Abaküs Yazılım
12. Ceza Dairesi
Esas No: 2021/2411
Karar No: 2022/1699
Karar Tarihi: 07.03.2022

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/2411 Esas 2022/1699 Karar Sayılı İlamı

Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)


Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen bir davada sanığın görevi kötüye kullanmak suçundan yargılandığı ancak zamanaşımı nedeniyle davanın düştüğü belirtiliyor. Ancak davayı açan tarafın temyiz dilekçesi üzerine yapılan incelemeler sonucu, sanığın eyleminin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ve zamanaşımının henüz dolmadığı ortaya çıkarıldı. Kararda, Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e ve 67/4 maddelerinde öngörülen 12 yıllık olağanüstü zamanaşımının temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu nedenle sanık hakkındaki davaların düşmesine karar verildiği belirtiliyor. Kararda detaylı olarak yer alan bu kanun maddeleri, suçun zamanaşımı süresi hakkında bilgi veriyor.
12. Ceza Dairesi         2021/2411 E.  ,  2022/1699 K.

    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
    Suç : Görevi kötüye kullanma
    Hüküm : Sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle TCK’nın 257/2, 66/1-e, 67/1-4, CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince düşmesine ilişkin hüküm


    Görevi kötüye kullanma suçundan sanık hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine ilişkin hüküm, katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
    Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, incelenen dosya kapsamına göre;
    Olay tarihi olan 21.10.2008 günü Sincan İlçe sınırları içerisinde ölene... isimli şahsın sevk ve idaresinde bulundurduğu araç ile çarpmasıyla yaralanarak önce Sincan'da bulunan Sağlık Kurumlarına gönderildiği, daha sonra Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği burada acilde gerekli muayenesiyle birlikte torokalomber grafi çekildiği ancak BT çekilmediği, o tarihte çekilen torokalomber grafide T5 vertebra korpusunda fraktüre ait lineer hatlar olmasına rağmen grafi ve BT'lerin normal olarak değerlendirildiği, acil nöroşirurjikal patoloji düşünülmediği için taburcu edildiği, şikayetleri artan hastanın 26.10.2008 de tekrar acil servise başvurusunda çekilen grafilerde T5 vertebrada fraktür saptandığı, ölümün trafik kazasına bağlı kol, kalça ve omur kemik kırıkları ile birlikte omirilik zedelenmesine bağlı yatalak kalma ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği, hastanın 21.10.2008 günü ilk başvurusunda çekilen grafilerde kırığın saptanmaması nedeniyle hastane bakımını gerektiren bir zamanda hastanın mobilize edilmesi ölümüne trafik kazasıyla birlikte eşlik ettiği olay sebebi ile 10.10.2012'de ATK 1. İhtisas Kurulundan alınan raporda; olay tarihi olan 21.10.2008 tarihine çekilen dosyada mevcut isimsiz, tarihsiz torokalomber direkt grafinin kurul incelenmesinde torakal 5. vertebra omurunda fraktür görülmediği; ancak Ankara Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalının 14.06.2010 tarihli raporunda 2 yönlü torokalomber grafisinde T5 vertebra korpusunda fraktüre ait lineer kot- kontür düzensizliği olduğu kayıtlı olduğu, kişiye çekilen başka torokalomber grafiler mevcut ise bunların teminen gönderilmesinin istendiği, ayrıca 26.10.2008 tarihinde preop ve postop çekilen tüm torakal-torokalomber BT, torokal MR ve diğer direkt grafilerin teminen gönderilmesi için geri çevrildiği;
