
Esas No: 2016/21201
Karar No: 2016/21201
Karar Tarihi: 19/11/2019
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
MURAT KILIÇ BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2016/21201) |
|
Karar Tarihi: 19/11/2019 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Hasan Tahsin GÖKCAN |
Üyeler |
: |
Burhan ÜSTÜN |
|
|
Hicabi DURSUN |
|
|
Kadir ÖZKAYA |
|
|
Selahaddin MENTEŞ |
Raportör |
: |
Umut FIRTINA |
Başvurucu |
: |
Murat KILIÇ |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; tutuklamanın hukuki olmaması ve soruşturma dosyasına
erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; mal
varlığına elkoyma tedbiri uygulanması nedeniyle
mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 19/9/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön
incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm
tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve
esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına
(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal
Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler
çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
A. Soruşturma ve
Kovuşturma Süreci
8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe
teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke
genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl
19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı
organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye"de çok
uzun yıllar faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı
Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak
isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:
2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe
girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile
FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok
sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma
başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet
Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine
yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla
başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama
tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve
diğerleri, §§ 51, 350).
10. Başvurucu; İlk Hedef Hayvancılık Et ve Süt Ürünleri Gıda
İnşaat Taahhüt Turizm Sanayi Ticaret Limitet Şirketi, Asboğa
Tarım Hayvancılık Gıda Pazarlama Sanayii ve Ticaret Anonim Şirketi, Arzen Dondurma Süt Tatlıları Unlu Mamülleri
Gıda Turizm Sanayii ve Ticaret Limitet Şirketi, Konaklı Konaklama İnşaat
Taahhüt Ticaret ve Sanayii Anonim Şirketi, Kılıçoğlu Gıda Mamülleri
İnşaat Taahhüt Turizm Dayanıklı Tüketim Malları Sanayii ve Ticaret Limitet
Şirketi ve Pado Dondurma Unlu Mamülleri
Yemek Üretimi Organizasyon Hizmetleri Turizm Sanayi ve Ticaret Limitet
Şirketinin hissedarıdır.
11. Darbe teşebbüsünden sonra başvurucu hakkında Erzurum
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu
iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır.
12. Başvurucu, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile
bağlantılı suçlardan başlatılan soruşturma kapsamında 17/8/2016 tarihinde
gözaltına alınmıştır.
13. Başvurucu 25/8/2016 tarihinde Başsavcılığa sevk edilmiştir. İfade tutanağına göre başvurucuya
yöneltilen FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçlamasına dair olay ve olgular
açıklanmıştır. İfade esnasında başvurucunun müdafii
de hazır bulunmuştur.
14. Erzurum 2. Sulh Ceza Hâkimliğince 25/8/2016 tarihinde
başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili
kısmı şöyledir:
"...Şüphelinin üzerine atılı suçun
niteliği, 15/07/2016 tarihinde yaşanan olayların vehameti,
atılı suçla ilgili kuvvetli suç şüphesini gösterir kolluk tutanakları, suçun yasada öngörülen yaptırımı ve tüm
dosya kapsamı dikkate alındığında, şüphelinin eylemleri ile olayların oluşuna
göre atılı suç ile tutukluluk tedbirinin ölçülü olacağı, adli kontrol hükümlerinin
yetersiz kalacağı ve şüphelinin kaçma olasılığı (5271 sayılı CMK"nın 100. maddesinde belirtilen katalog suçlardan oluşu)
nedeniyle şüpheli Murat Kılıç"ın üzerine
atılı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan CMK 100. maddesi gereğince
tutuklanmasına, [karar verildi]."
15. Başvurucu 29/8/2016 havale tarihli dilekçesiyle tutuklama
kararına itiraz etmiş, Erzurum 1. Sulh Ceza Hâkimliği 6/9/2016 tarihinde
itirazın reddine karar vermiştir.
16. Başvurucu, tutuklama kararını 25/8/2016 tarihinde öğrendiğini
bildirmiştir.
17. Başvurucu 19/9/2016 tarihinde bireysel başvuruda
bulunmuştur.
18. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı 11/8/2017 tarihli iddianame
ile başvurucunun silahlı terör örgütü yöneticisi olma ve 7/2/2013 tarihli ve
6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanun"a muhalefet
suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle Erzurum 3. Ağır Ceza
Mahkemesinde (Mahkeme) kamu davası açmıştır.
19. İddianamede, başvurucunun silahlı terör örgütü üyeliği ve
terörizmin finansmanı suçlarını işlediği ileri sürülmüştür. İddianamede bu
suçlamaya esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:
i. Başvurucunun, örgütle irtibatı ve iltisakı
bulunduğu gerekçesiyle 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında
Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (667 sayılı KHK) ile
kapatılan toplam altı dernek ve vakıfta üyelik kaydının bulunduğu, özellikle
Erzurum"da örgüte müzahir olarak kurulması planlanan Vakıf Üniversitesinin
oluşturulması amacıyla kurulan ve ayrıntıları iddianamede anlatılan Danışmend Eğitim, Kültür ve Sağlık Vakfının ve yine örgütün
mali yapılanmasında oldukça önem arzeden Erzurum
Girişimci İşadamları Derneğinin (ERGİAD) kurucuları arasında yer aldığı
belirtilmiştir.
ii. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporuna göre
başvurucunun FETÖ/PDY üyesi olma suçundan soruşturma yapılan başka kişilerle ve
bu kişilere ait şirketlerle ticari ilişkilerinin bulunduğu ifade edilmiştir.
iii. Başvurucunun, örgütün önemli mensuplarının ve
mütevellilerin katılmış oldukları Aziziye Kolejinde bulunan sekizgen olarak
adlandırılan odada yapılan toplantılara katıldığı belirtilmiştir.
iv. Başvurucunun örgüt lideri Fetullah
Gülen"i ziyaret etmiş olduğu, örgüt üyelerinin yer aldığı listede isminin
mütevelliler arasında geçtiği hususlarına vurgu yapılmıştır.
20. Erzurum 3. Ağır Ceza Mahkemesi 27/9/2017 tarihinde
iddianamenin kabulüne karar vermiş ve başvurucu hakkındaki yargılama,
Mahkemenin E.2017/643 sayılı dosyası üzerinden sürdürülmüştür. Mahkeme 8/2/2018
tarihli ilk duruşmasında başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Kararın
gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
"...Sanık Murat Kılıç"ın tutuklulukta
geçirdiği süre, Bylock"a ilişkin tespit ve
değerlendirme tutanağında Wifi üzerinden giriş
yapılmış olması ve sanığa ait işletmelerde halka açık keyfi bağlantıların
olduğu, içerik yazışmalarında ve rehberde sanığa ait herhangi birşey bulunmamış olması, bu celse dinlenen tanıklar O.D,
TB ve SA"nın sanığın lehine tanıklık yapmış olmaları
ve aynı zamanda etkin pişmanlık kapsamında birçok kişiyi teşhis eden O.D"nin örgütsel toplantılarda sanığı görmediğini beyan
etmesi, orantılılık ilkesi uyarınca ileride telefisi
zor zararlara yol açmamak amacıyla ve tutuklamanın tedbir oluşu ve bu tedbirden
elde edilmek istenen maksadın adli kontrol hükümleri ile de sağlanabileceği
anlaşıldığından sanığın cmk 109/3-a ve b maddeleri
uyarınca yurtdışı çıkış yasağı konulmak ve ikametinin bulunduğu kolluk
kuvvetine haftanın pazartesi ve cuma günleri imza atmak suretiyle tahliyesine
[karar verildi]."
21. Yapılan yargılama sonucunda Erzurum 3. Ağır Ceza
Mahkemesinin 18/4/2019 tarihli kararıyla başvurucunun üzerine atılı suçlardan beraatine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili
kısımları şöyledir:
"...Sanığın bu faaliyetlerinin Yargıtay
16.CD 20/12/2017 tarihli2017/1862 esas- 2017/5796 Karar sayılı ilamı ile diğer
yerleşik içtihatları ve genel hukuk ilkelerine göresanığın
silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde
çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluluk içermemesi
karşısında örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmamakla
beraber sanığın 17-25 Aralık sürecinden sonra örgüt içerisinde yer aldığını
gösterir yeterlilikte olmadığı, sanık aleyhine tanık Ç.G"nin
ve gizli tanıkların beyanı dışında başkaca herhangi bir delilin de dosya
kapsamında yer almadığı, savunmalarının aksi ispat edilemeyen sanığın silahlı terör
örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik,
devamlılık ve yoğunluluk içeren yeterli eyleminin
veya yardım kastıyla hareket ettiğine dair yeterli delilin dosya kapsamında
bulunmadığı, bu anlatımlar ve "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince
sanığın cezalandırılabilmesi için gerekli ve yeterli koşulların oluşmadığı
görülmüş olup sanığın üzerine yüklenen suçu işlediğinin sabit olmaması
nedeniyle CMK.nun 223/2-e. maddeleri gereğince müsnet suçdan beraatine
karar verilmiştir.
