
Esas No: 2015/13961
Karar No: 2015/13961
Karar Tarihi: 9/10/2019
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
SAİT DUVA BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2015/13961) |
|
Karar Tarihi: 9/10/2019 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Hasan Tahsin GÖKCAN |
Üyeler |
: |
Serdar ÖZGÜLDÜR |
|
|
Burhan ÜSTÜN |
|
|
Hicabi DURSUN |
|
|
Selahaddin MENTEŞ |
Raportör |
: |
Murat İlter DEVECİ |
Başvurucu |
: |
Sait DUVA |
Vekili |
: |
Av. Veysel VESEK |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, güvenlik güçlerince gerçekleştirildiği iddia edilen
ölüm olayı hakkında etkili ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam
hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 6/8/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden
sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm
tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve
esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına
(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirilmesine gerek görülmediğini
bildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi
(UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, nüfus kaydına göre 5/5/1994 tarihinde ölen A.D.nin oğludur.
9. Başvurucu 15/3/2012 tarihinde Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına
(Cumhuriyet Başsavcılığı) babasının ölümüyle ilgili bir dilekçe vermiştir. Bu
dilekçede başvurucu; babasının 1994 yılı Ağustos ayı içinde bir gün F.Ö. ile
Şırnak"ın Güçlükonak ilçesi Bulmuşlar köyünden Güçlükonak-Siirt kara yoluna
doğru yürüdüğünü, Taşkonak köyü yakınlarında bir
yerde babası ve F.Ö.nün askerlerce durdurulduğunu,
askerlerden birinin uzun namlulu bir silahla babasına ateş edip onu
öldürdüğünü, olayı F.Ö.den öğrendiğini, olaydan sonra
babasına ait cesedin askerî bir araçla köye getirildiğini, cesedin göğüs
bölgesinde mermi giriş deliği, sırt bölgesinde ise mermi çıkış deliği
bulunduğunu, cesedi köylerindeki mezarlığa gömdüklerini, nüfus kayıtlarına göre
ölümün Güçlükonak İlçe Jandarma Komutanlığınca (Jandarma Komutanlığı)
Güçlükonak İlçe Nüfus Müdürlüğüne (Nüfus Müdürlüğü) bildirildiğini ve anılan
kayıtlarda ölüm nedeninin "Bilinmiyor."
olarak yer aldığını ileri sürmüştür. Başvurucu aynı dilekçede;
Jandarma Komutanlığına müzekkere yazılarak ölüm bildiriminin neye istinaden
yapıldığının öğrenilmesini, babasına ait mezarın açılıp gerekli adli işlemlerin
yapılmasını ve babasının ölümüne neden olan kişi/kişiler hakkında soruşturma
başlatılmasını talep etmiştir.
10. Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucunun babasının ölümü
hakkında aynı gün soruşturma başlatıp başvurucunun ifadesini almıştır.
İfadesinde dilekçesindeki hususları yineleyen başvurucu; ek olarak babasının
cesedi köye geldiğinde kendisinin koyun otlattığını, cesedin yanına annesi ile
kız kardeşleri F. ve H.nin gittiğini, ertesi gün
cesedi A.G.nin yıkayıp M.E., Ma.Ü.,
M.Ü., A.E. ve Ö.E.nin defnettiğini, babasının
mezarını kendisinin tarif edemeyeceğini ancak annesi E.D.nin
tarif edebileceğini ve açık adreslerini bilmese de isimlerini zikrettiği
kişileri Cumhuriyet Başsavcılığında hazır edebileceğini beyan etmiştir.
11. Cumhuriyet Başsavcılığı 16/3/2012 tarihinde M.G.Ü., A.E. ve M.Ü.nün tanık sıfatıyla ifadelerini almıştır. Anılan
kişiler ifadelerinde özetle A.D.nin askerlerce
öldürüldüğünü F.Ö.den duyduklarını, A.D.nin mezarının yerini tam olarak bilmediklerini beyan
etmişlerdir. Ölenin damadı olan A.E., ayrıca kayınvalidesi E.D.nin
(A.E.nin beyanına göre A.D.) mezarın yerini bildiğini
ve Bulmuşlar köyünde hâlihazırda kimsenin yaşamadığını ifade etmiştir.
12. Cumhuriyet Başsavcılığı 5/4/2012 tarihinde Diyarbakır
Cumhuriyet Başsavcılığı (TMK 10. madde ile görevli) bir müzekkere yazarak
soruşturma kapsamında yapılması istenen hususların bildirilmesini istemiştir.
13. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (TMK 10. madde ile görevli)
başvurucunun ifadesinde geçen kişilerin ve özellikle F.Ö.nün
ifadesinin alınmasını, şüphelilerin tespiti için gerekli araştırmaların
yapılmasını ve ölenin mezarının açılarak ölüm sebebinin ve cesedin ölene ait
olup olmadığının tespitini istemiştir.
