
Esas No: 2016/13632
Karar No: 2020/1036
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2016/13632 Esas 2020/1036 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ :TAPU İPTALİ VE TESCİL-TENKİS ALACAK
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil tenkis, alacak davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı ... tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 18.02.2020 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... ile diğer temyiz eden davacı ... vekili Avukat ... geldi davetiye tebliğine rağmen temyiz eden davalı ... vekili Avukat gelmedi yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Asıl dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı taktirde tenkis ile bedel; birleştirilen dava muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Asıl davada davacı/birleştirilen davada davalı ..., mirasbırakan babası ...’ın kız çocuğundan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak dava konusu 1239, 386 parsel sayılı taşınmazları davalı oğlu ...’a, 393 ve 226 ada 1 parsel sayılı taşınmazları davalı oğulları ...ile ...’a yarı yarıya, 219 ada 6 parsel sayılı taşınmazdaki 810/2426 payını davalı ...’a, 1616/2426 payını davalı ...’a, 3000 parsel sayılı taşınmazdaki 72/321 payını davalı ...’a, 130/321 payını davalı ...’a satış yoluyla temlik ettiğini, davalı ...’ın anılan taşınmazdaki 130/321 payını bilahare davalı kayınbiraderi Osman’a muvazaalı olarak devrettiğini, mirasbırakanın davalı ...’a muvazaalı şekilde temlik ettiği dava konusu 1768 parsel sayılı taşınmazda kat irtifakı kurulduğunu ve 2 no’lu bağımsız bölümün davalı ... adına kayıtlı olduğunu, dava konusu 1767 parsel sayılı taşınmaz üzerinde de kat irtifakı kurulduğunu ve iki adet villanın 3. kişilere satıldığını ileri sürerek dava konusu 386, 393, 1239, 3000 parsel, 219 ada 6 parsel, 226 ada 1 parsel, 1768 parselde kayıtlı 2 no’lu bağımsız bölümün davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescilini, olmadığı taktirde tenkisini, dava konusu 1767 parsel sayılı taşınmazın 3. kişilere satılması nedeniyle miras payına isabet eden şimdilik 25.000 TL’nin faiziyle birlikte davalı ...’dan tahsilini istemiştir.
Asıl davada davalı/birleştirilen davada davacı ... ile asıl davada davalı ..., temliklerin muvazaalı olmadığını, 30-40 yıllık birikimleriyle dava konusu taşınmazları mirasbırakandan satın aldıklarını, mirasbırakanın da bu taşınmazları emek verenlere satmak istediğini, satış bedellerinin ödendiğinin resmi senetlerden anlaşıldığını belirtip asıl davanın reddini savunmuşlar; davalı ..., aşamalarda davayı kabul ettiğini beyan etmiş; davalı/birleştirilen davada davacı ..., mirasbırakanın dava konusu 2582 parsel sayılı taşınmazın tamamı ile 1280 parsel sayılı taşınmazdaki 5/6 payını davacı/birleştirilen davada davalı ...’a muvazaalı olarak satış yoluyla temlik ettiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescilini istemiştir.
Asıl davada davalı ..., dava konusu 3000 parsel sayılı taşınmazın 130/321 payını 27.12.2010 tarihinde 116.000 TL bedelle davalı ...’dan satın aldığını, satış bedelini ödediğini, taşınmazı kiraya verdiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, temliklerin muvazaalı olduğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, 1925 doğumlu mirasbırakan Mustafa Akdoğan’ın 21.02.2013 tarihinde ölümü üzerine eldeki davanın tarafları olan çocukları Handan, Turgay ve Vural’ın mirasçı kaldıkları, mirasbırakanın eşinin 2009 yılında öldüğü, asıl davada dava konusu 1239 parsel sayılı taşınmazın tamamı mirasbırakan adına kayıtlı iken 09.02.1993 tarihinde tamamını davalı oğlu Vural’a satış yoluyla temlik ettiği, 386 parsel sayılı taşınmazın tamamı mirasbırakan adına kayıtlı iken 09.09.1999 tarihinde tamamını davalı oğlu Vural’a satış yoluyla temlik ettiği, 393 parsel sayılı taşınmazın tamamı mirasbırakan adına kayıtlı iken 09.09.1999 tarihinde 1/2’şer paylarla davalı oğulları Turgay ve Vural’a satış yoluyla temlik ettiği, 226 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tamamı mirasbırakan adına kayıtlı iken 20.05.1999 tarihinde 1/2’şer paylarla davalı oğulları Turgay ve Vural’a satış yoluyla temlik ettiği ve bu taşınmazda 02.05.2016 tarihinde kat irtifakı kurularak 2 ve 4 no’lu bağımsız bölümlerin davalı ..., 1 ve 3 no’lu bağımsız bölümlerin davalı ... adına tescil edildiği, dava konusu 219 ada 6 parsel (geldisi 1204 parsel) sayılı taşınmazın 200/801 payı mirasbırakan adına kayıtlı iken 100/801 payı 09.09.1992 tarihinde davalı oğlu Turgay’a, 100/801 payı da 13.03.1997 tarihinde davalı oğlu Vural’a satış yoluyla temlik ettiği, davalı ...’ın bu taşınmazda dava dışı Mustafa Kemal Bayram’dan 16.02.1982 tarihinde satış yoluyla 101/801 pay edindiği, bu taşınmazın 22.09.1999 tarihli imar işlemiyle 810/2426 payının davalı ..., 1616/2426 payının davalı ... adına tescil edildiği, dava konusu 1767 ve 1768 parsel sayılı taşınmazların tamamı mirasbırakan adına kayıtlı iken 1767 parselin tamamını davalı oğlu Vural’a, 1768 parselin tamamını davalı oğlu Turgay’a 05.03.2008 tarihinde satış yoluyla temlik ettiği, 1768 parselin 05.09.2009 tarihinde kat irtifakına geçtiği ve 2 no’lu bağımsız bölümün davalı ... adına tescil edildiği, 1767 parselin kat irtifakına geçtiği ve davalı ... tarafından 3. kişilere satıldığı iddiasıyla bedel istenildiği, ancak bu taşınmazın tedavül kayıtlarının getirtilmediği ve davalı ...’ın davayı kabul beyanı üzerine bu taşınmaz bakımından da davanın kabulüne karar verildiği ve davalı ...’ın hükmü temyiz etmediği, yine asıl davada dava konusu 3000 parsel sayılı taşınmazın 14.03.2006 tarihli imar işlemiyle 212/321 payı mirasbırakan adına kayıtlı iken mirasbırakanın 130/321 payını 26.05.2009 tarihinde davalı oğlu Turgay’a, davalı ...’ın da adına kayıtlı bu payı 27.12.2010 tarihinde kayınbiraderi olan davalı ...’a satış yoluyla temlik ettiği ve bu taşınmazda 82/321 payın mirasbırakan adına ipkaen kayıtlı olduğu, bu taşınmazda 72/321 payın da 14.03.2006 tarihli imar ıslah işlemiyle davalı ... adına kayıtlı olduğu ancak geldi kayıtları getirtilmediği için davalı ...’ın bu payı ne şekilde ve kimden edindiğinin denetlenemediği, ancak davalı ...’ın davayı kabul beyanı karşısında adına kayıtlı bu pay bakımından davanın kabulüne karar verildiği ve davalı ...’ın hükmü temyiz etmediği; birleştirilen davada dava konusu 2582 parsel sayılı taşınmazın tamamı mirasbırakan adına kayıtlı iken 26.08.1999 tarihinde davacı/birleştirilen davada davalı kızı Handan’a satış yoluyla temlik ettiği, yine birleştirilen davada dava konusu 1280 parsel sayılı taşınmazın ¾ payı mirasbırakan adına kayıtlı iken bu payı 10.09.1999 tarihinde satış yoluyla davacı/davalı kızı Handan’a temlik ettiği, Handan’ın bu taşınmazdaki 1/12 payı ise dava dışı Remziye Akdoğan’dan 27.08.2009 tarihinde satış yoluyla edindiği ve böylece taşınmazda 5/16 oranında pay maliki olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu"nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu"nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu"nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre, temliklerin muvazaalı olduğu belirlenmek ve davalılardan Vural’ın davayı kabul beyanı da gözetilmek suretiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Asıl davada davalı/birleştirilen davada davacı ... ile asıl davada davalı ...’ın esasa ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine.
