Hukuk Genel Kurulu 2015/1492 E. , 2017/235 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki “alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Diyarbakır 2. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 05.02.2013 gün ve 2012/650 E., 2013/56 K. sayılı kararın temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 21.03.2014 gün ve 2013/7096 E., 2014/6814 K. sayılı kararı ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Davacı vekili 20.06.2007 ile 14.03.2012 tarihleri arasında, pozisyonundan başka pozisyonda görevlendirilen müvekkilinin TİS’in 26/e maddesi uyarınca hak ettiği seyyar görev tazminatının ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davacı bakımından seyyar görev tazminatı şartlarının oluşmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece TİS kapsamında seyyar görev tazminatına hak kazanan davacı lehine 8.000,-TL seyyar görev tazminatının tahsiline dair verilen karar, davalı vekilinin temyiz itirazı üzerine Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde belirtilen karar ile bozulmuştur.
Bozma üzerine mahkemece önceki kararda direnilmiş direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz incelemesi sırasında davalı vekilince tarafların sulh olduğuna dair belge sunulmuştur.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasına geçilmeden önce temyiz aşamasında tarafların sulh olması karşısında mahkeme kararının sulh nedeni ile bozulmasına mı, yoksa Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 215/1 inci maddesi dikkate alınarak sulh konusunda mahkemece ek karar verilmesi amacıyla dosyanın geri çevrilmesine mi karar verilmesi gerektiği hususu önsorun olarak tartışılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda da bu konuda açık bir düzenleme getirilmemiş, ancak Kanuna dayanılarak çıkarılan Resmi Gazete"nin 06.08.2015 gün ve 29437 sayılı nüshasında yayımlanan) Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin “Karar verilmiş dosyalara ilişkin işlemler” başlıklı 215/1 inci maddesinde “Hükmün kesinleşmesinden önce davadan feragat, davayı kabul veya sulh hâlinde, hâkim dosya üzerinden bu konuda ek karar verir. Taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi sırf bu nedenlerle dosya istinaf veya temyiz incelemesine gönderilmez" düzenlemesi getirilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanununda belirtildiği gibi yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karara "hüküm" denilir (...m.294/1) ve hükmü veren mahkeme artık o davadan elini çekmiş olur. Davadan elini çekmiş olan hakim hükmü değiştirmesi ve ondan dönmesi mümkün değildir. Yargıtay"ca temyizen incelenip bozulmadan, hakimin el çektiği davaya tekrar bakması mümkün değildir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.II, İstanbul 2001, s.3004 vd. ve s.3164 vd.). Yargıtay uygulaması da bu yöndedir (HGK., 12.12.1984 gün ve 1982/7-864 E., 1984/1051 K.).
Diğer taraftan normlar hiyerarşisi dikkate alındığında daha alt basamakta yer alan ve tamamen idarenin düzenleyici tasarrufu niteliğinde olan yönetmelikle, daha üst basamakta bulunan ve yasama organı tarafından objektif, soyut ve genel nitelikte bir yasama tasarrufu niteliğinde bulunan kanuna aykırı düzenleme getirilmesi mümkün değildir. Yönetmelik kaynağını kanundan alır ve ancak kanunun uygulanmasını gösterir. Kanunda bulunmayan bir düzenlemenin, yönetmelikle ihdası ve bu yolla kanunun önüne geçen bir uygulamanın benimsenmesi hukukun genel teorisine de aykırıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükme bağlanıp hakimce el çekilen davaya, bir yönetmelik hükmüne istinaden hakimin tekrar bakabileceğinin kabulü mümkün değildir. O halde taraflar arasında gerçekleşen mahkeme dışı sulhün değerlendirilmesi ve o çerçevede bir sonuca bağlanması için yerel mahkeme kararının bozulması gerekir.
Anılan Yönetmelikle yürürlükten kaldırılan fakat benzer bir hükmü içeren "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği" döneminde yapılan benzer bir başvuru üzerine de Hukuk Genel Kurulunca aynı sonuca varılmıştı (HGK., 19.12.2012 gün ve 2012/13-1369 E., 2012/1221 K.).
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında Yönetmelikte mevcut bu düzenleme dikkate alındığında Yargıtay’ın yukarıda belirtilen uygulamasından dönülmesi gerektiği, temyiz aşamasında da olsa dava üzerindeki tasarruf yetkisini ellerinde bulunduran tarafların sulh olmaları nedeniyle Yargıtay"ın temyiz incelemesine gerek kalmadığı, bu nedenlerle dosyanın mahkemesine geri çevirme yoluyla sulh hakkında mahkemesinin ek karar vermesinin uygun olacağı, bunun usul ekonomisi açısında daha yerinde olacağı ileri sürülmüş ise de bu görüş kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
Direnme kararı yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle direnme kararının BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.02.2017 gününde oyçokluğu ile karar verildi.