Abaküs Yazılım
3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2022/1397
Karar No: 2022/3383
Karar Tarihi: 11.04.2022

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2022/1397 Esas 2022/3383 Karar Sayılı İlamı

Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)


Mahkeme, tarımsal sulama aboneliği borcu olduğu iddiasıyla davalı tarafından yapılan icra takibine itiraz edilmemesi nedeniyle takibin kesinleştiğini ve icra tehdidi altında borcun büyük bir kısmının ödendiğini belirten davacıların menfi tespit ve istirdat davasını inceledi. Davacılar, borçlarının takip dosyasındaki tutarın yanlış olduğunu iddia ederek, fazladan ödedikleri miktarın iadesi talebinde bulundu. Dava, önce kabul edilmiş, ancak Yargıtay tarafından bozulmuştur. Bozma kararına rağmen yapılan yargılamada hatalı bir şekilde, hem davanın reddine hem de 8.500 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Mahkeme kararı, kanun maddelerine uygun olmadığı için bozulmuştur.
Kanun Maddeleri:
- 6100 Sayılı HMK'nın 297/2 Maddesi: Verilen hükümlerin her biri hakkında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında gösterilmesi gerektiğini belirtir.
- HUMK'nın 428. Maddesi: Yargıtay'ın vermiş olduğu kararların usul ve kanuna uygunluğunu denetlemesi için bozma yetkisi verir.
- HUMK'nın 440. Maddesi: Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olduğunu belirtir.
3. Hukuk Dairesi         2022/1397 E.  ,  2022/3383 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    DAVACILAR : 1-..., 2-...
    VEK. AV. ...

    Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

    Y A R G I T A Y K A R A R I

    Davacılar; tarımsal sulama aboneliğinin 65.444,38 TL borcu olduğu iddiası ile davalı tarafından haklarında icra takibi yapıldığını, takibe itiraz etmemeleri nedeniyle takibin kesinleştiğini, icra tehdidi altında borcun büyük bir kısmını ödediklerini, davalıya bu miktarda borçlu olmadıklarını, icra dosyası ile talep edilen 65.444,38 TL’lik borçtan ve fer’ilerinden dolayı davalıya borçlu olmadıklarının tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla yaptıkları ödemelerin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir.
    Davalı; yapılan takip ve dayanağı tahakkukun usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
    Mahkemece; davanın kabulüne yönelik olarak verilen karar, tarafların temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 11/05/2011 tarihli ve 2010/17702 E. 2011/7716 K. sayılı kararıyla; "...mahkemece, davacıların, 6111 sayılı yasadan yararlanmak için davalı idareye müracaat edip etmediğinin belirlenmesi gerektiği, karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 6111 sayılı yasanın dava konusu olayda uygulanıp uygulanmayacağı yönünde araştırma ve değerlendirme yapılması gerektiği...’’ gerekçesiyle bozulmuştur.
    Bozma kararına karşı davacı vekilince karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine aynı dairenin 27/02/2012 tarihli ve 2012/1806 E. 2012/4624 K. sayılı kararıyla; "...Dairece davanın kabulüne dair verilen ilk hüküm davacı ve davalı tarafından 6111 sayılı yasa uyarınca başvurusu mevcut olup olmadığı ve koşulların bulunup bulunmadığının araştırılması yönünden bozulmuş ise de, davacı böyle bir başvurusunun olmadığını, zaten bedelin davalı idareye ödendiğini açıkladığından 6111 sayılı yasa hükümlerinin olayda uygulanma yerinin bulunmadığı, somut olayda kaçak tüketimin sabit olduğu, 05/09/2005 olan tutanak tarihinde yürürlükte bulunan Yönetmelik ve 122 sayılı ... Piyasası Kurul kararı da gözetilerek davacının borcunun takip tarihi itibariyle belirlenmesi ve bu borca mahsuben yapılan ödemelerle/dekontlarla ilgili taraflara hangi döneme ilişkin olduğu açıklattırılması, fazla ödeme varsa BK. 104.maddesi uyarınca faize faiz olamayacağı kabul edilerek tahsil kararı verilmesi gerektiği...’’ gerekçesiyle karar düzeltme isteminin kabulü ile bozma kararı kaldırılarak, açıklanan nedenlerle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
    Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne yönelik verilen karar, davalı tarafın temyizi üzerine, Dairece verilen 06/07/2017 tarihli ve 2016/85 E. 2017/11219 K. sayılı kararla; davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, "...uyuşmazlığın davalıca yapılan takibe vaki menfi tespit davası olarak açıldığı, ilerleyen yargılama sürecinde söz konusu takibe yönelik davacı tarafça yapılan ödemeler nedeniyle istirdat davası niteliğine dönüştüğü, (...) davalı şirketin söz konusu beyan ve gönderdiği ekstre ve davacı beyanlarının yapılan söz konusu takip dosyasına yapılan ödeme miktarına ilişkin farklılıklar içerdiği nazara alınarak; ilgi takip dosyasına yapılan ödemelere ilişkin tüm belge ve makbuzlar incelenmek suretiyle; yapılan ödeme miktarının tam olarak tespiti gerekirken, davacı tarafından yapılan tüm ödemeler dayanak takip dosyası için yapılmış gibi kabul edilerek, söz konusu ödemelerin hangi borca ilişkin olduğuna ilişkin bir araştırma yapılmaksızın hüküm tesisinin hatalı olduğu, yine davacı tarafından; takibe dayanak asıl alacak miktarı 60.978,17 TL olarak bildirilmişken; hükme esas bilirkişi raporunda salt takibe dayanak 53.986,34 TL'lik kaçak tahakkukuna yönelik asıl alacak miktarı yönünden inceleme yapıldığı, davacıya ait borç ekstresinde görülen takip tarihi öncesi döneme ait 6.991,83 TL'lik taksitlendirilmiş tahakkuka ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı,bu itibarla eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğu, dosyanın 12/03/2014 tarihli bilirkişi kuruluna tevdiiyle ayrıntılı, açıklayıcı, hüküm kurmaya Yargıtay ve taraf denetimine uygun ek rapor aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği...’’ gerekçesiyle bozulmuştur.
    Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda ise; davanın reddine, yargılamanın devamı sırasında borcun ödendiği ve ayrıca fazla ödeme yapıldığı anlaşılmakla 8.500 TL'nin davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine, bu bedelin 5.000 TL'sinin 13/07/2006 tarihinden, 3.500 TL'sinin 21/07/2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalı şirketten alınarak davacı tarafa ödenmesine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
    1-6100 sayılı HMK'nın 297/2 maddesi gereğince; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
    Somut olayda; dava menfi tespit davası olarak açılmış ise de, yargılama sürecinde yapılan ödemeler nedeniyle istirdat davasına dönüşmüş ve bu husus son bozma kararında açıkça vurgulanmıştır.
    Buna karşın mahkemece; hükmün infazında tereddüt uyandıracak şekilde, hem davanın reddine hem de 8.500 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
    2-Bozma nedenine göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
    SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK'nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 6100 sayılı HMK'nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/04/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi







    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi