
Esas No: 2016/11519
Karar No: 2016/11519
Karar Tarihi: 19/11/2019
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
ADİL KOCAGÖZ BAŞVURUSU (2) |
(Başvuru Numarası: 2016/11519) |
|
Karar Tarihi: 19/11/2019 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Hasan Tahsin
GÖKCAN |
Üyeler |
: |
Burhan ÜSTÜN |
|
|
Hicabi DURSUN |
|
|
Kadir ÖZKAYA |
|
|
Selahaddin
MENTEŞ |
Raportör |
: |
Heysem KOCAÇİNAR |
Başvurucu |
: |
Adil KOCAGÖZ |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, gerçekleştirme görevlisi olan başvurucunun Sayıştay
tarafından tespit edilen kamu zararını tazmin etmeye mahkûm edilmesi nedeniyle
mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 15/6/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön
incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm
tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar
özetle şöyledir:
6. Başvurucu, 2010 ve 2011 yılları arasında Kocaeli Büyükşehir
Belediyesi Başkanlığında (Belediye) müdür olarak görev yapmış daha sonra emekli
olmuştur.
7. Başvurucunun görev yaptığı Belediye ile Belediye ve Mahalli
İdareler Çalışanları Birliği Sendikası (Sendika) arasında 8/1/2010 tarihli
Sosyal Denge Sözleşmesi (Sözleşme) düzenlenmiştir. Bahse konu Sözleşme"nin 13. maddesinde Sendika üyesi çalışanlara sosyal denge yardımı
adı altında yapılacak ek ödemenin hangi dönemlerde ve ne miktarda yapılacağı
açıkça düzenlenmiştir.
8. Sayıştay Başkanlığı Belediyenin 2010 yılına ilişkin
hesaplarını denetime tabi tutmuştur. Sayıştay denetçileri sosyal denge yardımı
adı altında yapılan ödemelerden gelir vergisi kesintisi yapılmadığı tespitiyle
kamu zararına sebep olunduğu iddiasını sorgu konusu yapmıştır. Kurum
sorumlularından gelen yazılı savunmaların ardından denetçilerce düzenlenen
yargılamaya esas raporda zararın ilgililerden tazmini talep edilmiştir.
9. Sayıştay 6. Dairesi (Daire) taraflar arasında akdedilen
sözleşmeye dayalı olarak görevli personele sosyal denge yardımı adı altında
yapılan ödemelerden 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu
hükümleri uyarınca gelir vergisi kesintisi yapılmaması nedeniyle oluşan
223.648,50 TL kamu zararının aralarında başvurucunun da bulunduğu sorumlulardan
tazminine karar vermiştir.
10. Başvurucu anılan kararı temyiz etmiştir. Sayıştay Temyiz
Kurulu (Kurul)21/4/2015 tarihinde Daire kararını tasdik etmiştir. Daire söz
konusu kararda, sosyal denge yardımı adı altında yapılan ödemelerin 193 sayılı
Kanun"a göre ücret niteliğinde gelir vergisine tabi olduğu tespitinde
bulunmuştur. Daire ayrıca, 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri
Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu"na 4/4/2012 tarihli ve 6289 sayılı
Kanun"un 30. maddesiyle eklenen geçici 14. maddesinin ek ödemelerden yapılacak
kesintilere ilişkin bir hüküm içermediği ve dolayısıyla bu ödemelerden gelir
vergisi kesintisi yapılması gerektiğini vurgulamıştır.
11. Başvurucu Kurulun bu kararına karşı karar düzeltme isteğinde
bulunmuştur. Kurul 1/3/2016 tarihinde temyiz incelemesindeki gerekçesini tekrar
ederek isteği reddetmiştir.
