
Esas No: 2016/10400
Karar No: 2016/10400
Karar Tarihi: 25/9/2019
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
BELKİS YURTSEVER VE YILMAZ YILDIZ BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2016/10400) |
|
Karar Tarihi: 25/9/2019 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Engin
YILDIRIM |
Üyeler |
: |
Recep
KÖMÜRCÜ |
|
|
M.Emin KUZ |
|
|
Rıdvan GÜLEÇ |
|
|
Yıldız
SEFERİNOĞLU |
Raportör |
: |
Burak FIRAT |
Başvurucular |
: |
1. Belkis YURTSEVER |
|
|
2. Yılmaz
YILDIZ |
Vekili |
: |
Av. Öztürk
TÜRKDOĞAN |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, basın açıklamasına katılan başvuruculara idari para
cezası verilmesinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği
iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 3/6/2016 ve 14/7/2016 tarihlerinde yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan
ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm
tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. 2016/12646 numaralı başvuru dosyasının konu yönünden hukuki
irtibat nedeniyle 2016/10400 numaralı başvuru dosyası ile birleştirilmesine,
incelemenin 2016/10400 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine
ve diğer dosyanın kapatılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve
esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına
(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
8. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuşlardır.
III. OLAY VE OLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar
özetle şöyledir:
10. Başvurucular kamu görevlisi olup Kamu Emekçileri Sendikaları
Konfederasyonuna bağlı Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasının
(SES/Sendika) üyesidir. Başvuruculardan Belkis
Yurtsever SES Merkez Yönetim Kurulu üyesi, Yılmaz Yıldız ise SES Niğde Şube
başkanıdır.
11. Niğde Valiliği (Valilik) 5/8/2004 tarihli ve 25544 sayılı
Resmî Gazete"de yayımlanan 2004/01 sayılı kararında
kamu düzeninin ve güvenliğinin sağlanması amacıyla basın açıklaması
yapılabilecek ve yapılamayacak alanları belirlemiştir. Bu kapsamda kamu kurum
ve kuruluşları önünde ve bunlara ait müştemilatta (otopark, bahçe meydanları ve
benzeri) basın açıklaması ve toplantı yapılması yasaklanmıştır.
12. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü etkinlikleri kapsamında
Niğde"de gerçekleştirilen ve aralarında başvurucuların üyesi olduğu Sendikanın
da bulunduğu kuruluşların düzenlediği yürüyüş ve basın açıklamasına polis
tarafından biber gazı kullanılarak müdahale edilmiştir. Bu müdahale sonrasında
gözaltına alınanlar olmuştur.
13. Başvurucuların da aralarında olduğu dört kişilik bir grup
4/5/2015 tarihinde saat 13.30 sıralarında, üyesi oldukları Sendika tarafından 1
Mayıs"ta gerçekleştirilen etkinliğe emniyet görevlileri tarafından yapılan
müdahalenin haksız olduğunu belirterek müdahalede bulunan polisler hakkında
Sendika adına yapacakları suç duyurusunu kamuoyuna duyurmak ve müdahale sonrası
yaşanan süreci kamuoyu ile paylaşmak amacıyla Niğde Adalet Binası girişi önünde
basın açıklaması yapmak istemiştir.
14 Bir şube müdürünün sorumluluğundaki bir grup emniyet
görevlisi, Sendika üyesi grup ile konuşmak için müzakereci olarak
görevlendirilmiştir. Müzakereci şube müdürü, kamu kurum ve kuruluşları önünde
açıklama yapabilmeleri için savcılıktan izin almaları gerektiğini Sendika
üyelerine iletmiş ve durumu savcılığa bildirmek üzere ayrılmıştır. Başvurucular
bu sırada basın açıklaması yapmış ve ardından suç duyurusunda bulunmak için
Niğde Adliye Binasına girmişlerdir.
15. Başvuruculara, Niğde Adliye Binası önünde yapmış oldukları
basın açıklamasının Valilik kararına aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle
30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu"nun 32. maddesine göre ayrı
ayrı 208"er TL idari para cezası verilmiştir. Başvurucular idari para
cezalarına itiraz etmişlerdir.
16. İtirazı inceleyen Niğde Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik)
değişik tarihlerde itirazları kesin olarak reddetmiştir. Hâkimlik kararlarında;
basın açıklaması yapmak için tahsis edilmemiş bir yerde basın açıklaması
yapıldığı, kolluk kuvvetleri tarafından kamu güvenliği amacıyla verilen emirlere
riayet edilmediğinin resmî belge mahiyetindeki tutanak ve olay yerinden elde
edilen kamera görüntülerinden anlaşıldığı belirtilerek itirazların yerinde
görülmediğine karar verilmiştir.
