21. Hukuk Dairesi 2019/1317 E. , 2019/7602 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ: Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
A)Davacı İstemi; Davacının, davalıya ait işyerinde 29/10/1996 tarihinden itibaren kesintisiz olarak çalıştığını ancak 04/05/2012 tarihinden önceki çalışmalarının Kuruma bildirilmediğini ileri sürerek 29/10/1996-04/05/2012 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
B)Davalıların Cevapları;Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Tespiti istenilen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde dava açılması gerektiğini, davacının talep ettiği sürelerin hak düşürücü süreye uğradığını, bu kadar uzun süre sigortasız çalışmanın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Fer"i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının çalışma olgusunu hiç bir kuşku ve duraksamaya meydan vermeyecek şekilde ispatlanmasının gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
C)İlk Derece Mahkemesi Kararı;Dinlenen tanıkların ve dosyadaki delillerin fiili çalışma iddiasını doğruladığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 29/10/1996-04/05/2012 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığının tespitine karar vermiştir.
D)Bölge Adliye Mahkemesi Kararı;Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu; davacının çalışmasının kesintisiz olması ve çalışmanın sona erdiği tarih ile davanın açılış tarihi gözetildiğinde, dava konusu edilen dönem yönünden hak düşürücü sürenin geçmemiş bulunması, uyuşmazlık konusu dönemde davacı ile birlikte aynı işyerinde çalıştığı kayıt altına alınmış dönem bordrosu tanıklarının, davacının dava konusu dönem dahil kesintisiz olarak çalıştığını doğrulaması, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ilk derece mahkemesi gerekçesi hep birlikte değerlendirildiğinde, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından” mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı ile fer"i müdahil Kurumun İstinaf başvurusunun Esastan Reddine karar verilmiştir.
E) Temyiz Nedenleri, Davalı vekili; istinaf başvuru gerekçelerini tekrarlayarak mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.Feri Müd Kurum Vekili; salt tanık anlatımlarına dayanılarak karar verilmesinin yerinde olmadığını, davanın kamusal niteliği gereği re"sen araştırma yapılması gerektiğini, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe;Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa"nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa"nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay"ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16/9/1999 gün 1999/21-510-527, 30/6/1999 gün 1999/21-549-555- 3/11/2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı adına davalı işveren tarafından 04/05/2012 tarihinden başlayan 2016/11 dönemine kadar devam eden hizmetinin Kuruma bildirildiği, tespiti istenen dönemde davacının başka işyerinden çalışmasının bulunmadığı, davacı, davalı ve bir kısım bodro tanığı beyanının alındığı, işyeri dönem bordrolarının gönderildiği, komşu işyeri araştırılması yapılmadığı, bir kısım bodro tanığı davacının 2006 yılından bu yana çalışırken gördüğü yaz aylarında iki buçuk ay ara verildiği beyan ettikleri, tanık beyanlarının çelişkili olduğu, eylemli çalışma olgusunun yeterli ve gerekli bir araştırmayla sağlıklı bir biçimde belirlenmeden karar verildiği anlaşılmaktadır.Somut olayda, çelişkili tanık beyanlarına itibar edilmekle eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verilmesi hatalı olmuştur.Yapılacak iş, celbedilmiş olan ihtilaflı dönem bordrolardan tespit edilecek başkaca bordro tanıklarının beyanlarına başvurmak,davalı işyerinden alışveriş yapan kişi yada işyerleri ile Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek davacının ihtilaflı dönemde fiili ve kesintisiz bir çalışmasının olup olmadığı hususunda yöntemince beyanlarını almak, komşu işyeri tanıklarının ihtilaflı dönemlerde çalışıp çalışmadığının denetlenebilmesi için hizmet cetvelleri ile işyeri sahiplerinin vergi kayıtlarını istemek, davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği de nazara alınıp gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın hatalı değerlendirme ve eksik inceleme ve araştırma neticesi yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.O halde, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Bölge Adliye Mahkemesi"nce hatalı değerlendirme sonucu davalı vekili ile Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebepten dolayı ortadan KALDIRILMASI, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK"nun 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 09/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.