Abaküs Yazılım
Birinci Bölüm
Esas No: 2015/9608
Karar No: 2015/9608
Karar Tarihi: 26/9/2019

        Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

CEMAL UÇAR VE İBRAHİM UÇAR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/9608)

 

Karar Tarihi: 26/9/2019

R.G. Tarih ve Sayı: 6/11/2019-30940

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

 

 

Burhan ÜSTÜN

 

 

Kadir ÖZKAYA

 

 

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Hasan SARAÇ

Başvurucular

:

1. Cemal UÇAR

 

:

2. İbrahim UÇAR

Vekilleri

:

Av. Varol SOYSAL

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; terör olaylarından doğan maddi zararların eksik tazmin edilmesi, manevi zararların ise tazmin edilmemesinden dolayı açılan davada verilen kararın hukuka aykırı olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/6/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Anayasa Mahkemesinin istikrar kazanmış içtihat alanı kapsamında kaldığı değerlendirilen başvurunun bir örneğinin Adalet Bakanlığına (Bakanlık) görüş için gönderilmesine gerek bulunmadığına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvuruculardan Cemal Uçar, diğer başvurucu İbrahim Uçar"ın babası olup başvurucular bireysel başvurunun yapıldığı tarihte Aydın"ın Kuşadası ilçesinde ikamet etmektedirler.

9. Kuşadası"nda 16/7/2005 tarihinde başvurucu Cemal Uçar"ın işletmekte olduğu minibüste başvurucu ve diğer yolcular da olduğu hâlde terör örgütü PKK tarafından uzaktan kumandalı düzenek ile C-4 tipi patlayıcının patlatılması sonucunda ikisi yabancı uyruklu olmak üzere toplam beş kişi ölmüş, başvurucu Cemal Uçar"ın kullanmakta olduğu araç kullanılamayacak hâle gelmiş, başvurucu Cemal Uçar ile olay tarihinde 15 yaşında olup araç içinde para toplamak suretiyle babasına yardımcı olan diğer başvurucu İbrahim Uçar yaralanmıştır.

10. Ayrıca başvurucu Cemal Uçar hakkında olay nedeniyle yaşamış olduğu stres ve psikolojik travma neticesinde iki aya kadar uzayabilecek düzeyde rahatsızlık geçirdiğine dair adli tıp raporunun bulunduğu ilk derece mahkemesi kararından anlaşılmaktadır. Diğer başvurucu ise %49 oranında maluliyet yaşamıştır.

11. Başvurucular 4/8/2005 tarihinde 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle Aydın Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.

12. Komisyon 29/3/2006 tarihli kararı ile başvurucu Cemal Uçar"a ilçe halkı tarafından yeni araç alınması, maddi zararın bu şekilde telafi edilmesi ve iki aya kadar çalışamayacak olması nedeniyle 1.194,20 TL., diğer başvurucu İbrahim Uçar"a ise oluşan maluliyet oranına göre 7.165,20 TL maddi tazminat ödenmesine dair teklif sunmuştur.

13. Anılan teklifin kabul edilmemesi nedeniyle başvurucular, Aydın 1. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmışlardır. Mahkeme 20/12/2011 tarihli kararı ile maddi tazminata ilişkin talepleri kısmen kabul etmiş, manevi tazminata ilişkin talepleri ise reddetmiştir. Mahkeme kararının ilgili kısımları şöyledir:

""...Cemal Uçar"ın iyileşme süresinin 2 ay olduğunun kabulü ile 5233 sayılı Kanun ve Yönetmelik çerçevesinde tazminat miktarı hesaplandığında (7.000 x Maaş Katsayısı/10 x İş Kaybı Gün sayısı= 7.000 x 0.042565/10 x 60 = ) 1.791,30 TL olmaktadır. Bu miktar, davalı idarenin 29.03.12006 tarih ve 2006/15 sayılı kararında belirtilen miktarı (1.194,20 TL) aştığından, bu miktarın tazmini, fazlaya ilişkin talebin reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

İbrahim Uçar"ın maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu raporuna göre %49 olduğunun kabulü ile 5233 sayılı Kanun ve Yönetmelik çerçevesinde tazminat miktarı hesaplandığında (7.000 x Maaş Katsayısı x Maluliyet Oranı Katsıyısı = 7.000 x 0.04265 x 20 = ) 5.971,00 TL olmaktadır. Bu miktar, davalı idarenin 29.03.2006 tarih ve 2006/16 sayılı kararında belirtilen miktarın (7.165,20 TL) altında kalmakta ise de; 5233 sayılı Kanun çerçevesinde özellik arz eden durum, tazminat isteyen kişiler lehine getirilmiş prosedürün (idari aşamada uzlaşma sağlanamaması üzerine yargı yoluna başvurma), ilgililerin aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulanamayacağıdır. Dolayısıyla, davacı teklif edilen tazminatı kabul etmediğinden ve idare teklifiyle bağlı olduğundan 7.165,20 TL"nin tazmini, fazlaya ilişkin talebin reddi gerekmiştir.