17. Başvurucular 5/5/2016 ve 15/6/2016 tarihinde tebliğ edilen
kararlara karşı sırasıyla 3/6/2016 ile 14/7/2016 tarihlerinde bireysel
başvuruda bulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
18. İlgili hukuk için bkz. Eğitim
ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri (GK), B. No:2014/920,
25/5/2017, §§ 22-31; Rıza Gökçen Erus ve diğerleri, B. No: 2014/17391, 19/4/2018,
§§ 24-30.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 25/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların
İddiaları ve Bakanlık Görüşü
20. Başvurucular; basın açıklamasına katılmaları nedeniyle idari
para cezası ile cezalandırılmalarının ifade özgürlüğünün, sendika hakkının ve
toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlali niteliğinde olduğunu
ileri sürmüşlerdir. AİHM tarafından idari yaptırım kararı ile ilgili olarak
verilen ve örgütlenme ve toplanma özgürlüğünün ihlali olarak değerlendirilen
emsal kararların bulunduğunu belirten başvurucular kamu kurum ve kuruluşları
önünde basın açıklaması yapılamamasının hakkın özüne dokunduğunu
belirtmişlerdir.
21. Bakanlık görüşünde; somut olayda barışçıl toplanma
özgürlüğüne yapıldığı iddia edilen müdahalede ulusal güvenliğin veya kamu
güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi
ve üçüncü kişilerin haklarının korunması gibi meşru amaçlar güdüldüğü
belirtilmiştir. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), devletin
asayişi sağlamak veya korumak için toplantı düzenlemeyi bildirim yahut yer
sınırlaması gibi şekil şartlarına ve izin koşuluna bağlamasını 11. maddeye
aykırı bulmadığı ifade edilmiştir.
22. Bakanlık, idari para cezasının yalnızca Valilikçe yasaklanan
yerde basın açıklaması yapmak suretiyle kamu düzeninin bozulma tehlikesinin
ortaya çıkması nedeniyle uygulandığını belirterek söz konusu idari para
cezasının başvurucuların barışçıl toplanma özgürlüğüne halel getirecek
nitelikte olmadığını ifade etmiştir. Bakanlık, para cezalarının başvurucuların
adli sicil kaydına işlenmediğini ve cezaların cüzi bir miktar olması nedeniyle
başvurucuların mali durumları üzerinde aşırı bir yük oluşturmadığını
belirtmiştir.
23. Başvurucular; Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında başvuru
formundaki iddialarını yinelemişler, benzer bir olaya ilişkin AİHM tarafından
Türkiye aleyhine verilen bir karar bulunduğunu hatırlatmışlardır.
B. Değerlendirme
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan
hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini
kendisi takdir eder (Tahir Canan,
B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru, sendikanın kollektif
eylemler nedeniyle üyelerinin mesleki çıkarlarını koruma özgürlüğü ile doğrudan
ilişkili değildir (sendika hakkının kapsamı için bkz. Tayfun Cengiz, B. No: 2013/8463,
18/9/2014, § 30-32; aynı yönde değerlendirmeler için bkz. Gülfidan Yıldırım, B. No: 2014/12290,
19/7/2017, § 22). Bu nedenle başvurucuların şikâyetinin toplantı ve gösteri
düzenleme hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir
25. Anayasa’nın
"Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı" kenar
başlıklı 34. maddesi şöyledir:
"Herkes, önceden izin almadan, silahsız
ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak,
milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve
genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve
kanunla sınırlanabilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme
hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda
gösterilir."