12. Nihai karar 18/5/2016 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu
15/6/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Kanun Hükümleri
13. 3/12/2010 tarihli ve 6085 sayılı Sayıştay Kanunu"nun "Sayıştayın
görevleri" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:
“(1)
Sayıştay;
a) Kamu idarelerinin mali faaliyet, karar ve
işlemlerini hesap verme sorumluluğu çerçevesinde denetler ve sonuçları hakkında
Türkiye Büyük Millet Meclisine doğru, yeterli, zamanlı bilgi ve raporlar sunar.
b) Genel yönetim kapsamındaki kamu
idarelerinin; gelir, gider ve mallarına ilişkin hesap ve işlemlerinin kanunlara
ve diğer hukuki düzenlemelere uygun olup olmadığını denetler, sorumluların
hesap ve işlemlerinden kamu zararına yol açan hususları kesin hükme bağlar.
c) Genel uygunluk bildirimini Türkiye Büyük
Millet Meclisine sunar.
ç) Kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini
yapar.”
14. 6085 sayılı Kanun"un
"Temyiz" kenar başlıklı 55. maddesinin (1) numaralı
fıkrası şöyledir:
"(1) Sayıştay dairelerince verilen
ilamlar Sayıştay Temyiz Kurulunda temyiz olunur. Bu Kurulca verilen kararlar
kesindir."
15. 6085 sayılı Kanun"un "Karar
düzeltilmesi" kenar başlıklı 57. maddesinin ilgili şöyledir:
"(1) Temyiz Kurulu kararları hakkında, 52 nci maddenin birinci fıkrasında
yazılı ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş
gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere aşağıdaki sebeplerle karar
düzeltilmesi isteminde bulunabilirler:""
16. 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve
Kontrol Kanunu"nun "Harcama talimatı ve
sorumluluk" kenar başlıklı 32. maddesi şöyledir:
"Bütçelerden harcama yapılabilmesi,
harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama
talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi,
kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli
olanlara ilişkin bilgiler yer alır.
Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının
bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata
uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve
bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur."
17. 5018 sayılı Kanun"un "Giderin
gerçekleştirilmesi" kenar başlıklı 33. maddesinin ikinci ve
dördüncü fıkraları şöyledir:
"Gerçekleştirme
görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin
alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve
ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.
…
Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun
çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar."
18. 5018 sayılı Kanun"un
"Muhasebe hizmeti ve muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları" kenar
başlıklı 61. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"...
Muhasebe yetkilileri ödeme aşamasında, ödeme
emri belgesi ve eki belgeler üzerinde;
a) Yetkililerin imzasını,
b) Ödemeye ilişkin ilgili mevzuatında sayılan
belgelerin tamam olmasını,
c) Maddi hata bulunup bulunmadığını,
d) Hak sahibinin kimliğine ilişkin bilgileri,
Kontrol etmekle yükümlüdür."
19. 4688 sayılı Kanun"un geçici 14. maddesinin ilgili kısımları
şöyledir:
"Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş
bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, 15/3/2012 tarihine kadar, memur
temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta
bulunarak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi
kapsamındaki idarelerde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun
ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali
takibat ve yargılama yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.""
20. 193 sayılı Kanun"un 94. maddesinin (1) numaralı fıkrası
şöyledir:
"Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi
kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları,
dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler,
yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve
serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zırai
işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan
ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben
yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.
1. Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci
maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç),
103 ve 104 üncü maddelere göre...""
B. Yargısal Kararlar
21. Danıştay Üçüncü Dairesinin 8/4/2015 tarihli ve E.2014/1405,
K.2015/1894 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:
"Davacı tarafından, üyelerine ödenen
sosyal denge tazminatından gelir vergisi kesintisi yapılmaması ve yapılan
kesintilerin iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işleme karşı
dava açılmıştır. Diyarbakır Vergi Mahkemesi 20/1/2014 gün ve E:2014/48 K:2014/69
sayılı kararıyla; gelir vergisi kesintilerini yapan davalı idarenin davacının
vergilendirme işlemi ile ilgili başvurusu hakkında işlem tesis etmeye yetkili
olmadığı, bu konuda yetkili merci olan Diyarbakır Vergi Dairesi Başkanlığı ya
da Gelir İdaresi Başkanlığına yapılacak başvuru sonucuna göre dava açılması
gerektiği, kesinti yapılıp yapılmaması hususunda bir yetki ve görevi bulunmayan
yetkisiz kuruma yapılan başvurusu üzerine oluşan işlemin vergisel anlamda
davacı sendika üyelerinin hukuki durumlarını etkileyen, idari davaya konu
edilecek nitelikte kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olmadığı gerekçesiyle
davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından, vergisel
anlamda sendika üyelerinin hukuki durumlarını etkileyen ret işleminin dava
konusu edilebilecek bir işlem olduğu, sosyal denge tazminatı ödemeleri
üzerinden damga vergisi hariç hiç bir vergi ve kesinti
yapılmaması gerektiği ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.
