Abaküs Yazılım
8. Hukuk Dairesi
Esas No: 2021/5844
Karar No: 2022/6459
Karar Tarihi: 30.06.2022

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/5844 Esas 2022/6459 Karar Sayılı İlamı

8. Hukuk Dairesi         2021/5844 E.  ,  2022/6459 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
    DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz

    Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davacı ...'ın davasının kabulüne, müdahil davacıların davasının reddine karar verilmiş olup, hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi müdahil davacı ... vekili, müdahil davacılar ... ve ... vekili ile birleşen davacı ... vekili tarafından, duruşmasız olarak incelenmesi ise davalı ... vekili, müdahil davacılar ... ve müşterekleri vekili, müdahil davacılar ... ve ... ... vekili, müdahil davacı ... vekili, müdahil davacı ... ve müşterekleri vekili, müdahil davacı ... ... ve ... vekili, müdahil davacı ... ve müşterekleri vekili, birleşen davacı ... ve diğerleri vekili ve davacı ... vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 07.06.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden ... ... vekili Avukat ..., ... vekili Avukat ..., ... ve ... vekili Avukat ... , ... ..., ... ... katılımlarıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Mahkemenin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "çekişmeli 293 ada 33 parsel sayılı taşınmaz hakkında ... Temiz tarafından 11.03.1992 tarihinde başka bir tapu kaydına dayanılarak Kadastro Mahkemesinde açılan tespite itiraz davasının sonunda teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 10 dönüm miktarındaki bölüm yönünden davanın kabulüne, bu bölümün ... Temiz ve müşterekleri adına tesciline karar verildiği, eldeki dosyada davacı ...'ın askı ilan süresinden sonra Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davanın, ... Temiz tarafından açılan söz konusu dava nedeniyle kadastro tutanağının kesinleşmediği açıklanarak, Kadastro Mahkemesinde görülen davanın karar tarihinden sonra, ancak kararın onanmasından önce görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine gönderilip her iki dosya birleştirilmekle birlikte kesinleşen Kadastro Mahkemesi ilamı ile lehlerine tescil hükmü kurulmuş olan ... Temiz ve müştereklerinin davadan haberdar edilerek taraf teşkilinin sağlanması gerektiği hususunun gözardı edilmesinin isabetsizliğine ve davacı ... ve müşterekleri ile davacı ... ve müşterekleri tarafından ayrı ayrı açılan ve eldeki dosya ile birleştirilmelerine karar verilen dava dosyalarının da hep birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine" değinilmiştir.
    Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı ...'ın davasının kabulüne, müdahil davacıların davasının ayrı ayrı reddine, çekişmeli 293 ada 33 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi ...'ın 01.12.1999 tarihli raporuna ekli krokisi ve fen bilirkişileri ..., ... ... ve H. ... ...'in 18.02.2013 tarihli raporlarına ek krokilerinde kırmızı renk ile taralı olarak (A) harfi ile gösterilen 13.838,00 m2 yüzölçümlü kısmına ilişkin kadastro tespitinin iptali ile, bu kısmın ifraz edilerek davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, geriye kalan ve fen bilirkişisi ...'ın 01.12.1999 tarihli raporuna ek krokisinde (B) harfi ile gösterilen 46.848,00 m2 yüzölçümündeki kısım ile yeşil renkle belirtilen 265,00 m2'lik kısmın davalı ... Belediyesi Tüzel Kişiliği adına tesciline, Fen Bilirkişisi ...'ın 01.12.1999 tarihli bilirkişi raporu ve ekli krokisi ile fen bilirkişileri ..., ... ... ve H. ... ...'in 18.02.2013 tarihli bilirkişi raporu ve ekli krokilerinin kararın eki sayılmasına karar verilmiş; hüküm, müdahil davacı ... vekili, müdahil davacılar ... ve ... vekili, birleşen davacı ... vekili, davalı ... vekili, müdahil davacılar ... ve müşterekleri vekili, müdahil davacılar ... ve ... ... vekili, müdahil davacı ... vekili, müdahil davacı ... ve müşterekleri vekili, müdahil davacı ... ... ve ... vekili, müdahil davacı ... ve müşterekleri vekili, birleşen davacı ... ve diğerleri vekili ve davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Mahkemece, ... Temiz ve müşterekleri yönü ile ... Kadastro Mahkemesi'nin 1999/21 Esas, 2000/6 Karar sayılı ilamı ile fen bilirkişisinin 30.03.2000 tarihli krokisinde (A) harfi olarak gösterilen 10.000,00 m2 kısmın bu kişiler adına tesciline karar verildiği ve sözü edilen kararın kesinleşmesi üzerine bu kişilerin adına tesciline karar verilen kısmın çekişmeli taşınmazdan ayrılarak 293 ada 104 parsel numarası ile adlarına tesciline karar verildiği, taşınmazın geri kalan kısmına yönelik ise iddia ve ispatlarının bulunmadığı, birleşen dosya davacısı ... ... yönü ile davacının 07.02.1966 tarihli ve 7 sıra numaralı tapu kaydının tedavülüne ilişkin satış işlemlerinin üzerinden dava tarihine kadar 40 yılı aşkın sürenin geçtiği, bu süre zarfında taşınmaz hakkında bir çok dava açılmış olmasına rağmen sözü edilen davacı tarafından yolsuz tescil vb. iddialara dayanılarak herhangi bir dava açılmadığı, ayrıca taşınmazı bu süre boyunca kendisinin ya da çocuklarının hiç kullanmadıkları, taşınmazın davacı ... tarafından kullanıldığına ilişkin hiçbir bilgilerinin olmadığına ilişkin beyanının ise hayatın olağan akışına aykırı olduğu, birleşen davacı ... ve arkadaşları yönü ile, taşınmaz üzerinde zilyetlikleri bulunmadığı gibi, kadastro çalışmalarından çok sonra dava açtıkları ve taşınmaz üzerinde belediye tarafından birçok yapı inşa edilmesinin de zilyetlik iddiası bakımından hayatrın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, hükmün gerekçesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1-c. maddesine uygunluğundan söz edilmesi mümkün bulunmadığı gibi, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama da hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
