
Esas No: 2016/13020
Karar No: 2016/13020
Karar Tarihi: 25/9/2019
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
METİN GÜNGÖR BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2016/13020) |
|
Karar Tarihi: 25/9/2019 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Engin
YILDIRIM |
Üyeler |
: |
Recep
KÖMÜRCÜ |
|
|
M.Emin KUZ |
|
|
Rıdvan GÜLEÇ |
|
|
Yıldız
SEFERİNOĞLU |
Raportör |
: |
Volkan
ÇAKMAK |
Başvurucu |
: |
Metin GÜNGÖR |
Vekili |
: |
Av. Murat
MECİT |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, müdahil olarak yer alınan davada iddiaların
karşılanmaması, makul sürede yargılama yapılmaması, temyiz isteminin
incelenmeksizin reddedilmesi ve açıkça hukuka aykırı karar verilmesi
nedenleriyle adil yargılanma hakkının; verilen iptal kararı sonucu yapılan
yatırımların karşılıksız kalması nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği
iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 21/7/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön
incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm
tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar
özetle şöyledir:
6. Başvurucu, Ankara"nın Çankaya ilçesi sınırları içinde bulunan
taşınmazın malikidir.
7. Taşınmazın bulunduğu alanda Ankara Büyükşehir Belediyesi
tarafından imar planı değişikliği yapılmıştır. Taşınmazın bulunduğu alan özel
eğitim alanı olarak belirlenmiş iken sağlık alanına dönüştürülmüştür.
8. Çankaya Belediyesi tarafından bu işlemin iptali istemiyle
Ankara 13. İdare Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde dava açılmıştır.
9. Mahkeme 17/8/2009 ve 22/10/2009 tarihli kararları ile dava
dilekçesinin reddine karar vermiştir. Ret gerekçesi istemin açık ve net olarak
ortaya konulamamasıdır.
10. Daha sonraki dilekçeyi usulüne uygun bulan Mahkeme 8/4/2010
tarihli kararı ile de başvurucunun davalı Büyükşehir Belediyesi yanında davaya
katılma talebini kabul etmiştir.
11. Mahkeme 20/1/2011 tarihli hükmüyle davayı reddetmiştir. Ret
gerekçesine değişikliği şehircilik ve planlama ilkelerine uygun olduğunu ifade
eden bilirkişi raporu esas alınmış ve işlemin imar mevzuatı açısından da hukuka
aykırılık taşımadığı belirtilmiştir.
12. Başvurucu, dava dilekçesinin iki kez reddedilmesinin hukuka
aykırı olduğunu, işin esasının hiç incelenmemesi gerektiğini belirterek bu
kararı gerekçe yönünden temyiz etmiştir. Davacı Çankaya Belediyesi de temyiz
isteminde bulunmuştur. Diğer davalı Büyükşehir Belediyesi ise temyiz isteminde
bulunmamıştır.
13. Danıştay Altıncı Dairesi 21/3/2012 tarihli kararı ile
başvurucunun istemini davaya yanında katıldığı davalı idare olmadan tek başına
temyiz isteminde bulunamayacağı gerekçesiyle incelenmeksizin reddetmiş, davacı
Çankaya Belediyesinin temyiz istemini ise esastan reddetmiştir.
14. Karar düzeltme aşamasında onama kararı kaldırılarak
Mahkemenin kararı 28/11/2013 tarihli hükümle eksik inceleme yapılarak karar
verildiği gerekçesiyle bozulmuştur.
15. Mahkeme bozma ilamına uyarak 20/11/2014 tarihli kararı ile
işlemi iptal etmiştir. Ret gerekçesinde bilirkişi raporuna dayanılarak değişikliğin
şehircilik ve planlama ilkeleriyle bağdaşmadığı, imar mevzuatı açısından da
hukuka uygun bulunmadığıbelirtilmiştir.
16. İptal hükmü davalı ve başvurucu tarafından temyiz edilmiş
ancak talep esastan reddedilerek hüküm Danıştay Altıncı Dairesinin 24/5/2016
tarihli kararıyla onanmıştır.
