8. Hukuk Dairesi 2018/15159 E. , 2018/19949 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
... A R A R
Davacı vekili, dava konusu 9945 ada 1 parsel üzerindeki 8 nolu bağımsız bölümde davacı ve davalı eski eşin yarı yarıya hissedar olduklarını, dava konusu taşınmazın boşanmadan önce aile konutu olarak kullanıldığını, taraflar boşanmadan 1 sene önce dava konusu taşınmazın boşaltılarak temmuz 2009 tarihinde ... adlı kişiye davalı tarafından kiralandığını, Temmuz 2009-Aralık 2013 tarihleri arası için tüm kira bedellerinin davalı tarafından alındığını, 02.12.2013 tarihinde kiracıya ihtar çekilmesi üzerine sonraki kira bedellerinin 1/2"sinin davacıya ödenmeye başlandığını, davalının aldığı kira bedellerine ilişkin Temmuz 2009- Kasım 2013 tarihleri arası için kira bedellerine ilişkin olarak icra takibi de başlatıldığını ancak davalının itirazı üzerine durduğunu, bu nedenle davalının aldığı kira bedelinden davacı payına düşen 15.600 TL"nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; tarafların müşterek çocuklarının bulunduğunu, boşanma davası açıldıktan bir müddet sonra aile konutu olan dava konusu evin boşaltıldığını, boşanma davası kesinleşene kadar ecrimisil istenemeyeceğini, evin davacının izni ve bilgisi dahilinde kiraya verildiğini nafaka artırım davası açılmaması kaydıyla taşınmazın kira gelirinin davalıya bırakıldığını, bağışlandığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporuna göre tarafların müşterek çocukları için 44.172,18 TL harcandığı, boşanma davası sonucu masrafların çok altında nafakaya hükmedildiği, davalıya 3 yıl boyunca 29.447 TL kira ödemesinin yapıldığı, davacı tarafından dava konusu talebi ile ilgili bir ihtarnamenin de çekilmediği, taşınmaz üzerinde davalının tasarrufuna izin verildiği, davalının da bu doğrultuda kötüniyetli olmadığı, tanık beyanlarından dava konusu taşınmazın nafaka artırımı davası açılmaması için davalı payına düşen kısmın müşterek çocuğun masraflarının ödenmesi konusunda tarafların anlaştıklarının anlaşıldığı, davacının müşterek çocuk için harcanan masraflara katılmayıp üstüne ecrimisil istemenin iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Dava ; ecrimisil talebine ilişkindir.
Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar 1/2"şer hisse ile paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, ... yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
Bu nedenle, davaya konu taşınmaz yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 günlü ve 2002/3-131 E, 2002/114 ... sayılı kararı).
Aynı zamanda ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK"nin 266. vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, eğer arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Bu bilgiler ışığında somut olaya gelince; mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Şöyle ki; mahkemece davalı tarafından talebine ilişkin bir ihtarname çekilmediği belirtilmişse de az yukarıda da açıklandığı üzere davalı tarafından dava konusu taşınmaz kiraya verilmek ve semeresinden yararlanmak suretiyle kullanıldığından intifadan men koşulunun istisnaları arasında yer alıp herhangi bir ihtara gerek bulunmamaktadır. Yine Mahkemece tanık beyanlarından davacının nafaka artımı davası açılmaması koşuluyla dava konusu taşınmazın kira gelirinin küçüğün masraflarının ödenmesine verildiği bu nedenle davalının kötüniyetli olmadığı belirtilmişse de davalı tanıklarından ... böyle bir anlaşma olduğundan hiç bahsetmemiş, davalı tanığı ... davalı ile davacı arasında sözlü bir anlaşma olmuş diyerek bizzat böyle bir anlaşma olduğuna şahit olmamış ve son olarak davalı tanığı ... talimatla dinlenmiş olup bu hususta e- posta mesajı ve telefon görüşmelerine bizzat şahit olduğunu ve muvafakat verildiğini belirtmişse de bu iddiaları ispatlayıcı davalı tarafından sunulmuş herhangi bir delil dosya arasında bulunmamakta olup sadece davalı tanıklarının soyut beyanları dışında rıza gösterildiği tam olarak ispatlanamamıştır. Ayrıca dosya kapsamı boyunca mahkemece dava konusu taşınmaz başında herhangi bir şekilde keşif yaptırılmadan ve ecrimisile yönelik hükme esas alınacak şekilde ve Yargıtayın oturmuş ilkeleri doğrultusunda rapor alınmadan dosya hukukçu ( hesap ) bilirkişiye tevdi edilmek suretiyle davalının hesabına yatan kira bedelleri ile çocuğa yapılan masraflar belirlenmiştir. Rapora itiraz üzerine 3 hukukçu bilirkişiden oluşan heyet raporu alınmış ve bu raporda da davalı hesabına yatırılan kira bedellerinin davacının payına düşen miktarının 14.623,50 TL olduğu tespit edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir. Mahkemece çocuğa yapılan masraflar olan 44.172,18 TL" den davacının payına düşen miktar belirlenerek bu miktardan da davacının payına düşen kira bedeli çıkarılmak suretiyle “davacının müşterek çocuğun masraflarına katılmadığı gibi ecrimisil talep etmesinin iyiniyet kurallarıyla bağdaşmayacağı gerekçesiyle davanın reddine” denilerek hüküm kurulması da tamamıyla duygusal bir karar olup ecrimisil davalarının mahiyetiyle bağdaşmadığı gibi gerekçe başka davaların konusu oluşturmaktadır.
O halde; mahkemece yukarıda açıklanan Yargıtay ilkeleri doğrultusunda keşif yaptırılmak ve usulüne uygun rapor alınmak suretiyle toplanmış ve toplanacak deliller doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken intifadan men koşulu oluşmadığından bahisle yazılı gerekçelerle, eksik araştırma ve inceleme ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK"nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK"un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK"un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.12.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.