Asıl davada davacı/birleştirilen davada davalı ...’ın temyiz itirazları ile asıl davada davalı/birleştirilen davada davacı ...’ın diğer temyiz itirazlarına gelince;
Somut olayda; asıl davada dava konusu 1768 parsel sayılı taşınmazda bulunan 2 no’lu bağımsız bölüm yönünden iptal tescil istenildiği halde bağımsız bölüm numarası üzerinden değil de 1768 parsel üzerinden iptal tescil hükmü kurulması, 3000 parsel sayılı taşınmazda davalılar adına kayıtlı olup da iptal tesciline karar verilen pay oranları belirtilmeksizin taşınmazın tamamına yönelik hüküm kurulması, 219 ada 6 parsel sayılı taşınmazın geldisi olan 1204 parsel sayılı taşınmazda davalı ...’ın dava dışı 3. kişiden edindiği pay dışlanmak suretiyle ve mirasbırakandan edindiği pay gözetilerek bu payın imarla tescil edilen paya yansıyıp yansımadığı, yansımış ise hangi oranda yansıdığı tespit edilerek iptal tescil hükmü kurulması gerekirken değinilen husus açıklığa kavuşturulmadan davalının imarla adına kayıtlı bütün payı üzerinden iptal tescile karar verilmesi; birleştirilen davada davalı ...’ın dava konusu 1280 parsel sayılı taşınmazda ¾ payı mirasbırakandan, 1/12 payı ise dava dışı kişiden edindiği anlaşıldığı halde dava dışı kişiden edindiği pay dışlanmaksızın adına kayıtlı 5/6 payın tamamı üzerinden iptal tescil hükmü kurulması doğru değildir.
Hal böyle olunca; asıl ve birleştirilen davada dava konusu edilen ve iptal tescile karar verilen bütün taşınmazlarda mirasbırakandan davalılara geçen paylar nazara alınarak iptal tescile karar verilen pay oranları belirtilmek suretiyle ve yukarda açıklanan hususlar da gözönünde tutularak infaza elverişli şekilde hüküm kurulması gerekirken değinilen hususlar göz ardı edilerek yazılı biçimde karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan; asıl davada davalı ...’ın davayı kabulü ve hükmü temyiz etmemesi karşısında adı geçen davalı açısından davacı yararına oluşan usuli kazanılmış hakların da göz önünde tutulması gerektiği açıktır.
Kabule göre de, asıl davada nispi karar ve ilam harcına hükmedilirken davacı tarafından yatırılan 3.975 TL miktarındaki tamamlama harcının mahsup edilmemesi ve bu harcın davacıya ödenmesine karar verilmemesi de doğru değildir.
Asıl davada davacı/birleştirilen davada davalı ... ile asıl davada davalı/birleştirilen davada davacı ...’ın değinilen yönlerden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.01.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden taraflardan gelen davacı birleştirilen davada ... vekili ve diğer temyiz eden davalı birleştirilen davada davacı ... vekili için 2.540.00."ar TL. duruşma vekâlet ücretinin karşılıklı olarak alınıp birbirlerine verilmesine, temyiz eden davacı birleştirilen davada davalı ... Sakızoğlu ve davalı birleştirilen davalı ... Akdoğandan alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.919.40 TL.harcın davalı ... Baydardan alınmasına 18/02/2020 tarihinde oçokluğuyla karar verildi.
Asıl ve birleştirilen dava muris muvazası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali tescil - bedel - olmazsa tenkis isteklerine ilişkindir.
Mahkemece her iki davanın da kabulüne karar verilmiştir.
Miras bırakan Mustafa"nın 21.02.2013 tarihinde öldüğü mirasçıları olarak asıl davayı açan kızı Handan ile davalılar Turgay ve Vural"ın kaldıkları, asıl ve birleştirilen davaya konu taşınmazlar murise aitken iki oğluna ve kızına satış suretiyle temlik ettiği kayden sabittir.
01.04.1974 gün ve 1/2 sayılı içtihadı birleştirme kararında da düzenlendiği üzere miras bırakanın mirasçılarından mal kaçırmak amacı ile görünürde satış gerçekte amacı bağış olan temlikler bakımından muris muvazasından sözedilebilecektir.
Somut olayda murisin üç çocuğu vardır. Kızı ev kadını olup, gelini yoktur. Oğulları ise babaları ile birlikte yaşayıp gelirleri ortaktır.
Dinlenen tanıklar, çocuklarından mal kaçırmasını gerektirir somut bir olgu ortaya koyamamışlardır. Nitekim muris oğullarına biraz fazla olmak kaydıyla her üç çocuğuna da taşınmaz temlikleri yapmıştır. Gelirleri ortak olan çocuklarına biraz daha fazla taşınmaz vermesi mal kaçırdığı anlamında yorumlanamaz. Kaldı ki tanıklar kızına taşınmazlar yanında araba da verdiğini bildirmişlerdir. Mal kaçırmayı düşünen murisin tüm çocuklarına az ya da çok taşınmaz temlik etmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi 01.04.1974 gün 1/2 sayılı içtihadı birleştirme kararının ruhuna ve düzenlenme amacına da ters düşer.
Tüm bu açıklamalar karşısında davayı kabul eden Vural dışındaki Handan ve Turgay"a temlik edilen taşınmazlar bakımından asıl ve birleştirilen davanın reddedilmesi için hükmün bozulması düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma gerekçelerine katılmıyoruz.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.