...
Ayrıntıları bilirkişi raporunda belirtildiği
şekilde, söz konusu şirketlere ilişkin yapılan inceleme neticesinde, tüm mal ve
hizmet alımları ile alınan-gönderilen havale işlemlerinde ilgililere herhangi
bir sorumluluk atfedilemeyeceği, bu şirketlere ilişkin yapılan alımların suçtan
elde edilen veya suçun konusu olan bir para/mal olduğunun somut olarka ortaya konulamadığı, dolayısıyla ilgililere herhangi
bir sorumluluk atfedilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiş, sanıkların
müştereken işletmekte oldukları şirketlere ilişkin mal alım-satımı, havale alım
ve gönderim işlemlerinin ticari kaygı dışında herhangi bir örgütsel faaliyet
içermediği hususunda mahkememizce tam bir vicdani kanı oluşmuş olup, örgütün finasmanın suçu açısından kesin, inandırıcı mahkumiyete
esas alınabilecek fenni bir delilere ulaşılmadığı anlaşılmakla, bu anlatımlar
ve "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince sanığın cezalandırılabilmesi
için gerekli ve yeterli koşulların oluşmadığı görülmüş olup sanığın üzerine
yüklenen suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle CMK"nın
223/2-e. maddeleri gereğince müsnet suçtan sanıkların
ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir."
22. UYAP üzerinden yapılan incelemede dosyanın istinaf aşamasında
derdest olduğu anlaşılmıştır.
B. Tedbir Kararına
İlişkin Süreç
23. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca 17/8/2016 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan
başvurucunun da aralarında olduğu şüphelilerin gerçek ve tüzel kişiler ile kamu
kurum ve kuruluşlarının uğradığı zararın tazmini amacıyla devir ve temliki ile
bunlarla ilgili hak tesisini önlemek veya tasarruf yetkisini kısıtlamak için
şüphelilere ait taşınmazlara, kara deniz veya hava ulaşım araçlarına, banka
veya diğer mali kurumlardaki her türlü hesaba, gerçek veya tüzel kişiler
nezdindeki her türlü hak ve alacaklara, kıymetli evraka, ortağı bulunduğu
şirketteki ortaklık paylarına, kiralık kasa mevcutlarına ve diğer mal varlığı
değerlerine el konulmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Aynı yazı ile
başvurucunun hissedarı olduğu altı şirketin kayıtlarına üçüncü kişilere
devredilmesinin önlenmesi amacıyla şerh düşülmesine karar verilmesi de
istenmiştir.
24. Erzurum 1. Sulh Ceza Hâkimliğince 17/8/2016 tarihinde,
başvurucu ile diğer şüphelinin taşınmazları, hak ve alacakları ile vadeli ve
vadesiz mevduat hesapları üzerine elkoyma tedbiri
uygulanmasına ve bahsi geçen şirket kayıtlarına şerh konulmasına karar
verilmiştir. Kararda, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanunu"nun 128. maddesi ile 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin
Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun"un 17. maddesi dayanak olarak
gösterilmiştir.
25. Başvurucu tarafından Erzurum 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin
17/8/2016 tarihli ve 2016/1973 Değişik İş sayılı kararı ile konulan tedbirin
kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiş, talep Erzurum 2. Sulh Ceza
Hâkimliğinin 26/8/2016 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir.
26. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı 31/10/2016 tarihli yazısı
ile Erzurum 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 17/8/2016 tarihli ve 2016/1973 Değişik İş
sayılı kararının, Erzurum 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/9/2016 tarihli ve
2016/2294 Değişik İş sayılı kararının, Erzurum 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin
23/9/2016 tarihli ve 2016/2477 Değişik İş sayılı kararının, Erzurum 1. Sulh
Ceza Hâkimliğinin 30/9/2016 tarihli ve 2016/2375 Değişik İş sayılı kararının,
Erzurum 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 26/10/2016 tarihli ve 2016/2677 Değişik İş
sayılı kararının uygulama nedeniyle karışıklığa neden olduğunu belirterek
anılan kararların kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Diğer
taraftan Başsavcılık 17/8/2016 tarihli yazısındaki taleplerine ek olarak
başvurucunun hissedarı olduğu MİM Unlu Mamüller
Dondurma Sanayii ve Ticaret Limited Şirketinin kayıtlarına da şerh konulmasını
ve tüm bu şirketlere Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) kayyum olarak
atanmasına karar verilmesini istemiştir.
27. Talebi kabul eden Erzurum 1. Sulh Ceza Hâkimliğince
3/11/2016 tarihinde, başvurucu ile diğer şüphelinin taşınmazları, hak ve
alacakları ile vadeli ve vadesiz mevduat hesapları üzerine elkoyma
tedbiri uygulanmasına, bahsi geçen şirket kayıtlarına şerh konulmasına ve TMSF"nin şirketlere kayyum olarak atanmasına karar
verilmiştir. Kararda, 5271 sayılı Kanun"un 128 ve 133. maddeleri, 1/9/2016
tarihli ve 29818 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de
yayımlanan 674 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması
Hakkında Kanun Hükmünde Kararname"nin 19. maddesinin ikinci bendi ile 5548
sayılı Kanun"un 17. maddesi dayanak olarak gösterilmiştir.
28. Anayasa Mahkemesince başvurucunun mal varlığına konulan
tedbirin devam edip etmediği hususunda Mahkemeden bilgi talep edilmiş, Mahkeme
27/12/2018 tarihli yazısı ile mal varlığı üzerindeki tedbirin kaldırılması
yönünde herhangi bir karara rastlanılmadığını bildirmiştir.
29. Erzurum 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava neticesinde
Mahkeme elkoyma ve kayyum atama kararları ile
şirketler üzerine koyulan şerhlerin kaldırılmasına, şirketlerin 8/1/2019 tarihinden
itibaren başvurucuya teslimine karar vererek müsadere talebini reddetmiştir.
Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
"...Sanıkların hissedarı olduğu ve
Erzurum Sulh Ceza Mahkemesinin 3/11/2016 tarih ve 2016/3108 değiş iş numarası
üzerinden el konulan şirketlere ilişkin el koyma kararını ayrı ayrı
kaldırılmasına, bu değişik iş kararı ile sanıklara ait şirketlerin yönetimi
için atanmasına karar verilen kayyumluk kararınında
kaldırılmasına, bu şirketlerin ceza dosyamız kapsamında devrini engelleyen tüm takkiyatların/şerhlerin ayrı ayrı kaldırılmasına,
şirketlerin sanıklara karar tarihinden (08/01/2019) itibaren teslimine 8/1/2019
tarihli 8. celsede karar verildiği anlaşılmakla; söz konusu şirketlerin tck 55 maddesi gereğince müsaderesine ilişkin talebin
suçtan hasıl olan kıymetler olduğunun ispatlanamamış olması nedeniyle reddine
[karar verildi]"
IV. İLGİLİ HUKUK
30. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Ali Şeker, B. No: 2016/68962, 20/9/2018, §§ 27-34.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
31. Mahkemenin 19/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti ve
Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Tutuklamanın Hukuki
Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
ve Bakanlık Görüşü
32. Başvurucu; tutuklama kararının hukuki olmadığını, tutuklama
koşullarının gerçekleşmediğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının
ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
33. Bakanlık, başvurucunun bu iddiaları hakkında bir görüş
bildirmemiştir.
b. Değerlendirme
34. Anayasa"nın "Temel
hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi
şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerine
dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere
bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın
sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine
ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
35. Anayasa"nın "Temel
hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenar
başlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya
olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl
edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin
kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada
öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen
ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne
dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz
ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu
mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
36. Anayasa"nın "Kişi
hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci
fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine
sahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan
kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini
veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu
kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla
tutuklanabilir."
37. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa"nın 19.
maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı
kapsamında incelenmesi gerekir.
i. Uygulanabilirlik
Yönünden
38. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin
uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları
incelerken Anayasa"nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere
ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).
Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan
suçlama, başvurucunun, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu
belirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılan
suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu
değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir
[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).
39. Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki
olup olmadığının incelenmesi Anayasa"nın 15. maddesi kapsamında yapılacaktır.
Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasının başta Anayasa"nın
13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alan güvencelere aykırı
olup olmadığı tespit edilecek aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa"nın 15.
maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı
değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve
diğerleri, §§ 193-195, 242).
ii. Kabul Edilebilirlik
Yönünden
(1) Genel
İlkeler
40. Anayasa"nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişi
hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonra
ikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla
kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak
sayılmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
41. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahale
olarak tutuklamanın Anayasa"nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklama
tedbirinin niteliğine uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa"nın
ilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına
dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının
belirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).
42. Anayasa"nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklama
ancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirti
bulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımla
tutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtinin bulunmasıdır.
Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerle
desteklenmesi gerekir (Mustafa Ali Balbay,
B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).
43. Öte yandan Anayasa"nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında,
tutuklama kararının kaçma ya da delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini
önlemek amacıyla verilebileceği belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun"un 100.
maddesine göre de şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı
şüphesini uyandıran somut olguların bulunması, şüpheli veya sanığın
davranışlarının delilleri yok etme, gizleme yahut değiştirme, tanık, mağdur ya
da başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli
şüphe oluşturması hâllerinde tutuklama kararı verilebilecektir. Maddede ayrıca
işlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması şartıyla tutuklama nedeninin
varsayılabileceği suçlara ilişkin bir listeye yer verilmiştir (Halas Aslan, §§ 58, 59).
44. Diğer taraftan Anayasa"nın 13. maddesinde temel hak ve
özgürlüklere yönelik sınırlamaların ölçülülük
ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda dikkate alınacak
hususlardan biri tutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemi ve uygulanacak
olan yaptırımın ağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır (Halas Aslan, § 72).
45. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçun
işlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerinin
bulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikle
anılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla ve
delillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesine
kıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım
(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 123). Bununla birlikte
yargı mercilerinin belirtilen hususlardaki takdir aralığını aşıp aşmadığı
Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Anayasa Mahkemesinin bu husustaki
denetimi, somut olayın koşulları dikkate alınarak özellikle tutuklamaya ilişkin
süreç ve tutuklama kararının gerekçeleri üzerinden yapılmalıdır (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:
2015/18567, 25/2/2016, § 79; Selçuk Özdemir,
§ 76; Gülser Yıldırım (2), § 124).
(2) İlkelerin
Olaya Uygulanması
46. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni
dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu 25/8/2016
tarihinde, Erzurum 2. Sulh Ceza Hâkimliğince silahlı terör örgütüne üye olma
suçundan 5271 sayılı Kanun"un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla
başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı
bulunmaktadır.
47. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin
meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın
ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunup
bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
48. Başvurucu hakkındaki soruşturma belgeleri incelendiğinde
başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken kuvvetli suç şüphesini gösterir kolluk
tutanaklarına, başvurucunun kaçma olasılığına ve suçun katalog suçlardan olması
olgularına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 14).
49. Başvurucu hakkında hazırlanan iddianamede ise başvurucunun,
örgütle irtibatı ve iltisakı bulunduğu gerekçesiyle 667
sayılı KHK ile kapatılan toplam altı dernek ve vakıfta üyelik kaydının
bulunmasına, Erzurum"da örgüte müzahir olarak kurulması planlanan Vakıf
Üniversitesinin oluşturulması amacıyla kurulan ve ayrıntıları iddianamede
anlatılan Danışmend Eğitim, Kültür ve Sağlık Vakfının
ve yine örgütün mali yapılanmasında oldukça önem arzeden
ERGİAD isimli derneğin kurucuları arasında yer almasına dayanılmıştır (bkz.