    Şöyle ki, T.C. Anayasa'sının 138 ve 141/3 maddeleri gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388/1-3. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1-c. maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.
    Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları tatmin edemez. (Kuru, Baki/ Arslan, .../ ..., Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’ye göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, ... 2011, s.472). Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
    Bu bağlamda, Mahkemece, yalnızca davacı ... ile birleşen dosya davacısı ... ve müşterekleri bakımından gerekçe gösterilmiş olmakla beraber, davanın diğer tarafları bakımından ise yukarıda belirtilen yasal düzenlemelere uygun şekilde gerekçe gösterilmemiş olup, bu haliyle kararın anılan yasal düzenlemelere uygunluğundan söz edilemez.
    Öte yandan, çekişmeli taşınmazın tespiti tapu kaydına dayalı olarak yapıldığı halde tespite esas tapu kayıtları ve birleşen davacı ... ve müştereklerinin dayandıkları tapu kayıtları tüm tedavülleri ile getirtilip, yöntemince uygulanmadığı ve tapu kayıtlarına yöntemince kapsam tayin edilmediği gibi, taşınmazın evveliyatında kime ait olduğu, kimden kime kaldığı ve kim tarafından ne zamandan beri hangi hukuki nedene dayalı olarak kullanıldığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı beyan alınmamış, bu kapsamda birleşen dava dosyalarının iddiaları bakımından mahallinde keşif dahi yapılmamış, diğer taraftan davacı ... ve müştereklerinin davacılardan ... dayanağı kaydın yolsuz olduğunu ileri sürdükleri halde bu hususta yeterli araştırma yapılmamış, sözü edilen tapu kaydının miktarı 7.349,376 m2 olduğu halde, hangi nedenle 13.838,00 m2'lik kısmın bu davacı adına tesciline karar verildiği hüküm yerinde tartışılıp değerlendirilmemiş, ayrıca aynı yere uygunluğu saptanılan tapu kayıtlarından önceki tarihli ve doğru temele dayanan tapu kaydına değer verilmesi temel ilke olduğuna göre tespit dayanağı tapu kayıtları ile ... dayanağı kayıtlar yönü ile bu ilke çerçevesinde bir değerlendirme yapılması gerektiği üzerinde de durulmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.
    Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmaza revizyon gören tapu kayıtları ile davacı ... ve müştereklerinin dayandıkları tapu kayıtlarının tesisinden itibaren tüm tedavülleri ve varsa haritaları getirtilmeli, tapu kayıtlarının revizyon görüp görmediği mercilerinden sorularak varsa revizyon gördükleri taşınmazlara ait kesinleşme durumunu gösterir şekilde onaylı kadastro tutanak örnekleri ve tutanakları kesinleşmiş ise tapu kayıtları istenilmeli; yine taşınmazı çevreleyen komşu taşınmazlara ait kadastro tutanaklarının onaylı örnekleri ile varsa dayanağını oluşturan kayıtlar ve kadastro sonucu oluşturulan tapu kayıtları getirtilmeli; dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile teknik bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, bu keşif sırasında öncelikle teknik bilirkişi eliyle taşınmaza revizyon gören tapu kayıtları ile davacı tarafın dayandığı tapu kayıtları varsa krokileri/haritaları zemine uygulanarak kayıtların kapsamı 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesi uyarınca haritasına göre belirlenmeli; tapu kayıtlarının krokisinin/haritasının bulunmaması veya uygulanamaması durumunda, tesislerinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte okunup sınırlarının bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesi istenilmeli; bilirkişilerin gösteremediği sınırlar için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı; kayıt uygulamasında komşu taşınmazların kadastro tutanak ve dayanaklarından yaralanılmalı, ayrıca kayıt uygulamasında önceki tarihli kesinleşen mahkeme kararlarındaki uygulamalar göz önünde bulundurulmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenerek, tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadıkları, taşınmazın taraflardan hangisinin dayandığı kaydın kapsamında kaldığı tespit edilmeli; kayıtların örtüşmesi halinde doğru temele dayalı önceki tarihli kayda değer verileceği düşünülmeli; dava konusu taşınmazın söz konusu tapu kayıtlarının kapsamları dışında kaldığı saptandığı takdirde zilyetlik araştırması yapılarak, tespit gününde zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalar da dikkate alınmak suretiyle, taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı, bu kapsamda yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinde kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, kim tarafından ne zamandan beri ne şekilde kullanıldığı hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; teknik bilirkişiden, yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği sınırları ve uygulanan tapu kayıtlarının kapsadığı alanı gösterir, keşfi takibe ve bilirkişi sözlerini denetlemeye elverişli krokili rapor alınmalı; bundan sonra taraflarca sunulan bütün deliller ile birlikte taleplerin değerlendirildiği, sonucuna göre kabul sebebini içeren, tarafları tatmin edici, hukuki denetimi mümkün ve özellikle Anayasa'nın 141/3. maddesi ve ona paralel bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK'nin 297. maddeleri de gözetilerek, gerekçelerinin açıkça kaleme alındığı anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte bir hüküm kurulmalıdır.
    Mahkemece, bu hususlar göz önünde bulundurulmaksızın karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 30.06.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.







    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi