
Esas No: 2020/2185
Karar No: 2022/852
Karar Tarihi: 08.02.2022
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/2185 Esas 2022/852 Karar Sayılı İlamı
12. Ceza Dairesi 2020/2185 E. , 2022/852 K."İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Taksirle öldürme, taksirle yaralama
Hüküm : Her iki sanık hakkında
Taksirle öldürme suçu bakımından; TCK'nın 85/1, 62/1, 50/4, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Taksirle yaralama suçu bakımından; TCK'nın 89/1, 62/1, 50/4, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
T
Taksirle öldürme ve taksirle yaralama suçlarından sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23/01/2018 tarih, 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23/01/2018 tarih, 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, 5237 sayılı TCK'nın 52/4. maddesine yönelik uygulama bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya içeriğine göre, olay günü, saat 04.00-05.00 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki motosiklet ile iki şeritli iki yönlü yolun yapım aşamasında olan sol şeridi üzerinde seyir halinde iken sağ şeride geçmek istediği esnada sağ şeridin yapım aşamasında olan sol şeritten 5 cm yüksek olması nedeniyle aracının ön tekerini yüksek satıha çarpmış ve motosikletin devrilmesi neticesinde hayatını kaybetmiş, katılan ... ise sevk ve idaresindeki motosiklet ile seyri sırasında ölen ...'ın yaptığı kaza nedeniyle sağ şerit üzerindeki tedbir alan kolluk araçlarını fark etmesi üzerine yol yapım çalışması ile kapalı olan sol şeride girmek isterken 5 cm yükseklik farkı nedeniyle devrilerek basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmış olup, sanık ...'ın yol yapım çalışmasını üstlenen firmanın müdürü olduğu, sanık ...'ün ise şantiye şefi olduğu, olay sonrası tutulan kaza tespit tutanağı ve olay yeri görgü tespit tutanağına göre yol yapım çalışmasına ve 5 cm yol farkına dair herhangi bir uyarıcı işaretleme ve ya ikazın yapılmamış olduğu anlaşılmakla, kazanın meydana gelmesini önlemek üzere gerekli tedbirleri almayan sanıkların asli kusurlu olduğunun kabulü ile mahkumiyet kararı verilmesi bakımından mahkemenin takdirinde isabetsizlik görülmemiştir.
I.Sanıkların taksirle öldürme suçundan mahkumiyetlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
A.Sanık ...'ın mahkümiyetine yönelik olarak;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin ceza miktarına ve sair nedenlere ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Akustik İnşaat'ın müdürü olan sanık ...'ın, yolun yapımıyla ilgilenmesi için bu konuda yeterliliğe sahip inşaat mühendisi sanık ...'ü şantiye şefi olarak görevlendirdiği, yapımı devam eden yolda gerekli yerlere trafik işaret ve levhaları ile iş güvenliği ikaz levhalarının konmamasından kaynaklı kusurun adı geçen sanığa ait olduğu anlaşıldığından, sanık ...'ın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi;
Kanuna aykırı olup, sanık ... müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
B.Sanık ...'ün mahkumiyetine yönelik olarak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23/01/2018 tarih, 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23/01/2018 tarih, 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, 5237 sayılı TCK'nın 52/4. maddesine yönelik uygulama bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ... müdafiinin kusura, eksik incelemeye ve sair nedenlere ilişkin, sanık ... müdafinin kusura, eksik incelemeye ve sair nedenlere ilişkin, katılan vekilinin ceza miktarına ve sair nedenlere ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında hükmedilen uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken adli para cezasının belirlenmesine esas alınan tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle TCK'nın 52/3. maddesine aykırı hareket edilmesi;
Kanuna aykırı olup, sanık ... müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden, hükmün 1 numaralı fıkrasının 4. bendinin çıkarılarak yerine, “Sanığa verilen 2 yıl 6 ay hapis cezasının sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu ve suçun işlenmesindeki özellikler nazara alınarak TCK'nın 50/4. maddesi delaletiyle 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine, TCK'nın 52/3. maddesi gereğince adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının 910 tam gün olarak belirlenmesine, TCK'nın 52/2. maddesine göre sanığın ekonomik durumu ve şahsi halleri gözetilerek günlüğü takdiren 25 TL den paraya çevrilerek 22.750 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibarelerinin eklenmesi ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, sair yönleri usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
II.Sanıkların taksirle yaralama suçundan mahkumiyetlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
A.Sanık ...'ın mahkümiyetine yönelik olarak;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin ceza miktarına ve sair nedenlere ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Akustik İnşaat'ın müdürü olan sanık ...'ın, yolun yapımıyla ilgilenmesi için bu konuda yeterliliğe sahip inşaat mühendisi sanık ...'ü şantiye şefi olarak görevlendirdiği, yapımı devam eden yolda gerekli yerlere trafik işaret ve levhaları ile iş güvenliği ikaz levhalarının konmamasından kaynaklı kusurun adı geçen sanığa ait olduğu anlaşıldığından, sanık ...'ın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi;
Kanuna aykırı olup, sanık ... müdafinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
B.Sanık ...'ün mahkumiyetine yönelik olarak;
Sanığa isnat edilen eylemin, 5237 sayılı TCK'nın 89. maddesinin 1-2-3. fıkralarında düzenlenen ''taksirle yaralama'' suçuna ilişkin olduğu, taksirle bir kişinin yaralanmasına sebebiyet verilmesi halinde gerçekleşecek olan taksirle yaralama suçu için TCK'nın 89. maddesinin 1. fıkrasında temel ceza miktarının ''üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası'' olarak belirlendiği; 5271 sayılı CMK'nın, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan ''Basit Yargılama Usulü'' başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; ''Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.'' şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan ''01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.'' şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas-2020/33 Karar sayılı ve 16.03.2021 tarihli 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas-2021/4 Karar sayılı iptal kararları ile ''...kovuşturma evresine geçilmiş..., ...hükme bağlanmış...'' ibarelerinin, aynı bentte yer alan ''...basit yargılama usulü...'' yönünden Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle;
Kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan kesinleşmiş hükümler haricindeki düzenlemelerin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; ''mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.'' şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararlarının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, ''Basit Yargılama Usulü'' yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması;
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık ... müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı sair yönler incelenmeksizin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; 08/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.