1. Kabul Edilebilirlik
Yönünden
26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine
karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan
toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin
iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
27. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının sadece
kullanılması sırasındaki değil kullanılmasından sonraki işlemlerin de hak
üzerinde sınırlayıcı etkisi
bulunmaktadır (Osman Erbil, B. No: 2013/2394, 25/3/2015,
§ 53; sendika hakkına ilişkin olarak bkz. Eğitim
ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 48). Bu sebeple
başvurucuların yaptıkları basın açıklamasına kolluk kuvvetleri herhangi bir
müdahalede bulunmamış olsa bile daha sonra idari para cezası ile
cezalandırılmalarının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik
bir müdahale olduğu kabul edilmelidir.
b. Müdahalenin İhlal
Oluşturup Oluşturmadığı
28. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde
belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 34. maddesinin
ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca
Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak
kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...
gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
29. Bu sebeple müdahalenin, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen
ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın
ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin
gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
30. 5326 sayılı Kanun"un 32. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı
sonucuna varılmıştır (5326 sayılı Kanun"un 32. maddesine ilişkin kanunilik
değerlendirmesi için bkz. Eğitim ve Bilim
Emekçileri Sendikası ve diğerleri, §§ 52-69).
ii. Meşru Amaç
31. Başvurucuların idari para cezasıyla cezalandırılmasına
ilişkin kararın Anayasa"nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan
sebeplerden kamu düzeninin korunmasına
yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna
varılmıştır.
iii. Demokratik Toplum
Düzeninin Gereklerine Uygunluk
(1) Genel
İlkeler
(a) Demokratik
Toplumda Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının Önemi
32. Anayasa Mahkemesi demokratik
toplum düzeninin gerekleri ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini
daha önce pek çok kez açıklamıştır. Kolektif bir şekilde kullanılan ve
düşüncelerini ifade etmek isteyen kişilere şiddeti dışlayan yöntemlerle
düşüncelerini açıklama imkânı veren toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme
hakkı; çoğulcu demokrasilerin gelişmesinde zorunlu olan farklı düşüncelerin
ortaya çıkması, korunması ve yayılmasını güvence altına almaktadır (Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428,
17/7/2018, § 40; Dilan Ögüz
Canan [GK], B. No: 2014/20411, 30/11/2017, § 36; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No:
2013/3924, 6/1/2015, § 115; Eğitim ve Bilim
Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 79; Osman Erbil, § 45).
33. Bu hak, ifade özgürlüğünün özel bir biçimi olup toplantı ve
gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı aynı zamanda ifade özgürlüğünün ışığında
değerlendirilmelidir. İfade özgürlüğünün demokratik ve çoğulcu bir toplumdaki
önemi, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı için de geçerlidir (Dilan Ögüz Canan, §
34; Ali Rıza Özer ve diğerleri, §
115; Osman Erbil, §§ 31, 45; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,
§ 72; Gülşah Öztürk ve diğerleri,
B. No: 2013/3936, 17/2/2016, § 66; Ömer
Faruk Akyüz, B. No: 2015/9247, 4/4/2018, § 52). Sonuç olarak
toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir
şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır (Dilan
Ögüz Canan, § 35; Ömer Faruk Akyüz, § 55).
(b)
Müdahalenin Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması
34. Buna göre toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına
yapılan bir müdahale zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa(bazı
farklılıklarla birlikte toplantı hakkı bağlamında bkz. Dilan Ögüz Canan
§ 32; sendika hakkı bağlamında
bkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve
diğerleri, § 73; Tayfun Cengiz,
B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 56; Adalet
Mehtap Buluryer, B. No: 2013/5447,
16/10/2014, §§ 103-105; grev hakkı bağlamında bkz. Kristal-İş Sendikası [GK], B. No: 2014/12166, 2/7/2015, §
70) ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse
(bazı farklılıklarla birlikte toplantı hakkı bağlamında Dilan Ögüz Canan
§§ 33, 56; sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitim
ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 74) demokratik toplum düzeninin gereklerine
uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.
(c) Barışçıl
Toplanma Hakkı
35. Anayasa’nın 34. maddesi; fikirlerin silahsız ve saldırısız, başka bir ifade
ile barışçıl bir şekilde ortaya konabilmesi için toplantı ve gösteri yürüyüşü
düzenleme hakkını güvence altına almıştır. Dolayısıyla toplantı hakkının amacı,
şiddete başvurmayan ve fikirlerini barışçıl bir şekilde ortaya koyan bireylerin
haklarının korunmasıdır. Şiddet kullanma niyetinde olan kişilerin katıldığı
veya düzenlediği gösteriler barışçıl toplanma kavramı dışındadır (Dilan Ögüz Canan,
§ 37; Ali Rıza Özer ve diğerleri,
§§ 117, 118; Eğitim ve Bilim Emekçileri
Sendikası ve diğerleri, § 80; Osman
Erbil, § 47; Gülşah Öztürk ve
diğerleri, §§ 67, 68; Ömer Faruk
Akyüz, § 54).
(d) Sınırlamanın
Niteliği
36. Toplanma özgürlüğünün kullanımından kaynaklanan kamu
düzenine yönelik tehditlerin gerçeklik değeri taşıması hâlinde yetkili makamlar
bu tehditleri bertaraf edecek tedbirleri alabilirler. Alınan bu tedbirlere
aykırı toplantılar düzenlenmesi, bu tür toplantılara katılınması
veya bu tür toplantılarda suçlar işlenmesi hâlinde de cezalar verilebilir (Dilan Ögüz Canan,
§ 40; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası
ve diğerleri, § 81; toplantı hakkına kamu düzeninin bozulması
nedeniyle yapılan bir müdahalenin demokratik toplumda gerekli olduğuna karar
verildiği bir başvuru için bkz. Gülşah
Öztürk ve diğerleri, §§ 76-86).
37. Bununla birlikte alınan tedbirlerin veya öngörülen cezaların
barışçıl toplantı hakkına dolaylı olarak usulsüz sınırlamalara dönüşmesine
müsaade edilemez. Güvence altına alınan toplanma hakkını kullanırken kamu
otoritelerinin keyfî müdahalelerine karşı da bireyin korunması gerekir (Dilan Ögüz Canan,
§ 42; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası
ve diğerleri, § 82; Gülşah Öztürk
ve diğerleri, § 76).
(2) İlkelerin
Olaya Uygulanması
38. Somut olayda Niğde Valiliği bazı alanlarda basın açıklaması
yapılmasını yasaklamıştır (bkz. § 11). Söz konusu kararın huzur, güvenlik ve
kamu düzeninin sağlanması amacıyla alındığı görülmektedir. Başvurucuların izin
verilmeyen alanda basın açıklaması yapması üzerine 5326 sayılı Kanun"un 32.
maddesi uyarınca emre itaatsizlik edildiği gerekçesiyle idari para cezası
şeklinde yaptırım kararı uygulanmıştır.
39. Öncelikle devletin kamunun huzuru ve güvenliğinin sağlanması
amacıyla yapacağı düzenleme ve uygulamalarda belli bir takdir alanına sahip
olduğunun kabulü gerekir. Bununla birlikte 5326 sayılı Kanun"un 32. maddesinde
yer alan "emre itaatsizlik"
kabahatinin barışçıl gösterilere dolaylı müdahale edilmesinde kullanılma riski
bulunduğu hatırda tutulmalıdır (Rıza Gökçen Erus, § 61; Dursun
Soydan ve diğerleri, § 55).
40. 5326 sayılı Kanun"un 32. maddesi uyarınca yetkili merciler
tarafından verilen emrin amacı kamu güvenliğinin, kamu düzeninin veya genel
sağlığın korunması olmalıdır. Emre aykırı davranışın cezalandırılabilmesi için
kanunda öngörülen kabahatin uygulanma koşullarının somut olayda bulunup
bulunmadığı ve kabahatin unsurlarının neler olması gerektiği meselesi Anayasa
Mahkemesinin ilgi alanının dışındadır. Buna karşılık yetkili mercinin verdiği emir ya da bu emre aykırı davranışın
cezalandırılması anayasal bir hakka müdahale oluşturursa bu müdahale, Anayasa
Mahkemesinin ilgi alanında olacaktır (Eğitim
ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 87).
41. Bir kimse sırf emre aykırı davranmış olması nedeniyle
cezalandırılmış ve Anayasa Mahkemesi temel hak ve özgürlüklere bir müdahalede
bulunulduğunu kabul etmiş ise Anayasa Mahkemesinin bundan sonra denetleyeceği
ilk husus emre aykırılık nedeniyle kamu düzeninin bozulup bozulmadığı, bozulma
tehlikesinin bulunup bulunmadığı ya da böyle bir tehlikenin ortaya çıkıp
çıkmadığı olacaktır (Eğitim ve Bilim
Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 88; Rıza Gökçen Erus, § 63; Dursun Soydan ve diğerleri, § 57).
42. Usulüne uygun olarak verilmiş bir emre aykırı davranışın
varlığı tek başına temel hak ve özgürlüklere müdahale için yeterli kabul
edilemez. Temel hakka müdahaleyi haklı kılan ve emrin amacı olan kamu
güvenliğinin, kamu düzeninin, genel sağlığın bozulduğunun veya bozulma
tehlikesinin bulunduğunun da kamu gücünü kullanan yetkili mercilerin
kararlarında (örneğin ceza tutanağını düzenleyen polis raporlarında veya derece
mahkemelerinin gerekçelerinde) gösterilmesi gerekir (Rıza Gökçen Erus ve diğerleri, §
64; Dilan Ögüz
Canan, §§ 51, 53; Dursun Soydan
ve diğerleri, § 57 ).
43. Öte yandan mevcut başvuruda olduğu gibi göstericilerin
şiddet eylemlerine karışmadıkları durumlarda kamu makamlarının toplantı ve
gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına belirli bir ölçüye kadar müsamaha göstermesi
beklenir (Eğitim ve Bilim Emekçileri
Sendikası ve diğerleri, § 81; Dursun
Soydan ve diğerleri, § 59; Dilan Ögüz Canan, § 55; Ömer Faruk Akyüz, § 70). Barışçıl bir gösteri veya basın
açıklaması nedeniyle -somut olayda olduğu gibi- ilke olarak cezai bir yaptırım
da uygulanmaması gerekir.
44. Somut olayda, polis tutanaklarında ve Hâkimlik kararında
başvurucuların yaptıkları basın açıklaması nedeniyle kamu düzeninin bozulduğuna
veya bozulma tehlikesi ortaya çıktığına (Eğitim
ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 93; Dursun Soydan ve diğerleri, § 60), yani
müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığına ilişkin somut olayla
bağlantılı bir gerekçe de belirtilmemiştir.
45. Anayasa"nın 34. maddesi, barışçıl toplantı ve gösteri
yürüyüşüne katılan kişilere kınanabilir bir olaya karışmadıkları sürece en
hafif kabul edilecek cezanın dahi uygulanmamasını teminat altına alır. Zira
barışçıl gösteriye katılanlar hakkında gösteri sonrasında idari para cezaları
verilmesi gibi yaptırımlar kişilerin haklarını kullanmalarında caydırıcı etkiye
neden olabilir (Rıza Gökçen Erus, § 55). Somut olayda başvurucular
hakkında uygulanan para cezalarının başvurucuların benzer toplantı veya
gösterilere katılmasında caydırıcı etki doğurabileceği kabul edilmelidir (Dursun Soydan ve diğerleri, § 63).
46. Dolayısıyla idari para cezası verilmesi nedeniyle
başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan
müdahalenin, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak
değerlendirilemeyeceği kanaatine ulaşılmıştır.
47. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 34. maddesinde güvence
altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine
karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun"un
50. Maddesi Yönünden
48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)
numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun
hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı
verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması
gerekenlere hükmedilir…
(2)
Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve
sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili
mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan
hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava
açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,
Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan
kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
49. 6216 sayılı Kanun"un 50. maddesinin uygulanmasına ilişkin
kabul edilen ilkeler için bkz. Mehmet Doğan
[GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60 kararı.
50. Başvurucular, ihlalin tespiti ile birlikte yeniden yargılama
talep etmişlerdir. Başvurucular ayrıca ayrı ayrı olmak üzere 10.000 TL manevi
tazminat talebinde bulunmuşlardır.
51. Başvuruculara verilen idari para cezası nedeniyle toplantı
ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Bu
nedenle ihlalin idarenin işleminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla
birlikte idari para cezasının iptali istemiyle açılan davanın reddedilmesi ve
dolayısıyla davada ihlalin giderilememesi nedeniyle ihlalin aynı zamanda
mahkeme kararından da kaynaklandığı görülmektedir.
52. Bu durumda toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının
ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında
hukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216
sayılı Kanun"un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve
sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu sebeple kararın bir
örneğinin yeniden yargılama yapılması kapsamında Niğde Sulh Ceza Hâkimliğine
gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Bu doğrultuda ihlal sonucuna uygun
olarak idari para cezasının iptali talebinin reddine ilişkin mahkeme kararının
ortadan kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilmesi gerekmektedir.
53. Yeniden yargılama yapılmasına hükmedildiğinden ayrıca
tazminata hükmedilmesine gerek görülmemiştir.
54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 479 TL harç ve 2.475 TL
vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.954 TL yargılama giderinin başvuruculara
müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal
edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve
gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının
ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak
üzere Niğde Sulh Ceza Hâkimliğine (2015/1253 Değişik İş ve 2015/1397 Değişik İş ) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuların diğer taleplerinin REDDİNE,
E. 479 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam
2.954 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine
ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,
ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine
kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
25/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.