
Esas No: 2016/77246
Karar No: 2016/77246
Karar Tarihi: 9/10/2019
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
K.K. BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2016/77246) |
|
Karar Tarihi: 9/10/2019 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan |
: |
Hasan Tahsin
GÖKCAN |
Üyeler |
: |
Serdar
ÖZGÜLDÜR |
|
|
Burhan ÜSTÜN |
|
|
Hicabi DURSUN |
|
|
Selahaddin
MENTEŞ |
Raportör |
: |
Abdullah
UÇAR |
Başvurucu |
: |
K.K. |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi
hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 29/12/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön
incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca tutuklamanın hukuki
olmadığı için kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği şikâyeti
dışındaki iddialar yönünden 13/3/2019 tarihinde kısmi kabul edilemezlik kararı
verilmiş, başvurunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin bu kısmının
kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar
verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına
(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda
bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal
Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde
ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Olay tarihinde Elazığ"da Cumhuriyet
savcısı olarak görev yapmakta olan başvurucu hakkında 15 Temmuz darbe
teşebbüsünden sonra, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ağır cezalık
suçüstü hâli bulunduğu değerlendirilerek Fetullahçı
Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) hiyerarşik yapılanmasında
yer aldığı iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır.
9. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Genel Kurulunun
31/8/2016 tarihli kararı ile başvurucunun meslekten ihraç edilmesine karar
verilmiş ve anılan karar 29/11/2016 tarihinde kesinleşmiştir.
10. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının HSYK kararıyla meslekten
ihraç edilenler hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündeki yazısı
üzerine Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından
11/8/2016 tarihinde başvurucu gözaltına alınmıştır.
11. Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı
12/8/2016 tarihinde, başvurucuyu silahlı terör örgütü (FETÖ/PDY) üyesi olma
suçundan tutuklanması istemiyle Elazığ Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.
Hâkimlik aynı tarihte başvurucunun müsnet suçtan
tutuklanmasına karar vermiştir.
12. Başvurucu hakkında 3/11/2016 tarihinde Ankara 2. Sulh Ceza
Hâkimliğince resen yapılan incelemede tutukluluk hâlinin devamına karar
verilmiştir. Başvurucu anılan karara itiraz etmiş, Ankara 3. Sulh Ceza
Hâkimliğince 25/11/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar
verilmiştir. Verilen bu karar başvurucuya 6/12/2016 tarihinde tebliğ
edilmiştir.
13. Başvurucu 29/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda
bulunmuştur.
14. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 6/1/2017 tarihli ve 29940
mükerrer sayılı Resmî Gazete"de yayımlanan 680 sayılı
Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname"nin 7. maddesi ile 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve
Savcılar Kanunu"nun 93/1. maddesinde, hâkim ve savcıların kişisel suçları
hakkında soruşturma yapma yetkisinin ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu
bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığına ait
olduğu şeklinde değişiklik yapılmış olması gerekçesiyle 9/1/2017 tarihinde
yetkisizlik kararı vererek dosyayı Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına
göndermiştir.
15. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı 11/7/2017 tarihli
iddianame ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu işlediğinden
bahisle cezalandırılması istemiyle Gaziantep 9. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu
davası açmıştır.
16. UYAP üzerinden yapılan incelemede; başvurucu hakkında
Gaziantep 9. Ağır Ceza Mahkemesince E.2017/116 numarasına kayden
yapılan yargılama sürecinde 25/8/2017 tarihli ilk celsede başvurucunun
tahliyesine karar verildiği, yargılama sonucunda ise 2/5/2019 tarihli karar ile
başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan üzerine atılı suçu
işlediği sabit olmadığından beraatine hükmedildiği,
anılan kararın istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın 10/5/2019 tarihinde
kesinleştiği anlaşılmaktadır.
IV. İLGİLİ HUKUK
17. İlgili hukuk için bkz. Fatma
Maden (B. No: 2016/28719, 17/7/2018, §§ 21, 22) başvurusu hakkında
verilen karar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 9/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
ve Bakanlık Görüşü
19. Başvurucu; kuvvetli suç şüphesi olmaksızın tutuklandığını,
olayda tutuklama nedenlerinin bulunmadığını ve tutuklamanın ölçüsüz bir tedbir
olduğunu, adli kontrol tedbirinin neden yetersiz kalacağının
değerlendirilmediğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal
edildiğini ileri sürmüştür.
20. Bakanlık görüşünde, kabul edilebilirlik yönünden 4/12/2004
tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 141. maddesindeki tazminat
yolunun tüketilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Esas yönünden yapılan
değerlendirmede ise tutuklama kararına ve iddianamedeki delillere atıf
yapılarak somut olayda suç işlendiğine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin
bulunduğu belirtilmiştir.
21. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında iddianamede
gösterilen delillerin suç işlediğine ilişkin kuvvetli şüphenin var olduğunu
gösteren deliller olmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
22. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek
için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet
Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17). Ancak tüketilmesi
gereken başvuru yollarının ulaşılabilir olması yanında telafi kabiliyetini haiz
olması ve tüketildiğinde başvurucunun şikâyetlerini gidermede makul başarı
şansı tanıması gerekir. Dolayısıyla mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek
başına yeterli olmayıp uygulamada da etkili olduğunun gösterilmesi ya da en
azından etkili olmadığının kanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras, B. No: 2012/239, 2/7/2013, §
29).
23. 5271 sayılı Kanun"un tazminat isteminin düzenlendiği 141.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendinde yer alan, kanuna uygun olarak
yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına
veya beraatlerine karar verilen kişilerin maddi ve
manevi her türlü zararlarını devletten isteyebileceklerine ilişkin hükmün bu
hususta bir başvuru mekanizması öngördüğü anlaşılmaktadır. Anılan bent
uyarınca, haklarında yakalama veya tutuklama tedbiri uygulanan kişilerle ilgili
olarak soruşturmanın sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ya da
kovuşturmanın sonunda beraate hükmedildiği durumlarda
anılan tedbirlerin kanuna uygun olup olmadığından bağımsız olarak tazminat
imkânı tanınmıştır. Nitekim böylesi durumlarda kişiler hakkındaki yakalama veya
tutuklama tedbirlerinin kanuna uygun olmasının tazminat istemine engel teşkil
etmediği anılan hükmün içeriğinden açıkça anlaşılmaktadır (Mehmet Takımsu,
B. No: 2016/63712, 15/11/2018, § 45).
24. Diğer taraftan aynı fıkranın (a) bendinde kanunlarda
belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına
karar verilen kişilerin maddi ve manevi her türlü zararlarını devletten
isteyebilecekleri düzenlenmiştir (Mehmet Takımsu, § 46 ).
25. Bu kapsamda haklarındaki soruşturma süreci kovuşturmaya yer
olmadığı kararıyla veya kovuşturma süreci beraat kararıyla sonuçlanan kişilerin
-5271 sayılı Kanun"un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi
uyarınca- yakalama veya tutuklama tedbirlerinin kanuna uygun olup olmadığından
bağımsız olarak tazminat isteminde bulunmaları mümkün olduğu gibi - anılan
fıkranın (a) bendi uyarınca-bu tedbirlerin kanuna aykırı olduğu iddiasıyla
tazminat talep etme imkânları da mevcuttur (Mehmet
Takımsu, § 47). Nitekim Anayasa Mahkemesi,
tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı
kesinleşen kişiler yönünden de anılan yolun bireysel başvuru öncesinde
tüketilmesi gerektiğini ifade etmiştir (Hüseyin
Hançer, B. No: 2013/8319, 7/1/2016, §§ 37-41; Bilal Canpolat, B. No: 2014/983, 18/5/2016,§§ 37-43; Kamil
Erdoğan, B. No: 2017/4023, 19/4/2018, §§ 38-42).
26. Somut olayda, hakkındaki tutuklama tedbirinin hukuki
olmadığını ileri süren başvurucu hakkında 2/5/2019 tarihinde verilen beraat
kararı, istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın 10/5/2019 tarihinde
kesinleşmiştir. Buna göre başvurucu, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren 5271
sayılı Kanun"un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ve (e) bentleri
uyarınca tazminat talebinde bulunma imkânına sahiptir. Buna göre 5271 sayılı
Kanun"un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun
telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru
yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel
başvurunun ikincil niteliği ile
bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez
olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
tutulması talebinin KABULÜNE,
B. Başvurunun başvuru
yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
9/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE
karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.