20. Hukuk Dairesi 2013/8796 E. , 2013/9334 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede, 1979 yılında yapılan arazi kadastrosunda, 6.500 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 741 parsel numarası ile Hazine adına tespit edilmiş ve 10.400 m2 yüzölçümündeki 2713 parsel numaralı taşınmaz, hükmen ... ve arkadaşları adına tescil edilmiştir. Davacılar vekili, ... Köyü 2713 ve 741 parsel sayılı taşınmazların tapusunun 1978 yılı arazi kadastrosu sonucunda oluştuğu, bu nedenle bu parseller yönünden yeniden, ikinci kadastro anlamına gelecek kadastro çalışması yapılamayacağı, 3402 sayılı Kanunun Ek 4. maddesi ile 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin fiilî kullanım durumlarına göre kadastrosu ve ifraz tevhit işlemlerinin yapılmasında tespit edilen hataların, sınır ve yüzölçüm yönünden düzeltilmesi ile ilgili yapılan çalışmada askıya çıkarılan krokide, fiilî zemine göre doğuya doğru kayma bulunduğu, orman sınır noktalarının, zeminde bulunduğu yerde olmadığı, 26 numaralı 2/B parselinin askıya çıkarıldığı şekilde kesinleşmesi durumunda köyün mezar yeri ve harman yeri dahil 1000 dönümü aşan arazinin 30 yılı aşan tapuları olduğu ve orman tahdit sınırları dışında kaldığı halde, 2/B çalışma alanı olarak kalacağı iddiasıyla askıya çıkarılan kroki ve eklerindeki sınırların 2713 ve 741 sayılı parseller yönünden iptal edilerek, bu parseller yönünden 2/B çalışması yapılmaması ve bu parsellerin 2/B çalışma alanı dışında bırakılacak şekilde sınırın düzeltilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, ... Kadastro Mahkemesinin görevli ve yetkili olduğuna ve davanın usûlden reddine karar verilmiş ve karar davacılar vekili tarafından, görev ve yetki incelemesinin ilk itirazlardan olduğu ve işin esasına girildikten sonra davanın usûlden reddine karar verildiği gerekçesi ile temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 2/B çalışmalarına itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde, 1948 yılında 3116 sayılı Kanuna göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1979 yılında yapılan arazi kadastrosu, 24/09/1991 tarihinde ilân edilen 3116 sayılı Kanuna göre yapılmış ve sınırlaması kesinleşmiş olan ormanlarda, kesinleşmiş sınırların aplikasyonu ve 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulaması ile 28/08/2010-27/09/2010 tarihlerinde ilân edilen 3402 sayılı Kanunun Ek 4. maddesine göre 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin fiilî kullanım durumlarına göre kadastrosu ve ifraz tevhit işlemlerinin yapılmasında tespit edilen hataların, sınır ve yüzölçüm yönünden düzeltilmesi çalışmaları vardır.
Mahkemece davanın 5831 sayılı Kanun ile eklenen 3402 sayılı Kanunun Ek 4. maddesine göre yapılan işlemlere itiraz olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş ise de verilen karar usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki: dava konusu 741 ve 2713 parsel sayılı taşınmazlar yörede 1979 yılında yapılan arazi kadastro çalışmaları sonucunda, yapılan tespit ile oluştuğu, 2010 yılında yörede yapılan 5831 sayılı Kanunun 8. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen Ek 4. maddesi gereğince kullanım kadastrosu çalışmaları yapıldığı, dava konusu taşınmazlarda herhangi bir sınır ve yüzölçüm düzletilmesi yapılmadığı ve daha önce tapuya kayıtlı olduğu için tutanak düzenlenmediği gibi herhangi bir işleme de tâbi tutulmadığı anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Kanunun 25. maddesi gereğince tutanak düzenlenmeyen ve 6 aylık sürede açılmayan orman kadastrosuna itiraz davalarının kadastro mahkemesinin görevine girmeyeceği, somut olayda görevli mahkemenin genel mahkemeler olduğu,
bu nedenle davanın 6100 sayılı HMK"nın yürürlüğe girmesinden önce açıldığı da gözönüne alınıp, öncelikle değer tespiti yapılarak mahkemenin değer yönünden görevli olup olmadığının belirlenmesi gerekirken, görevsizlik kararı verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.
Ayrıca; Kaş Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/328 E. - 1989/351 K. sayılı kararındaki hukukî sebepler ile bu dosyadaki hukukî sebepler farklı olduğundan bu dosya açısından kesin hüküm teşkil etmediği, orman bilirkişi raporunda, çekişmeli 2713 parsel sayılı taşınmazın (A) ve (B) kısımlarının 1948 yılında yapılan orman tahdit sınırları dışında kaldığı, 741 parsel sayılı taşınmaz ve 2713 parsel sayılı taşınmazın (C) kısmının ise aynı tahdit sınırları içinde kaldığı ve taşınmazların 1991 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B çalışmalarında 2/B alanında kaldığı belirlendiğine göre; aplikasyon çalışmasının, orman kadastrosu ve tahdit çalışmaları daha önce yapılmış yerlerde ilgili OS noktalarının arazide belirlenip ihya edilmesinden ibaret olduğu, önceki OS noktalarında herhangi bir değişiklik yapılamayacağı ve ilk tahdidin değiştirilmeyeceği gözönüne alındığında, 1948 yılında yapılan orman tahdit sınırları dışında kalmakta iken 1991 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde çalışmaları sonucunda 2/B alanına alınan çekişmeli 2713 parsel sayılı taşınmazın (A) ve (C) kısımlarına yönelik davacının davasının kabulüne ve bu yerlere ilişkin 2/B işleminin iptaline karar vermek gerekirken, karar verilmemiş olması ve 1948 yılında yapılan orman tahdit sınırları içinde kalmakta iken 1991 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde çalışmaları sonucunda 2/B alanı içerisinde kalan çekişmeli 741 parsel sayılı taşınmaz ve 2713 parsel sayılı taşınmazın (C) bölümü yönünden ise davanın 2/B madde uygulamasının iptali ve tapunun beyanlar hanesindeki 2/B madde şerhinin iptalini de içerdiği ve davadan sonra 6292 sayılı Kanun ile de yeni hükümler getirildiği gözönüne alınmadan karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu nedenlerle; mahkemece çekişmeli 2713 parsel sayılı taşınmazın (A) ve (B) kısmına yönelik davacının davasının kabulüne ve bu yerlere ilişkin 2/B işleminin iptaline karar verilmesi için ve çekişmeli 741 parsel sayılı taşınmaz ve 2713 parsel sayılı taşınmazın (C) bölümü yönünden ise; 6831 sayılı Orman Kanununun 1744 sayılı Kanun ile değişik 2, 2896 ve 3302 sayılı kanunlar ile değişik 2/B maddesi gereğince, nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin değerlendirilmesi, yeni orman alanlarının oluşturulması, nakline karar verilen Devlet Ormanları içinde veya bitişiğinde bulunan köyler halkının yerleştirilmesi ve orman köylülerinin kalkındırılmasının desteklenmesi ile Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin usûl ve esasların belirlenmesi amacıyla düzenlenen, 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı “Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun”, 26/4/2012 tarihli ve 28275 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak, aynı tarihte yürürlüğe girmiş ve aynı Kanunla 17/10/1983 tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun ile 16/2/1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmış, 6831 sayılı Kanunun bazı maddelerinde de değişiklikler yapılmış, bu cümleden olarak, diğer bir çok hükmün yanı sıra, 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanlara ilişkin tapu kaydına konulan şerhlerin silinmesi, bu alanlar için Hazine tarafından dava açılmaması, açılan davlardan vazgeçilmesi ya da davaların durdurulması, tapusunun iptaline karar verilen taşınmazların tekrar tapu sahibine iadesi gibi konular düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerin, dava konusu taşınmazın niteliğine ve durumuna göre, görülmekte olan davaya etkisinin değerlendirilmesi için yerel mahkeme hükmünün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; HMK"nın 20. maddesi gereğince sadece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, aynı Kanunun 115/2. maddesi gereğince davanın usûlden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 22/10/2013 günü oy birliği ile karar verildi.