Davacıların manevi tazminat istemine gelince; 5233 sayılı Kanun hükümlerine göre, terör olayları nedeniyle kişilerin uğradığı maddi zararların karşılanması olanaklı olup manevi zararların karşılanmasına olanak bulunmadığından, manevi tazminat isteminin reddine... [karar verilmiştir.]""

14. Kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay Onuncu Dairesinin 17/4/2013 tarihli ilamı ile karar onanmış ve karar düzelme istemi aynı Dairenin 12/3/2015 tarihli ilamı ile reddedilmiştir.

15. Anılan kararın 4/5/2015 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmesi üzerine başvurucular 3/6/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. İlgili hukuk için bkz. Azmi Okyay ve diğerleri (B. No: 2015/9747, 22/1/2019), Mehmet Emin Timurtaş (B. No: 2014/2008, 22/11/2017), Abdurrahman Dündar (B. No: 2014/1681, 14/9/2017) ve Filiz Balic ve diğerleri (B. No: 2015/15824, 3/7/2019) başvuruları hakkında verilen kararlar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 26/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

18. Başvurucular; terör örgütü tarafından yerleştirilen bombanın patlaması nedeniyle yaralandıklarını, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları başvuruların kabul edildiğini fakat kendilerine sunulan maddi tazminat miktarı çok düşük olduğu için idare ile sulhname imzalamadıklarını, Komisyon kararının iptali ile maddi ve manevi zararlarının ödenmesi için açtıkları davaların 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılmış bir başvuru ve dava gibi kabul edilerek reddedildiğini, bu şekilde olay nedeniyle uğradıkları maddi zararının bir kısmını, manevi zararının ise tamamını talep etme imkânından mahrum bırakıldıklarını belirterek Anayasa’nın 5., 15. ve 17. maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve yeniden yargılama talep etmişlerdir.

B. Değerlendirme

19. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucuların 5233 sayılı Kanun kapsamında Komisyona yapmış oldukları başvurunun ve açtıkları davanın maddi tazminat istemlerinin kısmen kabul edilmesi, manevi tazminat istemlerinin ise tamamen reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın5., 15. ve 17. maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini iddia ettikleri anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların Komisyona ve Mahkemeye sundukları dilekçe, dava dilekçesi ve bireysel başvuru formunun incelenmesi sonucunda şikâyetlerini dile getiriş şeklinden anılan ihlal iddiasının adil yargılanma hakkı kapsamında tazminat taleplerini delillendirme amaçlı olduğu değerlendirilmiş; bu iddialar hakkında Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı kapsamında ayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir (benzer bir değerlendirme için bkz. Özden Sayar ve Deren Dilara Sayar, B. No: 2013/4022, 13/4/2016).

20. Başvurucular, öncelikle olay nedeniyle ortaya çıkan maddi zararının tazmin edilmesi için yaptıkları başvuruda ilk olarak Komisyon, sonra da Mahkemece hükmedilen maddi tazminat miktarının zararlarını karşılamaktan uzak olduğunu fakat bu konuda açtıkları davanın kısmen kabul edildiğini, manevi zararlarının ise giderilmediğini ileri sürmüşlerdir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

22. 5233 sayılı Kanun, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun verdiği kararlarda da belirtildiği üzere maddi zararların özel bir giderim usulü olmakla birlikte manevi zararların genel hükümlere göre karşılanmasına da engel olmayan bir kanundur. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu"nun 12. ve 13. maddelerinde idarenin işlem veya eyleminden kaynaklı olarak hakları ihlal edilenlere tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır. Bu yol 5233 sayılı Kanun dışında idari yargıda genel hükümlere başvurularak uğranılan zararın tazminine imkân sağlamaktadır (Abbas Emre, B. No: 2014/5005, 6/1/2016, § 81).

23. Anılan içtihatta ortaya konulduğu üzere 5233 sayılı Kanun, manevi zararların karşılanmasını öngörmemekle birlikte genel hükümlere göre açılacak tam yargı davasında manevi tazminat istenmesini de engellememektedir. Bir başka ifadeyle kişiler manevi tazminat taleplerini 5233 sayılı Kanun kapsamında değil 5233 sayılı Kanun"dan bağımsız olarak tazminat hukukunun genel prensiplerine göre açacakları davalarda da dile getirebilirler.

24. Bu durumda başvurucuların idare mahkemelerinde açtıkları davaların niteliği ve manevi tazminata ilişkin taleplerini dile getiriliş biçimleri özel önem taşır. Bir diğer ifadeyle davanın yukarıda belirtilen içtihada uygun şekilde yani genel hükümler çerçevesinde 2577 sayılı Kanun"un ilgili maddelerinde belirtilen usullere göre mi açıldığının yoksa manevi tazminat talebinin 5233 sayılı Kanun"a mı dayandırıldığının ortaya konulması gerekir.

25. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesinin Emir Ağgül ve diğerleri (B. No: 2014/16320, 21/11/2017) kararında belirtildiği üzere bir tazminat veya tam yargı davasına konu alacağa ilişkin mevzuat hükümleri kapsamında yürütülen yargılamada, kişilerin taleplerini başlattıkları usulde hataya düşülerek incelemenin yapılacağı mevzuat kaynaklarının daraltılmasının belirtilen anlamda dava açılması ile ilgili bir kısıtlama olarak değerlendirilmesi ve bu müdahalenin mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerekmektedir.

26. Nitekim 5233 sayılı Kanun kapsamında manevi tazminat ödenmesine ilişkin benzer iddialar daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesi, terör ve terörle mücadele kapsamında gerçekleşen zararlara ilişkin manevi tazminat taleplerinin karşılanması için 5233 sayılı Kanun’da hüküm bulunmamakla birlikte idare hukukunun genel hükümleri kapsamında başvurucuların anılan talep hakkına sahip olduklarını belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi 5233 sayılı Kanun"un maddi zararların özel bir giderim usulü olmakla birlikte manevi zararların karşılanmasına da engel olmayan bir kanun olduğunu, 2577 sayılı Kanun’un 12. ve 13.maddelerinde, idarenin işlem veya eyleminden kaynaklı olarak hakları ihlal edilenlere tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanındığını belirterek idareye yaptıkları başvuru ve açtıkları davayı tazminat hukukunun genel hükümlerine göre inceletme imkânından mahrum kalan başvurucuların mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Özden Sayar ve Deren Dilara Sayar, B. No: 2013/4022, 13/4/2016, §§ 51-76).

27. Somut olayda başvurucular, idare hukuku genel hükümleri kapsamında maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle iptal ve tam yargı davası açmışlardır (bkz. § 13). Başvurucuların maddi ve manevi tazminat istemini 5233 sayılı Kanun"a dayandırmadıkları anlaşılmaktadır. Buna rağmen Mahkeme başvurucuların açmış oldukları davayı 5233 sayılı Kanun kapsamında açılmış bir dava olarak nitelemiş, ardından bu Kanun kapsamında değerlendirme yaparak başvurucuların maddi tazminat istemini kısmen kabul ederken manevi tazminat istemini ise reddetmiştir. 5233 sayılı Kanun"a göre manevi tazminata hükmedilemeyeceği gerekçesiyle manevi tazminat istemini reddetmiştir.

28. Oysa manevi tazminat istemiyle tazminat hukukunun genel prensiplerine göre açıldığı anlaşılan davada 5233 sayılı Kanun’un 12. maddesinin son fıkrasındaki ve 2577 sayılı Kanun’un 2. ve 13. maddelerindeki açık düzenlemeler ile Danıştay ve Anayasa Mahkemesi içtihatları dikkate alındığında(ilgili tüm mevzuat ve içtihadın yer aldığı kararlar için bkz. § 16) manevi tazminat talepleri hakkında idare hukukunun genel hükümleri kapsamında inceleme yapılarak bir karar verilmesi yoluyla başvurucuların mahkemeye erişimine olanak sağlanmalıdır. Açtığı davasını tazminat hukukunun genel hükümlerine göre inceletme imkânından mahrum kalan başvurucuların mahkemeye erişim haklarına müdahalede bulunulduğu açıktır. Yukarıdaki belirtilen ilkeler ışığında yapılan incelemede başvurucuların manevi tazminat isteminin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiaları hakkında yukarıda değinilen içtihatlardan farklı karar verilmesini gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

29. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun"un 50. Maddesi Yönünden

30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

 “(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

 (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

31. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

32. Mehmet Doğan kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).

33. Başvurucular, yargılanmanın yenilenmesini talep etmişler; tazminat talebinde bulunmamışlardır.

34. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

35. Bu durumda ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise usul hukukunda yer alan benzer kurumlardan farklı ve bireysel başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılama sürecinde mahkemelerce yapılması gereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

36. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Aydın 1. İdare Mahkemesine (E.2010/2068, K.2011/2304) GÖNDERİLMESİNE,

D. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Danıştay Onuncu Dairesine GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 26/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.



Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


Avukat Web Sitesi