...
Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi
yukarıda açıklanan Vergi Mahkemesi kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle
Dairemizce de uygun görülmüş olup, temyiz istemine ilişkin dilekçede ileri
sürülen iddialar sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda
bulunmadığından, temyiz isteminin reddine ve kararın onanmasına [karar
verildi]."
22. Danıştay Sekizinci Dairesinin 13/3/2002 tarihli ve
E.2001/2261, K.2002/1442 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:
"Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her
türlü eylem ve işlemlerine karşı yargıyolununaçıkolduğu,160/1.maddesinde,
Sayıştay"ın kesin hükümleri hakkında ilgililerin yazılı bildirim tarihinden
itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak
üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunulabileceği, bu kararlar dolayısıyla
idari yargı yoluna başvurulamayacağı hükümlerine yer verilmiştir.
Anayasanın 160/1. maddesinde idari yargı
yoluna başvurulamayacağı öngörülen kararlar, Sayıştayca
ilgilileri hakkında hesap yargılaması sonucu verilen tazmin ya da beraat
kararlarıdır.""
V. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 19/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
24. Başvurucu, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname"nin ek 15.
maddesi uyarınca personele sosyal denge tazminatı ödendiğini ve yapılan bu
ödemelerden gelir vergisi stopajı yapılmaması nedeniyle Sayıştay tarafından
hakkında tazmin hükmü verildiğini belirtmiştir. Başvurucu tazmin hükmünün, kamu
görevlilerine yapılan ek ödemeye dayalı ve onu temel alan bir yargılama faaliyeti
olup 4688 sayılı Kanun"un geçici 14. maddesi uyarınca Sayıştayın
bu hususta yargılama yapma yetkisinin bulunmadığını ileri sürmüştür. Başvurucu
ayrıca Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmelerine göre tarafların serbest
iradeleri ile imzaladıkları sözleşme hükümlerine uymak zorunda olduklarını, bu
kapsamda taraflar arasındaki Sözleşme"de gelir
vergisi kesileceğine dair bir hüküm bulunmadığından sözleşmede yer almayan bir
konuda kesinti yapılmasının hukuka ve ILO sözleşmelerine aykırı olduğunu ileri
sürmüştür. Başvurucu, sosyal denge ödemelerinden gelir vergisi kesintisi
yapılmasının aynı zamanda Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı"na da aykırı
olduğunu belirterek hakkında tazmin hükmü verilmesinin Anayasa"da güvence
altına alınan devletin temel amaç ve görevleri, Anayasa"nın bağlayıcılığı ve
üstünlüğü ilkesi, mülkiyet hakkı, adil yargılanma hakkı, çalışma hakkı ve
ücrette adaletin sağlanması ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan
hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini
kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.
No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, mülkiyet hakkının yanında adil
yargılanma hakkı başta olmak üzere Anayasa"da güvence altına alınan başkaca hak
ve ilkelerin ihlal edildiğini ileri sürmüşse de iddialarının özü,
gerçekleştirme görevlisi olarak kamunun uğramış olduğu zarardan sorumlu
tutulmasına dair Sayıştay kararına yöneliktir. Sayıştay kararı ile başvurucunun
bir miktar parayı ödemekle yüz yüze kalacağından dolayı ilgili iddialar bir
bütün olarak mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.
26. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı
fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul
edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun
ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin
olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya
zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul
edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,
B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
27. Yargısal faaliyetin en önemli unsuru, bir hukuki
uyuşmazlığın tüm yönleriyle esastan çözümlenerek karara bağlanması ve bu
kararın kesin hüküm niteliği taşımasıdır. Kesin hüküm, davanın tarafları
arasındaki hukuki ilişkinin, bütün bir gelecek için kesin olarak tespiti veya
düzenlenmesi ve aynı davanın hükmün kesinleşmesinden sonra yeniden
açılamamasıdır. Sayıştay, sorumluların hesap ve işlemlerinin hukuka uygun olup
olmadığı, hukuka aykırı ise kamu zararı doğurup doğurmadığı ve hukuka aykırı
mali işlem ile kamu zararı arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı yolunda
6085 sayılı Kanun"da öngörülen yargılama usullerini izleyerek bir inceleme
yaptıktan sonra, her üç koşulun da gerçekleşmesi durumunda kamu zararının hesap
sorumlusundan tazminine karar vermektedir (AYM,E.2012/102,
K.2012/207, 27/12/2012).
28. Sayıştayın tazmin kararı vermesi,
hukuka aykırılığın müeyyidesidir. Anayasa"nın 160. maddesinin birinci
fıkrasında, Sayıştayın bu kararının kesin hüküm
niteliğinde olduğunun açıkça belirtilmesi ve bu karara karşı herhangi bir
hukuksal yola başvurma yolunun öngörülmemiş olması, Sayıştay kararının yargısal
anlamda kesin hüküm niteliğinde olduğunu göstermektedir (AYM, E.2012/102,
K.2012/207, 27/12/2012; Anayasa Mahkemesinin aynı yöndeki diğer kararları için
ayrıca bkz. AYM, E.2011/21, K.2013/36, 28/2/2013; E.2011/142, K.2013/52,
3/4/2013; E.2014/172, K.2014/170, 13/11/2014).
29. Anayasa"nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet
hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal
varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).
Hakkında verilen tazmin kararı uyarınca başvurucunun tahsiline karar verilen
vergi miktarı kadar bir parayı ödemek zorunda kaldığı açık olup Anayasa"nın 35.
maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkının konusuna giren bir mülk olduğu
hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
30. Somut olayda da Sendika üyesi çalışanlara sosyal denge
yardımı adı altında yapılan ödemelerden gelir vergisi kesintisi yapılmaması
nedeniyle bu hatadan sorumlu kabul edilen başvurucunun kamunun zararını tazmin
etmesine karar verilmiştir. Buna göre başvurudan kamu zararının tazmin
edilmesinin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır. Diğer taraftan
müdahalenin amacı da gözetildiğinde mülkiyetin kamu yararına kullanımının
kontrolü veya düzenlenmesine ilişkin kural çerçevesinde incelenmesi gerekir.
31. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak
olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla
sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken,
temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri
düzenleyen Anayasa"nın 13. maddesinin de gözönünde
bulundurulması gerekmektedir. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler,
demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın
Anayasa"nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak
kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin
Anayasa"ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı
amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(Recep
Tarhan ve Afife Tarhan,B.
No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62).
32. Belediyede çalışan personele Sözleşme uyarınca yapılan
ödemelerin gelir vergisine tabi olduğu ve gerçekleştirme görevlisi olarak
başvurucunun bu ödemelerden kesinti yapmaması nedeniyle 5018 sayılı Kanun"un
32. maddesi uyarınca tazmin sorumluğunun bulunduğu görülmekle yapılan
müdahalenin kanunilik unsurunu taşıdığı anlaşılmıştır.
33. Vergi borçlarının ödenmesi için tedbirlerin alınması ve bu
kapsamda gerekli ve uygun araçların seçilmesinde kanun koyucunun geniş bir
takdir yetkisi bulunmaktadır. Başvuruya konu olay açısından başvurucunun
personelin ücret gelirinden vergi kesintisi yapmaması nedeniyle oluşan kamu
zararının ödenmesinden sorumlu tutulmasında kamu yararı olduğu ve müdahalenin
bu yönüyle meşru bir amacının bulunduğu tartışmasızdır.
34. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni olması ve kamu
yararına dayalı meşru bir amacının bulunması yeterli olmayıp ayrıca müdahalenin
ölçülü olması da gerekmektedir. Hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında
dikkate alınacak ölçütlerden biri olan Anayasa"nın 13. maddesinde öngörülen
ölçülülük ilkesi uyarınca mülkiyet hakkının sınırlandırılması suretiyle elde
edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin
sağlanması zorunludur. Bu adil denge, başvurucunun şahsi olarak olağan dışı ve
aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş olacaktır (Arslan Gedik, B. No: 2014/17217,
14/9/2017, § 39).
35. Ölçülülük ilkesi, elverişlilik,
gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden
oluşmaktadır. Elverişlilik,
öngörülen müdahalenin, ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli
olmasını; gereklilik, ulaşılmak
istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif
bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile
ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini
ifade etmektedir (AYM, E.2016/46, K.2016/178,23/11/2016, § 12; AYM, E.2015/40,
K.2016/5, 28/1/2016, § 10).
36. Somut olayda başvurucu öncelikle sosyal denge tazminatı adı
altında personele yapılan ödemelerin gelir vergisine tabi olmadığını ileri
sürmektedir. Sayıştay Daire ve Kurulu personele yapılan bu ek ödemelerin ücret
niteliğinde olduğu ve dolayısıyla 193 sayılı Kanun uyarınca gelir vergisine
tabi olduğunu gerekçeli kararlarında açıkça belirtmiştir. Öte yandan aynı
ödemelerin gelir vergisine tabi olduğu Danıştay tarafından da kabul
edilmektedir (bkz. § 21).
37. Başvurucu ikinci olarak 4688 sayılı Kanun"un geçici 14.
maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bu kanun kapsamında yapılan ödemelerin
affedildiğini dolayısıyla bu ödemelerden kaynaklanan uyuşmazlıkların Sayıştay
tarafından mali yargı konusu yapılamayacağını ileri sürmektedir. Sayıştay
yaptığı değerlendirmede, yapılan ödemelerin iadesinin söz konusu olmayıp
uyuşmazlığın bu ödemeler nedeniyle kaynağında kesilmesi gereken gelir vergisine
ilişkin olduğunu ve 4688 sayılı Kanun ile vergi mevzuaatında
bu ödemeleri vergiden muaf tutan bir istisna bulunmadığı sonucuna varmıştır.
38. Başvurucu kanunen yerine getirmek zorunda olduğu bir
görevini yapmaması nedeniyle oluşan kamu zararından sorumlu tutulmuştur.
Başvurucunun bu sorumluluğu ilgili kanun hükümlerine göre Sayıştay tarafından
tespit edilmiş, başvurucu Sayıştay tarafından yapılan yargılamada itirazlarını
serbestçe ileri sürme imkânını elde etmiştir. Bunun yanında yargısal makamların
kararlarının makul bir değerlendirme içermediği veya keyfî olduğu da başvurucu
tarafından ortaya konulamamıştır. Başvurucunun tazmin etmekle yükümlü tutulduğu
miktar nedeniyle ödeme yapılan personele rucü etme
imkânının bulunduğu bu bağlamda Anayasa"nın 35. maddesinde öngörülen
güvencelerin de sağlandığı gözetildiğinde müdahalenin başvurucuya şahsi olarak
aşırı bir külfet yüklemediği değerlendirilmiştir. Buna göre başvurucunun
mülkiyet hakkının korunması ile müdahalenin kamu yararı arasında olması gereken
adil denge bozulmamış olup mülkiyet hakkına yapılan müdahale ölçülüdür.
Dolayısıyla başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edilmediği açıktır.
39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik
koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça
dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar
verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle
KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
19/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.