
Esas No: 2021/5243
Karar No: 2022/888
Karar Tarihi: 09.02.2022
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/5243 Esas 2022/888 Karar Sayılı İlamı
Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)
Sanık, resmi belgede sahtecilik suçundan mahkum olmuş ancak hüküm açıklanmamıştır. Ayrıca, yargı görevi yapanı etkileme suçundan beraat etmiştir. Karar, temyiz edilmiştir ve incelenmiştir. Resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik temyiz istemi, itiraz kanun yoluna tabi olduğu gerekçesiyle dosyanın mahkemesine iade edilmiştir. Yargı görevi yapanı etkileme suçuna ilişkin beraat kararının temyiz istemi ise, suçtan doğrudan zarar görmemiş olan davacıların, dolaylı veya muhtemel zararlar nedeniyle dava açma haklarının bulunmadığı 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi uyarınca reddedilmiştir. Kanun maddesi, suçtan doğrudan zarar görmemiş olanların dava açma hakkının olmadığını belirtmektedir. Ayrıca, CMK'nın 231/12. maddesi hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının itiraz kanun yoluna tabi olduğunu belirtmektedir. CMK'nın 264. maddesi ise, itiraz kanun yolunun kabul edilebilir bir başvuruda yanılmanın hakkı ortadan kaldırmayacağını belirtmektedir.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Resmi belgede sahtecilik suçundan sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar ile yargı görevi yapanı etkileme (yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs) suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mahalli mahkemenin 19.03.2015 tarihli mahkumiyet kararının, Yargıtay 11. Ceza Dairesince incelenip, 03.02.2021 tarihli, 2017/12060-2021/992 sayılı ilamla bozulmasına karar verildiği ve bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar ile yargı görevi yapanı etkileme (yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs) suçundan kurulan beraat hükmünün temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.08.2021 tarihli tebliğnamesi ile dosyanın Dairemize gönderildiği belirlenerek yapılan incelemede:
A) Resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, CMK'nın 231/12. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna tabi bulunduğu, aynı Kanun’un 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda mercide yanılmanın başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağı, mahkemece kararın temyize değil, itiraza tabi olduğu belirtilip, katılan vekilinin temyiz isteminin, itiraz mahiyetinde değerlendirilmesi için CMK'nın 264/2. maddesi uyarınca dosyanın merciine gönderildiği ve Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesinin 23.06.2021 tarihli, 2021/445 değişik ... sayılı kararıyla katılan vekilinin itirazının reddine karar verildiği anlaşılmakla; dosyanın incelenmeksizin mahkemesine iadesinin temini için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
B) Yargı görevi yapanı etkileme (yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs) suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Sanık ...’ın, kendisinin davalı ve şikayetçi Sedat’ın davacı sıfatını taşıdığı Doğubayazıt Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/422 esasına kayden görülmekte olan haklı nedenle limited şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin davada, sahte olduğunu bildiği 13.06.2008 tarihli ve 4185 yevmiye numaralı resmi belge niteliğinde olan “Taşınmaz Kira Kontratosu”nu, mahkemenin kanaatini kendi lehine ve şikayetçi aleyhine sonuç doğuracak şekilde değiştirmek amacıyla, vekili aracılığıyla 15.03.2010 tarihinde mahkemeye sunup, mahkeme hâkimini etkilemeye teşebbüs ederek, resmi belgede sahtecilik suçunun yanı sıra TCK’nın 277. maddesindeki yargı görevi yapanı etkileme (yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs) suçunu işlediği iddiası ile kamu davası açıldığı olayda;
Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan “suçtan zarar görme” kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu gerek Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11.04.2000 tarihli ve 65–69, 22.10.2002 tarihli ve 234–366, 04.07.2006 tarihli ve 127–180, 03.05.2011 tarihli ve 155–80, 21.02.2012 tarihli ve 279–55, 15.04.2014 tarihli ve 599-190, 28.03.2017 tarihli ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25.03.2003 tarihli ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında, sanık hakkında adliyeye karşı işlenen yargı görevi yapanı etkileme (yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs) suçundan açılan kamu davasında; sanığa atılı suçun koruduğu hukuki yarar ve niteliği itibariyle yargı görevi yapanın etkilenmeye teşebbüs edildiği iddia olunan davada davacı sıfatı bulunan şikayetçi Sedat’ın sanığa yüklenen suçun mağduru olmadığı ve suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle davaya katılma hakkı bulunmadığı gözetilmeksizin bu suç açısından davaya katılmasına karar verilmiş olması hukuki değerden yoksun olup, hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden, şikayetçi vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi gereğince isteme aykırı olarak REDDİNE, 09.02.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.