
Esas No: 2016/14380
Karar No: 2016/14380
Karar Tarihi: 25/9/2019
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
HALİL FAKİ ERDAL BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2016/14380) |
|
Karar Tarihi: 25/9/2019 |
R.G. Tarih ve Sayı: 24/10/2019-30928 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
Başkan |
: |
Engin
YILDIRIM |
Üyeler |
: |
Recep
KÖMÜRCÜ |
|
|
M.Emin KUZ |
|
|
Rıdvan GÜLEÇ |
|
|
Yıldız
SEFERİNOĞLU |
Raportör |
: |
Gülsüm Gizem
GÜRSOY |
Başvurucu |
: |
Halil Faki ERDAL |
Vekili |
: |
Av. Mustafa
Anıl PINAR |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, başvurucunun davacıya gönderdiği mektupta yer alan
ifadeleri nedeniyle hakaret suçundan cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü
ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 15/8/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön
incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm
tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve
esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına
(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar
özetle şöyledir:
A. Arka Plan Bilgisi
8. Başvurucu, olayların geçtiği tarihte Türk Metal Sendikasının
(Sendika) İstanbul Anadolu şube başkanı olarak görev yapmaktadır. Sendika,
Türkiye"de 1963 yılından beri faaliyet göstermektedir. Hâlen otomotiv, beyaz
eşya, elektronik, demir-çelik ve yan sanayi gibi bir çok
alanda yetkili sendika olarak
faaliyet gösteren Sendika"nın 200.000 civarında üyesi vardır.
9. Uzun yıllar farklı sendikalarda görev alan ve olayların
geçtiği tarihte ulusal ölçekte yayın yapan bir gazetede köşe yazarlığı yapan
Y.K., Sendika Başkanı P.K. hakkında birçok eleştirel yazı yazmıştır.
10. Gazeteci Y.K.nın
10/3/2013 tarihinde "P.K. neyi savunduğunun
farkında mı?" başlıklı yazısının ilgili kısmı şöyledir:
"...[P.K.] bilerek yada bilmeyerek Türkiye’yi felakete
sürükleyecek bir çizgiyi savunmaktadır.
[P.K.] ne diyor?
Misak-ı Milli sınırları içinde ayyıldızlı bayrağımız dalgalanırsa, her türlü çözüme
varmış.
Bunun anlamı nedir?
Ayyıldızlı bayrağı bölücüler de reddetmiyor. Hatta geçenlerde bu konuda bir
gösteri bile yapıldı. Bir toplantıda ayyıldızlı
bayrağın asılmasını isteyen kişi, bölücülüğün destekçilerindendi.
[P.K.] bilerek yada bilmeyerek emperyalistlerin ve bölücülerin değirmenine
su taşıyor..."
11. Y.K.nın
18/7/2015 tarihinde "P.K. da
Açıklasın!" başlıklı yazısının ilgili kısımları şöyledir:
"...Birleşik Metal İş Genel Başkanı [A.S.] ücret bordrosunu ve malvarlığını sendikanın facebook sayfasında kamuoyuna açıkladı.
Metal işkolunda en fazla işçiyi temsil eden
sendika, Türk-İş üyesi Türk Metal.
Türk Metal’in genel başkanı da [P.K.]
İnsan ister istemez [A.S.nin] ücreti, hizmet
ödeneği ve mal varlığı ile [P.K.nin] ücreti, hizmet ödeneği ve mal varlığını
karşılaştırmayı düşünüyor.
[P.K.nın] net aylığı
bugüne kadar açıklanmadı. Açıklasa da öğrensek.
[P.K.nın] aynı
zamanda Uluslararası Avrasya Metal İşçileri Federasyonu’nun genel başkanı.
Acaba buradan ne kadar aylık alıyor?
Ayrıca bir de Türk-İş genel sekreterliğinden
alınan aylık var.
[P.K.nın] bir türlü açıklanmayan brüt ücretine her türlü sosyal
yardım ve ikramiye brüt olarak eklenecek ve bu miktar net olarak ödenecek.
Vergi ve diğer kesintiler de sendika tarafından karşılanacak.
....
[P.K] 23 yıllık profesyonel
sendikacı. Bu tüzük hükmüne göre, bu yıl Ağustos
ayında alacağı hizmet ödeneği her hizmet yılı için 76 günlük giydirilmiş brüt
ücret tutarında olacak...
... [P.K.],
7,5 aylık giydirilmiş brüt ücreti tutarını net olarak alacak. Halbuki kanuna
göre, hizmet ödeneği kıdem tazminatı tavanını aşamaz.
[P.K.nın] hizmet
ödeneği, [A.S.nin] hizmet ödeneğinin en az 20 katı tutuyor.
[P.K.] ücretini ve
malvarlığını açıklasa da, onları da karşılaştırsak.
[P.K.yı], [A.S.den] ayıran çok
önemli bir nokta, hizmet ödeneği..."
B. Somut Başvuruya
İlişkin Olaylar
12. Başvurucu, gazeteci Y.K.nın
P.K. hakkında yazdığı yazılar üzerine Y.K.ye bir mektup yazmış ve posta yoluyla
göndermiştir. Mektubun ilgili kısmı şöyledir:
" ... Uzun
süredir Türk Metal Sendikası ve onun genel başkanı sayın [P.K] hakkındaki, çoğu gerçek dışı olan yazılarınızı
okuyoruz. Genel başkanımız bugüne kadar bu yazılara cevap vermeye, sizinle
muhatap olmaya tenezzül bile etmedi. Bunun nedeni şudur, bu yazılar eğer sicili
temiz gerçek bir gazeteci tarafından yazılmış olsaydı, bizim için hakikaten
üzücü olur, bunların doğru olmadığını anlatmak için çok uğraşırdık.
Ama siz, uzun yıllar sendikalarda çalışmış,
bugün eleştirdiğiniz her şeye yanlış olduğunu söylediğiniz tüm işlere,
sendikalarda göz yummuş, uzun yıllar çalıştığınız Türkiş"te,
şimdi yerden yere vurduğunuz [B.M. nin] akıl hocalığını yapmış, bir sürü karanlık işte görev
almış sicili bozuk birisiniz. Ayrıca gazeteci değil, hayatını artık size
sendikalarda iş vermeyen, yalanlarınız ve iftiralarınız nedeniyle sizi dışlayan
sendikalardan ve sendikacılardan intikam almaya adamış bir müfterisiniz. Bu
nedenle yazılarınız tamamen kişisel hırs ve öç alma duygusundan kaynaklanıyor.
Sendikamız Türk Metal"in büyüklüğü ve gücü
karşısında, aşağılık kompleksi duymaktan öteye gidemeyen Birleşik Metal
Sendikasında çalışan damadınız adına ve onun ve sendikanın çıkarları için
yazılar yazan bir tetikçisiniz.
Uzun yıllar sendikacıların yaptığı yanlış
işleri örtmekte maharetli olduğunuz kadar, gazetecilikte maharetli değilsiniz.
Gerçek birkaç gazeteci, sizin Türkiş"te çalıştığınız
dönemde koltuğunuzu korumak için yaptığınız yanlış işleri yazdı diye onlara
nasıl saldırdığınız anlatıp duruyorlar. Gazetede bu yazdıklarınızı okuyup sizi
bir şey sanan insanlar, sendikalarda çalıştığınız dönemde sizinle ilgili
söylenenleri, anlatılanları duysalar herhalde ... gazetesine bir daha ellerini
bile sürmezler. Siyasi mücadelesine saygı duyduğumuz sayın ... bir daha yazı
falan yazdırmaz.
Bu mektubu sayın [...] de göndereceğim. Ama çok merak ediyorum, siz bu
mektubu köşenizde yayınlama cesaretini gösterebilirmisiniz."
13. Başvurucunun yazdığı mektubun içeriğinden dolayı Y.K.
12/8/2015 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına başvurucunun hakaret
suçundan cezalandırılması talebiyle suç duyurusunda bulunmuştur.
14. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucunun
hakaret suçundan cezalandırılması istemiyle 1/12/2015 tarihli iddianame
düzenlenmiştir.
15. Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 14/7/2016 tarihli
kararıyla başvurucunun hakaret suçundan 1.500 TL adli para cezası ile
cezalandırılmasına karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:
"...sanığın kargo ile zarf içerisinde
müştekiye gönderdiği mektupta "Sicili temiz gerçek bir gazeteci tarafından
yazılmış olsaydı ... bir sürü karanlık işte görev almış sicili bozuk ... ,
yalanlarınız ve iftiralarınız ..., müfterisiniz ..., aşağılık kompleksi
duymaktan öteye gidemeyen ..., yazılar yazan bir tetikçisiniz ..., yanlış
işleri örtmekte maharetli olduğunuz kadar ..., ama çok merak ediyorum siz bu
mektubu köşenizde yayınlama cesaretini gösterebilir misiniz?" şeklinde
ifadelerin bulunduğu , sanığın müştekinin siyasi kişiliği nedeniyle eleştiri
kapsamında değerlendirilmesi şekilindeki savunmasına
, sarf edilen sözlerin eleştiri sınırlarını aşıp bütünü itibariyle hakaret ve
aşağılama kastı taşıdığı anlaşıldığından itibar edilmemiş ve müsnet suçtan sanığın cezalandırılmasına dair hüküm
kurulmuştur..."
16. İlk derece mahkemesi tarafından verilen karar miktar
itibarıyla kesin olup 14/7/2016 tarihinde başvurucuya tefhim edilmiştir.
17. Başvurucu 15/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda
bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
18. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun "Hakaret" kenar başlıklı 125.
maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"(1) Bir kimseye onur, şeref ve
saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden
veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi,
üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır."
B. Uluslararası Hukuk
19. İlgili uluslararası hukuk için bkz. Kemal Kılıçdaroğlu, B.
No: 2014/1577, 25/10/2017, §§ 29-35.
20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre maddi olgular
ile değer yargısı arasında dikkatli bir ayrıma gidilmelidir. Maddi olgular
ispatlanabilirse de değer yargılarının doğruluğunu ispatlamanın mümkün olmadığı
hatırda tutulmalıdır (Lingens/Avusturya, B. No: 9815/82, 8/7/1986, §
46). AİHM, değer yargılarının doğruluğunun ispat edilmesinin istenmesinin
imkânsız bir talep olduğunu ve böyle bir yükümlülüğün kendiliğinden Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesi"nin 10. maddesinde korunan hakkın temel bir bileşeni
olan görüş sahibi olma özgürlüğünü ihlal edeceğini belirtmektedir. AİHM"e göre, tamamen değer yargısından oluşan ifade
açıklamalarında dahi müdahalenin orantılılığı söz konusu açıklamanın somut
dayanaklarının bulunup bulunmadığına göre belirlenmelidir. Zira somut
dayanakları bulunmuyorsa, değer yargısı ölçüsüz olabilir (Jerusalem/Avusturya, B. No: 26958/95, 27/2/2001, §§ 42, 43).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 25/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu; mektupta geçen
ifadelerin hakaret suçunu oluşturmayacağını ve ifade özgürlüğü
kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Başvurucuya göre
mektuptaki kimi ifadeler gazeteciye yönelik olmamasına rağmen, derece
mahkemesince mektubun bütünü dikkate alınmadan hakkında hüküm kurulmuştur. Başvurucu
ayrıca, kamuoyuna malolmuş bir kişi olan gazetecinin
tahammül sınırlarının daha yüksek ve eleştiriye daha açık olması gerektiğini,
bu hususların gözönüne alınmadığını belirterek ifade
özgürlüğünün ihlal edildiğinin tespiti ile birlikte yeniden yargılama ve
tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
23. Anayasa’nın “Düşünceyi
açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesinin ilgili
kısmı şöyledir:
“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya
başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.
Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da
vermek serbestliğini de kapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması,...
başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla
sınırlanabilir…”
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine
karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade
özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar
verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
25. Başvurucu hakkında, ilgili mektupta kullandığı ifadeler
nedeniyle 1.500 TL adli para cezasına hükmedilmiştir. Söz konusu mahkeme kararı
ile başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapılmıştır.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
26. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesinde
belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin
ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca
Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla
sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...
gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
27. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen
ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın
ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin
gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
28. 5237 sayılı Kanun"un 125. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı
sonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
29. Başvurucunun adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin
kararın başkalarının şöhret veya haklarının
korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç
taşıdığı sonucuna varılmıştır.
iii. Demokratik Toplum
Düzeninin Gereklerine Uygunluk
(1) Genel
İlkeler
(a)
Demokratik Toplumda İfade Özgürlüğünün Önemi
30. Demokratik toplumda ifade özgürlüğünün önemine ilişkin
detaylı açıklamalar için bkz. Bekir Coşkun
(GK), B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet
Ali Aydın (GK), B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,
7/7/2015, §§ 35-38.
(b) Müdahalenin
Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması
31. Müdahalenin demokratik toplum düzenine uygun olmasına
ilişkin ilke paragrafları için bkz. Bekir
Coşkun, §§ 44, 47, 48, 51, 53-55, 57; Mehmet Ali Aydın, §§ 68, 70-72; AYM, E.2018/69, K.2018/47,
31/5/2018, § 15; AYM, E.2017/130, K.2017/165, 29/11/2017, § 18; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50, 51; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017,§§ 58, 59, 61, 66, 68.
32. Buna göre ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu
bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı
karşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum düzeninin gereklerine
uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.
