
Esas No: 2020/10925
Karar No: 2022/1657
Karar Tarihi: 07.03.2022
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/10925 Esas 2022/1657 Karar Sayılı İlamı
Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)
Davacı, terör örgütüne üye olma suçundan gözaltına alındıktan sonra adli kontrol tedbiri uygulandığını ve bu nedenle haksız gözaltı ve adli kontrol sebebiyle manevi tazminat talep etti. Yerel mahkeme, davacının gözaltı süresinin ve adli kontrol tedbirinin makul olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verdi. Ancak, Yargıtay Ceza Dairesi, davacı lehine uğranıldığı iddia edilen zarara ilişkin makul bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden kararı bozdu. Davacı, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141/1-e maddesi gereği kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen kişilerin tazminat isteyebileceğini belirtti. 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca hükmün isteme uygun olarak bozulması kararlaştırıldı.
Kanun maddeleri:
- 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu
- Ceza Muhakemesi Kanununun 141/1-e maddesi
- 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi
- 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Hüküm : Davanın reddi
Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davacı vekili ve mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Tazminat talebinin dayanağı olan Hınıs Cumhuriyet Başsavcılığının 07.12.2015 tarih ve 2015/530 soruşturma sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 03.08.2015 tarihinde gözaltına alındığı, aynı gün Hınıs Sulh Ceza Hakimliğinin 2015/21 sorgu numaralı kararıyla davacı hakkında haftanın bir günü imza atma yükümlülüğü şeklinde adli kontrol tedbirinin uygulandığı, yapılan soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve 07.12.2015 tarihinde adli kontrol tedbirinin kaldırıldığı, davanın gözaltına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununa tabi olduğu anlaşılmakla;
Davacının haksız gözaltı ve adli kontrol sebebiyle 8.000,00 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesi talebine ilişkin söz konusu davada, yerel mahkemece davacı gözaltı süresinin ve adli kontrol tedbirinin makul olduğu gerekçesiyle davanın reddine hükmedildiği anlaşılmakla;
Gerekçeli karar başlığında, dava türü olarak, “Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat” yerine, “Yakalama veya Tutuklama Sonrası KYO veya Beraat Kararı Verilmesi Halinde Tazminat’’ olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin ve mahalli Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Tazminat davasının dayanağı olan Hınıs Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/530 soruşturma sayılı ceza dosyasında, davacının 03.08.2015 tarihinde saat 05:50’de gözaltına alınarak mevcutlu olarak Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edildiği, davacının gözaltına alındığına dair tutanağın da mevcut olduğu, davacının aynı gün Cumhuriyet savcısı tarafından ifadesinin alınmasının ardından adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildiği ve nihayetinde adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle serbest bırakıldığının sabit olması karşısında, Ceza Muhakemesi Kanununun 141/1-e maddesindeki “kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen” kişilerin tazminat isteyebilecekleri hususu dikkate alınarak, davacı lehine uğranıldığı iddia edilen zarara ilişkin makul bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı gerekçe ile manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, davacı vekilinin ve mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca, hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 07.03.2022 tarihinde oybirliğiyle ile karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.