilebilir) olduğundan İİK’nın 67/2. maddesi uyarınca davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. ( 13/03/2018 gün 2016/16129 E. 2018/1194 K. ) ( 07.05.2018 gün 2016/17531 E. - 2018/2503 K. ) ( 30/10/2018 gün 2018/1874 E. - 2018/5295 K. ) ( 13/09/2018 gün 2017/2431 E. - 2018/4153 K. ) ( 17/01/2018 gün 2016/13924 E. - 2018/83 K. ) (13/12/2018 gün 2018/2670 E. - 2018/6610 K. ) ( 12/10/2017 gün 2016/12367 E. -2017/6894 K. ) ( 06/06/2017 gün 2016/7736 E. -2017/4597 K. )
    Yukarıda emsal kararlarda belirtildiği üzere Dairemizin ve HGK’nun bugüne kadar vermiş olduğu tüm kararlarda istikrarlı bir şekilde taraflar arasındaki ticari satıma dayalı cari hesap ilişkisinden, faturadan, ayıba karşı tekeffül hükümlerinden kaynaklanan tüm alacalar likit (belirlenebilir-bilinebilir) olarak kabul edilmiştir. Bu konuda Dairemizin kurulduğu tarihten bugüne kadar tek bir alacağın likit olmadığını belirten aykırı bir kararı bulunmamaktadır. İçtihat ve hukuk güvenirliği açısından aynı somut olaylarda aynı şekilde karar verilmesi kaçınılmazdır. Tüm bu nedenlerle sayın çoğunluğun fatura ve mutabakat belgesine dayalı bu alacağın ne şekilde likit olmadığına dair görüşünün hukuki nedenleri ve gerekçeleri anlaşılamamıştır.
    Ayrıca mahkemece gerekçesinde de “ hükmedilen tutar davalının iadesine taahhüt ettiği belirli miktar olduğundan davacı yararına inkar tazminatına hükmedilmiştir.”denilmiştir.
    Yargıtay HUMK’nın 438/7, HMK 370/2 maddeleri hükümleri uyarınca temyiz alınan kararın esas yönünden Kanuna uygun olup da Kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olması nedeniyle bozulması gereken ancak Kanuna uygun olmayan husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde hükmü değiştirerek ve düzelterek onayabilir.
    Bu durumda temyiz edilen hüküm esas yönünden Kanuna uygundur, ancak harç, vekalet ücreti, faiz gibi konularda yanlışlık yapılmış ve bu hallerde yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar düzeltilerek onanabilir.
    Mahkeme gerekçesinde dava konusu alacağın neden likit olduğunu açıkça belirtmiştir.
    Esas yönünden Kanuna uygun olmayan kararlar ile hakimin takdir kapsamında karara bağladığı edalar hakkında düzeltilerek onama kararı verilemez. Ancak mahkeme kararının bozulması ile yetinilir. Mahkemenin yasal direnme kararı elinden alınamaz.
    Somut olayımızda mahkeme gerekçesini de belirterek davacı yararına icra inkar tazminatına hükmetmiş olup, mahkemenin takdir hakkını kaldıracak şekilde düzelterek onama kararı verilmesi hukuka uygun değildir.
    Kanun koyucuda HMK’nın 370/2. maddesine ilişkin gerekçesinde : “ Önerge ile maddede ki ‘ve değiştirerek’ ibaresi metninden çıkarılmakta, fıkranın son cümlesinin başına ‘esas yönünden Kanuna uygun olmayan kararlar ile’ ibareleri eklenmektedir. Değişiklik, düzelterek onama kurumunu, işlev ve amacına uygun olarak pekiştirici, uygulamada yaşanan kimi aykırılıkları önleyici ve denetim mahkemesi ile alt mahkeme yetkilerini normatif sınırları içinde koruyucu niteliktedir. Buna göre denetim mahkemesi, esas yönünden Kanuna aykırı bir alt mahkeme kararının hiçbir şekilde düzelterek onamaya konu kılamayacak, gerek görmesi halinde ancak bozabilecektir”. Belirterek buna göre denetim mahkemesinin, bu tür hususlarda düzelterek onama yapamayacağı, gerek görmesi halinde mahkeme kararının bozulmasının gerektiği açıkça belirtilmiştir.
    Yukardaki açıklanan nedenlerle davaya konu alacak likit ( belirlenebilir) olduğundan usül ve Yasaya uygun olan mahkeme kararının onanması gerektiği, kaldı ki Yasaya aykırılık olduğu kabül edilse dahi sayın çoğunluk tarafından kararın bu nedenle bozulması gerektiği, direnme hakkını ortadan kaldıracak şekilde Düzelterek Onama kararı verilemeyeceği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun kararına katılmamaktayım. 27.11.2018

    KARŞI OY YAZISI

    Dava taraflar arasındaki ticari alım satım nedeniyle alacağın tahsili için davacı tarafça yapılan takibe karşı davalının itirazı üzerine açılan itirazın iptali davası olup; tarafların proforma faturaya konu malların dava konusu edildiği ve taraflar arasında bu malların davacı tarafça yapılan testler sonucu uygun bulunmaması nedeniyle kabul edilmediği ve davalı ile aralarında bu konuda mütabakat olduğu iddiasında bulunduğu; davalı tarafça bu iddianın kabul edilmeyerek davacının kusuru nedeniyle malların hazır edilmesine rağmen ellerinde kaldığı savunulduğu dosya içereğinden anlaşılmaktadır. İddia ve savunma dosya içeriğindeki deliller ile birlikte incelendiğinde proforma faturaya konu alacağın ve iadesi kararlaştırıldığı iddia edilen mallara ilişkin alacağın belirlenebilir (likit) nitelikte olduğu açıktır.
    İİK"nın 67/2. maddesi gereğince dava konusu alacak belirlenebilir nitelikte olması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru olmuştur.
    Bu nedenle mahkemece verilen kararın onanması gerektiği düşüncesinde olduğumdan çoğunluğun kararına katılmamaktayım. 27/11/2018



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi