
Esas No: 2021/6200
Karar No: 2022/1353
Karar Tarihi: 23.02.2022
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/6200 Esas 2022/1353 Karar Sayılı İlamı
Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)
Sanık, eşi ile yaşadığı geçimsizlik döneminde eşinin gözetlenmesi ve boşanma davasında kullanılmak üzere gizli kamera yasadışı olarak kullanarak özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan yargılanmıştır. İlk derece mahkemesinde beraat kararı verilmiş ancak yapılan istinaf sonucunda mahkumiyet hükmü verilmiştir. Sanık, yapılan yargılamanın usul ve esas bakımından hukuka aykırı olarak mahkum edildiğini iddia ederek temyiz başvurusunda bulunmuştur. Yapılan inceleme sonucunda, özel hayatın gizliliğini ihlal suçu için temel ceza miktarının TCK'nın 6352 sayılı Kanunun 81. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki 134. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde “bir yıldan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası” olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması gerektiği belirlenmiştir.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ceza Dairesi
Suç : Görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal
Hüküm : Sanık ...’ın görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince beraatine ilişkin Küçükçekmece 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2017 tarihli, 2013/1247-2017/132 sayılı hükmüne yönelik istinaf başvurusu üzerine ilk derece mahkemesi hükmünün CMK’nın 280/2. maddesi uyarınca kaldırılarak, sanık hakkında TCK’nın 6352 sayılı Kanunun 81. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki 134/1-2, 62, 51, 51/3, 53/1-2-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
Görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanık ...’ın beraatine ilişkin hükme yönelik İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesince yapılan istinaf incelemesi sonucunda verilen 12.12.2018 tarihli, 2017/4609-2018/3816 sayılı “istinaf talebinin kabulüyle ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasından sonra yeniden kurulan mahkumiyet hükmüne” ilişkin karar, sanık ... müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ...’ın, resmi nikahlı eşi olan katılan ... ile aralarında geçimsizlik bulunduğu dönemde, ileride açacağı boşanma davasındaki iddialarını delillendirmek amacıyla, katılanla ortak arkadaşları olan ve hakkında aynı suçtan verilen mahkumiyet hükmünü temyiz etmeyen diğer sanık ...’den, eşini evine davet etmesini ve kendisinin göndereceği erkeklerle eşinin görüntülerini kameraya çekmesini istemesi üzerine, temyiz dışı sanık ...’ün evine davet ettiği katılan ... ve katılanla beraber gelen mağdur ... ile sanık ...’ın arkadaşları olup, onun talebiyle temyiz dışı sanık ...’ün evine giden tanıklar ... ve ...’ın aynı konutta bir arada bulundukları esnadaki davranışlarının, temyiz dışı sanık ... tarafından gizli kamera ile kaydedildiği iddialarına dayalı olarak, 5237 sayılı TCK’nın 6352 sayılı Kanunun 81. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki 134/1-2. madde, fıkra ve cümlesindeki görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kamu davası açıldığı olayda;
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, “…... isimli şahsın evine iki bayanın geldiği, devamında 2 erkek şahsın geldiği, görüntülerde uygunsuz bir vaziyet mevcut olmadığı, normal bir ziyaret konseptinde olduğu, ne erkek ne de bayan şahısların fiziken yakınlığını içeren veya çıplak görüntülerinin mevcut olmadığı, dolayısı ile özel hayat bilgisini içermediği, normal bir misafir ve ev sahibi ilişkisi dahilinde olduğu…” biçimindeki gerekçelerle verilen beraat kararına yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine, bölge adliye mahkemesince duruşma açılıp, ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak, “…Konutların her türlü tecavüzden Anayasa ve Yasalarla korunduğu dikkate alındığında, konutların içerisinde, dört duvar arasında yaşananların özel hayatın bir parçası olduğuna dair herhangi bir tereddüt yoktur… Katılan ve arkadaşı, müşteki sanık ...'ün evine, orada yaşayacakları ve konuşacaklarının kimse tarafından duyulup görülmeyeceği inancıyla gitmekte ve evin içerisinde bu güven içerisinde hareket etmektedirler. Her ikisi de evli olan katılan ve arkadaşının, sanık ...'e ait olan evde kapalı olan bir ortamda daha önce hiç tanımadıkları iki erkek ile buluşmalarının başkaları tarafından bilinip görülmesini istemeyecekleri muhakkaktır. Bu nedenle hazırladıkları mizansenle katılan ve arkadaşını sanığın iki erkek arkadaşı ile, diğer sanık ...' ün evinde buluşturup gizli kamera ile bu buluşmanın görüntü ve seslerini kaydeden sanıkların üzerlerine atılı Özel Hayatın Gizliliğini İhlal suçunu işledikleri hususunda tam bir vicdani kanaate ulaşılmıştır…” biçimindeki gerekçelerle mahkumiyet kararı verilip, erteli hapis cezası hükmedilmesinden dolayı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararına karşı temyiz kanun yolunun açık olduğu; ayrıca, sanık ... müdafiinin, suçun maddi unsurları oluşmamasına rağmen usul ve esas bakımından hukuka aykırı olarak mahkumiyet kararı verilmesi nedeniyle hükmün bozulması ve sanık ... hakkında beraat kararı verilmesi istemiyle temyiz talebinde bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede:
Yapılan yargılamaya, incelenen dosya kapsamına göre;
Sanık ...’a isnat edilen eylemin, 5237 sayılı TCK'nın 6352 sayılı Kanunun 81. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki 134. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde düzenlenen görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçuna ilişkin olduğu, görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçu için temel ceza miktarının TCK'nın 6352 sayılı Kanunun 81. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki 134. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde “bir yıldan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası” olarak belirlendiği; 5271 sayılı CMK'nın, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanunun geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan “01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas-2020/33 Karar sayılı ve 16.03.2021 tarihli 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas-2021/4 Karar sayılı iptal kararları ile “...kovuşturma evresine geçilmiş..., ...hükme bağlanmış...” ibarelerinin, aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü...” yönünden Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle;
Kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan kesinleşmiş hükümler haricindeki düzenlemelerin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararlarının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık ... müdafinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesince yapılan istinaf incelemesi sonucunda verilen 12.12.2018 tarihli, 2017/4609-2018/3816 sayılı “istinaf talebinin kabulüyle ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasından sonra yeniden kurulan mahkumiyet hükmüne” ilişkin hükmün açıklanan nedenle ve sair yönleri incelenmeksizin 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedenine göre bozmanın aynı Kanunun 306/1. maddesi uyarınca hükmü temyiz etmeyen diğer sanık ...’e SİRAYET ETTİRİLMESİNE, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi gereğince yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmesine, 23.02.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.