Esas No: 2022/1974
Karar No: 2022/3200
Karar Tarihi: 06.04.2022
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2022/1974 Esas 2022/3200 Karar Sayılı İlamı
Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)
Davacı, mal sahibi olan davalının binasında kiracı olarak bulunurken, yanındakilerle birlikte asansöre binerek giriş kata inmek istediklerini, ancak asansörün giriş kattan iki alt kata düşmesi sonucu yaralandığını iddia ederek manevi tazminat talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, davalının kusur oranını %30 olarak belirleyerek davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Ancak, Yargıtay, Türk Borçlar Kanunu'nun 61. ve 163. maddelerine dayanarak, müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, zarar görenin tamamını, zarar verenlerin tamamından talep edebileceği ve kusursuz sorumluluk ilkeleri doğrultusunda bir karar verilmesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur. Kanun maddeleri, müteselsil sorumluluk ilkesi ve yapı malikinin sorumluluğunu ve kurtuluş nedenlerini açıklamaktadır.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
VEK. AV. ...
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen tazminat davasının kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; görev yaptığı kurumun davalının maliki olduğu binada kiracı olduğunu, olay tarihinde yanındakilerle birlikte beşinci kattan giriş kata inmek üzere binada bulunan dört asansörden birine bindiklerini, asansörün giriş katın iki alt katına düşmesi nedeniyle yaralanarak ameliyat olduğunu, olayın davalı tarafın asansörün bakım ve muhafazasındaki kusurundan kaynaklandığını ileri sürerek; 100.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı; asansörlerin periyodik bakım ve kontrollerinin yapıldığını, elektronik bir arızanın tespit edilmesinin mümkün olmadığını, bu tür elektronik arızaların her alanda meydana gelmesinin mümkün olduğunu, fahiş miktarda manevi tazminat talep edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince; aynı olaya ilişkin farklı dosyada alınan kusura ilişkin raporun mevzuata uygun olduğu, buna göre davalının kusur oranının %30 olduğu, davacının %5,2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği ve işgöremezlik süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 15.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06/12/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince; davacı ve yanındaki kişilerin yaralanması ile sonuçlanan asansör kazasında davalı şirketin bina maliki sıfatıyla kusursuz sorumluluğunun şartlarının oluştuğu, tarafların kusur oranına ve olayın özelliğine göre hükmedilen manevi tazminat miktarının makul seviyede olduğu gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 61. maddesinde; "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Aynı Kanun'un 163. maddesinde ise; "Alacaklı borcun tamamının veya bir kısmının ifasını dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder."
Müteselsil sorumluluk; zarar görene, diğer borç ilişkilerine oranla zarar verenler karşısında güçlü ve ayrıcalıklı bir durum sağlar. Buna göre, zarar gören tazminatın tamamını, dilediği takdirde zarar verenlerin tamamından talep edebileceği gibi, bir kısmından veya sadece birinden de talep edebilir. Ancak, burada " tek zarar, tek tazminat" ilkesi geçerli olduğundan, tazminat ödeme borcu, zarar verenlerden biri tarafından yerine getirildiğinde sona erer. Zarar gören, diğer zarar verenlerden tazminat talep edemez.
Diğer taraftan bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.
Yapı malikinin sorumluluğu, bir bina ya da diğer bir inşa eserinin bizatihi kendisinden kaynaklanan bir nedenle oluşan zarardan sorumluluğu kapsamakta olup, niteliği itibariyle kusursuz sorumluluk türlerinden "olağan sebep sorumluluğu"dur. Burada malike kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır. Malik ancak illiyet bağını kesen sebeplerin (mücbir sebep, zarar görenin tam kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru gibi) varlığı durumunda sorumluluktan kurtulabilir.
Somut olayda; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu, asansörde bulunan diğer kişiler tarafından aynı olaya ilişkin açılan davada alınmış olup, işbu raporda; binanın mal sahibi ve yönetiminden sorumlu davalı şirketin % 30, asansörlerin yapımcısı şirketin % 20 ve asansör bakımlarını üstlenen şirketin %50 oranında kusurlu oldukları tespit edilmiştir. Buna göre; davalı şirket ile dava dışı asansörlerin yapımcısı ve bakımını üstlenen şirketlerin, olayın meydana gelmesinde müteselsilen sorumlu oldukları anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; ilk derece mahkemesince; davacının maruz kaldığı olay nedeniyle uğradığı zararın tamamını kusursuz sorumluluğu olan davalı şirketten talep ettiği gözetilerek, kusursuz sorumluluk ilkeleri doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davalının kusuru dikkate alınarak tazminata karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın 373/1 maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 06/04/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.