§19). İddianamede ayrıca MASAK raporunda başvurucunun FETÖ/PDY üyesi olma
suçundan soruşturma yapılan başka kişilerle ve bu kişilere ait şirketlerle
ticari ilişkilerinin bulunduğunun belirtildiği ifade edilmiştir. İddianamede
tanık ifadelerinden yola çıkılarak başvurucunun örgüt toplantılarına katıldığı
hususuna değinildikten sonra başvurucunun örgüt liderini ziyaret ettiği
belirtilmiştir.
50. Başvurucunun, Danışmend Eğitim,
Kültür ve Sağlık Vakfı ve ERGİAD isimli derneğin kurucusu olmasının yanısıra 667 sayılı KHK ile kapatılan toplam altı dernek ve
vakıfta üyelik kaydı bulunmaktadır. Bir kimsenin FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu
belirtilen bir dernek veya vakfa üye olması tek başına kuvvetli suç belirtisi
olarak görülemez. Ancak FETÖ/PDY"nin faaliyetleri
bakımından büyük önem taşıyan okul, dershane, gazete, dernek, vakıf vb.
yerlerde kurucusu konumunda görev almanın buralarda çalışmaktan ayrı olarak
değerlendirilmesi gerekir. Nitekim yapılanmanın illegal faaliyetlerinin -çoğu
zaman- yasal kuruluşların faaliyetleri/bünyeleri içinde gizlendiği ve
sürdürüldüğü ileri sürülmüştür.
51. FETÖ/PDY"nin önemli faaliyet
alanlarından birinin sivil toplum kuruluşları olduğu birçok yargı kararında
veya soruşturma belgesinde ifade edilmiştir. Soruşturma makamlarınca 667 sayılı
KHK ile kapatılan bu sivil toplum kuruluşlarında kurucu düzeyinde görev almanın
kişi ile FETÖ/PDY arasında örgütsel bir ilişki olduğuna dair kuvvetli bir
belirti olarak kabulünün temelsiz ve keyfî bir yaklaşım olduğunu söylemek
mümkün değildir.
52. Soruşturma mercilerince yapılan tespite göre başvurucunun
anılan sivil toplum kuruluşlarında kurucu olarak yer aldığı, bu şekilde söz
konusu kuruluşların kurucusu olarak sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmıştır. Bu
durumun soruşturma makamlarınca terörle bağlantılı bir suç işlendiğine dair
belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemez (benzer yöndeki kararlar için bkz. Recep Uygun, B. No: 2016/76351, 12/6/2018,
§§ 45, 46, 47; Ali Şeker, B. No:
2016/68962, 20/9/2018, § 60).
53. Sonuç olarak başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan
kuvvetli belirtilerin bulunmadığının kabulü mümkün değildir.
54. Başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin
bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşru
bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmede
tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar da dâhil olmak üzere somut
olayın tüm özelliklerinin dikkate alınması gerekir.
55. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken kaçma
şüphesinin varlığına, isnat edilen suçun katalog suçlar arasında olmasına,
toplanma süreci devam eden delilleri etkileme imkânın bulunmasına ve adli
kontrolün yetersiz kalacak olmasına dayanıldığı görülmektedir.
56. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör
örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar
öngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. § 35) isnat edilen suça ilişkin
olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden
durumlardan biridir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,
§ 61; Devran Duran [GK], B. No:
2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun"un 100. maddesinin
(3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni
varsayılabilen suçlar arasındadır (bkz. § 34; Gülser Yıldırım (2), § 148).
57. Darbe teşebbüsü sonrasındaki koşullar dolayısıyla soruşturma
konusu olaylara ilişkin delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve
soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma
tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Bu dönemde ortaya çıkan
kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki
edilmesi ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (benzer
yöndeki değerlendirmeler için bkz. Aydın
Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272;Selçuk Özdemir, §§ 78, 79).
58. Somut olayda Erzurum 2. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun
tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüne
üye olma suçunun niteliğine, kaçma şüphesinin varlığına, delillerin toplanma
sürecinin devam etmesine, suçun 5271 sayılı Kanun"un 100. maddesinin (3)
numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına ve adli kontrolün
yetersiz kalacak olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 14).
59. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel
koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Erzurum 2. Sulh
Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde
başvurucu yönünden kaçma ve delilleri etkileme tehlikesine yönelen tutuklama
nedenlerinin olgusal temellerden yoksun olduğu söylenemez.
