
Esas No: 2021/5131
Karar No: 2022/1811
Karar Tarihi: 09.03.2022
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/5131 Esas 2022/1811 Karar Sayılı İlamı
Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)
Karar, taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkindir. Sanık, sevk ettiği otomobille yaya geçidine gelen ve yolun büyük kısmını tamamlamış olan bir yayaya çarpmıştır. Yayanın hayat fonksiyonlarını ağır şekilde yaralanmasına neden olmuştur. Mahkeme, sanığın asli kusurlu olarak suçu işlediğini belirlemiştir. Ancak, sanığın alkollü olup olmadığına ilişkin kesin delil elde edilememiştir. Bu nedenle, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği takdir olunan cezada fazlalık tespit edilmiştir. Yargılama usulüne ilişkin olarak, mahkeme iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanması takdirinin kendisine bırakıldığını belirtmiştir. Kararda belirtilen kanun maddeleri şöyledir: TCK’nın 89/1, 89/2-b-e, 22/3, 62/1, 52/2-4, 5275 Sayılı Kanunun 106/3 ve TCK’nın 53/6. maddeleri.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : TCK’nın 89/1, 89/2-b-e, 22/3, 62/1, 52/2-4, 5275 Sayılı Kanunun 106/3 ve TCK’nın 53/6. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın asli kusurlu olarak bir kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına ebebiyet verdiği olayda suçun işleniş şekli, meydana gelen zararın ağırlığı, maddede öngörülen cezanın alt ve üst sınırı, hak ve nesafet kuralları gözetildiğinde ölçülü şekilde alt sınırdan uzaklaştığı anlaşılmakla, mahkemece hükmedilen ceza tayini fazla görülmediğinden bu hususta bozma öneren tebliğnamedeki (1) numaralı görüşe iştirak edilmemiştir.
5271 sayılı CMK'nın 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi yeniden düzenlenmiş olan ''Basit Yargılama Usulü ''başlıklı 251. maddenin 1. fıkrasında yer alan ''Asliye Ceza Mahkemesince iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmama takdirinin mahkemeye bırakıldığı, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada mahkemece CMK’nın 251. maddesinin uygulanmamasına yer olmadığına karar verildiği, mahkemenin takdirinin bu yönde olduğu anlaşıldığından tebliğnamede bu yönde bozma öneren (2) numaralı görüşe iştirak edilmemiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23/01/2018 tarih, 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23/01/2018 tarih, 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, 5237 sayılı TCK'nın 52/4. maddesi ile birlikte 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesinin uygulanması bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya içeriğine göre, 25.12.2013 günü saat 16.50 sıralarında, sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile bölünmüş tek yönlü caddede seyir halindeyken, yaya geçidi trafik işaret levhası ve yer işaretlemeleri ile belirlenmiş yaya geçidine geldiğinde istikametine göre yolun sağından yaya geçidi üzerinden karşıdan karşıya geçmeye çalışan ve yolun büyük kısmını tamamlamış olan yaya ...’a aracının ön kısımları ile çarpması sonucu asli kusurlu olarak yayanın hayat fonksiyonlarını ağır (6.) derece kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına neden olduğu olayda,
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin, lehe hükümlerin uygulanmadığına, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmamasına, katılanlar vekilinin sanığın olası kastla suçu işlediğine, hapis cezası verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine ancak;
Kaza yerinde durmayarak firar eden sanığın yaklaşık 11 saat sonra gece saat 03.20 de yapılan ölçümde 0,01 promil alkollü olduğunun tespit edildiği ancak olay esnasında alkollü olduğunu kabul etmediği, bu nedenle kaza esnasında alkollü olduğuna ilişkin kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi nedeniyle şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanık hakkında takdir olunan cezada TCK'nın 22/3. maddesi ile bilinçli taksir hükümleri uygulanamayacağı gözetilmeyerek olay esnasında 158 promil alkollü olduğunun kabulü ile TCK’nın 22/3 maddesi uyarınca 2/5 oranında artırım yapılmak suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
Kabule göre de ;
TCK'nın 61/2. maddesine aykırı olarak TCK'nın 22/3. maddesinin TCK'nın 89/1. maddesi gereğince belirlenen temel cezadan sonra uygulanması yerine, 89/2-b-e. maddesinden sonra uygulanması,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 09.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.