17. Hukuk Dairesi 2013/629 E. , 2014/4429 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 10/10/2012
NUMARASI : 2012/166-2012/451
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı sigorta şirketi tarafından müvekkili aleyhine, davalı şirkete trafik sigortalı aracın neden olduğu trafik kazası sonucunda hasar gören karşı aracın kasko sigorta şirketine ödenen tazminatın rucuan tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, icra takibine itiraz edilemediğini ve takibin kesinleştiğini, müvekkilinin kazaya neden olan aracın maliki ve sürücüsü olmadığını belirterek, icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davanın kabulü ile icra dosyasında davacının davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, davacının tazminat talebinin, takibin haksız ve kötüniyetli olarak yapıldığı kanıtlanmadığından reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı yararına haksız takip (kötüniyet) tazminatına hükmedilmesi için takibin kötüniyetle yapıldığı ispat edilemediğinden tazminat koşullarının oluşmamasına göre, davacı vekilinin aşağıda yazılı bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazına gelince; davacı vekili, müvekkilinin kazaya neden olan aracın sürücüsü ve işleteni olmadığı halde, davalı sigorta şirketi tarafından müvekkili aleyhine bu aracın neden olduğu kaza sonucu üçüncü kişiye ödenen tazminatın rucuan tahsili için icra takibi başlatıldığını, icra takibinin kesinleştiğini belirterek, bu icra takibi nedeniyle borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda; davacının kazaya neden olan aracın maliki ve sürücüsü olmadığından davanın kabulü ile davacının, davalı sigorta şirketine borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; ancak, "her ne kadar davacı hakkında başlatılan icra takibi haksız ise de davacının icra takibine süresinde itiraz etmeyerek kendi kusuru ile davanın açılmasına sebebiyet verdiği" gerekçesi ile davalı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda; davalı sigorta şirketi tarafından, kazaya ve oluşan hasar nedeniyle tazminat ödenmesine neden olan aracın sürücüsü ve işleteni olmadığı halde, davacı aleyhine icra takibi başlatılmıştır. Davacı tarafından icra takibine itiraz edilmemiş ve icra takibi kesinleşmiştir. Takip borçlusunun, herhangi bir nedenle icra takibine itiraz edememesi halinde ise takip borçlusu, genel mahkemelerde menfi tespit davası açma hakkına sahiptir. Davacı da, Kanun’un kendisine verdiği dava açma hakkını kullanarak, eldeki bu menfi tespit davasını açmıştır.
Davalı vekili ise davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, menfi tespit isteminin kabulü ile davacının bu icra takibi nedeniyle borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmiştir.
Davanın kabulüne rağmen, davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilememesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmiş olması gereklidir. Bu iki koşul; HMK"nin 312. (HUMK"nin 94) maddesinde öngörülmüştür. Anılan Yasa maddesinde öngörülen; davalı alacaklının davanın açılmasına sebebiyet vermemiş ve ilk oturumdan önce dava kabul edilmemiş olması olguları birlikte somut olayda gerçekleşmemiş olduğundan, mahkemece, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden dolayı davalının sorumluluğu yönünde karar verilmesi gerekirken, bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) sayılı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) sayılı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 27.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.