(c) Başkalarının
Şöhret veya Haklarının Korunması
33. Bireyin şeref ve itibarının korunmasına ilişkin ilke
paragrafları için bkz. İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, §§ 44, 82; Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184,
16/7/2014, §§ 41, 45; Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123,
2/10/2013, § 33; Bekir Coşkun, §
45; Önder Balıkçı, B. No: 2014/6009,
15/2/2017, §§ 42, 44; Ergün Poyraz (2)
(GK), B. No: 2013/8503,
27/10/2015, § 58.
(d) İfade
Özgürlüğü ile İtibarın Korunmasını İsteme Hakkı Arasında Adil Denge
34. Anayasa Mahkemesi benzer başvurularda, başvurucunun
cezalandırılmasına ilişkin derece mahkemelerinin kararlarında başvurucunun
ifade özgürlüğü ile başkalarının şöhret veya haklarının korunması arasında adil
bir dengenin gözetilip gözetilmediğini değerlendirmektedir (bkz.Nilgün Halloran, § 27,
41, 52; Ergün Poyraz (2), § 56; İlhan Cihaner (2),
§ 49; Kemal Kılıçdaroğlu,
§§ 56-58).
(e) Maddi Olgular ile Değer Yargısı Arasındaki Fark
35. Öte yandan dava konusu söylemlerin, maddi vakıaların
açıklanması veya değer yargısı olarak nitelendirilmesi önemlidir. Bu noktada
maddi olgular ile değer yargısı arasında dikkatli bir ayrıma gidilmelidir.
Maddi olgular ispatlanabilirse de değer yargılarının doğruluğunu ispatlamanın
mümkün olmadığı hatırda tutulmalıdır (Kadir
Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, § 57; İlhan Cihaner (2),
§ 64). Ancak bir açıklamanın tamamen değer yargısından oluşması durumunda bile
müdahalenin orantılılığı, ihtilaflı açıklamanın somut unsurlarla yeterince
desteklenip desteklenmemesine göre tespit edilmelidir. Çünkü somut unsurlarla
desteklenmiyorsa değer yargısı ölçüsüz olabilir (Cem Mermut, B. No: 2013/7861,
16/4/2015, § 48).
(2)
İlkelerin Olaya Uygulanması
36. Başvuru konusu olayda başvurucu, gazeteciye yönelik
ifadeleri nedeniyle adli para cezası ile cezalandırılmıştır. İlk derece
mahkemesi başvurucunun mektupta yazdığı; "Sicili
temiz gerçek bir gazeteci tarafından yazılmış olsaydı ... bir sürü karanlık
işte görev almış sicili bozuk ... , yalanlarınız ve iftiralarınız ..., müfterisiniz
..., aşağılık kompleksi duymaktan öteye gidemeyen ..., yazılar yazan bir
tetikçisiniz ..., yanlış işleri örtmekte maharetli olduğunuz kadar ..., ama çok
merak ediyorum siz bu mektubu köşenizde yayınlama cesaretini gösterebilir
misiniz?" ifadeleri nedeniyle
cezalandırıldığını belirtmiştir.
37. İncelenen başvurunun çözümlenmesinde gözönünde
tutulması gereken ilk husus başvurucunun ve gazetecinin toplumsal konumudur.
Gazeteci, kamuoyunun belli bir kesimi tarafından tanınan bir köşe yazarı olmasının
yanı sıra uzun süre yine kamuoyunca bilinen sendikalarda yöneticilik yapmıştır.
Başvurucu da bilinen bir sendikada şube başkanı olarak görev yapmaktadır.
Mektupta geçen ifadeler, başvurucunun çalışmakta olduğu sendikaya ve sendikanın
başkanına yönelik köşe yazıları nedeniyle başvurucunun kızgınlığını dile
getirdiği sözlerdir. Gazetecinin daha önce sendikacı olması ve damadının da
olayın geçtiği tarihte sendikacı olması gözönünde
bulundurulduğunda kullanılan ifadelerin taraflar arasındaki rekabetle birlikte
okunması gerekir. Söz konusu ifadelerin gönderilen mektupta yer almış olması
nedeniyle alenileştirilmesi de söz konusu olmamıştır.
38. Diğer taraftan, başvurucunun mektuptaki ifadelerinin gerek
lafzı gerek kullanıldıkları bağlam dikkate alınmalıdır (benzer yöndeki
değerlendirmeler için bkz. Keleş Öztürk,
§ 51; Bayram Akın, B. No:
2015/19278, 7/3/2019, § 37). Bu kapsamda mektubun bütünü dikkate alındığında,
başvurucunun, gazetecinin yazdıklarının doğru olmadığını, geçmişte kendi
yaptıklarıyla çeliştiğini ifade etmeyi ve onu ağır bir şekilde eleştirmeyi
amaçladığı anlaşılmıştır.
