
Esas No: 2020/718
Karar No: 2022/707
Karar Tarihi: 07.02.2022
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/718 Esas 2022/707 Karar Sayılı İlamı
Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)
Sanığın yönetimindeki kamyon ile seyahat ederken, yol kenarında bekleyen maktul otostop için aracı durdurmuştur. Maktul, annesinin ameliyat için Ankara'da olduğunu söyleyerek Ankara'ya gitmek istediğini sanığa belirtmiştir. Sanık, aracı kullanırken maktulün saldırısıyla karşılaşmış, bu sırada maktulün elindeki bıçakla kendisine saldırdığını iddia etmiştir. Sanık, maktule karşılık verirken maktulün göğsüne isabet eden bıçak darbesi sonucu ölmesine sebep olmuştur. Mahkeme, sanığın meşru müdafaa kapsamında hareket ettiğine hükmetmiş ve beraat etmesi gerektiğine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Kanun maddeleri ise TCK’nın 25/1, 27/1, 54, 62/1, 63 ve CMK’nın 223/2-d'dir.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : TCK’nın 27/1 delaletiyle, 85/1, 27/1, 62/1, 63, 54. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ile katılan tarafından temyiz edilmekle dosya incelendi gereği düşünüldü;
I-Katılanın temyiz isteminin incelenmesinde;
Katılanın yüzüne karşı 30.03.2016 tarihinde verilen hükmü CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen yasal bir haftalık süre geçtikten sonra 30.05.2016 tarihinde temyiz ettiğinin anlaşılması karşısında; 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi gereğince temyiz isteminin isteme uygun olarak REDDİNE;
II-Sanık müdafinin temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Olay tarihinde sanık ...'un yönetimindeki kamyon ile Kayseri ilinden aldığı yükü Sakarya iline götürdüğü, geceleyin yolda seyir halinde iken Kayseri-Ankara karayolu üzerinden Himmetdede Boğazlıyan kavşağına geldiğinde yol kenarında bekleyen maktul ...'nin sanığa el salladığı, otostop için sanığı durdurduğu, sanığın kamyonu durdurup maktule nereye gittiğini sorduğu, maktul ...'nin de Ankara'dan Numune Hastanesinde ameliyat olan annesinin yattığını bu nedenle Ankara'ya gitmesini gerektiğini söylediği, bunun üzerine sanığın maktulü aracına aldığı, birlikte yola devam ettikleri, Kırıkkale-Keskin ilçesi yakınlarında bir akaryakıt istasyonunda mola verdikleri daha sonra tekrar yola devam ettikleri, sanığın maktule Ankara iline girdiklerinde otobana devam edeceğinden otobana giriş öncesinde Kayaş yakınlarındaki benzinlikte kendisini indireceğini söylediği, sanığın bu sözlerinden sonra maktulün sanığa küfürlü konuştuğu, elindeki poşet içerisinde bulunan bıçağı çıkartarak sanığa rastgele vurmaya çalıştığı, sanığın bir eli ile aracın direksiyonu tuttuğu diğer eli ile maktulün kendisine bıçakla vurmasını engellemeye çalıştığı, ancak; dosyada yer alan doktor raporuna görede maktulün buna rağmen bıçakla sanığın vücudunun çeşitli yerlerine vurduğu, bu sırada sanığın aracı yol kenarındaki bariyere çarptığı, sanığın bir şekilde maktulün elindeki bıçağı alarak maktule karşılık verdiği sırada maktulün göğsüne isabet eden bıçak yarası ile öldüğü, Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı'nın 01/09/2015 tarih ve 10127/1225/897 sayılı raporuna göre, “...kişinin ölümünün kesici delici alet yaralanmasına bağlı iç organ kesilmelerinden gelişen iç ve dış kanama sonucu meydana gelmiş olduğu, kişinin vücudunda haricen 2 adet kesici delici alet yarası tespit edilmiş olup, haricen 1 numarada tarif edilen yarayı açan kesici delici aletin göğüs solda 5-6-7. kotlarda parasternal hatta kanamalı kesi oluşturarak sol göğüs boşluğuna girdiği, perikart, kalp ve sol akciğerde kanamalı kesiler oluşturarak sonlandığı, oluşturduğu yaralanmanın öldürücü mahiyette olduğu, haricen 2 numarada tarif edilen yarayı açan kesici delici