17. Başvurucu nihai hükmü 24/6/2016 tarihinde tebellüğ etmesinin
ardından 21/7/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
18. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu"nun 2. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"1. İdari dava türleri şunlardır:
...
b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel
hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam
yargı davaları "
B. Uluslararası Hukuk
19. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi"nin (Sözleşme) 6. maddesinin
(1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Herkes davasının, medeni hak ve
yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen
suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve
tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde
görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak,
demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına,
küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının
gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar
verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak
değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına
ve dinleyicilere kapatılabilir"
V. İNCELEME VE GEREKÇE
20. Mahkemenin 25/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mahkemeye Erişim
Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
21. Başvurucu; Danıştay Altıncı Dairesinin 21/3/2012 tarihli
kararı ile temyiz isteminin davaya yanında katıldığı davalı idare olmadan tek
başına temyiz isteminde bulunamayacağı gerekçesiyle incelenmeksizin
reddedildiğini belirterek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri
sürmüştür.
2. Değerlendirme
22. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8)
numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin
başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve
kararlar aleyhine yapılan bireysel başvurular Anayasa Mahkemesince
incelenebilir (Zafer Öztürk, B.
No: 2012/51, 25/12/2012, § 17).
23. Somut yargılama sürecinde erişim hakkının ihlal edildiği
iddiasına konu onama kararı 21/3/2012 tarihlidir. Yargılama sürecinin devamında
başvurucu bu istemini karar düzeltme aşamasında yenilememiş ve daha sonraki
süreçte bu konuya dair değerlendirme yapılmamıştır. Bir başka ifadeyle ihlal
iddiasına konu kararın zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle incelenmesi mümkün
değildir.
24. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul
edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez
olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Adil Yargılanma Hakkına İlişkin Diğer İhlal
İddiaları
25. Başvurucu, uyuşmazlığın davacı ya da davalı sıfatıyla tarafı
olmayıp yargılama sürecine davalı yanında ferî müdahil sıfatıyla katılmıştır.
İlgili kişilerin davaya katılımının sağlanmasının; gerekçeli karar hakkı,
silahların eşitliği ilkesi, savunma hakkı gibi güvencelerle örtüşen, bu
güvencelerin gerçekleşmesini sağlayan bir gereklilik olduğu izahtan varestedir.
Yargılama sürecine dair güvencelerin ihlalinin müdahili de etkileyeceği dikkate
alındığında müdahilin, adil yargılanma hakkının sürece dair diğer
güvencelerinden faydalandırılmayacağı veya bu güvencelere ilişkin şikâyette
bulunamayacağı söylenemez. Aksi yaklaşımın sonuca etkili iddialarda
bulunulabilmesi, savunma yapılabilmesi, delil ileri sürülebilmesi adına
sağlanan mahkemeye erişimin etkinliğini zedeleyeceği, anlamsız ve içerikten
yoksun kılacağı ve bunun yanında bireysel başvurunun temel hak ve özgürlüklerin
korunması amacıyla da bağdaşmayacağı açıktır (benzer değerlendirmeler için bkz.
Cengiz İnş.san.ve Tic.A.Ş.
ve Mirax Tur.İnş.Tic.A.Ş.
[GK],B.No:
2015/7846, 26/6/2019, § § 29,36).
Bu belirlemeler ışığında davanın sonucundan etkileneceği öngörülerek yargılama
sürecine müdahil olarak dâhil edilen başvurucunun, adil yargılanma hakkının
sürece dair diğer güvencelerine yönelik ihlal iddiaları bakımından mağdur
statüsünün bulunduğu, kişi bakımından yetki koşulunu sağladığı sonucuna
ulaşıldığından diğer ihlal iddialarının değerlendirilmesine geçilmiştir.
1.Makul Sürede Yargılanma Hakkına İlişkin İhlal
İddiası
a. Başvurucunun İddiaları
26. Başvurucu, yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını ileri
sürmektedir.
b. Değerlendirme
27. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)
kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya
da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği
iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara
ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin
yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama
kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini
tartışmıştır.
28. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru
yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması
nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına
makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı vetazminat
ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi
olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama
imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler
doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal
iddialarıyla ilgilibaşarı şansı sunma ve yeterli
giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu
tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil
niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş
olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).
29. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren
bir durum bulunmamaktadır.
30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul
edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez
olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine
İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
31. Başvurucu; işin esasına girilmemesi gerektiği, davanın
ehliyet ve süre aşımı yönünden usulsüz olduğu, planda hukuka aykırılık bulunmadığı
gibi iddialarının doyurucu bir biçimde karşılanmadığını belirterek gerekçeli
karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
b. Değerlendirme
32. Anayasa"nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin adil
yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından
açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa"nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine
ilişkin gerekçede, Türkiye"nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de
güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği
vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme"nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki
hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da
dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) birçok kararında
vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil
yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul
edilmesi gerekir (Abdullah Topçu,
B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).
33. Anayasa"nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli
olarak yazılır” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma
yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa
kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde
bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,
§ 76).
34. Gerekçeli karar hakkı ile, kişilerin adil bir şekilde
yargılanmalarının sağlanması amaçlanmaktadır. Mahkemeler, kararlarını hangi
temele dayandırdıklarını yeterince açık olarak belirtme yükümlülüğü altındadır.
Bu yükümlülük tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddiaların
kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri vedemokratik
bir toplumda onlar adına verilen yargı kararlarının sebeplerinin toplum
tarafından öğrenilmesinin sağlanması için de gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No:
2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
35. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen
her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı olarak yanıt
verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine
sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,
§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan
anlaşılmalıdır.
36. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği
davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut
bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucunu etkilemesi,
başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde
davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile
yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve
diğerleri, § 35).
37. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu
kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve
yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul
veya esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden
olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri,
§ 39).
38. Mahkemenin gerekçesini oluştururken dayandığı olgu ve
delillerin takdiri Anayasa Mahkemesinin yetki alanı dışındadır. Yargılama
sürecine bir bütün olarak bakıldığında mahkemenin plan değişikliğine dair
bilirkişi incelemesi yaptırdığı ve uyuşmazlığı şehircilik ve planlama ilkeleri
ile mevzuat çerçevesinde yorumlayarak iptale hükmettiği görülmektedir.
39. Bu durumda yapılan yargılama sonunda hükme ulaşılması için
yeterli gerekçe bulunduğu, başvurucunun esasa etkili iddialarının karşılandığı,
karar düzeltme aşamasında değerlendirme konusu hüküm ve gerekçesinin uygun
bulunduğu dikkate alındığında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal
olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.
40. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul
edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez
olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin
İddia
1. Başvurucunun İddiaları
41. Başvurucu, iptal kararı nedeniyle taşınmazını gerektiği gibi
kullanamadığını, düşünülen sağlık merkezi projelerin gerçekleşmediğini, yapılan
yatırımların karşılıksız kaldığını ve bu nedenle zarara uğradığını belirterek
mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
42. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse,
önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri, B. No:
2013/1178, 5/11/2015, §§ 49-54). Bu nedenle öncelikle başvurucunun Anayasa"nın
35. maddesi uyarınca korunması gereken mülkiyete ilişkin bir menfaatinin olup
olmadığı noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü, B. No: 2013/382, 16/4/2013, §
26; İhsan Vurucuoğlu,
B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31).
43. Anayasa"nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet
hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal
varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).
Mülkiyet hakkı, özel hukukta veya idari yargıda kabul edilen mülkiyet hakkı
kavramlarından farklı bir anlam ve kapsama sahip olup bu alanlarda kabul edilen
mülkiyet hakkı, yasal düzenlemeler ile yargı içtihatlarından bağımsız olarak
özerk bir yorum ile ele alınmalıdır (Hüseyin
Remzi Polge, B. No: 2013/2166, 25/6/2015,
§ 31; Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri,
§ 51).
44. Başvuru konusu olayda, yargı kararı ile imar planı
değişikliği işleminin iptal edilmesi nedeniyle zarara uğranıldığı iddia
edilmiştir.
45. Somut olayda başvurucunun imar planı değişikliğine güvenerek
çeşitli proje çalışmalarını girip harcamada bulunduğu, yapılan masrafların
ekonomik bir değerinin olduğu ve bu ekonomik değerin mülkiyet hakkı kapsamında
değerlendirilmesi gerektiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
46. Anayasa"nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı
Kanun"un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesine
bireysel başvuruda bulunmak için ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya
eylem için idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması
gerekir.
47. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının
uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde ortaya
çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine
başvurulmalıdır. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir
kanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle
genel yargı mercilerinde olağan kanun yolları ile çözüme kavuşturulması
esastır. İddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetim mekanizması içinde
giderilememesi durumunda bireysel başvuru yoluna başvurulabilir (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §§
17, 18).
48. Somut olayda başvurucu, imar planı değişikliği işleminin
Çankaya Belediyesi tarafından açılan dava sonucu iptal edilmesi ile sonuçlanan
ve müdahil olarak yer aldığı yargılama sürecini temel alarak mülkiyet hakkının
ihlali iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur.
49. Anayasa"nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına
sahiptir" denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye
bağlanmıştır. Bu maddede bir temel hak olarak güvence altına alınmış olan
mülkiyet hakkının gerçekten ve etkili bir şekilde korunabilmesi yalnızca
devletin müdahaleden kaçınmasına bağlı değildir. Anayasa"nın 5. ve 35.
maddeleri uyarınca devletin mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin pozitif
yükümlülükleri de bulunmaktadır. Bu pozitif yükümlülükler, kimi durumlarda özel
kişiler arasındaki uyuşmazlıklar da dâhil olmak üzere mülkiyet hakkının
korunması için belirli tedbirlerin alınmasını gerektirmektedir (Eyyüp Boynukara, B.
No: 2013/7842, 17/2/2016, §§ 39-41). Devletin pozitif yükümlülükleri, mülkiyet
hakkına yapılan müdahalelere karşı usule ilişkin güvenceleri sağlayan yargısal
yolları da içeren etkili hukuksal bir çerçeve oluşturma ve oluşturulan bu
hukuksal çerçeve kapsamında yargısal ve idari makamların bireylerin özel
kişilerle olan uyuşmazlıklarında etkili ve adil bir karar vermesini temin etme
sorumluluklarını da içermektedir (Selahattin
Turan, B. No: 2014/11410, 22/6/2017, § 41).
50. Somut olayda zarara uğranıldığı ve mülkiyet hakkının ihlal
edildiği iddiası; Ankara Büyükşehir Belediyesince yapılan imar planı
değişikliği işleminin yargı kararı ile hukuka aykırılığı ortaya konularak
geçersiz hâle gelmesinden, bir başka ifadeyle ilgili idarenin hukuka aykırı
işleminden doğmaktadır. Öz olarak başvurucu, idarenin hukuka aykırı işlemine
(imar planı değişikliğine) güvenerek yaptığı masraf nedeniyle zarara uğradığını
ileri sürmektedir.
51. ""İlgili hukuk"" kısmında yapılan alıntılardan da
anlaşıldığı üzere pozitif hukukumuzun idarenin hukuka aykırı işlem ve eylemleri
nedeniyle uğranılan zararın tazmini için etkin hukuki yolları temin ettiği açıktır.Bu bağlamda başvurucunun mülkiyet hakkının etkin
şekilde korunması bakımından yargı kararıyla hukuka aykırı olarak tesis
edildiği saptanan imar planı değişikliği işlemini yapan idareye karşı,
masrafların karşılıksız kalması gibi nedenlerle uğradığını ileri sürdüğü zarar
için tazminat davası açarak idare
hukuku araçlarından yararlanması mümkündür.
52. Buna karşılık başvurucu bu yargısal yola başvurduğuna dair
herhangi bir somut bilgi veya belge sunamamıştır. Başvurucu mülkiyet hakkının
ihlal edildiği iddiasında bulunduğu bu başvuruyu, imar planı değişikliği
işleminin iptali için üçüncü kişi tarafından açılan davaya ilişkin süreci temel
alarak gerçekleştirmiştir. Bu durumda mülkiyet hakkının korunması bağlamında
hukuk sisteminde mevcut etkili hak arama yollarının tüketildiğinin kabulü
mümkün değildir.
53. Açıklanan gerekçelerle mülkiyet hakkının ihlal edildiği
iddiasının yetkili derece mahkemeleri önünde tanınan başvuru yolları tüketilmeden
bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer
kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemiş olması
nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
iddianın zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle
KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin
iddianın başvuru yollarını tüketilmemesi
nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle
KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarını tüketilmemesi nedeniyle
KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
25/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.