14. Hukuk Dairesi 2013/4544 E. , 2013/8186 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 19.12.2012 gün ve 2012/13589-14562 sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, haricen satın almaya dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.
Davalı ..., zamanaşımı itirazında bulunmuştur.
Davaya dahil edilen ... davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairemizce onanmış, davacı vekili tarafından onama kararına karşı karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Davacı, 17.8.1991 tarihli adi yazılı sözleşme ile davalı ...’dan 1356 parsel sayılı taşınmazda özel parselasyon sonucu oluşan 119 m2"lik yeri satın aldığını, üzerine iyiniyetle ev yaptığını ileri sürerek TMK"nun 724. maddesi gereğince tapu iptali ve tescil istemiştir. Yargılama aşamasında tapu maliki ...’ın 1356 parsel sayılı taşınmazdaki hissesini satması için emlakçı ...’a vekaletname verdiği ve Davalı ...’nin taşınmazı özel parselasyon yaparak sattığı anlaşılmıştır. Bunun üzerine davacı, tapu maliki ...’ı davaya dahil etmiştir. Ancak getirtilen tapu kaydına göre tapu maliki ...’ın 12.01.1998 tarihinde taşınmazdaki hissesini ...adlı kişiye sattığı tespit edilmiş, davacı 22.02.2012 ve 07.03.2012 tarihli ıslah dilekçeleri ile istemini tazminata çevirmiş ve ödemiş olduğu satış bedelinin faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Mahkemece, harici satış işleminin 17.08.1991 tarihinde gerçekleştirildiği, dava zamanaşımının 17.09.2001 tarihinde dolduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Bilindiği üzere; zamanaşımı, kanunda belirtilmiş olan süresi içinde talep ve dava edilmemiş olan alacakların özüne dokunmamakla beraber “dava edilebilme vasfını kaybetmesi” sonucunu doğuran bir süre geçimidir. Hak düşürücü süreden farklı olarak, zamanaşımında borç sona ermemekte ve fakat dava edilebilme olanağı kalmamaktadır. Diğer taraftan, hak düşürücü sürenin varlığını hakimin kendiliğinden (re’sen) gözetmesi gerekirken, zamanaşımının varlığı def’i olarak ileri sürülürse dikkate alınabilir (BK m.140). Dolayısıyla, zamanaşımı borçluya sadece bir def’i hakkı verir. Buna da zamanaşımı def’i denilmektedir.
Mahkemece, tazminata yönelik davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ise de burada önemli olan zamanaşımı süresinin başlangıç tarihinin tespitidir. Gerçekten, Borçlar Kanununun 128. maddesi uyarınca zamanaşımı alacağın muaccel olduğu tarihte başlar. Bu süre, mahkemece kabul edildiğinin aksine sözleşmenin yapıldığı tarih değil, alacağın muaccel hale geldiği tarihtir. Dairemizin uygulamasına göre de şahsi hak sahibi davacı, karşı tarafın ferağ talebinin reddini bildirmediği, başka bir deyişle iradi ferağ umudunu taşıdığı sürece zamanaşımı başlamaz. Somut olayda tapu kayıt maliki ..."ın 12.01.1998 tarihinde dava dışı Sebahattin"e yaptığı satışın davacıya bildirildiğine dair dosya içinde bir delil bulunmadığı gibi kayıt ile ilgisi olmayan davacının kendi iradesi ile bunu tapu sicilinden öğrenme imkanı da bulunmadığı gözetildiğinde davacının ferağ umudunu davanın açıldığı tarihte yitirmiş olacağının kabulü gerekir. Bu nedenle zamanaşımının geçirildiğinin kabulüne olanak yoktur.
Mahkemece çekişmenin esası incelenerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, davanın zamanaşımının geçtiğinden söz edilerek reddi ve bu ret kararının Dairemizce onanması doğru görülmemiş, bu sebeple davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün yukarıda yazılı nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizin 2012/13589E.2013/14562K. sayılı onama kararının kaldırılmasına, hükmün açıklanan gerekçeyle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz ve karar düzeltme harçlarının davacıya iadesine, 30.05.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.