    Yüksek Sağlık Şurasının 18-19 Eylül 2014 tarihli toplantılarında ise; kişinin ölümünün trafik kazasına bağlı kol, kalça ve omur kemik kırıkları ile birlikte omurilik zedelenmesine bağlı yatalak kalma ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğunun anlaşıldığı, Ankara Eğitim Araştırma Hastanesine getirilen hastaya yapılan muayenede nörolojik defisit ve radyolojik tetkiklerde fraktür görülmediği, vertebral patoloji saptanmadığı, dosyada mevcut bilirkişi raporunda ‘’o tarihte çekilen torakolomber grafide T5 vertebra korpusunda fraktüre ait lineer hatların tespit edildiği’’ şeklinde bahsedilen grafilerin heyetçe yapılan incelemesinde herhangi bir kemik patolojisi izlenmediği, nörolojik olarak intakt ve radyolojik olarak patoloji tespit edilmeyen hastada ileri tetkik yapılmasına gerek duyulmamasının tıbben uygun ve etik olduğu, bu itibarla Dr. ...’un eylemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu ve kusur atfedilmediği anlaşılsa da, Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulunun 10.10.2012 tarihli kararında belirtilen grafi eksiklerinin temini sağlanarak, sanığın eylemi ile suça konu ölüm olayı arasında illiyet bağı bulunması halinde eylemin taksirle ölüme neden olma, aksi halde görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, ATK 8. İhtisas Kurulunun 26.08.2020/1923 sayılı raporundan suça konu ölüm ile sanığın eylemi arasında illiyet bağı olup olmadığının tespiti için olay günü çekilen grafilerin incelenmesi gerektiği anlaşılmış, ilgili hastaneye yazılan yazı cevaplarından olay günü çekilen grafilerin mevcut olmadığı tespit edilmiş, bu durumda sanığın eylemi ile suça konu ölüm arasında illiyet bağı olup olmadığının tespitinin mümkün olmayacağı görülerek, tüm bu nedenlerle sanığın eyleminin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu, suç tarihi nazara alındığında karar tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğu görülmekle davanın düşmesine karar verildiği anlaşılmakla,
    Ölüm sebebiyle başlatılan adli soruşturma kapsamında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 21.04.2010 tarihli yazıyla trafik kazası sonrasında Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hasta ile ilgilenen beyin cerrahisi asistanı sanık hakkında 4483 sayılı Kanun kapsamında soruşturma izni verilmesi isteminde bulunulmasının ardından, Ankara Valiliği İl İdare Kurulunun 18.06.2010 tarih ve S-72 sayılı kararıyla sanık .... ...’un ihmalinin bulunduğu belirtilerek adı geçen doktor hakkında soruşturma izni verildiği, sanık tarafından yapılan itirazın Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 13.10.2010 tarihli ve 2010/335 - 2010/390 sayılı kararıyla reddedildiği,
    Sanık doktorun görevinin gereklerini yerine getirmede ihmal göstermesi biçiminde sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, TCK'nın 257/2. maddesinde görevi kötüye kullanma başlığı altında yaptırıma bağlanmış olup, TCK'nın 66/1-e maddesi gereğince anılan suçun olağan zamanaşımı süresinin 8 yıl, aynı Kanunun 67/4. maddesi göz önünde bulundurulduğunda olağanüstü zamanaşımının 12 yıl olduğu, sanığın görevi nedeniyle soruşturma iznine tabi olan eylemi kapsamında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma izni istenme tarihi olan 21.04.2010 ile Ankara Valiliği tarafından verilen 13.10.2010 tarihli soruşturma izni kararının kesinleştiği güne kadar geçen 5 ay 22 günlük durma süresi olduğu, suç tarihine 12 yıl ve zamanaşımının durma süresi de eklendiğinde olağanüstü zamanaşımı süresinin 13.04.2021 tarihinde dolacağı; karar tarihi olan 19.01.2021 tarihinde henüz dolmadığı gözetilmeden, yanılgılı hukuki değerlendirme sonucu yazılı şekilde zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi,
    Kanuna aykırı olup, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA; ancak, TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık olağanüstü zamanaşımının, durma süreleri de eklendiğinde, temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve CMK'nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektiren koşulların oluşmadığı anlaşıldığından, yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi de mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; sanık hakkındaki davaların TCK'nın 66/1-e, 67/1-4 ve CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince DÜŞMESİNE, 07.03.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.








    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi