
Esas No: 2015/13547
Karar No: 2015/13547
Karar Tarihi: 9/10/2019
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
İNTERMETAL SANAYİ VE TİCARET LTD. ŞTİ.
BAŞVURUSU (2) |
(Başvuru Numarası: 2015/13547) |
|
Karar Tarihi: 9/10/2019 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Hasan Tahsin GÖKCAN |
Üyeler |
: |
Serdar ÖZGÜLDÜR |
|
|
Burhan ÜSTÜN |
|
|
Hicabi DURSUN |
|
|
Selahaddin MENTEŞ |
Raportör |
: |
M. Emin ŞAHİNER |
Başvurucu |
: |
İntermetal Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ithal edilen malların liman işletmesince teslim
edilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 7/8/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön
incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm
tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve
esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına
(Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü"nün
71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu
alana ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden
incelenmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar
özetle şöyledir:
A. Dava Öncesi Süreç
8. Başvurucu, Ege Serbest Bölgesi"nde demir-çelik sektöründe
faaliyet gösteren bir şirkettir.
9. Başvurucu Şirket; Çin’de bulunan bazı şirketlerden akreditif
yoluyla mal satın almıştır.
10. İthal konusu mallar 24/11/2009 tarihinde İzmir Limanı"na
ulaşmış ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarının (TCDD) Gümrük Müdürlüğü adına
işlettiği ve gümrüklü saha olan geçici eşya depolama alanına teslim edilmiştir.
11. Konşimentoların orijinali ile İzmir Gümrük Müdürlüğüne meşru
hak sahibi olarak yapılan başvuru üzerine anılan eşya başvurucu Şirket adına 26/11/2009
tarihinde Müdürlükçe tescil edilerek Ege Serbest Bölgesi"ne sevk edilmiştir. Gümrük
işlemlerinin tamamlanması üzerine aynı gün geçici antrepoya konulan eşyanın
teslimi amacıyla TCDD Liman İşletmesi Müdürlüğüne konşimento alıcı nüshaları ve
diğer gerekli belgeler ibraz edilmesine rağmen bu eşya başvurucuya teslim
edilmemiştir.
12. Eşyanın teslim alınamaması üzerine TCDD"ye noterlikler
vasıtasıyla sırasıyla 4/12/2009 tarihli ihtarname gönderilip eşyanın teslimi
için gerekli olan şartların neler olduğu sorulmuştur. TCDD"nin cevabı üzerine
de istenenler yerine getirilip eşyanın teslimi için tekrar başvurular yapılmış
olmasına karşın teslimat talepleri yine reddedilmiştir.
13. Liman idaresi ise talep konusu malların tesliminden
kaçınmasına gerekçe olarak; yapılan kontroller sonucunda konşimento üzerinde
yer alan geminin işletme kaydında bulunmamasını göstermiştir. Başvurucu ise
anılan gemi işletme kayıtlarında bulunmasa bile bedelini ödediği malın tarafına
ait olduğu hususunun konşimento, faturalar ve Gümrük Müdürlüğünün tescili ile
belgelendiğini ve malın mülkiyeti hususunda herhangi bir ihtilafın
bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Dava Süreci
14. Başvurucu Şirket, eşyanın teslim edilmesi veya ticari faizi
ile birlikte maddi ve manevi tazminata karar verilmesi istemleriyle 18/6/2009
tarihinde İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme,
başvurucu tarafından açılan ve tamamen aynı içerikte olan diğer iki davayı
(Mahkemenin E.2009/365 ve E.2009/742 sayılı dosyaları) başvuru konusu dava
dosyası ile birleştirmiştir.
15. Başvurucu Şirket dava dilekçesinde;
i. Davalı liman işletmesinin 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı
Gümrük Kanunu"nun 218. maddesi gereğince ardiyecilik
görevi yaptığını, tasdikli özet beyan karşılığında gümrüklü eşyayı zimmetine
alıp gümrük işlemleri bitince sahibine teslim etmekle mükellef olmasına ve
geçici antrepoya konulan eşyanın teslimi amacıyla davalı işletmeye konşimento
alıcı nüshaları ile diğer gerekli belgelerin verilmesine rağmen eşyanın teslim
edilmediğini belirtmiştir.
ii. Davalı işletmece gönderenleri, taşıyıcıları, gümrük idaresi
ve alıcı kayıtlarında herhangi bir yanlışlık veya eksiklik bulunmayan eşyanın
bu şekilde teslim edilmemesinin hukuki bir dayanağının bulunmadığını ve 4458
sayılı Kanun"un 4. maddesi gereğince gümrük idareleri ile muhatap olan
kişilerin kanun, tüzük ve yönetmeliklere uymakla mükellef olduğunu ileri
sürmüştür.
iii. İdarenin, dava konusu teslimden kaçınma şeklindeki haksız
fiili sonucu emtianın piyasa satış bedeli olarak yüksek miktarlarda kâr
mahrumiyetinin oluştuğunu iddia etmiştir.
16. Dava dosyası daha sonra İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesine
(Mahkeme) devredilmiştir. Mahkeme 15/4/2013 tarihinde asıl ve birleşen
davaların reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde özetle şu hususlara yer
verilmiştir:
i. Taşıyanlar ve acenteleri, yükleme limanında tanzim edilen
konşimentoları ibraz eden yetkili hamillere malları teslimle yükümlü olup bu
işlemi konşimentoların ibraz edilmesi ve konşimentoların sahte olup olmadığını
inceleyerek yapacaktır.
ii. Gönderilen konşimentoları, taşıyan acentelerine ibraz ederek
taşıyanlardan aldığı belgeler ile (teslim talimatnamesi-muvafakatnamesi)
malları teslim alabilecektir. Bu durumda yüklerin konşimentolarda bunları
teslim almaya yetkili gönderilen dışında üçüncü bir kişiye teslim edilmesi
hâlinde taşıyanlar sorumlu olacaklardır.
iii. Gümrük idaresinin hâlihazırda eski uygulamalarından farklı
olarak antrepo hizmeti vermemesi nedeni ile ordino talep etmediği, gümrük
idaresinin sadece malın gümrükle ilgili pozisyonunu, tarifesini, ithalinin
serbest olup olmadığını ve gümrük vergisinin ödenip ödenmediğini araştırdığı,
diğer hususların yetki alanı dışında olduğu, malların alıcıya teslim edilip
edilmemesi hususunun gümrük idaresinin yetkisinin dışında kaldığı açıktır.
iv. Gemilerden tahliye edilen ancak henüz alıcıya teslim
edilmemiş mallar üzerinde tasarruf hakkının taşıyanlarda bulunması nedeni ile
alıcının bu konşimentoları doğrudan liman idaresine ibraz ederek malların
teslimini isteyemeyeceği belirlenmiştir. Yine limanın buradaki hukuki durumunun
taşıyanların ifa yardımcısı olduğu, taşıyanların varma limanında zilyetliği
nakil sureti ile yüklerin vasıtalı veya vasıtasız zilyetliğinin gönderilene
geçmesini sağladığı, dolayısıyla taşıyanların iradeleri olmaksızın tek taraflı
teslim yapılamayacağı açıklanmıştır.
v. Bu durumda taşıyanların talimatı olmadan liman idaresinin
yükü teslim edemeyeceği hukuki gerçeği dikkate alındığında başvurucu Şirketin
söz konusu taleplerini hak sahibi olduğunu ispat ederek taşıyanlara karşı ileri
sürmesi gerekirken onun ifa yardımcısı konumundaki liman idaresine dava açması
kabul edilemeyecektir.
vi. Taşıyanların, alacaklarını tahsil edemedikleri takdirde yük
üzerinde hapis haklarını kullanabilmeleri ancak malların kendi talimatları ile
teslim edilmesine bağlıdır. Aksi takdirde, taşıyanlar bu alacaklarını tahsil
edemeyeceklerdir. Eşyayı taşıyanın rızası dışında teslim eden liman idaresinin
de bu hâlde hukuki ve cezai sorumluluğu bulunmaktadır. Bu itibarla taşıyanların
onayları olmadan taşıyanların menfaatlerini koruma yükümlülüğü bulunan ve
teslim emri olmaksızın teslimatı gerçekleştiremeyecek olan liman idaresinin
sorumluluğu söz konusu olacaktır. Sonuç olarak liman idaresinin ancak
taşıyanların talimatına rağmen haksız olarak yükü teslim etmekten kaçınması
hâlinde başvurucunun haksız fiil niteliğindeki bu eylem nedeniyle liman
idaresine karşı dava açabilmesi hakkı doğabilecektir.
vii. Taşıyanın yardımcısı konumundaki liman idaresi eşyanın
gönderilene teslimini yaptığı andan itibaren taşıyıcıların sorumlulukları sona
erecektir. O hâlde eşyanın teslimi taşıyanlar adına liman idaresince
yapılmaktadır. Liman işletmesi taşıyanlardan aldığı talimat doğrultusunda
malları kime teslim etmesi gerekiyorsa ona teslim edecektir.
viii. Sonuç olarak başvurucu Şirket, TCDD Liman İşletmesine
karşı açmış olduğu davalarda haklı bir hukuki sebebe dayanmamaktadır. Diğer bir
deyişle başvurucu Şirket, konşimentoyu ibraz etmeden konşimentoyu temsil eden
malların kendisine teslimini isteyemeyecek ve bu nedenle tazminat talebinde
bulunamayacaktır.
17. Temyiz edilen hüküm Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 6/11/2014
tarihli kararıyla onanmıştır. Daire karar düzeltme istemlerini de 16/6/2015
tarihinde reddetmiştir.
18. Nihai karar, başvurucu vekiline 9/7/2015 tarihinde tebliğ
edilmişlerdir.
19. Başvurucu Şirket 7/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda
bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
20. İlgili hukuk için bkz. İnter Metal Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu, B. No:
2015/13518, 3/7/2018, §§ 22-39.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 9/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Makul Sürede
Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
22. Başvurucu, yargılamanın makul süre içinde tamamlanmadığını
ileri sürmüştür.
23. Bireysel başvuru sonrasında, 31/7/2018 tarihli ve 30495
sayılı Resmî Gazete"de yayımlanan 25/7/2018 tarihli
ve 7145 sayılı Kanun"un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle
Çözümüne Dair Kanun"a geçici madde eklenmiştir.
24. 6384 sayılı Kanun"a eklenen geçici maddeye göre
yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi
ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan
bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul
edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat
üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat
Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.
25. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)
kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya
da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği
iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara
ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin
yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama
kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini
tartışmıştır.
26. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru
yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması
nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına
makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat
ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi
olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama
imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel,
§§ 27-34). Bu gerekçeler
doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal
iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi
olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan
başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile
bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması
nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).
27. Mevcut başvuruda, söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren
bir durum bulunmamaktadır.
28. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul
edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez
olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Mülkiyet Hakkının İhlal
Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
29. Başvurucu, ithal etmiş olduğu ve dava dışı taşıyanlar
tarafından taşınan malların bedelini ödeyerek taşımaya konu malların konşimentolarını
aldığını ve söz konusu konşimentolara dayanarak TCDD Liman İşletmesi Genel
Müdürlüğüne başvurup ilgili malların kendisine teslimini talep ettiğini
belirterek söz konusu taleplerinin işletme tarafından haksız olarak
reddedildiğinden, taşıma konusu malların gümrüklü sahada kaldığından ve
tesliminin engellendiğinden yakınmaktadır. Başvurucu; ithal edip mülkiyetini
kazandığı malların teslim edilmemesi iddiasıyla işletmeye karşı İzmir 6. Asliye
Ticaret Mahkemesinde dava açtığını, ancak bu davalarının haksız yere
reddedildiğini, bu nedenle Anayasa"nın 10., 35., 36., 125., 138. ve 141.
maddelerinde düzenlenen eşitlik ve kanunilik ilkeleri ile adil yargılanma,
makul sürede yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri
sürmektedir.
2. Değerlendirme
30. Anayasa"nın "Mülkiyet
hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına
sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla
sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına
aykırı olamaz."
31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan
hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini
kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.
No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu adil yargılanma hakkının da ihlal
edildiğini ileri sürmekte ise de, başvurucunun temel şikâyetinin ithal edilen
malların teslim edilmemesi olduğu gözetilerek belirtilen şikâyetin mülkiyet
hakkının ihlali iddiası kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
a. Kabul Edilebilirlik
Yönünden
32. Başvurucunun aynı konu ile ilgili olarak yukarıda belirtilen
şikâyetleri daha önce Anayasa Mahkemesince incelenmiş ve karara bağlanmıştır (İnter Metal Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu,
§§ 33-61).
b. Esas Yönünden
33. Depoda tutulan malların mülkiyetinin başvurucu Şirkete ait
olduğu hususu, Gümrük Müdürlüğünce bu malların başvurucu Şirket adına tescil
edilmesi ve malların teslimini teminen kontrol çıkış
fişleri düzenlenmesi ile de resmî kurumlarca kabul edilmiş bulunmaktadır. Söz
konusu malların mülkiyetinin başvurucuya ait olduğuna ilişkin dava süreçlerinde
de herhangi bir ihtilaf yaşanmamıştır. Sonuç olarak başvurucu, yurt dışından
konşimentoyla bedelini ödeyerek akreditif yoluyla paslanmaz çelik çubuk satın
almıştır. Ancak taşıyanın talimatının bulunmadığı gerekçesiyle söz konusu
mallar liman idaresince başvurucuya teslim edilmemiştir. Dolayısıyla ekonomik
bir değer ifade ettiği kuşkusuz olan bu eşyanın başvurucu yönünden Anayasa"nın
35. maddesi anlamında mülk teşkil
ettiğinde tereddüt bulunmamaktadır (İnter Metal Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu, §§ 36-37).
34. Somut olayda başvurucu bütünüyle mülkten yoksun bırakılmış
değildir. Diğer taraftan müdahalenin mülkiyetin kontrolü veya düzenlenmesi
amacıyla da yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda başvuruya konu müdahalenin mülkiyetten barışçıl yararlanma ilkesine
ilişkin birinci kural çerçevesinde incelenmesi gerekir (İnter Metal Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu, §§ 38-40).
35. İlgili mevzuat hükümlerinin ve buna dayalı Yargıtay
uygulamasının belirli, öngörülebilir ve ulaşılabilir olduğu açıktır. Bu
itibarla derece mahkemelerinin kararlarının dayandığı gerekçeler ile yine
ilgili mevzuat hükümleri dikkate alındığında başvurucunun mülkiyet hakkına
yapılan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı değerlendirilmiştir (İnter Metal Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu,
§§ 44-46).
36. Malları taşıyıcılarının rızaları dışında teslim eden liman
idarelerinin hukuki ve cezai sorumluluklarının bulunduğu gerçeği de dikkate
alındığında bu yetki kapsamında yapılan sıkı belge kontrolleri ile taşıyan
sıfatına sahip gemi donatanlarının ve onların temsilcileri olan gemi
acentelerinin yanında, taşıyan sıfatına sahip taşıma işleri komisyoncularının
ve liman idarelerinin de mal alıcısı firmaların da ortak yararına bir
uygulamanın gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla somut olayda, yapılan
kontroller sonucu ibraz edilen belgelerdeki bilgiler ile idare kayıtlarında yer
alan bilgiler arasında farklılıklar bulunması hâlinde gerekli düzenlemelerin
yapılmasının istenmesinde ve bu düzenlemelerin yapılmaması hâlinde malların
tesliminden kaçınılmasında kamu yararı mevcut olup müdahalenin meşru bir amaç
taşıdığı kuşkusuzdur (İnter Metal Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu,
§§ 47-49).
37. Başvuru konusu olayda liman idaresince yapılan kontroller
sonucu ibraz edilen belgelerdeki bilgiler ile idare kayıtlarında yer alan
bilgiler arasında farklılıklar bulunması hâlinde gerekli düzenlemelerin
yapılmasının istenmesinin ve bu düzenlemelerin yapılmaması hâlinde malların
tesliminden kaçınılmasının ulaşılmak istenen kamu yararı amacını
gerçekleştirmeye elverişli ve bu amaç doğrultusunda gerekli olduğu
tartışmasızdır. Ancak bunun yanında müdahalenin orantılı olup olmadığı da
değerlendirilmelidir (İnter Metal Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu,
§ 53).
38. Esasında başvurucu Şirketin bu şekilde kendisine ait
olduğunu iddia ettiği malların tesliminin engellenmesinin başvurucu açısından
bir külfete yol açtığı kuşkusuzdur. Ancak liman idarelerinin, taşıyanların ifa
yardımcıları olmaları sebebiyle onlara karşı çeşitli sorumlulukları
bulunmaktadır. Liman idareleri bu sorumluluklarını ise teslimatı talep edilen
eşyaya ilişkin belgeleri 4458 sayılı Kanun ile Gümrük Yönetmeliği hükümlerine
istinaden kendisinde bulunan kayıtlarla karşılaştırılarak kontrol etmek
suretiyle yerine getirmektedir. Bu durumda taşıyanların yardımcısı konumundaki
liman idaresinin eşyanın gönderilene teslimini yaptığı andan itibaren
sorumluluğu sona erecektir. Bu itibarla liman işletmesi taşıyandan aldığı
talimat doğrultusunda malı kime teslim etmesi gerekiyorsa ona teslim edecektir.
Diğer bir deyişle liman işletmesinin sıkı belge kontrolünde bulunuyor olmasının
ve uluslararası deniz taşımacılığı mevzuatının bu noktada esnek olmayan
hükümler içermesinin deniz ticaretinin belirli bir güvenlik seviyesinde seyri
için elzem olduğu hususunda genel bir kabul bulunmaktadır (İnter Metal Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu, §§ 54-55).
39. Diğer yandan limandan eşya çekilebilmesi için gerekli olan
belgelerin neler olduğu ve bu belgelerin temin edilememesi hâlinde
eksikliklerin nasıl tamamlanabileceği ya da bu belgelerdeki hatalı kayıtların
düzeltilmesi yol ve yöntemleri de ilgili mevzuatta belirtilmiştir. Acente
tarafından tescil ettirilecek alt özel beyanlarda çoğu zaman gemi isimlerinin
düzeltilerek yer aldığı ve bu şekilde başvurucu Şirket konumundaki mal
alıcılarının bu eksikliği acenteler vasıtasıyla giderebildikleri açıktır. Buna
mukabil somut olayda liman idaresine ibraz edilen özet beyanlarda limana gelen
gemi isimlerinin konşimentolarda yer almadığı fakat eşyayı taşıyan gemilerin
isimlerinin yer aldığı varsayıldığında başvurucunun kendisine 4458 sayılı
Kanun"un 165/D maddesi gereğince tanınan alt özel beyanlarla taşıyıcı
firmaların acentesi veya Gümrük Müdürlüğünce düzeltmenin yaptırılması ve
düzeltme karar yazılarının liman idaresine ulaştırılmasıyla teslimatın
gerçekleştirilmesi imkânını kullanmadığı görülmektedir. Bu durumda
acentelerinden, aktarma olarak getirilen gemi isimlerinin düzeltilmesine imkân
veren söz konusu hukuki enstrümanın varlığı, başvurucuya yüklenen külfeti
hafifletmekte ve bu, ticari işletmenin tüm taraflarının menfaatine olan ve gemi
taşımacılığında ticari güvenin tesisi için elzem olan mezkûr uygulamanın teşkil
ettiği müdahaleyi ölçülü kılmaktadır. Liman idaresinin taşıyanların talimatı
anlamına gelen ordino kesilmesi
işlemlerine rağmen malları teslimden kaçınması hâlinde ise müdahalenin ölçüsüz
olacağı açıktır. Bununla birlikte somut olayda başvurucu Şirket, bu tür bir
işlemin tesisini teminen acenteler nezdinde herhangi
bir girişimde bulunmamıştır (İnter Metal Sanayi
ve Ticaret Ltd. Şti., §§ 56-57).
40. Diğer yandan liman idaresi tarafından başvurucu Şirketin pek
çok defa yaptığı teslim talepli başvuruya verdiği cevaplarda teslimatın
gerçekleşmesi için şart olan eksik belgelerin neler olduğu bildirilmiş ve bu
belgelerin temini durumunda her zaman malların tesliminin gerçekleşebileceği
ifade edilmiştir. Üstelik ithalata konu malların teslim alınması anına kadar
eksik olan belgeleri sunabilecek acenteler ve gümrük müşaviri gibi muhatapların
bulunduğu, eksiklikleri tamamlanması istenen belgelerin ayrım gözetilmeksizin
tüm mal ithalatçısı firmalardan talep edildiği gerçeği de dikkate alındığında
başvurucu Şirketin beklemediği bir taleple karşılaşmış olduğunu söylemek de
mümkün değildir. Nitekim acentelerin tescil ettirdiği özet beyanlarda çoğu
zaman alıcı olarak aracı firmaların isimlerinin yazıldığı, asıl alıcıların
eşyayı teslim alabilmeleri için bu aracı firmalarca alt özet beyanlar
düzenlenerek Gümrük Müdürlüğüne tescil ettirmeleri ve limana vermeleriyle
eşyanın tesliminin gerçekleştirilebildiği hususu da, bu konudaki uygulama da
tüm ithalatçı firmalarca bilinmektedir (İnter Metal Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu, § 58).
41. Ayrıca talep konusu mallar hâlihazırda depoda durduğu için
başvurucu Şirketin ithal ettiği söz konusu malları taşıyan veya acentesine
düzenlettirilecek Teslim Talimat Formu"nu ibraz
ederek liman idaresinden teslim alabileceği anlaşılmaktadır. Başvurucu Şirket,
her ne kadar malların teslimi için gerekli olan ordinoların artık uygulamada
geçerliliğinin kaldırıldığını belirtmiş ise de taşıyanların imzalayarak yükün
teslimine rıza gösterdiklerini ifade ettikleri ve kimi çevreler nezdinde ulusal
ve uluslararası ticaret ve taşımacılıkta yüklerin teslimi için geçerli ve
gerekli belge olduğu hususunda bir kabul bulunan yük teslim belgesi, etiketli
konşimento veya ordino gibi farklı isimler verilen bu belgelerin hukuken
geçerliliği olmayan belgelerden olduğuna ilişkin bir mevzuat hükmünün ya da
yargısal içtihadın varlığı hususunda başvurucu tarafından herhangi bir bilgi ya
da belge sunulmamıştır (İnter Metal Sanayi ve Ticaret
Ltd. Şti. Başvurusu, § 59).
42. Bu durumda somut olayda liman idaresinin cevap yazılarında
da işaret edilen ve başvurucu Şirketin maliki olduğunu iddia ettiği mallarına
ulaşabilmesini sağlayan hukuki yolların bulunduğu, depodaki malların
tasfiyesine gidilmeyip hâlihazırda herhangi bir işleme tabi tutulmadan orada
tutuldukları dikkate alındığında başvurucu Şirkete şahsi olarak aşırı ve olağan
dışı bir külfet yüklenmediği anlaşılmıştır. Sonuç olarak somut olay bakımından
başvurucu Şirketin mülkiyet hakkının korunması ile kamunun yararı arasında
olması gereken adil denge bozulmadığı için müdahale ölçülü bulunmuştur.
43. Aynı şikâyeti içeren somut başvuruda da bu ilkelerden
ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmayıp açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın
35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar
verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin
iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle
KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
9/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.