60. Son olarak başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü
olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa"nın
13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm
özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım
(2), § 151).
61. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını
ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve
güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize
olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini
aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (benzer
yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,
16/11/2016, § 214; Devran Duran,
§ 64).
62. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate
alındığında Erzurum 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suçun niteliğini ve
önemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında
uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının
yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.
63. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklanmasının hukuki olmadığı
iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle
kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
64. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına
tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa"da (13. ve 19.
maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden
Anayasa"nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme
yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
2. Soruşturma Dosyasına
Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
ve Bakanlık Görüşü
65. Başvurucu; soruşturma dosyasındaki gizlilik kararı nedeniyle
suçlamalara ilişkin temel delillere erişemediğini belirterek kişi hürriyeti ve
güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
66. Bakanlık, bu iddiaya ilişkin olarak görüş bildirmemiştir.
b. Değerlendirme
67.Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması
durumlarının kişilerin özgürlüklerinden mahrum bırakılmalarına karşı itirazda
bulunma hakkı üzerindeki etkisini incelemiş ve soruşturma sürecinde,
tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurların başvurucuya bildirilmiş
olması durumunda bu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul
edilemez olduğuna karar vermiştir (Günay Dağ
ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 168-176; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,
14/7/2015, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,
16/11/2016, §§ 248-257). Somut olay bakımından soruşturma dosyası
incelendiğinde tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurların
başvurucuya bildirildiği ve tutukluluk durumuna karşı itirazlarını sunma
konusunda yeterli imkânın tanındığı anlaşıldığından anılan kararlardan
ayrılmayı gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.
68. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez
olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Mülkiyet Hakkının
İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
ve Bakanlık Görüşü
69. Başvurucu, mal varlığına el konulduğunu belirterek mülkiyet
hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
70. Bakanlık görüşünde özetle başvurucunun mal varlığı
üzerindeki tedbirin 8/1/2019 tarihi itibarıyla kaldırıldığı, karar aleyhine
Savcılık ile başvurucu tarafından istinaf yoluna başvurulduğu, dosyanın hâlen
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesinde derdest olduğu,başvurucu
tarafından 5271 sayılı Kanun"un 141. maddesi uyarınca tazminat davası açma
imkânı mevcut iken bu yola da başvurulduğuna dair bir kayıt bulunmadığı,
kararın keyfilik ve bariz takdir hatası içermediği belirtilmiştir.
71. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
2. Değerlendirme
72. Anayasa"nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir."
denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa"nın anılan
maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve
parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,
E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).
73. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 4/7/2013 tarihli ve
E.2013/8830, K.2013/18335 sayılı, 23/9/2013 tarihli ve E.2013/14435,
K.2013/21106 sayılı ve 14/12/2015 tarihli ve E.2014/19906, K.2015/19237 sayılı
ilamlarından da anlaşıldığı üzere 5271 sayılı Kanun"un 141. maddesinde
düzenlenen yol, bir yandan başvurucunun maruz kaldığı elkoyma
işleminin hukuka aykırılığının tespitini, diğer yandan da uğradığı zararın
tazmini imkânını sağlamaktadır. Bu nedenle 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi
ile öngörülen hukuk yolu başvurucunun şikâyetleri açısından erişilebilir ve
elverişli bir çözüm olanağı ve makul ölçüde bir başarı imkânı sunmaktadır (Mehmet Ali Aslan, B. No: 2013/2429,
30/3/2016, § 28).
74. Somut olayda, başvurucu hakkında FETÖ/PDY üyeliği
suçlamasıyla yürütülen ceza soruşturması kapsamında başvurucunun taşınır ve
taşınmaz mal varlığına tedbir konulmuş ve söz konusu tedbir işlemi 8/1/2019
tarihinde kaldırılmıştır. Bu doğrultuda başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal
edildiğine ilişkin iddialarını 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi ile öngörülen
hukuk yolunda ileri sürmeden bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.
75. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun mal varlığına tedbir
konulmasına ilişkin şikâyetinin de diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden
incelenmeksizin başvuru yollarının
tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi
gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine
ilişkin iddialar yönünden açıkça dayanaktan
yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle
KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
19/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.