22. Hukuk Dairesi 2015/10540 E. , 2015/13280 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 2011 yılından beri sigortası davalı ... üzerinden gösterilip diğer davalı ... emrinde teknisyen olarak çalıştığını, 30.11.2012 tarihinde sözlü, ya da yazılı bildirim yapılmadan, gerekçe gösterilmeden işten çıkarıldığını, işten çıkarmanın kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin yaptığı işin, davalı şirketin yapması gereken asıl iş olduğunu, alt işverene verilmesinin kanunen mümkün olmadığını, davalı şirketler arasında muvazaa bulunmadığını, ancak ..."nın diğer taşeron firma aracılığıyla ucuza çalıştığı işçi sayısını yeterli görmeyerek kendi kadrolu çalışanlarının bir kısmını da taşeron firma elemanlarıyla beraber muvazaalı işlemle işten çıkardığını, amacının az işçiyle karlı görünmek olduğunu, bu sebeplerle davalı işverence yapılan fesih işleminin geçersizliğinin tespiti ile davacının işe iadesine, işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarının sekiz aylık brüt çıplak ücret tutarı olarak belirlenmesine, iş sözleşmesinin feshi tarihinden, kararın kesinleşmesine kadar geçecek dört aylık çalıştırılmayan süre içinde tahakkuk edecek ücret alacağını ödemesi gerektiğinin kabulüyle tahakkuk etmiş dört aylık giydirilmiş brüt ücret tutarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ... vekili, davacının, ...."nin personeli olarak 18.01.2011 ile 30.11.2012 tarihleri arasında ... arasında gerçekleştirilen proje kapsamında çalıştığını, müvekkili ile davacı arasında hiçbir şekilde iş sözleşmesinin kurulmadığını, müvekkili şirketin çalışanı olmadığını, müvekkili tarafından davacıya yöneltilmiş bir fesih beyanının olmadığını, bu sebeple müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili şirket ile davacı arasında net ve açık olarak bir işçi işveren ilişkisinin bulunmadığını, bu sebeple müvekkili bakımından davanın pasif husumet yokluğu ve iş davaları için kanunda öngörülen şartların mevcut olmaması sebebiyle usule ve esasa aykırı davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... vekili, müvekkili şirketin adresinin İstanbul olduğunu,... İş Mahkemelerinin yetkili olduğunu, yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, davanın kanuni süresi içerisinde açılmadığını, bu sebeple davanın reddine karar verilmesini, esasa ilişkin ise, davacı ile müvekkili arasında 18.01.2011 tarihinde belirli süreli iş sözleşmesinin imzalandığını, sözleşme süresinin...projesi tamamlanıncaya kadar devam etmek üzere taraflarca tanzim ve imza edilmiş olup, ... Projesi sözleşmesinin nihayetlenmesi ile ihbarsız ve tazminatsız sona erer şeklinde belirtildiğini, davacı tarafça sözleşme serbestisi gereğince sözleşme hükümlerinin kabul edildiğini, sözleşmenin proje bitimi ile birlikte kendiliğinden sona erdiğini, davacının hangi şartlarla ve hangi proje kapsamında çalışacağını bilerek sözleşme imzaladığını, sözleşme hükümlerinin açık ve anlaşılır olduğunu, iş ilişkisinin feshedilmediğini, kendiliğinden sona erdiğini, bu sebeplerle usule ve esasa ilişkin haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Hüküm davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının iş sözleşmesinin belirli süreli kabul edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Gerekçe;
Belirli süreli iş sözleşmesinden söz edilebilmesi için sözleşmenin açık veya örtülü olarak süreye bağlanması ve bunun için objektif sebeplerinin bulunması gerekir.
4857 sayılı İş Kanunu"nun 11. maddesinde, “İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif şartlara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir. Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir sebep olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Esaslı sebebe dayalı zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korurlar” şeklinde düzenleme ile bu konudaki esaslar belirlenmiştir.
İş ilişkisinin süreye bağlı olarak yapılmadığı hallerde sözleşmenin belirsiz süreli sayılacağı vurgulanarak ana kural ortaya konulmuştur. İş sözleşmelerinin belirsiz süreli olması asıl, belirli süreli olması istisnadır. Kanunda belirli süreli işlerle, belirli bir işin tamamlanması veya belli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif şartlara bağlı olarak belirli süreli iş sözleşmesi yapılabilecektir.
Belirli süreli iş sözleşmesinin varlığının kabulü için hangi durumların objektif sebep olarak kabul edilebileceği 4857 sayılı Kanun"un 11. maddesinde işin niteliği gereği belirli bir süre devam etmesi, belirli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması, tahdidi olarak değil; örnek kabilinden verilmiş; benzer hallerde belirli süreli iş sözleşmesi kurulması imkanı açık tutulmuştur. Zira, sözkonusu hükümde açık olarak “...gibi objektif koşullara bağlı olarak” ifadesine yer verilmiştir.
Somut olayda, davacı ile davalı .... arasında 18.01.2011 tarihli belirli süreli iş sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 30.12.2012 tarihinde sona ereceğini belirlendiği ve ayrıca, iş sözleşmesinde sözleşme süresinin açıkça “İşbu sözleşme, ... Projesi tamamlanıncaya kadar devam etmek üzere taraflarca tanzim ve imza edilmiş olup,.... Projesi sözleşmesinin nihayetlenmesi ile ihbarsız ve tazminatsız sona erer. ” şeklinde belirtildiği, hal böyle olunca taraflar arasındaki iş sözleşmesinin belirli süreli olduğunun kabulü gerektiği, bu sebeple de davanın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun"un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 27,70 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 25,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 02,50 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 200,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.500,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 13.04.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.