14. F.Ö.nün ifadesi 2/5/2012 tarihinde
Jandarma Komutanlığına bağlı Çelik Jandarma Karakolu komutan vekilince
alınmıştır. İfadesinde F.Ö., hatırladığı kadarıyla 1994 yılı Haziran ayı içinde
bir gün Siirt"e gitmek için A.D. ile yola çıktıklarını, yürürlerken askerlerin
kendilerini durduğunu, asker giyimli, siyah saçlı bir kişinin yaklaşık 20-30
metre mesafeden A.D.yi silahla göğsünden vurup
öldürdüğünü, askerî bir aracın kendisini ve A.D.nin
cesedini köye götürdüğünü, ifadesini köylerindeki okulda geçici olarak kalan
bir üsteğmenin aldığını, kendisini ifadeye o zamanki köy korucusu olan G.E.nin çağırdığını, G.E.nin açık
adresini bilmediğini ve A.D.yi olaydan bir gün sonra
defnettiklerini söylemiştir.
15. Cumhuriyet Başsavcılığı 21/6/2012 tarihinde Jandarma
Komutanlığına bir müzekkere yazarak ifadesi alınan kişilerin beyanlarında ismi
geçenler ile köyün ileri gelenlerinin yardımı alınarak A.D.nin
mezarının tespitini, işlemin kamera kaydına alınmasını, etrafındaki mezarları
da gösterecek şekilde A.D.nin mezarının bulunduğu
yerin krokisinin çizilmesini, mezar yerini gösterecek kişilerin beyanlarının
alınmasını, olay tarihinin tespitine çalışılarak o tarihte, o bölgede hangi
askerî birliğin bulunduğunun araştırılmasını, A.D.ye ateş eden kişinin
belirlenmesini ve olay yerinde incelemeler yapılarak delillerin tespitini
istemiştir.
16. Kolluk görevlilerince düzenlenen 5/7/2012 tarihli tutanaktan
geçici askerî güvenlik bölgesi içinde bulunan Bulmuşlar köyünün 1994 yılında
boşaltıldığı, köyün hâlen boş olup bölgede terör tehlikesinin bulunduğu, köyle
bağlantıyı sağlayan asfalt veya stabilize yol olmadığı, köyün Yağızoymak köyü ile bağlantısını sağlayan toprak bir yol
bulunmakla birlikte bu yolun araç trafiğine kapalı olduğu, köye ulaşımın
helikopterle sağlanabileceği, mezarın açılması için kapsamlı operasyonel faaliyet gerektiği, bu faaliyetin de terör
olaylarının yoğunluğunun azaldığı sonbahar veya kış aylarında yapılmasının
uygun olacağı, A.D.nin öldürülmesiyle ilgili herhangi
bir belgeye ulaşılamadığı, 1994 yılında Taşkonak
köyünde Yağızoymak Jandarma Komando Taburuna bağlı
Jandarma Komando Bölüğünün görev yaptığı ve A.D.ye ateş ettiği iddia edilen
askerin kimlik bilgilerinin belirlenemediği öğrenilmiştir.
17. Cumhuriyet Başsavcılığı Jandarma Komutanlığına gönderdiği
20/11/2012 tarihli yazıyla, ölenin mezarının 19/12/2012 tarihinde açılması
planlandığından mezar yerinin başvurucunun annesi ile tanık A.E.nin
kayınvalidesinin beyanlarına başvurularak tespitini istemiştir.
18. Bu müzekkereye verilen cevaptan başvurucunun kolluk
görevlilerine mezarın bulunduğu yerin birçok kez yakılıp yakıldığını, o bölgeye
birçok kez top atışı yapıldığını ve mezarın yerini tam olarak bilmediğini beyan
ettiği anlaşılmıştır.
19. Cumhuriyet Başsavcılığı F.Ö.nün
beyanlarına ilişkin tutanağı da ekleyerek Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı
(TMK 10. madde ile görevli) ile Eruh Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği
3/12/2012 tarihli yazılarla A.D.nin ölümü ile ilgili
herhangi bir soruşturma kaydı bulunup bulunmadığını sormuştur.
20. Müzekkerelere verilen cevaplardan A.D.nin
ölümü hakkında yürütülmüş bir soruşturma kaydına rastlanmadığı öğrenilmiştir.
21. Güvenlik ve ulaşım için helikopter temin edilememesi
nedeniyle o ana kadar ölenin mezarının açılması işlemini gerçekleştiremeyen
Cumhuriyet Başsavcılığı 4/12/2012 tarihinde, 13/12/2012 tarihinde
gerçekleştirilmesi planlanan bahse konu işlem için helikopter tahsis edilmesi
amacıyla Başbakanlıktan talepte bulunmuştur.
22. Cumhuriyet Başsavcılığı helikopter tahsisine yönelik talebini
11/12/2012 tarihinde Bakanlığa da iletmiştir.
23. Cizre Cumhuriyet savcısı tıbbi bilirkişi de dâhil olmak
üzere mezar açma işlemi sırasında hazır bulunacak kişilerle birlikte 17/12/2012
tarihinde Koçyurdu Jandarma Karakoluna gitmiştir.
Ancak Şırnak"tan kalkması gereken helikopter hava muhalefeti nedeniyle
havalanamamış, Siirt"ten havalanan helikoptere ise terör örgütü unsurlarınca
taciz ateşi açılmıştır. Bölgede güvenlik güçlerinin terör örgütü mensupları ile
sıcak temas hâlinde olduğu öğrenilince çevreye örgüt mensuplarının el yapımı
patlayıcı maddeler yerleştirmiş olabileceği değerlendirilmiş ve bu nedenle
mezar açma işlemi gerçekleştirilememiştir.
24. Cumhuriyet Başsavcılığınca 19/12/2012 tarihinde beyanına
başvurulan başvurucu, babasının mezarını bilen tek kişi olan annesi E.A. ile
birlikte 8/12/2012 ve 15/12/2012 tarihinde Bulmuşlar köyündeki mezarlığa
gittiğini, annesinin A.D.nin gömüldüğü mezar
konusunda emin olamadığını, diyabet rahatsızlığı nedeniyle annesinin bazen
sağlıklı düşünemediğini, köyün bulunduğu yerin ciddi terör tehdidi altında
olduğunu, güvenlik güçleri ve terör örgütü mensupları arasındaki çatışmalar
sırasında kullanılan mühimmat -top ve havan topu mermisi de dâhil- nedeniyle
mezarlığın harabe vaziyette olduğunu, babasının mezarı olduğunu tahmin
ettikleri yerde başka kişilere ait cesetlerin de bulunabileceğini belirterek
mümkün ise mezar açma işlemi yapılmadan soruşturmaya devam edilmesini
istemiştir.
25. Cumhuriyet Başsavcılığı 30/4/2013 tarihinde Jandarma
Komutanlığına bir müzekkere yazarak gerek kendilerince gerekse Çelik Jandarma
Karakolu veya Yağızoymak"ta konuşlu askerî birlikçe
soruşturmaya konu olay hakkında herhangi bir adli, idari veya askerî işlem
yapılıp yapılmadığının araştırılmasını istemiştir.
26. Kolluk görevlilerince düzenlenen 7/6/2013 ve 10/6/2013
tarihli tutanaklardan başvurucunun 15/3/2012 tarihinde verdiği ifadesinde ismi
geçen M.E.nin on dört ay kadar önce vefat ettiği,
ifadede ismi geçenlerden M.Ü. ve Ö.E.nin Yağızoymak"ta değil Cizre"de ikamet ettikleri ve olay
hakkında Jandarma Komutanlığında, Çelik Jandarma Karakolunda ve Yağızoymak Piyade Taburunda herhangi bir kayıt bulunmadığı
öğrenilmiştir.
27. Kolluk görevlileri 6/10/2013 tarihinde tanık F.Ö.nün ifadesinde ismi G.E. olarak geçen Me.G.E.nin ifadesini almıştır. Me.G.E.
ifadesinde, 1994 yılı Mayıs ayı içinde bir gün A.D.nin
F.Ö. ile birlikte Cizre"ye yaya olarak gitmek için köyden ayrıldığını, o günün
akşamında A.D.nin cesedinin köye geldiğini duyduğunu,
cesedi ertesi gün defnettiklerini, A.D.nin nasıl
öldüğünü görmediğini, o tarihlerde geçici köy korucusu olduğunu, o dönem
çevredeki jandarma karakollarının kapalı olduğunu, köylerindeki okulda piyade
bölüğünün kaldığını ve bu bölüğe bağlı olarak çalıştıklarını, F.Ö.yü ifade vermek üzere bir yere götürmediğini, konuyla
ilgili olarak ilk kez ifade verdiğini, F.Ö.nün
ifadesinde geçen üsteğmeni görmediğini ve kendisine köyde G.E. ismiyle hitap
edildiğini söylemiştir.
28. Cumhuriyet Başsavcılığı 4/9/2013 tarihinde başvurunun
ifadesinde isimleri geçen M.E. ve Ö.E.nin kimlik ve
adres bilgilerinin tespiti için Cizre Emniyet Müdürlüğüne bir müzekkere
yazmıştır.
29. Bu müzekkereye verilen cevapta açık adres bildirilmediği,
sorulan şahısların kendilerince bilinen kişilerden de olmadığı ve söz konusu
kişileri tanıyan herhangi bir kişinin tespit edilemediği belirtilmiştir.
30. Cumhuriyet Başsavcılığı 5/9/2013 tarihinde Cizre Jandarma
Komutanlığına bir müzekkere yazarak A.D.ye ait mezarın ölenin ailesi ile defin
işlemini gerçekleştirenlerin yardımıyla bulunmasını istemiştir.
31. Cumhuriyet Başsavcılığı aynı gün Genelkurmay Başkanlığına
bir müzekkere yazarak konuyla ilgili olarak askerî bir komutanlıkça
idari/askerî bir soruşturmanın yapılıp yapılmadığı konusunda bilgi verilmesini
ve 1994 yılı Ağustos ayında bölgede görev yapan teğmen, üsteğmen ve yüzbaşı
rütbesindeki kişilerin kimlik bilgileri ile iletişim bilgilerinin
gönderilmesini istemiştir.
32. Cumhuriyet Başsavcılığı 24/9/2013 tarihinde, 2/10/2013
tarihinde yapılacak mezar açma işlemi için helikopter tahsis edilmesi için
Başbakanlıktan talepte bulunmuştur.
33. Mezar açma işlemi için gerekli personel ve malzemelerin
temini, çevre güvenliğinin sağlanması ve başvurucunun ifadesinde geçen kişiler
ile mezar yerini bilebilecek kişilerin hazır edilmesi için Cumhuriyet
Başsavcılığı 25/9/2013 tarihinde Jandarma Komutanlığına müzekkere yazmıştır.
34. Jandarma Komutanlığı mezar açma işleminin 2014 yılının Ocak
veya Şubat ayında yapılmasının uygun olacağını bildirmiştir.
35. Cumhuriyet Başsavcılığı 2014 yılında dava zamanaşımı
süresinin dolacağını değerlendirerek anılan işlemin 6/11/2013 tarihinde
yapılmasına karar verip helikopter tahsisi için Şırnak 23. Jandarma Sınır Tümen
Komutanlığından talepte bulunmuştur.
36. Jandarma Komutanlığı 2013 yılı Ekim ayı içinde A.D.nin mezarının yeri konusunda F.Ö., A.Ö. ve Me.G.E.nin ifadesini almıştır. İfadesi alınanlar, A.D.nin defnedildiği mezarı bilmediklerini beyan
etmişlerdir. F.Ö., A.D.ye ateş eden askerin eşkâlini hatırlamadığını, rütbesini
ve ismini bilmediği bir komutanın olayla ilgili sözlü beyanını aldığını yoksa
herhangi bir tutanağa imza atmadığını ve kendisini ifade vermeye Ö.E. ile köy
korucusu M.A.E.nin götürdüğünü söylemiştir. A.G.nin Siirt"te, Ö.E.nin
Mardin"in Nusaybin ilçesinde, başvurucu ile A.E., M.E., M.Ü., E.D. ve
başvurucunun kardeşleri F. ve H.nin Şırnak"ın Cizre
ilçesinde, F.Ö.nün ifadesinde geçen M.A.E.nin ise Aliağa Ceza İnfaz Kurumunda bulunması
nedeniyle bahsi geçen kişilerin ifadeleri alınamamıştır.
37. Jandarma Komutanlığı 28/10/2013 tarihli yazıyla Bulmuşlar
köyü bölgesinde terör örgütü mensupları olabileceğini ve mezar açma işlemi
öncesinde, sırasında ya da sonrasında çatışma yaşanabileceğini bildirmiştir.
38. 1994 yılı Ağustos ayında Güçlükonak"ta teğmen, üsteğmen ve
yüzbaşı rütbesiyle görev yapan kişilerin isim listesi ile resimlerini
Cumhuriyet Başsavcılığına gönderen Genelkurmay Başkanlığı 11/10/2013 tarihli
yazılarla, ilgili birimlerden intikal eden yazılarda konuya ilişkin açıklayıcı
bilgi yer almadığını, konuya ilişkin araştırmaların devam ettiğini ve yeni
bilgiler tespit edildiğinde gönderileceğini, 12/12/2013 ve 16/12/2013 tarihli
yazılarla da konuyla ilgili herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığını
bildirmiştir.
39. Cumhuriyet Başsavcılığı 9/12/2013 tarihinde, Genelkurmay
Başkanlığınca gönderilen resimleri tanık F.Ö.ye göstererek teşhis işlemi
yaptırmıştır. F.Ö. fotoğraftakileri tanımadığını, aradan uzun zaman geçmesi
nedeniyle hatırlamadığını, olay gecesi M.A.E.nın
kendisini tek odalı bir yere götürüp asker üniformalı, rütbesi ile yaşını
tahmin edemediği bir kişiyle görüştürdüğünü, bu kişinin sorması üzerine olayı
anlattığını, M.A.E.ninbir ceza infaz kurumunda
olduğunu fakat bu ceza infaz kurumunun hangisi olduğunu bilmediğini
söylemiştir.
40. Cumhuriyet Başsavcılığı 23/12/2013 tarihinde M.A.E.nin kimlik ve adres bilgilerinin tespiti için Cizre
Jandarma Komutanlığına müzekkere yazmıştır.
41. Anılan müzekkereye verilen cevapta, geçici veya gönüllü köy
korucusu olduğuna dair kayda rastlanmadığından M.A.E.nin
kimlik ve adres bilgilerinin belirlenemediği belirtilmiştir.
42. Cumhuriyet Başsavcılığı 2/1/2014 tarihinde görevli olmadığı
gerekçesiyle görevsizlik kararı verip soruşturma evrakını Diyarbakır Cumhuriyet
Başsavcılığına (TMK 10. madde ile görevli) göndermiştir.
43. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (TMK 10. madde ile
görevli) 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun uyarınca 12/4/1991 tarihli ve
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu"nun 10. maddesi uyarınca kurulan mahkemeler
ile Cumhuriyet başsavcılıklarının görevine son verildiği ve soruşturma
yetkisinin yetkili Cumhuriyet başsavcılığına ait olduğu gerekçesiyle 8/3/2014
tarihinde görevsizlik kararı vermiş ve soruşturma evrakını Cumhuriyet
Başsavcılığına göndermiştir.
44. Cumhuriyet Başsavcılığı A.D.nin
ölümü ile ilgili olarak herhangi bir şüphelinin tespit edilip edilmediği ve
herhangi kamu bir davanın açılıp açılmadığı hususunda Jandarma Komutanlığı ve
Cizre İlçe Emniyet Müdürlüğüne (Emniyet Müdürlüğü) 2/9/2014 tarihinde müzekkere
yazmıştır.
45. Emniyet Müdürlüğü görevlilerince düzenlenen 12/9/2014
tarihli tutanaktan Emniyet Müdürlüğünün A.D.nin
ölümüyle ilgili herhangi bir tahkikat yürütmediği anlaşılmıştır.
46. Jandarma Komutanlığı görevlilerince düzenlenen 4/11/2014
tarihli tutanakta herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı belirtilmiştir.
47. Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun babasının ölümü
hakkında düzenlenen MERNİS Ölüm Tutanağı"nda bahsi
geçen Jandarma Komutanlığı yazısının bir örneğinin gönderilmesi için 25/2/2015
tarihinde Güçlükonak İlçe Nüfus Müdürlüğüne (Nüfus Müdürlüğü) ve Jandarma
Komutanlığına müzekkere yazmıştır.
48. Nüfus Müdürlüğü 5/3/2015 tarihli yazıyla bir örneği istenen
yazının arşivlerinde bulunmadığını bildirmiştir.
49. Müzekkereye cevap vermemesi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı
22/4/2015 tarihinde Jandarma Komutanlığına bir yazı daha göndermiştir.
50. Jandarma Komutanlığı talep edilen yazının 1998 yılına ait
olduğunu ve kayıtlarında bulunamadığını 8/5/2015 tarihli yazıyla bildirmiştir.
51. Cumhuriyet Başsavcılığı dava zamanaşımı süresinin dolduğu
gerekçesiyle 10/6/2015 tarihinde kimlik bilgileri tespit edilmeyen
şüpheli/şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (kovuşturmasızlık
kararı) vermiştir.
52. Başvurucu, başka hususlar yanında soruşturmaya konu suçun
insanlığa karşı işlenmiş bir suç olması nedeniyle dava zamanaşımı süresine tabi
olmadığını da belirtip soruşturmadaki bazı noksanlıklar ve gecikmelere dikkat
çekerek kovuşturmasızlık kararına vekili aracılığıyla itiraz etmiştir.
53. Cizre Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik) başvurucunun itirazını
3/7/2015 tarihinde reddetmiştir.
54. Hâkimliğin kararı 9/7/2015 tarihinde başvurucu vekiline
tebliğ edilmiş olup bireysel başvuru 6/8/2015 tarihinde yapılmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
55. İlgili hukuk için bkz. Yasin
Ağca (B. No: 2014/13163, 11/5/2017, §§ 86, 87, 91-96) başvurusu hakkında verilen karar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
56. Mahkemenin 9/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
57. Başvurucu öncelikle olay tarihinde on üç yaşında olduğunu,
ailesinin tek erkek çocuğu olması nedeniyle ailesinden hiç kimsenin adli
makamlara olay nedeniyle başvuru yapmadığını, babasının güvenlik güçlerince
öldürüldüğüne ilişkin olarak tanık bulunduğunu ve bu hususun doğruluğu tespit
edilemese bile devletin babasının ölümü hakkında etkili bir ceza soruşturması
yürütmekle yükümlü olduğunu belirtip soruşturmadaki bazı eksiklik ve
gecikmelere de dikkat çekerek yaşam hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
58. İkinci olarak başvurucu; etkili başvuru hakkının etkili
soruşturma yükümlülüğünden daha geniş olduğunu, babasının ölümüyle ilgili
savunulabilir bir iddiası olmasına rağmen kamu makamlarının konunun özünü ele
alabilecek fiilen etkili olan bir başvuru yolu sunamadıklarını, ölenin eşi ve
diğer çocuklarının ifadesinin alınmaması nedeniyle ölenin yakınlarının
soruşturmaya etkili katılamadıklarını, görgü tanığı F.Ö.nün
ifadesinin olayın meydana geldiği Jandarma Komutanlığında görevli askerlerce
alındığını, olayın faillerinin tespit edilemediğini ve uygun bir tazminat da
elde edemediğini ifade ederek yaşam hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru
hakkının ihlal edildiğini öne sürmüştür.
59. Son olarak başvurucu, herhangi bir gerekçe belirtmeden
kendisi yönünden kötü muamele yasağı ve bu yasakla bağlantılı olarak etkili
başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
60. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan
hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini
kendisi takdir eder (Tahir Canan,
B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun etkili başvuru hakkının ihlal
edildiğine ilişkin iddialarının özünün babasının ölümü hakkında yürütülen
soruşturmanın etkisizliğine ilişkin olduğunu ve başvurucunun tükettiği başvuru
yolunu dikkate alan Anayasa Mahkemesi, anılan ihlal iddialarının da yaşam hakkı
kapsamında incelenmesi gerektiği kanaatindedir.
61. Bununla birlikte kötü muamele yasağı ve bu yasakla
bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının hangi nedenle ve nasıl ihlal
edildiğine dair başvuru formunda herhangi bir açıklama yapılmadığından söz
konusu ihlal iddiaları hakkında herhangi bir inceleme yapılmayacaktır.
62. Anayasa’nın "Kişinin
dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı"
kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının
ilgili kısmı şöyledir:
" Herkes,
yaşama... hakkına sahiptir."
63. Anayasa’nın "Devletin
temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili
kısmı şöyledir:
“Devletin temel amaç ve görevleri, …
Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve
mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti
ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve
sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için
gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
1. İncelemenin Kapsamı
Yönünden
64. Yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edilip edilmediği
konusunda bir değerlendirme yapılmasına imkân sağlayacak nitelikte makul
şüphenin ötesinde kanıt Anayasa Mahkemesinin elinde bulunmamaktadır. Bir başka
ifadeyle olayın gerçekleştiği koşullar bir değerlendirme yapılmasına imkân
sağlayacak nitelikte tespit edilememiştir. Bu sebeple inceleme, yaşam hakkının
etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu ile sınırlı olarak
yapılmıştır.
2. Kabul Edilebilirlik
Yönünden
a. Genel İlkeler
65. Anayasa Mahkemesinin yaşam hakkının usul boyutu konusunda
benimsediği genel ilkelere göre şüpheli bir ölüm olayı hakkında yürütülen ceza
soruşturmasının etkililiği için;
i. Soruşturma makamlarının resen ve derhâl harekete geçerek ölüm
olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün
delilleri tespit etmeleri (Serpil Kerimoğlu
ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 57),
ii. Kamu görevlilerinin karıştığı iddia edilen ölümlere ilişkin
soruşturmaları yürüten soruşturma makamlarının olaya karışmış olabilecek
kişilerden bağımsız olması ve soruşturma makamlarının sadece hiyerarşik ve
kurumsal bağımsızlığının yeterli olmayıp aynı zamanda soruşturmanın fiilen de
bağımsız olarak yürütülmesi (Cemil Danışman,
B. No: 2013/6319,16/7/2014, § 96),
iii. Ceza soruşturmasının fiilen hesap verilebilirliği sağlamak
için soruşturma sürecinin kamu denetimine açık olması, ayrıca her olayda, ölen
kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu
ölçüde katılmalarının sağlanması (Serpil
Kerimoğlu ve diğerleri, § 58),
iv. Hukuk devletine bağlılığın sağlanması ve hukuka aykırı
eylemlere hoşgörü ve teşvik gösterildiği görünümü verilmesinin engellenmesi
amacıyla ceza soruşturması makul bir özen ve süratle yürütülmesi (Salih Akkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013,
§ 30) gerekir.
b. İlkelerin Olaya
Uygulanması
i. Soruşturma
Makamlarının Resen ve Derhâl Harekete Geçmesi Yönünden
66. Başvurucu, babasının
ölümü Jandarma Komutanlığının bir yazısı üzerine nüfusa işlendiğinden kolluk
görevlilerinin ölüm olayından haberdar olduğunu, ancak Cumhuriyet
Başsavcılığına müracaat etmesi üzerine ölüm olayı hakkında soruşturma
başlatıldığını ve olay tarihindeki yaşının küçüklüğü ve ailenin tek erkek
evladı olması nedeniyle diğer aile bireylerinin ölüm olayını adli makamlara
bildirmediğini ileri sürmüştür.
67. Evvela somut olayda A.D.nin
güvenlik güçlerince öldürüldüğü ileri sürüldüğünden olaya karışan güvenlik
güçleri tarafından ölüm olayının adli makamlara bildirilmesini beklemek makul
değildir. Ayrıca adli makamların başvurucunun şikâyetinden önce ölüm olayından
haberdar olduğuna dair bir iddia bulunmadığı gibi bu hususa işaret eden
herhangi bir bilgi de mevcut değildir.
68. İkincisi temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği
iddialarının öncelikle genel yargı mercilerinde olağan yasa yolları ile çözüme
kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin
bu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir.
Bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği başvurucunun ihlal iddialarını
öncelikle yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu
konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında sunması, dava ve başvurusunu
takip etmek için gerekli özeni göstermesi gerekmektedir (Rıfat Bakır ve diğerleri, B. No:
2013/2782, 11/3/2015, § 45; Bayram Gök,
B. No: 2012/946, 26/3/2013, §§ 18, 19).
69. Başvurucu olay tarihinde on üç yaşında bir çocuk olsa da
başvurucunun annesi ile reşit olan iki kız kardeşinin olayı adli makamlara
bildirme imkânları mevcuttur. Ayrıca başvurucu reşit olduktan sonra da -olanağı
bulunmasına rağmen- 15/3/2012 tarihine kadar olayı adli makamlara
bildirmemiştir. Başvurucunun konuyu adli makamlara intikal ettirmesinden sonra
ise Cumhuriyet Başsavcılığınca derhâl soruşturma başlatılmıştır. Bu nedenle
soruşturma makamlarının ölüm olayından haberdar olur olmaz resen harekete
geçmediği söylenemez.
ii. Soruşturmanın
Bağımsızlığı Yönünden
70. Başvurucu, tanık F.Ö.nün
ifadesinin olayın meydana geldiği Jandarma Komutanlığında görevli askerlerce
alındığını belirterek soruşturmanın bağımsız yürütülmediğini ima etmiştir.
71. Başvurucu olaydan yaklaşık on sekiz yıl sonra adli makamları
haberdar ettiğinden soruşturmada görev alan kolluk memurlarının olaya karışmış
olabilecek kişilerden bağımsız olmaması düşünülemez. Dahası Cumhuriyet savcısı
yaptırdığı teşhis işlemi esnasında F.Ö.nün beyanını
tespit etmiş, başvurucunun ve A.D.yi defnettiği iddia
edilen M.G.Ü., A.E. ve M.Ü.nün beyanlarını da bizzat
almıştır. Bu bakımdan başvurucunun babasının ölümü hakkında yürütülen
soruşturmanın yeterince bağımsız olduğu sonucuna varılmıştır.
iii. Soruşturmanın Eksiksizliği
(Ölüm Olayını Aydınlatabilecek ve Sorumluların Belirlenmesini Sağlayabilecek
Bütün Delillerin Toplanması)Yönünden
72. Başvurucu; Cumhuriyet savcısının olay yerine gidip görgü
tanıklarını tespit etmediğini, klasik otopsi işlemi için cesedin mezardan
çıkarılmadığını, olay tarihinde Jandarma Komutanlığında görevli kolluk
amirlerinin beyanlarının alınmadığını öne sürmüştür.
73. Daha önce de belirtildiği gibi başvurucu, soruşturma
makamlarını babasının ölümünden on sekiz yıl sonra haberdar etmiştir. Bu
nedenle Cumhuriyet savcısının olayın hemen akabinde olay yerini inceleyip görgü
tanıklarını tespit etmesi doğal olarak mümkün değildir. Unutulmamalıdır ki
olayın gerçekleştiği zamanda ve yerde ilk anda yürütülecek soruşturma işlemleri
çok büyük önem arz etmektedir. Geçen zamanla birlikte kaçınılmaz bir şekilde
delillerin kaybolması, tanıkların yer değiştirmesi ve yaşananları hatırlamanın
güçleşmesi gibi nedenlerle delil toplama ve olayın gerçekleşme şeklini
belirlemenin giderek zorlaşacağı açıktır (Yavuz
Durmuş ve diğerleri, B. No:2013/6574, 16/12/2015, § 62).
74. Cumhuriyet Başsavcılığı birkaç kez teşebbüs etmesine rağmen A.D.nin mezarının açılması işlemini gerçekleştirememiş ise
de 19/12/2012 tarihli beyanında başvurucu, annesinin A.D.nin
gömüldüğü mezar konusunda emin olamadığını belirtip (bkz. § 24) mezarın
bulunduğu mezarlığın harabe vaziyette olduğuna değinerek mümkün ise mezar açma
işlemi yapılmadan soruşturmaya devam edilmesini istemiştir. A.D.yi
defnettikleri ileri sürülen ve beyanı saptanan tanıklar da A.D.nin
mezarının bulunduğu yeri bilmediklerini ifade etmişlerdir (bkz. §§ 11, 36). O
hâlde somut olayın koşullarında on sekiz yıl önce öldüğü iddia edilen A.D.nin ölüm sebebinin tespiti için mezarın açılamaması bir
eksiklik olarak kabul edilemez.
75. Soruşturmaya konu olayın tek tanığı olan F.Ö. A.D.ye ateş
eden kişinin eşkâlini hatırlamadığını beyan edip (bkz. § 36) Güçlükonak"ta
teğmen, üsteğmen ve yüzbaşı rütbesiyle görev yapan kişilere ait resimlere
bakarak teşhiste bulunamadığından Jandarma Komutanlığında görevli kolluk
amirlerinin beyanlarının alınmaması da başvuruya konu soruşturma yönünden bir
noksanlık değildir.
iv. Ölenin Yakınlarının
Meşru Menfaatlerini Korumak İçin Soruşturma Sürecine Yeterli Ölçüde Katılımı
Yönünden
76. Soruşturmaya etkili biçimde katılamadığına dair bir iddiada
bulunmayan başvurucu, annesi ve kardeşlerinin ifadelerinin alınmaması nedeniyle
ölenin yakınlarının soruşturmaya etkili katılamadıklarından yakınmıştır.
77. A.D.nin eşi ve başvurucu dışındaki
çocuklarının soruşturmaya katılımlarının soruşturma makamlarınca engellendiğine
dair bir iddianın bulunmadığını vebaşvurunun sadece
başvurucu tarafından yapıldığını dikkate alan Anayasa Mahkemesi, başvuruya konu
soruşturmada meşru menfaatlerini korumak için ölenin yakınlarının soruşturma
sürecine yeterli ölçüde katılımı açısından bir eksiklik görmemiştir.
v. Soruşturmanın Makul
Sürat ve Özenle Yürütülmesi Yönünden
78. Başvurucu; ölüm
kaydına dayanak teşkil eden belgelerin 2014 yılında Nüfus Müdürlüğünden
istendiğini, ilk tanık ifadesinin olaydan yaklaşık yirmi yıl sonra alındığını
ve soruşturmanın 19 yıllık süresinin çok uzun olduğu görüşündedir.
79. İlk olarak belirtilmelidir ki başvurucunun soruşturma
makamlarını olay hakkında bilgilendirdiği tarih ile soruşturmanın sonuçlandığı
tarih arasında geçen süre yaklaşık 3 yıl 3 ay gibi makul bir süredir.
80. İkinci olarak, ifadesine başvurulan kişiler A.D.nin ölümünün soruşturma makamlarına bildirilmesinden
sonra kısa bir süre içinde dinlenmiştir.
81. Son olarak ölüm kaydına dayanak teşkil eden belgelerin 2014
yılında Nüfus Müdürlüğünden istenmesi hususu tek başına soruşturmanın
özensizliğine işaret etmemektedir. Soruşturmanın genel olarak özensiz
yürütüldüğünü gösteren bir durum da bulunmamaktadır. Bu nedenle başvuruya konu
edilen soruşturmanın makul sürat ve özenle yürütülmediğinin söylenemeyeceği
sonucuna ulaşılmıştır.
vi. Sonuç
82. 1994 yılında gerçekleştirildiği öne sürülen olaya ilişkin
15/3/2012 tarihli şikâyet üzerine yürütülen soruşturma sonucunda yaşam hakkının
ihlal edildiği iddialarının gerçekliğinin tespitinin ve varsa sorumluların
belirlenerek etkili bir şekilde cezalandırılmalarının sağlanamamış olmasında,
iddia edilen olay tarihi ile başvurucunun ihbarı sonucunda soruşturmanın
başlatıldığı tarih arasında geçen on sekiz yıllık sürenin etkili olduğu
şüphesizdir. Anılan zaman zarfında başvurucunun savlarını -etkili soruşturma
yürütülmesinin mümkün olduğu bir dönemde ve bu konuda resen tespit edilmiş veya
başvurucu tarafından ortaya konmuş herhangi bir engelleyici durumun mevcudiyeti
de söz konusu olmamasına rağmen- soruşturma makamlarının önüne taşımamış
olmasından bu makamların sorumlu tutulması dolayısıyla yaşam hakkı bağlamında
devlet tarafından etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlal edildiğinin kabulü
olanaklı değildir (aynı yöndeki değerlendirme için bkz. Ahmet Bulut ve Ahmet Bulut, B. No:
2014/15696, 17/5/2016, § 30).
83. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik
şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan
yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi
gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle
KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
9/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.