39. Dikkate alınması gereken ikinci husus ise başvurucunun
cezalandırılmasına neden olan ifadelerin bir kısmının olgusal iddialar, bir
kısmının ise değer yargıları olduğu ve olayların bütününe bakıldığında bu değer
yargılarının da somut unsurlarla desteklenmeye çalışıldığı görülmektedir.
Bununla birlikte Mahkeme; başvurucunun cezalandırılmasına neden olan "sicili bozuk, müfteri, tetikçi"
gibi değer yargısı içeren ifadelerinin olgusal bir temelinin olup olmadığını
tespit etmeksizin anılan ifadelerin hakaret suçunu oluşturduğu sonucuna
varmıştır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Meral Özata Özgürol, B. No:
2015/2326, 26/12/2018, § 49).
40. Dolayısıyla başvuruya konu mektupta yer alan ve müştekinin
şeref ve itibarına müdahale teşkil eden düşünce açıklamalarının derece
mahkemelerince ele alınma usulüne ilişkin olarak Anayasa Mahkemesinin pek çok
içtihadında ortaya konulan kriterlerin ilk derece mahkemesince gözetilmediği anlaşılmaktadır.
41. Öte yandan olgusal isnatların ispatlanamadığı veya değer
yargısı içeren ifadelerin somut olgularla yeterince desteklenmediği durumlarda
bile cezalandırmanın ancak düşünce açıklamasının ölçüsüz bir saldırı
oluşturduğunun kabul edilmesi hâlinde mümkün olduğu unutulmamalıdır (Emin Aydın, B. No: 2013/2602, 23/1/2014, §
50; Sinem Hun, B. No: 2013/5356,
8/5/2014, § 55; Kaos Gl
Kültürel Araştırma ve Dayanışma Derneği, B. No: 2014/18891,
23/5/2018, §54) .
42. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru incelemesinde bireylerin
anayasal hakları ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerinin dava konusu
olguları değerlendirmesine ve hukuku yorumlamasına müdahalede bulunmaz. Buna
karşılık somut olayda ilk derece mahkemesi, başvurucunun ifade özgürlüğü ile
gazetecinin şeref ve itibarına saygı hakkı arasında bir denge kurmamıştır.
Mahkeme, mektupta yer alan belli ifadeleri değerlendirmiş, başvurucunun
gazeteciye yönelik olmayan "aşağılık
kompleksi duymaktan öteye gidemeyen Birleşik Metal Sendikasında çalışan
damadınız adına" sözlerini dahi cezalandırma konusu yapmıştır.
Mahkeme tarafından mektubun bütünselliği üzerinde durulmamış ve mektupta geçen
ifadelerin kullanıldıkları bağlam incelenmemiştir.
43. Sonuç olarak ilk derece mahkemesi başvurucunun ifade
özgürlüğü karşısında gazetecinin şeref ve itibarının korunmasındaki üstün
yararı gösterebilmiş değildir. Mahkemece ortaya konulan gerekçe ilgili ve yeterli kabul edilmemiştir.
Ayrıca yukarıdaki hususlar dikkate alındığında başvurucunun kullandığı ifade nedeniyle
adli para cezası ile cezalandırılmasının demokratik toplumda gerekli olduğu da
değerlendirilmemiştir.
44. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence
altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun"un
50. Maddesi Yönünden
45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı
fıkraları şöyledir:
“(1)
Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da
edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve
sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)
Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve
sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili
mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan
hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava
açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,
Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan
kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
46. Anayasa Mahkemesinin
Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal
sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi
hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
47. Başvurucu, ihlalin tespiti, yeniden yargılama ile 10.000 TL
manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
48. Somut başvuruda, başvurucunun yazdığı mektuptan dolayı adli
para cezası ile cezalandırılması nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği
değerlendirilmiştir. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından
kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
49. Bu durumda ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için
yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden
yargılama ise usul hukukunda yer alan benzer kurumlardan farklı ve bireysel
başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2)
numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına
yöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılama sürecinde mahkemelerce yapılması
gereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açan mahkeme kararının ortadan
kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri
gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden
ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere
ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
50. İfade özgürlüğünün ihlali nedeniyle yeniden yargılama
yapılmasına karar verilmesinin yeterli giderim sağladığı değerlendirildiğinden
tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
51. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475
TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucuya
ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade
özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan
kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 7. Asliye Ceza
Mahkemesine (E.2015/984, K.2016/537)GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam
2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,
ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine
kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
25/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.