Abaküs Yazılım
İkinci Bölüm
Esas No: 2015/18554
Karar No: 2015/18554
Karar Tarihi: 25/9/2019

        Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

SAMANYOLU YAYINCILIK HİZMETLERİ A.Ş. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/18554)

 

Karar Tarihi: 25/9/2019

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Recep KÖMÜRCÜ

 

 

M. Emin KUZ

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

Raportörler

:

Ayhan KILIÇ

 

 

Recep KAPLAN

Başvurucu

:

Samanyolu Yayıncılık Hizmetleri A.Ş.

Vekili

:

Av. Talha AKSOY

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, başvurucu Şirketin sahibi olduğu televizyon kanalında yayımlanan bir diziden kaynaklanan nedenlerle başvurucuya müeyyide uygulanmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu Şirketin sahibi olduğu Samanyolu televizyon kanalında 3/8/2011 tarihinde yayımlanan "Gereği Düşünüldü" isimli dizinin ilgili mevzuatı ihlal ettiği gerekçesiyle başvurucuya Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından uyarı cezası verilmiştir.

7. Başvurucunun bu cezaya karşı açtığı dava Ankara 3. İdare Mahkemesince reddedilmiştir.

8. Başvurucunun ilk derece mahkemesi kararına karşı yaptığı temyiz ve karar düzeltme başvuruları da reddedilmiştir. Karar düzeltme talebinin reddine dair karar başvurucuya 4/11/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.

9. Başvurucu 4/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

10. 8/11/2016 tarihli ve 6755 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaştırılan 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname"nin (KHK) 2. maddesi ile Samanyolu TV"nin kapatılmasına karar verilmiştir.

11. 8/2/2018 tarihli ve 7091 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaştırılan 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında KHK ile de, kapatılan özel televizyonların bağlı oldukları şirketlerin faaliyetlerinin sonlandırılarak ticari sicil kayıtlarının resen terkin edileceği hükme bağlanmıştır.

12. Anayasa Mahkemesine Bahri Ağaoğlu isimli şahıs tarafından verilen 25/2/2019 kayıt tarihli dilekçede anılan kişinin başvurucu Şirketin hâkim hissedarı konumunda olduğu belirtilmiş ve başvurunun takibinde hukuki menfaati olduğu ileri sürülmüştür. Ancak anılan şahsın başvurucu Şirketin hâkim ortağı olduğu yönündeki iddiasını ispata yarar hiçbir belge Anayasa Mahkemesine sunulmamıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

13. 668 sayılı KHK"nın "Alınan tedbirler" kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"(1) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan;

b) Ekli (2) sayılı listede yer alan özel radyo ve televizyon kuruluşları kapatılmıştır.

...

2 SAYILI LİSTE

TELEVİZYONLAR

...

13 SAMANYOLU TV"

14. 670 sayılı KHK"nın "Devir işlemlerine ilişkin tedbirler" kenar başlıklı 5. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı oldukları şirketlerin faaliyetleri sonlandırılarak ticari sicil kayıtları resen terkin edilir."

15. Bireysel başvuru anında tüzelkişiliği haiz olan ancak bireysel başvurunun incelenmesi aşamasında tüzelkişiliğini yitiren ticaret şirketler hakkında yapılan değerlendirmelerde kullanılan ulusal hukuk kaynakları için ayrıca bkz. Gümüşdere İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş., B. No: 2013/5016, 12/6/2018, §§ 8-23.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 25/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu; uyarı cezası nedeniyle basın özgürlüğünün, davayı karara bağlayan mahkemelerin bağımsız ve tarafsız olmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir.

B. Değerlendirme

18. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nda taraf ehliyeti bir dava şartı olarak düzenlenmiştir. Türk hukukunda taraf ehliyeti 21/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen hak ehliyetinin varlığına bağlanmıştır. Buna göre ancak hak ehliyetine sahip olanlar yargı mercileri önünde taraf statüsü kazanabilir ve ancak hak ehliyetini haiz olanlar lehine veya aleyhine hüküm kurulabilir (Gümüşdere İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş.,§ 32).

19. Özel hukuk tüzelkişilerinin hak ehliyetini haiz oldukları hususunda kuşku bulunmamaktadır. Dolayısıyla bunların yargı mercileri önünde taraf olma sıfatı vardır. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 46. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde de özel hukuk tüzelkişilerinin bireysel başvuruda bulunabilecekleri kabul edilmiştir. Ancak özel hukuk tüzelkişilerinin yargı mercileri önünde taraf statüsünde bulunabilmeleri için hukuken var olmaları, diğer ifadeyle tüzelkişiliği haiz olmaları zorunludur (Gümüşdere İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş., § 33).

20. 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 588. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre şirket, ticaret siciline tescil ile tüzelkişilik kazanır. Dolayısıyla henüz ticaret siciline tescil edilmemiş bir şirketin tüzelkişilik kazanması mümkün olmadığı gibi ticaret sicil kaydı silinen bir şirketin tüzelkişilik vasfı da sona erer. Başka bir deyişle ticaret siciline tescil ile tüzelkişilik niteliğini edinen ticari şirketin sicil kaydının silinmesiyle de hukuki varlığı sona erer (Gümüşdere İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş., § 34).

21. Bu itibarla sicil kaydı terkin edilen bir ticari şirketin yargı mercileri önünde taraf statüsünde bulunması mümkün değildir. Tabiatıyla bu durum bireysel başvurular yönünden de geçerlidir. Buna göre tüzelkişiliğini yitirmiş bir şirketin bireysel başvuruda bulunması mümkün olmadığı gibi bireysel başvuruda bulunan bir şirketin tüzelkişiliğini bireysel başvuru sürecinin sonuna kadar koruması da gerekmektedir. Dolayısıyla hiç tüzelkişilik kazanmamış veya tüzelkişiliği ortadan kalkmış şirket adına yapılan bireysel başvuru ile bireysel başvuru devam ederken tüzelkişiliğini yitiren şirkete ilişkin bireysel başvurunun esasının incelenmesi mümkün değildir (Gümüşdere İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş., § 35).

22. Özetle şirketin bireysel başvuru anında tüzelkişiliği haiz olması ve bunu bireysel başvuru sürecinin sonuna kadar koruması şirketler tarafından yapılan başvurunun esasının incelenebilmesi için zorunlu bir koşuldur (Gümüşdere İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş., § 36).

23. Buna karşılık somut olayda 670 sayılı KHK"nın 5. maddesinin (3) numaralı fıkrası çerçevesinde başvurucu Şirketin sicil kaydı terkin edilmiştir (bkz. § 14).

24. Şirketin ticaret sicil kaydının silinmesi ve tüzelkişiliğini yitirmesi olgusu bireysel başvurunun esasının incelenmesine engel teşkil eder. Anayasa Mahkemesi, başvurunun incelemesi devam ederken başvuru ehliyetinin yitirilmesi durumunda başvurunun düşmesine karar vermektedir (Gümüşdere İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş., §§ 38, 39).

25. Bununla birlikte somut olayda başvurucu şirketin tüzelkişiliği ilgili kanunlarda öngörülen sona erme sebeplerinden biriyle sona ermemiş, kamu otoritesince doğrudan 670 sayılı KHK marifetiyle sona erdirilmiştir.

26. 670 sayılı KHK ile resen sicilden terkin edilen şirketin durumunun, ilgili kanunda belirtilen yollarla tüzelkişiliği sona eren şirketlerin durumu ile aynı olmadığı açıktır. Zira ilgili kanunda belirtilen yollarla tüzelkişiliği sona eren şirketlerin tüzelkişiliğinin sona ermesi durumlarında şirket ortaklarının durumu bildikleri veya en azından bilmeleri gerektiği söylenebilir. Bu hâlde ortakların kendi menfaatlerini yeteri kadar kolladıkları ve şirketin taraf olduğu bireysel başvuruların düşebileceğini öngördükleri varsayılabilir.

27. Buna karşılık kamu otoritesince bir şirketin tüzelkişiliğine tek taraflı bir işlemle son verilmesi durumunda bu şirketin taraf olduğu bireysel başvurular hakkında düşme kararı verilmesi gerektiğinin kabulü hâlinde ortakların öngöremedikleri bir terkin işlemi nedeniyle menfaatlerinin zedelenmesi söz konusu olabilir. Nitekim daha önce şirket tüzelkişiliğinin başvurmasını güçleştiren hukuki sınırlamalar nedeniyle bu şirketlerin ortağı ve yöneticisi olduğu anlaşılan başvurucular yönünden doğrudan ve güncel bir mağduriyetin söz konusu olduğu sonucuna varılmıştır (Özgür Güleç, B. No: 2014/11503, 1/2/2017, § 37; Hamdi Akın İpek, B. No: 2015/17763, 24/5/2018, § 79). Bu nedenle Anayasa Mahkemesinin özel hukuk tüzelkişilerinin hukuki varlığının kamu otoritesince tek taraflı işlemle sona erdirilmesi hâline özgü olarak yeni bir yaklaşım geliştirmesi zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.

28. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkı örneğinde olduğu gibi belli bazı haklarla ilgili başvurularda gerçek kişilerin bireysel başvuruda bulunduktan sonra ölmesi durumunda mirasçılarının makul bir süre içinde bireysel başvuruya devam etmek istediklerini bildirmeleri hâlinde düşme kararı vermeyip başvuruyu incelemeye devam etmektedir. Bu durumda mirasçılar başvurunun tarafı hâline gelmektedir. Anayasa Mahkemesinin bu konudaki yaklaşımı T.G. (B. No: 2017/21163, 9/1/2019, §§ 17-20) kararında da görülebilir:

"17. Anayasa Mahkemesi Asya Oktay ve diğerleri kararında (B. No: 2014/3549, 22/3/2017, §§ 18-21) başvurucunun bireysel başvurunun yapıldığı tarihten sonra ölmesi durumunda başvurunun incelenmesine devam edilip edilemeyeceğine ilişkin ilkelerini belirlemiştir. Anılan kararın ilgili bölümü şöyledir:

"18. Uygulamada hukuk yargılamalarında, taraflardan birinin ölümü halinde dava sonunda verilecek hükmün olumlu veya olumsuz bir şekilde mirasçıların haklarını etkilemesi nedeniyle davaya mirasçılar tarafından devam edilebileceğinin kabul edildiği hallerde, mahkemelerce mirasçılara usulüne uygun olarak tebligat yapılarak mirası reddetmeyen mirasçıların mecburi dava arkadaşı olarak davada yer almalarının sağlandığı görülmektedir (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E. 2015/20127, K. 2015/21189, 26/11/2015).

19. Asli görevi Anayasa"yı yorumlamak, böylece Anayasa"da yer alan temel hak ve özgürlüklerin kapsam ve sınırlarını belirlemek olan Anayasa Mahkemesinin (Mahkeme) bireysel başvuru yolunda başvurucuların başvuru tarihinden sonra vefat etmeleri hâlinde yukarıda yer verilen usulü benimseyerek4721 sayılı Kanun"un anılan hükümlerindeki tarihleri tespit etme ve buna göre mirası reddetmeyen mirasçıların başvuruya devam etmelerini sağlama yükümlülüğünü üstlenmesinin, Mahkemenin asli görevini yerine getirmesi önünde engel teşkil edecek ve böylelikle Mahkemeyi temel işlevinden uzaklaştırabilecek olması nedeniyle bireysel başvurunun niteliğine uygun düşmediği görülmektedir.

20. İçtüzük"ün 80. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendine göre başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir sebebin olmadığı kanaatine varılması hâlinde başvurunun düşmesine karar verilebilir. Bununla birlikte İçtüzük"ün 80. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereği Anayasa"nın uygulanması, yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli kıldığı hâllerde başvurunun incelenmesine devam edilebileceği öngörülmüştür.

21. Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda Anayasa"nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli kıldığı hâller gibi başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir sebebin olmadığı kanaatine varıldığı durumlarda, başvurucuların vefat etmesi hâlinde başvuruya devam edilmesinin sağlanması yönünden öncelikli yükümlülüğün başvuruya devam etme hakları olan şahıslarda bulunduğu kabul edilmelidir."

18. Anayasa Mahkemesi Asya Oktay ve diğerleri içtihadından sonraki dönemde, bireysel başvuru devam ederken başvurucunun ölmesi durumunda ölenin mirasçılarına başvuruya devam edip etmeyecekleri hususunda bildirimde bulunma yönünde bir uygulama gerçekleştirmemiş, ölüm tarihinden sonra makul bir süre içinde kendiliğinden Anayasa Mahkemesine başvurarak başvuruya devam etmek istediğini bildiren mirasçıların -menfaatlerinin bulunup bulunmadığını da gözeterek- başvurularını incelemiştir (örnek kararlar için bkz. Ayten Yeğenoğlu, B. No: 2015/1685, 23/5/2018 [ölümden yaklaşık üç ay sonra]; Fatma Ülker Akkaya, B. No: 2014/18979, 22/2/2018 [ölümden iki ay sonra]). Buna karşılık mirasçıların başvuruyu devam ettirme yönündeki iradelerini Anayasa Mahkemesine bildirmediği hallerde düşme kararı verilmektedir (örnek kararlar için bkz. Ali Sedat Yücelik ve diğerleri, B. No: 2015/2574, 9/5/2018, §§ 22-25; Abbas Çelik ve diğerleri, B. No: 2014/749, 7/3/2018, §§ 26-29; Haşim Özpolat, B. No: 2014/3140, 21/9/2017, § 19 Şükran Çopuraslan, B. No: 2014/4695, 14/9/2017, § 22).

19. Anayasa Mahkemesi, ölenin mirasçılarının başvuruyu devam ettirme iradelerinin ancak makul süre içinde yapılması hâlinde geçerli olabileceğini kabul etmekle birlikte bu süreyi somutlaştırmamıştır. Hukuki belirliliğin sağlanması bakımından mirasçıların başvuruyu devam ettirme iradelerinin geçerli kabul edilebileceği makul sürenin ne olduğunun belirginleştirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

20. 6216 sayılı Kanun"un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrasında öngörülen otuz günlük bireysel başvuru süresinin mirasçılar yönünden de kıyasen uygulanması gerektiği düşünülebilir. Ancak Türk hukukunda mirasçıların mirası reddetme hakkını da haiz oldukları gözetildiğinde makul sürenin tespitinde mirası ret süresinin de gözönünde bulundurulması gerektiği değerlendirilmiştir. 4721 sayılı Kanun"un 606. maddesinin birinci fıkrasında, yasal ve atanmış mirasçıların mirası üç ay içinde reddedebilecekleri belirtilmiştir. Dolayısıyla bireysel başvuru yapıldıktan sonra ölen başvurucuların mirasçılarının başvuruyu devam ettirme yönündeki taleplerini Anayasa Mahkemesine iletebilecekleri makul sürenin -haklı mazeretler saklı kalmak kaydıyla- ölüm tarihinden itibaren dört ay olarak tespitinin uygun olacağı sonucuna ulaşılmıştır.""

29. Mirasçıların durumuna benzer bir yaklaşımın kamu otoritesince tüzelkişilikleri resen sona erdirilen özel hukuk tüzelkişilerinin ilgilileri yönünden de benimsenmesi gerekmektedir. Buna göre hukuki varlıkları kamu otoritelerinin tek taraflı iradesiyle sona erdirilen özel hukuk tüzelkişilerinin tüzelkişilikleri sona ermeden önce yaptıkları bireysel başvuruların devamında menfaati bulunduğunu iddia eden kişilerin, bireysel başvuruya devam etmek istediklerini makul bir süre içinde Anayasa Mahkemesine bildirmeleri halinde başvurunun incelenmesine devam edilebilir.

30. Kuşkusuz ki başvuruya devam etme iradesini Anayasa Mahkemesine makul bir süre içinde bildirme yükümlülüğü, başvurunun devamında menfaati bulunduğunu iddia eden kişi veya kişilere ait olacaktır. Tüzelkişinin yaptığı başvuruyu devam ettirmede menfaati bulunduğunu iddia eden kişilerin bu isteklerini bildirmeleri gereken makul sürenin tespitinde bunların tüzelkişiliğinin hukuki varlığının sona erdiğini bilip bilmedikleri dikkate alınacaktır. Öte yandan başvurunun devamında menfaati bulunduğunu iddia eden kişilerin bu iddialarını destekleyecek, bunu ispata yarayacak bilgi ve belgeleri Anayasa Mahkemesine iletmeleri gerekir.

31. Bu aşamada kimlerin tüzelkişiye ait başvurunun devamında menfaat sahibi olduğunun belirlenmesine gerek olmayıp bu hususta her somut olayın kendine özgü koşullarına göre değerlendirme yapılması uygun görülmüştür.

32. Somut olayda başvurucu Şirketin sicil kaydı, 670 sayılı KHK ile resen terkin edilmiştir. 670 sayılı KHK 17/8/2016 tarihli Resmî Gazete"de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla Şirketin hukuki varlığı 17/8/2016 tarihinde sona ermiştir.

33. Somut başvurunun karara bağlandığı tarihe kadar sadece Bahri Ağaoğlu başvuruyu takip etmek istediğini bildirmiştir. Bahri Ağaoğlu 25/2/2019 tarihinde Anayasa Mahkemesine verdiği dilekçesinde, başvurucu Şirketin hâkim hissedarı konumunda olduğunu belirterek başvurunun takibi hususunda hukuki menfaati olduğunu ileri sürmüştür.

34. 6102 sayılı Kanun"un 543. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca anonim şirket ortakları tasfiye payı almaya müstahak olduklarından başvurucu Şirket ortaklarının şirket tarafından tüzelkişiliğin sona ermesinden önce yapılan bireysel başvuruyu devam ettirmede menfaatlerinin bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

35. Bununla birlikte somut başvuru bağlamında anılan şahsın başvurucu Şirketin ortağı olduğu yönündeki iddiasını destekler nitelikte herhangi bir belge sunmadığı görülmektedir. Bu nedenle Bahri Ağaoğlu"nun başvuruyu devam ettirmede menfaatinin bulunup bulunmadığı ve makul bir süre içinde Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunup bulunmadığı hususunda daha ileri bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

36. Başka bir kimse de başvuruyu devam ettirmek istediğini Anayasa Mahkemesine bildirmediğinden başvurunun düşmesine karar verilmesi gerekir.

37. Bu koşullar çerçevesinde başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden kalmadığından başvurunun düşmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden kalmadığından DÜŞMESİNE,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 25/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.



Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


Avukat Web Sitesi