1. Hukuk Dairesi 2021/2782 E. , 2021/4053 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVALILAR : ... V.D.
Dava, kadastro öncesi nedenlere dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı Hazine, Çınar İlçesi Kazıktepe Köyünde yapılan kadastro çalışmaları sonucu 29 parsel sayılı taşınmazın eski malik davalı ... adına 1.857.750 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edildiğini, Çınar Asliye Hukuk Mahkemesinin 196/10-40 E.ve K. Sayılı kararı ile tezyidi dönüm davası açılarak yüzölçümünün 73.544 metrekareden 1.854.000 metrekareye çıkarılıp bu kararın icrası ile hükmen 24.08.1960 tarih 70 nolu tapuya bağlandığını, 1977 yılında köye kadastro gelmesi sonucu en son hükmen oluşan tapu kaydına dayanılarak tespit yapıldığını yapılan bu tespitin hatalı olduğunu, tapu kaydında okunan sınırların değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlar olduğunu ileri sürerek taşınmazın dönümü artırılmadan önceki yüzölçümü ile davalılar adlarına tescilini ve dönüm fazlasının tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya tescilini istemiştir.
Daha sonra davacı Hazine yargılama sırasında; 31.12.2002 tarihinde çekişmeli taşınmazın satış suretiyle malikinin el değiştirdiğini HUMK’un 186. maddesi uyarınca davalarını tapu iptal ve tescil davasından tazminat davasına dönüştürdüklerini fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 142.240,000.00 TL tazminatın devir tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı ... ve ..., davacı kurumun iddialarının asılsız olduğunu taşınmazın tapulamasının 1977 yılında yapılıp aynı yıl kesinleştiğini belirterek açılan davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece taşınmaza uygulanan tapu kaydının sabit sınırlı olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar Yargıtay 1. Hukuk Dairesince “yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli bulunmadığı belirtilerek yerel bilirkişiler eşliğinde mahallinde keşif yapılarak dava dışı kişiler tarafından açılan 1985/115 Esas sayılı dava dosyası ve krokisi ile çekişmeli taşınmaza komşu olan 30 ve 33 parsel sayılı taşınmazlara ait kadastro tutanakları ve dayanağı belgelerin uygulanıp değerlendirilmesi, davalıların dayandığı tapu kaydının okuduğu “köy” sınırının değişebilir nitelikte bulunması nedeniyle kayda sabit sınırlarla bağlantısı kesilmeyecek şekilde miktarıyla geçerli olacak şekilde kapsam tayin edilmesi, miktar fazlası için zilyetlikle iktisap koşullarının davalılar yararına gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması, bundan sonra hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gereğine değinilerek “ bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda çekişmeli taşınmazın özel mülkiyete konu tarım arazisi niteliği taşıdığı, uygulanan kayıtlar bakımından sabit sınırlı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği görüşüldü.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden dava konusu taşınmaza uygulanan tapu kaydının Çınar Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.06.1937 tarih 12/12 nolu ilamı ile tapu kaydının hudutları hatalı ve cihatsız olduğu belirtilerek sütunu mahsusunda düzeltilerek tashihen tescil yapıldığı ve Çınar Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.12.1950 tarih 1950/57 Esas 1950/55 Karar sayılı ilamı ile tapu kaydında miktar ve mevki yazmadığı sebeple miktarının yeniden tespit edilip mevkii ismi konulduğu anlaşılmıştır.
Yine dosyadaki tapu kayıtları incelendiğinde davalı tarafın dayanak hükmen oluşun tapu kaydının geldilerinin sırasıyla Ocak 1951 tarih 28 nolu 80.000 metrekare yüz ölçümlü tapu kaydı, Kasım 1947 tarih 7 nolu tapu kaydı ve Ekim 1943 tarih 127 nolu 73.544 metrekare yüzölçümlü tapu kaydı, Ocak 1931 tarih 28 nolu tapu kaydı, Eylül 1324 tarih 230 nolu tapu kaydı olduğu, tespitin yüzölçümü düzeltim davası sonucu oluşturulan 24.08.1960 tarih 70 nolu tapu kaydına istinaden 11.05.1977 yılında yapıldığı, tespitin 22.07.1977 yılında itiraz olmaksızın ... adına kesinleştiği dava tarihinden önce 20.10.1987 tarihinde tapuda kayden payları oranında ..., ..., ..., ... ve ... ... intikal ettirildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde gerekleri yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamının gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir.
Mahkemece, Çınar Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 10.07.1960 tarih 1960/10 Esas ve 1960/404 Karar sayılı ilam ile davalı tarafın tapusunun miktarı 73.544 metrekareden 1.854.000 metrekareye çıkartıldığı bu miktarın taşınmazın hudutlarının sabit sınırlı olması nedeniyle geçerli olduğu gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiştir.
Ne var ki, hükmüne uyulan bozma ilamında değinildiği üzere, tapu kaydının okuduğu “köy” sınırının değişebilir, gayri sabit sınır olduğu bu sebeple tapu kaydının miktarı ile geçerli olacağı belirtilmiş olmasına rağmen hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda tapu kaydının üç sınırında okunan yolların birbirleri ile bağlantıları kesilmeksizin nizalı parselin tümünü çevrelediği ve kadim yol oldukları, tapu kaydının batı sınırında okunan “köy” sınırının güneybatıda mevcut bulunan Kazıktepe Köyünü ifade ettiği belirtilerek tapu kaydının sabit sınırlı olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece Çınar Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.06.1937 tarih 12/12 ve 18.12.1950 tarih 57/55 sayılı dava dosyaları getirtilip dosya içerisine alınmadığı gibi sınırların düzeltilmemiş ilk hali keşifte uygulanmamıştır. Dosyada beyanlarına başvurulan mahalli bilirkişiler kadastroda sırasında uygulanan tapu kaydının sınırlarının dava konusu edilen taşınmaza uyduğunu, dosyada alınan fen bilirkişisi de komşu taşınmaz kayıtlarının tespite esas tapu kaydındaki sınırları okuduğu belirtilmiş ise de komşu yenice köyü arazilerinden 108 nolu parselin güney hududu üç köprü tariki okuduğu halde tapu kaydında bu yön, kuzey hududu “yol çatı” okumaktadır. Yine yenice köyü arazilerinden komşu 44 ve 107 nolu parselin dayanak kayıtları batı hududu Çayırlık ve İsmail Tarlaları okuduğu halde tespite esas tapu kaydında bu yön, doğu hududu “davudi caddesi” okuduğundan varılan tespit doğru değildir.
Ayrıca mahkemece yüz ölçüm tespiti ve artırılması davası ile sınır düzeltim davalarında Hazine taraf olmadığından bu hükümlerin Hazineyi bağlamayacağı hususu değerlendirilmemiştir.
Bu nedenle de sağlıklı bir yargıya ulaşmak için öncelikle tespite esas tapu kaydının oluşumuna esas yukarıda dosya numaraları belirtilen dava dosyalarının aslı ya da tapudan kesinleşmiş mahkeme ilamları ile varsa eki krokiler istenmeli ve tespit tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının dosya arasına getirtilerek dosya ikmal edilmelidir.
Bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu ile jeodezi veya fotogrametri uzmanı harita mühendisinden oluşacak bilirkişi heyeti aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Belirtilen tarihlerde çekilmiş hava fotoğrafları stereoskop aletiyle incelenmeli, temin edilebilen en eski tarihli uydu fotoğrafları değerlendirilmeli, çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, sınırlarında değişiklik olup olmadığının belirlenmesine çalışılmalı, anılan tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte okunup sınırlarının bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesi istenilmeli; bilirkişilerin gösteremediği sınırlar için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bu hudutların denetime elverişli şekilde belirlenmesine çalışılmalı, mahalli bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak sureti ile giderilmelidir.
Fen bilirkişisine kayıt uygulamasını denetlemeye olanak verir ve bilirkişi ve tanıkların gösterdiği sınırların işaretlendiği harita düzenlettirilmeli, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri de bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, taşınmazın kadastro paftasındaki konumu bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılmalı, 3 kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu vasıtasıyla taşınmazın öncesi belirlenmeli ve zirai faaliyete konu olup olmadığı ve zilyetliğin hangi tasarruflar ile sürdürüldüğü özellikle irdelenmelidir.
Davalı tarafın dayanak tapu kaydının “köy” sınırı nedeni ile gayri sabit ve değişebilir sınırlı olduğu ve dolayısıyla miktarı itibarı ile geçerli olduğu göz önünde bulundurulmalı, tapu kaydına sabit sınırlarla bağlantısı kesilmeyecek şekilde miktarıyla geçerli kapsam tayin edilmesi fazlası için zilyetlikle kazanım koşullarının davalılar yararına gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması ve bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmelidir.
Mahkemece, bu yönler göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15/09/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.