aletin sol el bileği iç yanda cilt altı ve kas dokuda kanama ve ekimoz meydana getirerek sonlandığı oluşturduğu yaralanmanın öldürücü mahiyette olmadığı...” şeklinde bildirildiği, sanığın Elmadağ Devlet hastanesine ait adli raporunda vücudunun değişik yerlerinde uzunluğu 5 ile 10 cm arasında değişen bıçak yarası olduğunun belirlendiği, olayda ele geçirilen bıçağın kriminal incelemeye gönderildiği, Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 15/07/2015 tarih ANK-BLY-15-20114 sayılı uzmanlık raporu kapsamında; bıçağın namlu kısmında bulunan kan örneğinin maktulün açık yarasından alınan kan örneği ile genotipik olarak uyumlu olduğu; Ankara kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 16/06/2015 tarih EGM 2015/201 sayılı uzmanlık raporu kapsamında; söz konusu olayda kullanılan Columbia ibareli sarı desen kapzalı bıçak üzerinde yapılan gün ışığı ve görünür banttaki ışıklar kullanılarak görsel inceleme sonucunda iz tespit edilemediği; Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 10/08/2015 tarih AHM 15-20114 sayılı uzmanlık raporu kapsamında; söz konusu olayda kullanılan Columbia ibareli sarı desen kabzalı bıçak üzerinde yapılan ilcelemede sivri uçlu ve oluklu bir namluya sahip olduğunu, 6136 sayılı Yasanın 4/1 maddesi kapsamına girdiğinin tespit edildiği, Adli Tıp 1. İhtisas Kuruluna ait 07.12.2015 tarihli raporunda; maktulde ölüme sebep olan yaralanmanın uygun şartlar altında araç içerisinde ani hız kaybı, bankete çarpmak, ani fren gibi durumlarda ortaya çıkan ters ivmelenmeye bağlı kendi elindeki kesici-delici aletin üstüne düşmesi ile oluşmasının mümkün olduğu ancak aynı yaralanmanın bir başkası tarafından da yapılabileceği aralarında tıbben ayrım yapılamadığının bildirildiği, sanığın kullandığı tırın olay sonrası kolluk tarafından park halinde bariyerlere sağ taraftan sürtünmüş bir şekilde durduğunun tespit edildiği, aksi kanıtlanamayan ve mevcut tespitlerle örtüşen sanık savunmasında; maktulün kendisine araç içerisinde bıçakla vurmaya başlaması üzerine direksiyonu bırakarak maktule sarıldığını, araç içerisinde boğuşmaya başladıklarını, araç hareket halinde olduğu için yolun kenarındaki bariyerlere sürtmeye başladığını, çarpma ile birlikte maktul ile beraber sendeleyerek araç içine düştüklerini, kendisinin yeniden ayağa kalktığını, maktulün ayağa kalkmak isterken bu sırada araç bariyerlere sürterek seyrettiğinden yeniden düştüğünü, düşmesinden sonra yandım anam diyerek koltuğun üzerine oturduğunu ve yığıldığını, bu sırada aracın bir süre daha bariyerlere sürterek seyrettiğini daha sonra hızını bitirdiği için geriye doğru kaymaya başladığını, bıçağı alıp şoför mahallindeki basamağa attığını daha sonra da polisi ve 112'yi aradığını beyan ettiği, buna göre, sanığın yönetimindeki araç içerisinde maktulün bıçakla saldırısı üzerine aracı durdurmadığı ancak; direksiyonu bırakıp maktule sarılıp boğuştukları, bu sırada aracın bariyerlere sürtünmesi ve çarpması nedeni ile sanık ve maktulün araç içerisinde dengelerini kaybettikleri boğuşma ve mücadele ortamında sanığın maktulün elindeki bıçağı aldıktan sonra kendisine yönelik gerçekleşmekte olan saldırıyı o andaki hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile hareket edip, maktule karşılık verdiği sırada maktulün göğsüne isabet eden bıçak yarası ile öldüğünün anlaşılması karşısında; sanığın maktüle yönelik eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 25/1. maddesinde düzenlenen haksız bir saldırıyı o anki hal ve koşula göre, saldırıyla orantılı bir biçimde defetmek amacıyla meşru müdafaa kapsamında işlediğinin kabulü ile TCK’nın 25/1. ve CMK’nın 223/2-d maddesi gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 07/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.